<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-4054402931527571137</id><updated>2012-01-23T19:54:27.082+02:00</updated><category term='MOTORLA MALATYA VE ÇEVRESİ'/><category term='NEMRUT YOLU'/><category term='TAYLAND'/><category term='CEYLANPINAR'/><category term='SAVAŞAN KÖYÜ'/><category term='AKÇAKALE YOLU VE KÖY DÜĞÜNÜ'/><category term='Urfa-Adıyaman-Malatya-Bismil-Elazığ-Ergani-Siverek-Urfa'/><category term='SARIKAMIŞ-KARS-ANİ HARABELERİ-ÇILDIR GÖLÜ'/><category term='KIBRIS'/><category term='Sıra gecesi'/><category term='MİNİK MALATYA İZLENİMLERİ'/><category term='URFA - HALFETİ'/><category term='MARDİN - DARA'/><category term='ELAZIĞ'/><category term='MOTORLA BEYDAĞI'/><category term='MOTORLA SURİYE - ÜRDÜN'/><category term='NEMRUT GÖLÜ'/><category term='Toplam 1360 km'/><category term='ROMANYA'/><category term='Gaziantep'/><category term='İĞNEADA'/><category term='ADANA'/><category term='MERSİN'/><category term='ĞURZ'/><category term='DOĞU EKSPRESİ'/><category term='HARRAN - GÖBEKLİTEPE'/><category term='ANAMUR'/><category term='saroz kömür limanı'/><category term='YUNANİSTAN'/><category term='MALATYA YOLU'/><category term='ERZİNCAN KEMALİYE-DOĞA SPORLARI ŞENLİĞİ'/><category term='NEMRUT'/><title type='text'>Yanık ayak Gökhan Uçar</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://gokhanucar.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4054402931527571137/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gokhanucar.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Gökhan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15093015642067109197</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='20' src='http://bp2.blogger.com/__6mFbGJz32E/SDnOPs5dwoI/AAAAAAAABxM/eB3kobdHNQ8/S220/IMG_0325.JPG'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>29</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4054402931527571137.post-3511781155799671084</id><published>2011-09-15T20:50:00.009+03:00</published><updated>2011-12-24T11:43:20.196+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='TAYLAND'/><title type='text'>TAYLAND</title><content type='html'>&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;TAYLAND&lt;br /&gt;(Mart 2011)&lt;br /&gt;Özelde çalışmaya başladığımdanı beri uzun soluklu tatiller mazide kaldı. Sadece hafta sonları Cuma akşamını da birleştirip iki üç günlüğüne kaçabildiğim geziler yapabildim. Gezilerin sayıları artttı ama süreleri azaldı; üzerine yoğun çalışmanın getirdiği zorluklar ve zamansızlık da hayatıma eklendi. Bu nedenle gezip gördüklerimi paylaşacak aklıselim vakit bulmakta zorlanıyorum. İçim cız etmiyor, kendimi suçlu hissetmiyor değilim. Daha anlatacak çok şeyim olsa da ben sondan başlayayım dedim. Buyurun size Tayland:&lt;br /&gt;Kalan bir haftalık tatilimi kış vakti sıcak memleketlerde yapmaya karar vermiştim. Aralık ayı gibi nereye gitsem diye düşünürken aklımda Hindistan, Tayland ve Filipinler vardı. Nitekim yalnız çıkacağım bu yolculukta biraz da eğlence fena olmaz diye düşünüp Tayland’ı seçtim.&lt;br /&gt;Uçak biletimi iki ay önceden almıştım. Cuma akşamı işten biraz erken çıkıp kalkışa üç saat kala check-in için kontuara gittim. Erken gelmenin verdiği rahatlıkla pasaportumu uzatıp “Cam kenarı olsun lütfen” dedim. İşlem uzadıkça uzadı. Ters gidenin ne olduğunu sorunca görevli uçakta yer olmadığını söyledi. Etrafıma baktım benden başka sırada kimse yok, üç saat önce gelmişim, biletimi iki ay önce almışım ve üç yüz kişilik uçakta yer yok. Pek inandırıcı gelmedi doğrusu. Dediğine göre diğer bütün yolcular check-in işlemlerini yapmış. İlerideki kafede biraz beklememi istedi.&lt;br /&gt;Neden sonra bir görevli gelip altı saat sonraki uçakla sizi Hong Kong’a gönderelim yanınıza da mağduriyet parası 200 Avro veririz dedi. Kabul etmedim çünkü Bangkok’ta beni Phuket’e götürecek uçağa biletim vardı. “O zaman bekleyeceğiz yer açılırsa bakarız” filan dediler. THY gibi bir firmada nasıl olabilir böyle bir şey diye itiraz etsem de bunun normal olduğunu sadece THY’nin değil bütün uçak şirketlerinin %10 fazla bilet satışı yaptıklarını söylediler. Daha sonra Phi Phi adasında tanıştığım hava kontrolörü John’da bunun doğru olduğunu teyit etti.&lt;br /&gt;Yaklaşık bir buçuk saatlik beklemeden sonra görevlilerden biri gelip biletimi verdi. Diğer yolculardan biri tekliflerini kabul etmiş. Bileti alıp hemen İş bankasının Lounge’ına gittim. Kendime Bailey’s çakması likörlerden hazırladım.&lt;br /&gt;Uçakta orta sıranın ortasında daracık bir koltuğa denk geldim. Kolum bacağım yandaki abilerle daimi temas halindeydi. Zaten bir süre sonra yurt arkadaşları gibi kanka olmuştuk. Çantamda rahat uyuyabilmek için kulak tıkacı ve güneş gözlüğü vardı ama gerek kalmadı. Herkese beyaz bir çanta dağıttılar. İçinde çorap (ayakkabıları çıkarınca çoraplar kirlenmesin diye), kulak tıkacı, uyku gözlükleri, pamuk, diş fırçası ve diş macunu vardı. Takdir ettim. Uçaktan ayrılırken görmemişlik edip yandakinin kullanmadığı çantasını da aldım, belki lazım olur.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/5rwWfgUffgpEE1tNsYSmAQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="https://lh4.googleusercontent.com/__6mFbGJz32E/TZyI_YBelJI/AAAAAAAAIUI/aZQ3VLGiQuw/s400/P1010005.JPG" width="300" height="400" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Yemeğin yanında kırmızı şarap içip “Due Date” isimli komedi filmini ikinci kez izledim. Yine çok güldüm. Bir ara herkes uyurken fazla sesli güldüğümü fark edip utandım. Gece bir türlü uyuyamadım. Bir ara etrafımı horultu sesleri ile birlikte gevşeyen sfinkterlerden yayılan yellenme kokuları sardı, daracık koltukta boğulacağımı sandım.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/WcT7ZyzMxA01vz7QQC-AVw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="https://lh3.googleusercontent.com/__6mFbGJz32E/TZyJA7_3VpI/AAAAAAAAIUM/QIo0J4NKbis/s400/P1010010.JPG" width="300" height="400" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Sonuçta akşam 20:00’de binip sabah 09:00’da sonlanan konforsuz bir yolculuk bir uçak yolculuğu yaptım. Tabi aslında saat farkından dolayı uçuş 13 değil 8 saat sürdü. Aramızda 5 saat fark var, Tayland 5 saat erken uyanıyor.&lt;br /&gt;İner inmez ilk işim tuvalet aramak oldu. Akşamki menü pek yaramamış olsa gere üzerinize afiyet cır cır olmuşum. Kendimi tuvalete zor attım.&lt;br /&gt;Tayland’da tuvaletlerde klozete monte su borusu yok ama klozetin kenarında tazyikli su püskürten hortumlu küçük duş başlıkları var. Ufak bir ayrıntı olsa da taharetlenirken dübür nahiyesine tazyikli su değmeden huzura eremeyen Türk insanları için hoş bir sürpriz.&lt;br /&gt;On beş yıllık emektar sırt çantamın sürekli gevşeyen bağlarını sıkıp Phuket uçağı için check –in yaptım. Sırt çantasını uçağa gönderip kalan iki saatte havaalanında dolandım.&lt;br /&gt;Bangkok’a altı yıl önce yine gelmiştim. O zamandan bu yana Havaalanı yenilenmiş ve güzelleşmiş. Ülkeye zengin bir hava katmış. Hafta sonu olduğundan mı bilmem her yer çok kalabalıktı.&lt;br /&gt;İkinci kata restaurantların bulunduğu alana gidip, ülke dışında olmanın keyfini çıkardım. Yürüdükçe yanımdan geçen vitrinlerde neler olduğunu anlamaya çalıştım. Çoğu Türk’ün sevmediği o Tayland kokusunu çektim içime. Koku bu katta haliyle daha fazla çünkü aslen yemeklerde kullanılan Hindistan cevizi yağı ve baharattan kaynaklanıyor.&lt;br /&gt;Marketten birkaç kutu soğuk neskafe aldım. Bizde 3-3.5 TL’ye satılan bu mereti çok sevmeme rağmen Türkiye’de pahalı diye almak istemiyorum. Neyse ki burada tanesi 1,25’e geliyor.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/IqXwt_ASOOmx8faxP6XLMg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="https://lh6.googleusercontent.com/__6mFbGJz32E/TZyJCz3SilI/AAAAAAAAIUQ/brlI978YMYQ/s400/P1010014.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;İlk Tayland seyahatimden hatırladığım bir şey var: Havaalanından çıkışa ilerlerken “Mont filan getirmedim, acaba üşür müyüm?” diye saçma bir düşünceye kapılmıştım. Ne zaman ki “exit” yazısından açık havaya adım atmıştım ki, insanın üzerine oturan basık ve nemli bir sıcak üzerime çökmüş anında terlemeye başlamıştım. Bunu yine denedim; yine oldu.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/dFzckhXgMWjImY_ZdvBLlg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="https://lh4.googleusercontent.com/__6mFbGJz32E/TZyJD4WIREI/AAAAAAAAIUU/mJiA-St9nu8/s400/P1010015.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Tayland’lıları bu modern havaalanı için kutlamak lazım. Atatürk Havalimanı’ndan iki katı daha büyük neredeyse, hem iç hem dış görünümü etkileyici.&lt;br /&gt;Öğlen vakti Phuket uçağına bindim. Bir saat sonra adaya ulaştım. Denizden yaklaşan uçak kumsalın 10-20 metre üzerine kadar alçalarak piste indi.&lt;br /&gt;Phuket Havaalanı’ nda kapıdan çıkar çıkmaz her yöne giden dolmuşlara bilet satan acenteleri görüyorsunuz. On dakika sonra kalkacağını söyledikleri birinden Patong’a gitmek üzere 150 Baht’a bilet aldım. Yabancı dil bilmeyen şoför yol üzerinde başka bir acentede durarak yolcuların inecekleri otelleri not etti. Bu arada diğer görevliler de yolculara muhtelif tur paketleri satma telaşındaydı. Neyse ki istemiyorum deyince fazla ısrar etmiyorlar.&lt;br /&gt;Türkiye’deyken Booking.com’dan Patong otellerine göz atmış ve PL Guesthouse’u gözüme kestirmiştim. Patong aksiyonunun göbeğinde uygun fiyatlı ve temiz bir oteldi. Minibüsten inip doğru oraya gittim. Burada ücretler kişi değil odabaşına belirleniyor. İkiz yataklı kocaman oda için 1200 den başlayan pazarlık 800’de sonlandı (1 TL=20 Baht).&lt;br /&gt;Duştan sonra uykusuzluğa dayanamayıp yatağın bir kenarında sızmışım.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/bopkwWcO7KJP9lctcsWWVw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="https://lh3.googleusercontent.com/__6mFbGJz32E/TZyJFu0cn_I/AAAAAAAAIUY/RcBY957iAbo/s400/P1010016.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Akşam kalkıp trafiğe kapalı meşhur barlar sokağına yürüdüm. Adından da anlaşılacağı üzere bilumum bar ve diskonun olduğu gürültü bir caddeydi. Aralarda ayaküstü atıştırmalık ıvır zıvırın ve işporta dandik malların satıldığı dükkânlar vardı.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/drgokhanucar/TAYLAND?feat=embedwebsite#5592495639290305490"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="https://lh5.googleusercontent.com/__6mFbGJz32E/TZyJJ1PR29I/AAAAAAAAIUg/sHqPOqRFms0/s400/P1010023.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/wq2ryjqXSfrmJkU1ZqXQmA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="https://lh5.googleusercontent.com/__6mFbGJz32E/TZyJHjk2-DI/AAAAAAAAIUc/HbzL4EOkSjI/s400/P1010022.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Girişimci Türk kardeşlerimiz de burada dondurmacı tezgahı açmışlar. Bence tezgahın önüne inek çanları asıp arada bunlara dondurma küreğiyle vurarak “Gieeel!!” diye bağırsalar daha çok ilgi çekerlerdi. Bu düşüncemi onlarla da paylaştım. Belli ki onlar da buraların rehavetine alışmış.&lt;br /&gt;Dolanırken bir yandan da yarın çevre adalarda gezinmek için tur bakındım. Dokuz adaya uğrayan James Bond Adası turunu beğendim. Kaldığım otel yakınındaki tur acentesi pazarlık sonrasında turu 1000 Baht’a bıraktı. Merkeze gittikçe aynı turun fiyatı 3000’e ulaşmıştı. Üstelik pazarlık falan deyince de teklifim ayıpmış gibi tepki gösterdiler. Sanki ben bayılıyorum her şey için pazarlık yapmaya. Ülke böyle ben ne yapayım? Dönüp ilk sorduğum yerden aldım.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/qxo8Ztgk2conAa0xpvwWdw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="https://lh4.googleusercontent.com/__6mFbGJz32E/TZyJLoZ9CkI/AAAAAAAAIUk/D1QOt1GUynY/s400/P1010024.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Yukarıdaki resimde de görüldüğü gibi envai çeşit tur var. Ada turları, fil safarisi, kano macerası, yılan şovu, timsah bişeyi, tay boksu falan filan; seç beğen. Broşürlerin üzerindeki fiyatlar sattıkları fiyatın iki katından daha fazla.&lt;br /&gt;Baktım çevrede en ucuz satış yapan bu kız Phi Phi Adası biletimi de 300 Baht’a ondan aldım. Adada diğer arkadaşlar aynı tekne için 500-600 Baht ödemişler.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/KqQoKTWSSczJv0m90jMf2A?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="https://lh5.googleusercontent.com/__6mFbGJz32E/TZyJM3xRXJI/AAAAAAAAIUo/532_J2vzA1s/s400/P1010025.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Uykum açılınca karnım da acıkmaya başladı. Cadde üzerinde bir yere oturup karnımı doyurdum. Bira (Singha) ve karidesli noddle’a 200 ödedim.&lt;br /&gt;Bu rakamlar aslında Tayland için çok pahalıydı. Hoş bunda bulunduğum bölgenin turistik bir yer olması da etkili. Altı yıl önce 100 dolara 4000 Baht alınabilirken şimdi bu 3000 Baht’a gerilemiş. Baht hem değer kazanmış hem de fiyatlar artmış. O yüzden daha önceki seyahatten aklımda kalan çok ucuz ülke imajı daha ilk günden silinmiş oldu. Yine de haksızlık etmeyelim, hala Türkiye’den daha ucuz.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/LlTu8QYUaV-n-q1EtX6Xcg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="https://lh4.googleusercontent.com/__6mFbGJz32E/TZyJQIzHNyI/AAAAAAAAIUw/B_vWFWnXnu4/s400/P1010032.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Merkezde tek çok katlı alışveriş merkezi olan Jungceylon’a gittim. Güneş gözlüğüm yoktu, işe yarar bir şeyler alırım nasılsa ucuzdur diye düşündüm. Birkaç mağaza ve seyyar gezdim ama fiyatlar bizdekinden farklı değildi.&lt;br /&gt;Alt kattaki Karfur’a girip mağazayı gezdim. Raflardaki “şey”lerin ne olduğunu anlamamak bana büyük keyif verdi. Erkek kozmetik reyonundan duş jeli, parfüm, krem ve deodorant aldım. Adidas marka duş jeli bizim parayla 1-1.5 TL gibi bir şeydi.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/59aQWt92jZVkRZSEAaGTSQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="https://lh6.googleusercontent.com/__6mFbGJz32E/TZyJRwJOAhI/AAAAAAAAIU0/BfsbWMzCr_I/s400/P1010033.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/1KVL2BFw9oCaooM2WlLGCQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="https://lh5.googleusercontent.com/-0eGVl7BXoQQ/TZyJTlEeg4I/AAAAAAAAIU4/Km_p-y5F_Pc/s400/P1010035.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Aarka kapısından çıkıp dolanarak otele dönüş yoluna geçtim. Caddeler motosikletle doluydu. Köşe başlarından birinde yukarıdaki benzinliği gördüm. İçine bir kişinin girebileceği barakanın çevresine sıralanmış şişelerde “demo” benzinler vardı.&lt;br /&gt;Yol üzerinde onlarca masaj salonuyla doluyduı. Yürürken daimi olarak bir yerlerden “Masaaaj, masaaaj” diyen kız sesleri geliyor. Yanlarında geçerken de sürekli “ Yok istemem” hareketi yapmak gerekiyor. Daha dolmuştan indiğimden beri otelin yanındaki salonlardan birindeki orta yaşlı kadın önüme atlayıp kolumdan tutuyor beni içeri çekmeye çalışıyordu. Her geçişimde ben ondan kaçıyorum o da beni şakasına kovalıyordu. Elimdeki torbaları odaya bırakıp geri dönerken aynısı yine oldu. “Eh tamam o zaman çok ısrar ettin deyip” içeri girdim. Üst kata çıktık. Birbirinden ince suntayla ayrılmış paravanlardan birine girdik. Sünger yatak kullanmaktan iyice incelmiş, yastık renk değiştirmişti. Neyse ki üstlerine havlu serip öyle kullanıyorlardı. Hoş havlunun da kim bilir nerelerde kullanıldığını bilemiyorsunuz. Neyse ki hijyen delisi değilim.&lt;br /&gt;Benim yarım kadar olan orta yaşlı kadın ayaklardan başlayıp başa kadar tüm vücuda masaj yaptı. Sonlara doğru uyguladığı gerdirme pozisyonu şöyleydi. Ben ayaklarımı düz uzatmış oturuyorum, kadında kollarımı arkamdan kilitlemiş tüm ağırlığı ile sırtıma bastırıp üzerime abanıyor. Bu benzeri değişik gerdirme hareketleri nihayetinde rahatlamam gereken masaj biraz işkenceye dönüştü. Bir saat sonra masaj sona erdi ve kadın finiş dedikten sonra beni yüz üstü çevirip mahrem bölgemi işaret ederek “Do you want massage here darling?” diye sordu (Türkçe meali: Buraya da masaj ister misin kocacım?). “No thanks” dedim (Türkçe meali: Yok almayayım). Yemin ederim. Tahmin edersiniz ki cadde üzerinde sıralanmış bu masaj salonlarında “her türlü masaj” yapılıyor. Yok ben sadece masaj istiyorum derseniz o da mümkün, ucuz ve güzel.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/gsMe65hRDPYEcmKyIDNOkQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="https://lh4.googleusercontent.com/__6mFbGJz32E/TZyJVQxmwcI/AAAAAAAAIU8/_m83JL0apq8/s400/P1010036.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Gece yarısına yaklaşırken trafiğe kapalı sağlı sollu barlar, diskolar, hayat kadınları ve kadın görünümlü hayat adamları ile dolu sokağa daldım. Yalnız yürüyen erkek gören hayat insanları sizi metrelerce uzaktan görüp etki alanına sokmaya çalışıyor. Neyse ki elle taciz etmiyorlar. İstemem deyip geçiyorsunuz.&lt;br /&gt;Sadece sokak değil barlar da yarı çıplak Thai kızlarla dolu. Kimi dans ediyor kimi Amerikan barda oturmuş etrafa işveler atıyor.&lt;br /&gt;Masajda kadının önerdiği en büyük diskoya girdim. Yaşlı yabancı erkeklerle genç eskortlarının yoğunlukta olduğu yürürken bütün yalnız kadınların sizi süzdüğü bir yerdi. Bira alıp etrafı seyrettim. Arap erkek gruplarının çokluğu dikkatimi çekti. Ülkelerinde bulamadıklarını burada doyasıya yaşamaya gelmişlerdi sanırım. İçlerinden bir grup fazla alkolden kendini iyice bozup striptiz yapılan metal borulara sarılıp dans etmeye başladı. Böylece ilk defa striptiz pistinde kıllı göbekli sarhoş Arapları da seyretmiş oldum. Pek ilgimi çekmediğimden caddenin karşısında ender giriş ücreti (100 Baht) alan yerlerden Rock City’ye gittim.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/lF3UW0cK7VkNg0Bx6VyrfQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="https://lh5.googleusercontent.com/__6mFbGJz32E/TZyJXqfu8JI/AAAAAAAAIVA/xOvVoTD_RBM/s400/P1010041.JPG" width="300" height="400" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Davulcu hep aynı kalsa da her gece üç ayrı grup çıkıyor. İlk grup karışık bir şeyler söyledi. Güzel çalıyorlardı. Uzun saçlı paspal görünümlü çekik gözlü ağabeylerin hard rock hatta heavy metal söylemesi tuhaf geldi bana.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/_ZX2APkkkJJ84X2F1rG-1A?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="https://lh6.googleusercontent.com/__6mFbGJz32E/TZyJYxCy5bI/AAAAAAAAIVE/heRIB1GdIJc/s400/P1010049.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Kalkacaktım ki bir sonraki grubun tüm gece AC/DC çalacağı anonsu geldi. Daha önce hayatımda AC/DC çalan hiçbir grup dinlemedim. Nedeni basit: Solistlerinin cırtlak sesini adem elmasını ikiye yarmadan çıkarabilecek babayiğit yok da ondan. Meraklanıp bekledim. Grup beş kişi, vokal yabancıydı, Amerikalı olabilir, diğerleri Tay. Gitarcı Tay Abi aynı Angus gibi (AC/DC’nin gitarcısı) ceket altına şort ve spor ayakkabı giymiş, çalarken onun gibi ayak-bacak hareketleri yapıyordu. Vokal de orijinal grupla aynı, iri kıyım, siyah köylü şapkası, siyah atlet. Gösteri grubu olması nedeniyle buraya kadar normal ama vokal söylemeye başlayınca onun da aynı olduğunu duyunca kulaklarıma inanamadım. AC/DC bilenler ne duyduğumu tahmin ederler. Zaten severim AC/DC’yi, çakması da olsa aynısını çaldıklarından sanki konsere gitmişim gibi oldu.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/Sk126pPlGwvHv3slUFMgiA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="https://lh6.googleusercontent.com/__6mFbGJz32E/TZyJajTHt5I/AAAAAAAAIVI/rXj1son0BXo/s400/P1010053.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Sabah erkenden tur servisi otelden beni aldı. Okul servisi gibi diğer otellere de uğrayarak minibüsü doldurdu. Yaklaşık bir saat sonra Phuket merkezine yakın derelerden birine bağlı sürat motoruna doluştuk.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/z5anVrH-SKnbC-mBjjwM5A?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="https://lh5.googleusercontent.com/__6mFbGJz32E/TZyJcHhgztI/AAAAAAAAIVM/EYMRGdTvTas/s400/P1010055.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;İki yüksek beygirli motorun kulak tırmalayan sesi eşliğinde yol aldık. Karşıma üç şımarık Japon oğlan oturdu. Tur boyunca gürültü yapıp sigara içtiler. Yanımda oturan edepli Japon kızlara asıldılar ama onlar yüz vermedi.&lt;br /&gt;Denize açıldıkça Tayland’ın küçük adacıkları da kendini göstermeye başladı. Derler ki bu sularda 800 civarında ada bulunur.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/7wmuRpruAFXKM_nI5H1c-g?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="https://lh6.googleusercontent.com/__6mFbGJz32E/TZyJdaCQf9I/AAAAAAAAIVQ/dXyVLRwCbv8/s400/P1010059.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Beyaz kumsallı bol turistli bir kumsalda yarım saatliğine durduk. Sessizliği ve denize uzanan palmiye altında hamağa yayılmayı hayal eden ben bu kalabalık ve kuru gürültü nedeniyle hayal kırıklığına uğradım.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/_bDI8K6GhwAvR_P9MNpZqw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="https://lh5.googleusercontent.com/__6mFbGJz32E/TZyJe_IpQSI/AAAAAAAAIVU/FkHn19QQN3I/s400/P1010064.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Kumsalda yürüyüş yaparken zıpkınladığı balığı çocuğuna gösteren babayı gördüm, iyice sinir oldum. “Bok var, neden öldürdün güzelim hayvanı, yiyecek misin?”dedim bir şey anlamadı.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/PwVmrKZztW-Z5MlWLrA6dg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="https://lh5.googleusercontent.com/__6mFbGJz32E/TZyJgfMLaJI/AAAAAAAAIVY/5NwYpxqe-_c/s400/P1010071.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Sahilden dolanıp yeni fotoğraf makinesini tanımaya çalıştım. Büyük fotoğraf makinesini yük olmasın diye götürmeyip yerine küçük ama geniş açılı bir makine almıştım. Pek tanıyamamışım demek ki çektiğim fotoğrafların çoğunda yanlış ayar yaptığım için ışık patlamış.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/z1Pff88dYaGqHuoMhNevTA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="https://lh6.googleusercontent.com/__6mFbGJz32E/TZyJhx3SbDI/AAAAAAAAIVc/hJ6ayZD-hFE/s400/P1010072.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Turistik kumsaldan ayrılıp denize dik inen kayalar kümesine gittik. Motorla yanından yavaşça geçip hep beraber şaşırma efektleri yaptık.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/QUGHjBlDucQSeKvsSl1FoA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="https://lh5.googleusercontent.com/__6mFbGJz32E/TZyJj6TRlFI/AAAAAAAAIVg/v5EWRn4J6ZQ/s400/P1010084.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/CVbyMfjfjV5xBgU3plVqWg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="https://lh4.googleusercontent.com/__6mFbGJz32E/TZyJloo53BI/AAAAAAAAIVk/248OugWXPGM/s400/P1010088.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Denizin ortasından yükselen kayaların dipleri gelgit nedeniyle oyulmuş, kocaman yeşil mantarlara benziyorlardı.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/PRirbElAlnlpB0ywQ-kW0g?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="https://lh6.googleusercontent.com/__6mFbGJz32E/TZyJnfyMGNI/AAAAAAAAIVo/35yXtwzgWHc/s400/P1010090.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/qNzc1KbdQp9ywkgq_HFRug?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="https://lh5.googleusercontent.com/__6mFbGJz32E/TZyJpapz1nI/AAAAAAAAIVs/Tr6htm3LfBs/s400/P1010093.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Oyuklardan sarkan sarkıtlar arasında küçük timsah büyüklüğünde kertenkele gördük. Objektif seslerinden bıkmış olsa gerek hemen uzaklaştı.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/SKtp_SpZlPKIzlpwx4Ah3w?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="https://lh4.googleusercontent.com/__6mFbGJz32E/TZyJrhUpirI/AAAAAAAAIVw/ISCS1HU8_8k/s400/P1010101.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/dJjqGPpgSizg_dn5RXC6kQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="https://lh4.googleusercontent.com/__6mFbGJz32E/TZyJtN1_quI/AAAAAAAAIV0/42EdRX29zNE/s400/P1010106.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Adalar topluluğunun arasında dolanıp durduk. Tekneler dikkatimi çekiyordu. Hepsinde arkada motordan suya dik uzanan şaft vardı. Neden kıvırıp suya sokmadıklarını merak ediyordum, akşama doğru öğrendim.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/nq2iq1miQl2duwwUbDEWAQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="https://lh5.googleusercontent.com/__6mFbGJz32E/TZyJu9-NhNI/AAAAAAAAIV4/Aa7pcAZv4LQ/s400/P1010112.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/B62TVhj15KZO6WvIBElUYg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="https://lh4.googleusercontent.com/__6mFbGJz32E/TZyJwwqMqtI/AAAAAAAAIV8/3oO0swhW36c/s400/P1010115.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Akşam vakti gel-git nedeniyle sular çekilince tekneler kıyıda karaya oturuyorlar. Pervaneleri zarar görmesin diye böyle arkaya boylu boyunca uzatmışlar şaftı.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/103640656345490614767/TAYLAND?feat=embedwebsite#5592496329283511266"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="https://lh6.googleusercontent.com/-kNtw5eT5vfI/TZyJx_qeo-I/AAAAAAAAIWA/3jMHySpar78/s400/P1010119.JPG" width="400" height="225" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/5NqxdInmdgH0HLKCrZerVA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="https://lh4.googleusercontent.com/-QlZf4McHJqo/TZyJz-PwfgI/AAAAAAAAIWE/Qse9xQPCz_Q/s400/P1010121.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Öğlene doğru kanoya binmek için bir tepenin önünde durduk. Tepenin altındaki delikten kanolarla arka tarafa geçecekmişiz. Ben güne nihayet biraz hareket geliyor derken her kanonun bir Tay kürekçisi olduğunu öğrendim. Kanoyla özgürce gezme hayallerim suya düştü.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/YiMntSygfFLFisM3vPxqGA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="https://lh6.googleusercontent.com/-c00yFDdqnEA/TZyJ2_fKCXI/AAAAAAAAIWM/Td2dJ789P3Y/s400/P1010125.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Fazla da uzun değil yarım saatlik kısa bir gezintiymiş. Tam tembel işi. Kanocu arkada kürekleri çeksin, sen yayıl etrafı seyret fotoğraf çek.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/W_SohMWsREXqG_ICa-XfmA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="https://lh5.googleusercontent.com/-o4RabzkIzCQ/TZyJ4t-aDpI/AAAAAAAAIWQ/fCFwQMlmJGg/s400/P1010126.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;İşin en heyecanlı tarafı daracık mağaralardan geçmekti. Bazıları o kadar alçaktı ki geçerken kafayı kayalara sürtmemek içi kanoya boylu boyunca uzanmak gerekiyordu.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/cQBYvwQCXojCMY4zEvq8oA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="https://lh6.googleusercontent.com/-zaGXrLVQRdU/TZyJ60yan4I/AAAAAAAAIWU/HXIJkNcejF0/s400/P1010130.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Bu sırada da rasta saçlı kürekçiyle olabildiğince sohbet etmeye başladık. Kabaca şöyleydi.&lt;br /&gt;- Where are you from?(Nerelisin?)&lt;br /&gt;- İstanbul, Turkey&lt;br /&gt;- Oh good, are you Muslim?(Ne güzel, Müslüman mısın?)&lt;br /&gt;- Elhamdülillah.&lt;br /&gt;- Selamun aleyküm.&lt;br /&gt;- Aleyküm vesselam.&lt;br /&gt;Meğer Tayland’ın kıyı kesiminde denizle iç içe yaşayanların büyük kısmı Müslüman imiş. Budistler genelde ülkenin kuzeyinde, karada yaşarlarmış.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/LpIqJmiHryeHoaXy9yfq7A?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="https://lh5.googleusercontent.com/-Lx_j7ysq-Kw/TZyJ9bZLRnI/AAAAAAAAIWY/_Kwe0E70Osk/s400/P1010131.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Bu kürekçi müminin de yakınlarda denizin üzerine kurulu bir köyü varmış. Hatta küçük bir camileri bile varmış. Dönüş yolunda köyü görüp fotoğrafını çektim uzaktan.&lt;br /&gt;Kano sırası beklerken bir küçük şişe bira içmiştim. Onu görmüş olacak ki “Madem Müslümansın neden alkol içiyorsun, seni bira içerken gördüm” dedi. Ben de bizim ülkede bu işlerin biraz daha “soft” olduğunu, susadığımız zaman, tatilde filansak sarhoş olmamak kaidesiyle bira içtiğimizi ama öyle viski votka filan gibi sert içki içmediğimizi söyledim. Hiç sarhoş olmuyor musun deyince de kuralları bazen esnettiğimi söyledim. Sohbetin bundan sonrası insanların yorumlarının ne kadar farklı olabileceğini gösteriyordu.&lt;br /&gt;“Siz hiç içki içmiyor musunuz?” diye sordum.&lt;br /&gt;”Asla, haram” dedi.&lt;br /&gt;”Eh peki hiç mi kafayı bulmuyor musunuz?”&lt;br /&gt;“Her akşam”&lt;br /&gt;“Nasıl?&lt;br /&gt;“Toplanıp esrar içiyoruz”&lt;br /&gt;“O haram değil mi?”&lt;br /&gt;“Kuran da yazmıyor”&lt;br /&gt;Bu açıklamalardan sonra rasta saçlar ve Bob Marley’e duyduğu sevgi daha bir anlam kazandı. Hayatında inancı nedeniyle alkol almamış bu adamın her akşam esrar çekiyor olması kafamı karıştırdı. Galiba insanlar kafayı bulmanın bir yolunu hep keşfediyorlar.&lt;br /&gt;Aklıma Charles Baudelaire’nin şiiri geldi:&lt;br /&gt;Hep sarhoş olmalı. Her şey bunda; tek sorun bu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Omuzlarınızı ezen, sizi toprağa doğru çeken Zaman’ın korkunç ağırlığını duymamak için durmamacasına sarhoş olmalısınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama neyle? ...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şarapla,&lt;br /&gt;şiirle&lt;br /&gt;ya da erdemle,&lt;br /&gt;nasıl isterseniz.&lt;br /&gt;Ama sarhoş olun...&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/NBuQrJ3vNiAMEUzqJUSJdg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="https://lh4.googleusercontent.com/-XYNnR06g2P0/TZyJ_E5_jgI/AAAAAAAAIWg/RZLBndlXhSw/s400/P1010135.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Yukarıdaki hayvana yürüyen balık diyorlarmış. Yarı denizde yarı karada yaşan bir amfibiydi. Akşama doğru sular çekilince buraya maymunlar iniyormuş, denize dönemeyen amfibileri daldan düşmüş meyve gibi toplayıp afiyetle yiyorlarmış. Kanonun yüzdüğü sular çekilince dip balçığa döndüğünden gece burada kamp yapmadan göremezmişiz. İçimden hele bir akşam olsun sular çekilsin ben de maymunlar gibi bunların nicesinin pişmişini mideye indireceğim diye geçirdim.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/vsEl5mLorxyDS3nWSNxe6A?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="https://lh3.googleusercontent.com/-U-uH_rgCXso/TZyKAJYizQI/AAAAAAAAIWk/rS0sMLZklBA/s400/P1010138.JPG" width="400" height="225" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Çift motorlu sürat teknesine yerleşip öğle yemeği için deniz üzerine kurulmuş restoranlara gittik.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/__dgpGwEvni_iXH4bjBbYw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="https://lh6.googleusercontent.com/-R_UyUOh2y2s/TZyKCCfByEI/AAAAAAAAIWo/FmzG60ntfK8/s400/P1010143.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;İçinde bilumum sebze baharat ve deniz mahsulü olan tom yan çorbası favorimdi. Masadakilerle de “Şunu uzatır mısın? Bundan ister misin?” gibi temel cümleler dışında fazla muhabbet olmadı. Herkes çift gelmiş, göbekten bağlıymış gibi kimseyle iletişim kurmuyorlar, fısır fısır kendi aralarında konuşuyorlardı.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/fHs_g6GzZQNHJlz34brg3A?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="https://lh3.googleusercontent.com/-_nozxIdDfwg/TZyKDHyavaI/AAAAAAAAIWs/yi53B6-3U_8/s400/P1010161.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Yemeğimi bitirip etrafta dolanmaya başladım. Karşı tepelerin fonu üzerinde havada uçuşan kartalların sortileri izlemeye değerdi.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/bKzyXrzCqqzKok7ZNhlK-g?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="https://lh6.googleusercontent.com/-WHqbSDTquYg/TZyKEvdD8qI/AAAAAAAAIWw/e6Th7IPZIvQ/s400/P1010171.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Buralarda denizin rengi tahmin ettiğim gibi berrak mavi/yeşil değildi. Daha çok kahverengi, sanki kirliymiş gibi. Bu renk kirlilikten değilmiş, gel-git nedeniyleymiş.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/1Zjkbl2AL_WwiuV9I4Rqcg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="https://lh3.googleusercontent.com/-HABnoUs0p8Y/TZyKFlEg5cI/AAAAAAAAIW0/Ai_AMLVwaFM/s400/P1010172.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/7LHra1TGVWYt8mp5XX8mdg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="https://lh3.googleusercontent.com/-tCjuOy2o2KM/TZyKH7bDARI/AAAAAAAAIW4/wvsN8Vq_vcg/s400/P1010174.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Yemekten sonra tekrar sürat motoruna doluştuk. Başımı dışarı uzatıp rüzgarın tadını çıkardım. Bu rüzgar bende alışkanlık yaptı galiba.&lt;br /&gt;Giderken keş kürekçinin köyünü gördüm. Bahsettiği caminin minaresini seçemedim. Belki onu da Kuran’da yazmıyor diye inşa etmemişlerdir.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/AJ11AGCZgNzl4NGiFJQJ1g?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="https://lh3.googleusercontent.com/-ScukP8RpbuY/TZyKJQjBjtI/AAAAAAAAIW8/hw3jj5Bxsss/s400/P1010176.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/1SdQiv3Fh7EM8seQuw1Gxw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="https://lh3.googleusercontent.com/-EMRZ8n8kkVQ/TZyKLnlwyoI/AAAAAAAAIXE/obanGzzx7gc/s400/P1010185.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Sonraki durak James Bond adasıydı. Asıl adı Ko Tapu olan ada 1974’te çekilen Roger Moore’un başrolünü oynadığı “The Man with the Golden Gun” isimli James Bond serisi filmle ünlenmiş. Adı da James Bond Adası olarak anılır olmuş. Şimdilerde turistlerin uğrak noktası.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/DpxMek5BscH10IdqcyLWeQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="https://lh4.googleusercontent.com/-e3XB8E4SckM/TZyKQAGLliI/AAAAAAAAIXM/LSk5hi9_JdM/s400/P1010191.JPG" width="300" height="400" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Adada ne var? İskeleden inince karşıda duran kayanın neşterle kesilmiş gibi duran görüntüsü ilginç. Sürüyle insan önünde fotoğraf çektirmek için yarışıyordu. Uzaktan göz atıp patikadan devam ettim. Adanın arka tarafına açılan patikadan küçük bir kumsala çıkıyor ve önünüzde meşhur James Bond Adası fotoğrafını görüyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/qFnERVF_36uoHClS6gfI-A?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="https://lh3.googleusercontent.com/-FicEllf5f80/TZyKR4-D_eI/AAAAAAAAIXQ/CVHLPU4LChY/s400/P1010195.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Patikan derken ıssız bir yol algılanmasın, hediyelik eşya satan dükkanlarla dolu kalabalık bir yol burası.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/OOy8Nd02CfNGQyjxjQfeHQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="https://lh4.googleusercontent.com/-L1AYxO_1Uu0/TZyKbbji0SI/AAAAAAAAIXk/vQDttbJ0fzs/s400/P1010205.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Özendiğim tek görüntü aşağıdakiydi. Her ne kadar onlarca insanın önünde cereyan etse de ben de sevgilimi bu manzaranın önünde öptüğümü belgelemek isterdim.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/wLLRX78o0DAV97-7a1wq4A?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="https://lh3.googleusercontent.com/-KfILWFm-CRQ/TZyKUItK02I/AAAAAAAAIXY/5iDBbxXgePY/s400/P1010197.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/ByageKRCYzvfFy6Iop1grA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="https://lh5.googleusercontent.com/-HfuRQqOHPMA/TZyKWPiAF-I/AAAAAAAAIXc/CMZhKMsv2nU/s400/P1010198.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Fotoğraflar bazen gerçekten çok yalan söylüyorlar. Yukarıdaki fotoğraflara bakarken insan kendini buraya karşı kumlara yalnız oturmuş manzaranın keyfini çıkarırken hayal ediyor. Maalesef işin aslı öyle değil. Başınızı sağa çevirince yalnız olmadığınızı anlıyorsunuz. Üstelik insansız manzara karesi çekmek sabır gerektiriyor.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/aRu7PG6RLo-5J1rrMWh5BA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="https://lh3.googleusercontent.com/-J26E1mXeK5E/TZyKYyony3I/AAAAAAAAIXg/2yoDuMG8iGI/s400/P1010204.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Denizin ortasına tek başına sanki devrilecekmiş gibi duran kaya parçasıyla fotoğraf oyunları yapmak sanırım buranın en popüler aktivitesi. Ben de yapmadan edemedim.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/K7ZSMjc2qyhQEydICJDbmA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="https://lh3.googleusercontent.com/-N9OpEZGrq8Y/TZyKcuSgKwI/AAAAAAAAIXo/Vgk_FeKEHz4/s400/P1010207.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Bu adamlar, kadınlar ne yapıyor derseniz; hepsi de o kayayı muhtelif şekillerde taşıyormuş gibi yapıyor. Ben de tuttum onların bu hallerini çektim.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/SuyRpmrYAStjyKZu_gIJuQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="https://lh4.googleusercontent.com/-dgGMiVRm-iM/TZyKd-tAd2I/AAAAAAAAIXs/ZQeovT7k528/s400/P1010209.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/hWBaUITaZu3H64Ve6347Hg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="https://lh6.googleusercontent.com/-_IFfhkO5-CI/TZyKge9gXxI/AAAAAAAAIXw/jdrWpMmxzq8/s400/P1010212.JPG" width="300" height="400" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/PYqkeMwyxByxLOTagFiIXg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="https://lh6.googleusercontent.com/-W_puDzp_EPw/TZyKh9LWopI/AAAAAAAAIX0/Xhhmm9viRzE/s400/P1010213.JPG" width="300" height="400" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/y74p-wcjttVtkVNk6mX42g?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="https://lh5.googleusercontent.com/-7H7aMK_4q-A/TZyKjhx-_RI/AAAAAAAAIX4/jnEgw3M0bvk/s400/P1010215.JPG" width="300" height="400" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/EHeNmQOhVIzi7yQ1Jr_G5w?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="https://lh3.googleusercontent.com/-kCpnhCVwFDY/TZyKl1GjOUI/AAAAAAAAIX8/fDpmgvBewVc/s400/P1010226.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Adanın karşısında bir başka ada, orada küçük bir ev, önünde saklı bir kumsal vardı. Kalabalıktan kaçıp oraya yüzmek geçti aklımdan. Büyük denizanalarını ve köpek balıklarını hatırlayıp vazgeçtim.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/iIbbp-f3MnM8STs95gUkNQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="https://lh6.googleusercontent.com/-NnIKFEMhteo/TZyKN-SqEnI/AAAAAAAAIXI/Nf3gSTk0MAI/s400/P1010189.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;İskelede teknelerden birinin açık motorunu yakından görme şansım oldu. Bir de boyayıp parlatmışlar çok güzel görünüyordu. Çıkardığı güçlü seslerle sanki bir spor araba kükrüyor gibiydi. İlk başta ilginç ve eğlenceli gelen bu ayrıntı bir süre sonra çekilmez oluyor.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/ZSDoW7wZFyMM8kDbBMjy-g?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="https://lh4.googleusercontent.com/-lZn3S5AQtzM/TZyKnFWL0ZI/AAAAAAAAIYA/HWPdJU0OjRs/s400/P1010231.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Çünkü bunlardan onlarcası yolcu indirip bindiriyor ve hareketin sonu hiç sonu gelmiyor. Adada tüm güzelliği kirleten sinir bozucu bir motor gürültüsü haline dönüşüyor..&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/DnXL6nq4uQ0A33ra580YYw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="https://lh6.googleusercontent.com/-i4V4DqJzBq8/TZyKoXEIEVI/AAAAAAAAIYE/7QachyBTvm0/s400/P1010232.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/qhNmXRBSTxupQASXR-eo3w?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="https://lh4.googleusercontent.com/-8EKemLK6oSo/TZyKug9RCZI/AAAAAAAAIYU/EE_Ie5ZEet4/s400/P1010254.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Dönüş yolunda bir mağaraya girdik. Bizim memleketten alışmışız tabi, içeride duvarlarda bir fresk, eskiden kalma bir tapınma alanı filan bakındım. Hiç olmadı “I love you …” filan yazsın beyaz tebeşirle. Çok da ilginç olmayan sarkıtlar ve dikitler dışında fazla bir şey göremedim.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/6QhuGxCbM6yZucoY_RjW8w?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="https://lh3.googleusercontent.com/-NZSxzBrGjkA/TZyKp4vLKtI/AAAAAAAAIYI/8BydA59kT8o/s400/P1010240.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/5nRrc2q21iCAKtnpyLJzNA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/0FQpQgTyiQml0uyZZVvW4g?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="https://lh5.googleusercontent.com/-ONLuS6hCzKE/TZyKsx4p14I/AAAAAAAAIYQ/MNZ8_quD3Bw/s400/P1010250.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Akşamüstü dönüş yolunda ananas ikramı yaptılar. Çenebaz Japon oğlanlar da yorulmuş olacaklar ki biraz sustular, tekne gezisinin keyfini çıkardım.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/p-wEz30kC1rDcamva881aQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="https://lh6.googleusercontent.com/-X07D-hf_iag/TZyKyNf1SnI/AAAAAAAAIYc/jkJKt1IMNKU/s400/P1010259.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Demir aldığımız derenin etrafındaki evler gel-git nedeniyle karaya oturmuşlar. Yola çıkarken evlerin yanında tekneler bile vardı. Altlarına bağlanmış mavi galonların üzerinde yüzüyorlardı.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/kuotImJztyIJm7nqK29axQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="https://lh6.googleusercontent.com/-hqyU-o61vkY/TZyK0ILF9xI/AAAAAAAAIYk/-EE34y8MOhQ/s400/P1010262.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Haliyle dere haline dönüşmüş nehrin derinlerine ilerleyemeyip bizi bekleyen servis minibüsüne ulaşmak için açık havada akşam gezintisi yapmak zorunda kaldık.&lt;br /&gt;Minibüsün ritmiyle yarı ayık yarı uyanık Patong’a otele gittim. Karnım çok acıkmıştı. Geçen gün görüp zihin haritamda yerini bellediğim yerel yemekler yapan iki üç lokantanın olduğu sokağa gittim. Gözüm deniz böceği yiyeceğim diye dönmüş olduğundan fotoğraf makinemi maalesef yanıma almayı unutmuşum. Önce bira istedim, bir de sigara yakıp menüyü ağzım sulanarak incelemeye, menüdeki resimleri hayalimde dişlemeye başladım. Başlangıç olarak deniz mahsullü tom yang çorbası aldım. Yanında yine denizden çıkan bilumum yaratığın konduğu salata ve ana yemek olarak ayağım (43) büyüklüğünde bir yengeç sipariş ettim. Aslında böyle açlıktan gözü dönmüşken kanaatkâr olmayı unutuyor insan. Ne yazık ki bilgi ve davranışlar her zaman örtüşmediğinden, ki bu durumu ben de sık sık yaşarım, yemekler fazla geldi. Zaten tek başına tom yang çorbası bile doymaya yeter. Adı çorba olmakla beraber aslında ana yemek, büyüklüğü bizim çorba kaplarının üç dört katı var, içinde çorba suyu ile bol miktarda tanenin de bulunduğu baharatlı süper bir çorba. Aşağıda internetten içtiğim çorbalara benzer birkaç resim bulup koydum.&lt;br /&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/Zi8BLpxAsayoDI3gEhT8VA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="https://lh5.googleusercontent.com/-4iOpVQl6kfo/TnmYF17kuhI/AAAAAAAAIm8/Cy7PA320MYw/s800/images2.jpg" width="293" height="172" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/1c4Yo0yjik94FO0oemWfCA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="https://lh3.googleusercontent.com/-gg9yL_xZxis/TnmYF5CG2fI/AAAAAAAAIm8/bM9KslQMTdc/s800/images.jpg" width="259" height="194" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/Vcdc73RIgA2ybNAFV7ecyw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="https://lh6.googleusercontent.com/-T7nPXhNJgN8/TnmYGMZc_uI/AAAAAAAAIm8/7zyr3t2k9sg/s800/images1.jpg" width="259" height="194" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Karnımı şişirdikten sonra üzerime şahane bir rehavet çöktü. En güzeli ayak masajı yaptırmak deyip merkezdekilerden birine girdim.&lt;br /&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/caNJMoNtYekpIEqQBwNyDA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="https://lh3.googleusercontent.com/-MNxdD36P1lg/TZyK1TLRXVI/AAAAAAAAIYo/fJ-55qN8Ceg/s400/P1010266.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Kısa boylu, sürekli gülen, İngilizce çok az bilse de iletişim kurmaya çalışan, küçük ama güçlü elleri olan sevimli Tay ablaların olduğu bir salondu. Kendi aralarında konuşup gülüşüyorlardı. Sağ yanımda Lübnanlı iki ağabey vardı. İrice olanının ayak tırnakları mantardan kalınlaşmış ve yamulmuş, dinozor tırnağına dönüşmüştü. Adamın ayaklarını ovalayan ve tırnak mantarını hiç umursamayan genç kızı takdir ettim.&lt;br /&gt;Ayakları ılık suda güzelce yıkadıktan sonra hoş kokulu yağla ovalıyorlar. O kısmı çok rahatlatıcı. Baldırlara kadar çıkıp diz altını gerek ovalayıp sıkıştırarak gerekse pata küte vurarak mest ediyorlar. Ne zaman ki ellerine şu tahta çubuğu alıyorlar o zaman işkence başlıyor. Hani masaj atlaslarında görmüşsünüzdür, ayakaltında vücudun değişik organlarını temsil eden noktalar vardır; işte oralara çubukları bastırdıkça insanın canı yanıyor, çok rahatsız edici bir his. Her zıplamamda da orası hangi organı temsil ediyorsa bak oranda sorun var diyor. Mesela mideni temsil eden yeri çubukla deşiyor sonra da miden bozuk filan diyor. Hâlbuki benim midem maşallah manda işkembesi gibidir, hiç sorunum yok. Bence olay ayakaltının yoğun sinir ucu içermesi ile ilgili, yoksa atalarımız falaka diye bir işkence icat etmezlerdi. Sonuçta ayak masajı yaptırmadan dönmemek lazım, eline çubuğu alınca fazla bastırma demek yeterli olur (200-300 Baht).&lt;br /&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/62pGtEZEzHafHXzvAPuQ_Q?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="https://lh5.googleusercontent.com/-PyzXm1oYYXI/TZyK3aB3UQI/AAAAAAAAIYs/EM3xFkf_AgQ/s400/P1010274.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Masajdan çıktıktan sonra biraz eğlence âlemlerinde dolandım. Yarın çok erken kalkacağımdan ve zaten rehavetime eklediğim masaj nedeniyle yoğrulmuş hamura döndüğümden fazla oyalanmadan otele döndüm. Yolda fazla ilginç bir şey olmadı. Artık gözünüzün içine bakan, yer yer laf atan hayat kadınları ve adamlarını burada ilginç kategorisinden çıkarmak mümkün.&lt;br /&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/PMam-OXx6tcBLYfy1YC2cA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="https://lh6.googleusercontent.com/-vlYUa9oRJJw/TZyK4xuuQhI/AAAAAAAAIYw/oO63n42vHDA/s400/P1010277.JPG" width="300" height="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Otele dönerken sokakta mangalde muhtelif et ve deniz ürünleri satan seyyar satıcılar vardı. Sokak lezzetlerine olan düşkünlüğüm baskın geldi, tok olmama rağmen ızgara sosisi götürdüm.&lt;br /&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/PUJgdlCjZBqa6jwD9fda0Q?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="https://lh6.googleusercontent.com/-ONsRGfevrDs/TZyK6s8f0tI/AAAAAAAAIY0/h5RzvPX9elU/s400/P1010279.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Sabah servis için söylendiği üzere yedide otelin kapısında beklemeye başladım. Yarım saat geç geldi. Phuket merkeze limana gitmek bir saati buldu. Bugün Phi Phi adasına gideceğim. Hani şu Leonardo Di Caprio’nun oynadığı Beach filminin çekildiği meşhur adalar topluluğu. Aslında filmin çekildiği yer Phi Phi’nin kendisi değil, ona bağlı başka bir ada. Ben de gitmeden önce o cennette denize girmeyi ve gece sahilinde meşk etmeyi hayal etmiştim ama mümkün değil. Filmin çekildiği yer milli park konumunda olduğundan kalmak yasak.&lt;br /&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/DbXhELDVIE-mJVChkP__1Q?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="https://lh3.googleusercontent.com/-4nF1wDXJ2As/TZyK8EN2xEI/AAAAAAAAIY8/ZYa_V8H0-IE/s400/P1010280.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Limanda Phi Phi dahil farklı bölgelere giden büyük tekneler vardı. Aldığın bileti verince kıyafetine yapıştırman için bineceğin tekne ve sınıfı belirten bir etiket veriyorlar.&lt;br /&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/1eNYzDCW4aaMRF8wZilMHg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="https://lh3.googleusercontent.com/-KybUykCDsI0/TZyK9d5VrbI/AAAAAAAAIZA/hZPMhTqWqis/s400/P1010282.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bizim tekneye binmek için başka bir tekne üzerinden geçmek gerekiyordu. Tekneye bindim diye hemen yer kapma telaşına girmemek lazım, yoksa yanlış tekneye binme ihtimali var.&lt;br /&gt;Üst kata, teknenin terasına çıktım. Tamamına yakını yabancı ve sırt çantalılardan oluşmuş bir güruh terasa yayılmıştır. Kimi gruplar halinde muhabbete dalmış, kimi çantasını yastık yapıp yere uzanmıştı. Kendimi seyyahların arasında hissetmek hoşuma gitti.&lt;br /&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/103640656345490614767/TAYLAND?feat=embedwebsite#5592497681689901138"&gt;&lt;img src="https://lh5.googleusercontent.com/-jIEMMREajB8/TZyLAtxSeFI/AAAAAAAAIZI/7LG3ND2cLoo/s400/P1010284.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Denizi, adaları, dalgaları ve insanları seyrederek keyfettim. Bir ara alt kata kahve almaya gittim. Yanında bir de sigara içmek istedim ama çakmağım üst katta kalmıştı. Küllüğün yanında duran gözlüklü temiz yüzlü bir adamdan ateş istedim. Ateş tanışmamızın vesilesi oldu, yolculuk sonuna kadar sohbet ettik.&lt;br /&gt;John İrlanda’lıymış, Phi Phi’ye gidiyormuş. Benim adada herhangi bir otel rezervasyonum yok, gidince bulacağım. John’a sordum onun bildiği güzel bir yer var mı diye, yokmuş. Adayla ilgili bilgilerimizi paylaşırken buranın oldukça turistik olduğu ve fiyatların normalin üç dört kat fazla olduğu konusunda hem fikir olduk. Fikrimiz cüzdanımızı rahatsız etmiş ve birbirimizi güvenilir bulmuş olacağız ki tekneden birlikte oda tutmak üzere indik.&lt;br /&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/LGm0Kd6qgd4EjpSn75SodA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="https://lh3.googleusercontent.com/-EjFmr4yDfB8/TZyLCCXyf0I/AAAAAAAAIZM/z6xz9WrPrOE/s400/P1010290.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Daha Phi Phi’ye yaklaşırken adayı çevreleyen palmiyeler ve plajlar insana adanın sunacakları konusunda fikir veriyor, heyecanlandırıyordu.&lt;br /&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/AcYGPRvYSqJnTrrWMA4PiQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="https://lh5.googleusercontent.com/-kJ4Nus6L5Ko/TZyLDwBtE9I/AAAAAAAAIZQ/UuZy2FZgHbM/s400/P1010293.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Tekneden inip karaya yürümeye başlayınca ilk karşımıza çıkan şey otellerin acenteleri oldu. Bir panoya adadaki otellerin büyük çoğunluğunun resmini, cismini fotoğrafı eşliğinde asmışlar. Bilgi kartında otelin genel özelliklerinden başka kaç odası kaldığı ve oda fiyatları da yazıyor. Bir önceki gece booking.com’dan yüksek yıldız alan bungalowlara bakmıştım ama hepsi doluydu. Zaten her tekneyle bu kadar insan inerse buraya küçücük ada dolar taşar diye düşünmekteydim. Zaten öyleymiş.&lt;br /&gt;Açık hava acentesinden sonunda klimalı denize yakın yarım pansiyon bir oda bulduk. 2100 Baht!! Bu rakam Tayland için hala çok fazla. Otelin resepsiyon fiyatı da böyle ama daha sonradan anladığımız üzere arkalarda, çarşıya yakın yerleşimli 600-800 Baht arasında güzel odalar mevcut. Zaten her yer denize fevkalade yakın olduğu için deniz kenarı diye kasmanın hiçbir manası yokmuş. Demek neymiş, balıklama atlamayacaksın.&lt;br /&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/103640656345490614767/TAYLAND?feat=embedwebsite#5592497751167278482"&gt;&lt;img src="https://lh3.googleusercontent.com/-o_D4cW2dJVI/TZyLEwl_HZI/AAAAAAAAIZU/sFmWc8Xmt_M/s400/P1010295.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Adayı kabaca uzun kalın bir çizgi, çizginin iki tarafında kumsallar ve çizginin üzerinde yerleşim alanları ve çarşı şeklinde tanılayabilirim. Sadece beş dakikalık bir yürüyüşle çizginin iki yanında kalan bir kumsaldan ötekine yürüyerek gidilebiliyor.&lt;br /&gt;Biz de çarşının içinden geçen yoldan teknenin yanaşmadığı diğer kumsala yürüdük ve odaya yerleştik. Küçük ama en azından klimalı, yoksa gece uyumak mümkün değil.&lt;br /&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/tux27jap8ze4b_66VonF0w?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="https://lh4.googleusercontent.com/-lmKioBg4tjE/TZyLGovdr7I/AAAAAAAAIZY/_hIxtRxXWTY/s400/P1010296.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Eşyaları odanın muhtelif köşelerine fırlatıp kumsala indik ve böylece Tayland’da asıl görmek istediğim yerde resmen tatilim başlamış oldu…..&lt;br /&gt;Önce John’la sahil boyunca yürüyüp çevreyi keşif gezisi yaptık. Güzel kumsal, şahane deniz, palmiyeler ve hamaklar vardı ama biraz kalabalıktı. Sahilin çoğunluğu yaş ortalaması 20-30 olan Avrupa ve Amerikalı gençten oluşuyordu. Bu da ününü işittiğim meşhur kumsal partilerini görebileceğim anlamına geliyordu sanırım.&lt;br /&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/I0IoLbxgzvFMWvTOHbmwbQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="https://lh6.googleusercontent.com/-MqetHVBBSw4/TZyLIpRbxtI/AAAAAAAAIZc/-gnexW3dgBo/s400/P1010301.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Susayıp kumsala yayıldık. Ben esmer adamım, güneş altında uzun süre kalmaktan fazla etkilenmem. Hatta bir hafta güneş altında kalırsam yanma sürecini kısa sürede atlatırım, bronzlaşmam, direk ırk değiştirip zenci olurum. Buna rağmen birayı bitiremeden ayaklarım ve kollarım güneşten yanmaya başladı. Burada güneş bizdekiyle aynı görünse de daha kuvvetli. Bunu daha acı bir yolla anlayan benden çok John oldu. Akşama doğru kızaran adamcağız iki gün boyunca insanlara dokunmaktan kaçındı ve kıyafet değiştirirken acı çekti.&lt;br /&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/v_4WdkCxMofujzquzm_7gA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="https://lh3.googleusercontent.com/-qUQZKiJV-BI/TZyLKGxWQ2I/AAAAAAAAIZg/wp2lrwALdKE/s400/P1010302.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;John kısa süre önce eşinden ayrılmış ve iki aylık kendini bulma kafayı dağıtma tatiline çıkmış. Ayrılma hikâyeleri de pek hazin.&lt;br /&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/Gi9TOe6KALEwKQ6pK7oq-A?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="https://lh3.googleusercontent.com/-HWFH1Pgu1H8/TZyLL3YjgiI/AAAAAAAAIZk/0F9UlXMCs5w/s400/P1010304.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bütün hikaye benim John’un kalbinin üzerindeki bebek yüzü dövmesinin anlamını sormamla başladı. Eşiyle birlikteliklerinden bir erkek bebekleri olmuş. Bir yaşına bastığında gece aniden fenalaşmış. Hemen hastaneye kaldırmışlar. Bekleme salonunda kendi aralarında herhalde zatüre oldu filan diye tartışırlarken doktor gelip bebeklerinin öldüğünü söylemiş. Nedenini açıklayamamışlar, bebecik ani bebek ölümü sendromu (sudden infant death syndrome) olarak kabul edilmiş. Bebeklerini kaybettikten sonra ilişkileri rayına oturamamış ve sonunda ayrılmışlar. Unutmamak için kalbinin üzerine bebeğinin dövmesini yaptırmış.&lt;br /&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/Grhw1AqB1i5IIwcvFfgqww?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="https://lh4.googleusercontent.com/-4ziXt5JRDSI/TZyLNAIH9dI/AAAAAAAAIZo/7EAc3I6ICqs/s400/P1010306.JPG" width="400" height="301" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Biralardan sonra mayışınca akşama da enerjimiz kalsın diye biraz dinlendik. Akşamüstü yürüyüşe çıktık. Burada da Sivas Kangal’daki balıklı kaplıca da olduğu gibi doktor balıklar vardı. Havuzun içine koydukları balıklar ölü deriyi yiyorlar. Cilt hastalıklarına iyi geliyormuş. Buradaki turistler ise daha çok keyif için ayaklarını dişletiyorlardı galiba.&lt;br /&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/OALeMVNbHnQfei3jTg2iLA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="https://lh3.googleusercontent.com/-8Xa1tDV0f2M/TZyLOpDUBrI/AAAAAAAAIZs/OmI4cyrt-Y0/s400/P1010309.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Akşam yemeği vakti gelmiş, balıklar, ahtapotlar, kalamarlar ve bilumum deniz böceği ızgaralardaki yerini almıştı. Malum turistik yer, fiyatlar pahalı olduğundan oturmadık. Ayaküstü noddle atıştırıp adayı gezmeye koyulduk. Zaman amaçsız dolanma zamanı.&lt;br /&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/zRTO_-Y3EK4etehyjg7Geg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="https://lh4.googleusercontent.com/-qm6HDixiOx0/TZyLQMrnI-I/AAAAAAAAIZw/784Fe1ryQxo/s400/P1010313.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Kumsala kıyısı olan bir bardan güzel müzik gelince oturduk, bira içip sohbet ettik. Şansımıza biraz sonra da ateş gösterisi başladı. İşte burada Tayland’ta olmanın keyfi çıkmaya başladı. Bizde güney kıyılarında böyle bir mekana otursan 15-20 TL’den aşağı içki içemezsin. Burada ise fiyatlar neredeyse bakkalla aynıydı.&lt;br /&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/PfVuC6g7GOwgthsV1TiVog?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="https://lh5.googleusercontent.com/-Dw4lU5zoMEw/TZyLRIoMgVI/AAAAAAAAIZ4/cIgVLFxepWU/s400/P1010322.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bu adada en sevdiğim şeylerden biri şu oldu: Bakkalların önünde küçük plastik kovalar vardı. İçleri bir kaliteli sert içki; mesela votka, rom ya da viski; yanında da redbull, kola, sprite dolu şişelerle doluydu. Kovalar boy boydu, temizlikçi kovası kadar büyük olanları bile vardı. İstediğin kokteyli seçiyor kovaya boşaltıyorsun. Bakkal da içine istediğin kadar buz ve pipet koyuyor. Kovanı, yani kokteylini koluna takıp sokaklarda dolanıyorsun. Hem ucuz, hem kaliteli, hem de lezzetliydi. Vakit ilerledikçe ellerinde küçük plastik kovalarla gezen insan sayısında patlama oldu.&lt;br /&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/YnZhZewzDgV41A5yFqE91w?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="https://lh6.googleusercontent.com/-4WQTUdmedz8/TZyLU88upNI/AAAAAAAAIaA/aquoCm1f_Kc/s400/P1010337.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Biz de kovalarımızı kolumuza takıp kumsala, müzik sesinin geldiği yere gittik. İlk gördüğümde çok şaşırdığımı hatırlıyorum. Neredeyse koca kumsalın yarısı dans eden yüzlerce insanla doluydu. Kumsal boyunca uzanan disko-barlardan taşan insanlar kumsalda dans ediyordu. Kumsal sanki hareket eden kocaman bir hayvan gibi görünüyordu.&lt;br /&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/4ojwVK_f7wEPqXkFuk28RA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="https://lh4.googleusercontent.com/-dvTYtjrD0IU/TZyLWRXyqYI/AAAAAAAAIaE/KRT5V0IFe-k/s400/P1010339.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Biz de kalabalığa karışıp yarı dans yarı muhabbet keyfimize baktık.&lt;br /&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/NH2wbEdr-Q_AOXwiWY-Nuw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="https://lh5.googleusercontent.com/-L5LiIQ8cerw/TZyLX7CF3VI/AAAAAAAAIaI/OVNLw9kG4Zs/s400/P1010342.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Vakit gece yarısını geçtikten sonra kova kokteyller ve üzerine atılan bira cilalarının etkisiyle herkesle arkadaş olup tanımadığımız insanlarla fotoğraf çektirdik. Zaten ortada flaş patladığı zaman insanlar koşup kareye girmeye çalışıyorlardı. Keşke biraz daha gençken gelseymişim buraya.&lt;br /&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/_sCyoVjbA9ti76SchP_K4A?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="https://lh3.googleusercontent.com/-M-cWKH2DEMw/TZyLa0nraWI/AAAAAAAAIaQ/VNHrzGnjk4I/s400/P1010346.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Kumsaldan ve dans pistinden yer bulamayanlar masalara ve bar tezgâhına çıkıp dans ediyorlardı. Müzik gece ikide bitiyor ama kumsal boşalmıyor, muhabbetler sabaha kadar sürüyordu. Biz de geç vakitlere kadar sohbet ettik, eski yöntemlerle dövme yapanları izledik, gitar çalanların yanına kaynadık, bir sürü insanla tanışıp sohbet ettik falan derken sızmaya az kala kendimi yatağa attım. En son John’u gördüğümde sokakta gitar çalanların yanında şarkı söylüyordu.&lt;br /&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/4niRbmd2EBWOeDhseW817A?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="https://lh4.googleusercontent.com/-9IAjMOxsCJ0/TabWUXAM3_I/AAAAAAAAIgQ/RHNYH2-Gugs/s400/P1010355.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Ertesi gün Phi Phi adaları turuna katılacağız, yine erkenden uyandık. Akşamdan kalma kazan olmuş kafayla yola düşmek işkence gibiydi.&lt;br /&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/sFPUx4HC_LpxrB5zGumDUQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="https://lh3.googleusercontent.com/-ifFVcF3syI0/TabWXhYK40I/AAAAAAAAIgU/LEpZs0NYvO4/s400/P1010359.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Kıyıdan ilerleyerek adaların arasından çok güzel manzaralar eşliğinde yol aldık. Bakir kumsallara açılan ağaçların arasında kaybolmuş ağaç evleri balayı çiftlerine önermeden edemeyeceğim.&lt;br /&gt;İlk durak olarak kıyıya uzak bir kayalıkta durduk. Şnorkeli ve paletleri geçirip suya atladım. Suyun altı bir sürü mercan balığıyla doluydu. Yüzerken insanı kayalıklardan uzağa açığa sürükleyen akıntı dikkatimi çekti ama biraz açılmayı göze alarak uzaklaştım.&lt;br /&gt;Bir ara başımı su yüzeyine çıkarınca “Help!” diye bir ses işittim. Baktım ileride bir teyze akıntıya kapılmış açığa sürükleniyor. Ayağında palet de yok enerjisi bitmiş, su yüzeyinde durup bağırmaya çalışıyor. Baktım arkamda başka gençlerde var ama onlarda akıntıyı fark etmişler kayalıklara tutunmuşlar kıpırdamıyorlar. Başkalarının da çevrede olmasından güç alıp teyzeye doğru yüzdüm. Dokunma mesafesine gelmeden önce panikle bana sarılıp ikimizi de batırmasın diye bana arkasını dönmesini istedim. Ensesinden yakalayıp suya yatırdım. Bu süre içinde biraz daha açığa sürüklenmiş olduk. Arka üzeri yattım, kadının elini tutup var gücümle palet vurmaya başladım. Gideceğim mesafe 30 metre var yoktu. Birkaç dakika palet vurdum ama baktım akıntıya karşı ancak yerimizde duruyoruz. Geri dönemeyeceğimizi düşünüp kayalıklarda duranlardan ve teknedekilerden yardım istedim. Millet trene bakan öküzler gibi baktı ama hiçbir şey yapmadı. İnsan tekneye filan haber verir, o da yok. Bizde olsa birkaç kişi yardıma gelmişti bile. Baktım başkasından hayır yok var gücümle yüklendim bacaklara. On-on beş dakika sonra kısacık mesafeyi santim santim aşıp kayalardan birine tutunmayı başardım. Kadını batmayacağı bir yere yerleştirip teknesine yüzdüm, gidip kadını almalarını söyledim. Kadının teknedeki çocukları dahil kimsenin içinde bulunduğumuz durumdan haberi yoktu, “Ananızı köpekbalıkları yiyecek, sahip çıkın!” diye çıkışıp ayrıldım. Kendi tekneme yönelmeden kadına el salladım, çok teşekkür etti. Bu sırada da çocuklarına bilmediği bir dile küfür ediyordu sanırım. Kendi tekneme çıkıp uygun bir yere yığıldım. Enerjim kalmamıştı.&lt;br /&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/n_TADwXCT74fjy2Icrp_jQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="https://lh6.googleusercontent.com/-kL5yB7lOwE8/TabWZFPnhEI/AAAAAAAAIgY/qc39QCkfmc4/s400/P1010362.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bir süre yolculuk edip şu meşhur mantar şekilli adacıkları izleyerek yol aldık. Bu sırada teknede insanlar kaynaşmaya başlamıştı. İlginçtir milletin biraz önce boğulmak üzere olan teyzeyle yaşadığımız maceradan haberi bile yoktu, anlatınca onlar da şaşırdı. İnsan nedense göz önünde olduğunu düşünüyor ama aslında o sırada kimse seni görmüyor. Bu her yerde böyle galiba.&lt;br /&gt;Önümüzde iki İrlandalı kız oturuyordu. Bizim İrlandalı John onlarla muhabbete dalınca benim için o grupla iletişim bitmiş oldu. Çünkü John benimle ilk konuşmaya başladığında aksanından hiçbir şey anlamayıp yavaş ve temiz konuşmasını istemiştim. O vakte kadar da bunu başarmıştı ama kızlarla tanışınca kendine döndü. Aksanları o kadar zordu ki pür dikkat dinlememe rağmen konuşulanın yüzde 20’sini anlayabiliyordum. Ayrıca dikkat için sarf ettiğin gayret karşısında bir şey anlamayıp sohbete dahil olamamak da cabası olunca sıkılıp teknenin önüne geçtim. Burada dişime göre (Lisan olarak) bir İsveç’li kızla tanışıp sohbet ettim. O da birkaç ay önce kocasından ayrılmış ve 3 aylık kendini bulma, rahatlama turuna çıkmış.&lt;br /&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/714pyGIbI51De3tGIcnxAA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="https://lh5.googleusercontent.com/-pkFC4nQDls0/TabWadmZxhI/AAAAAAAAIgc/OMH6W7dLrIY/s400/P1010364.JPG" width="400" height="239" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;John’la birlikte boşanıp kendini yola vuranların sayısı iki oldu. Bakalım İrlandalı kızlardan ne çıkacak diye düşünmekteydim.&lt;br /&gt;Hemşireyle doktorlardan, hastaneden, sağlıktan ve yalnız gezmekten bahsettik. Gezisinin son ayındaymış, o ana kadar onlarca birbirinden güzel ve değerli insan tanımış. Yalnız olmasaymış böyle bir şansı olmazmış. “Bazen çok insan hiç insan” dedim ama anladığım kadarıyla kocasından bunalıp kendini uzaklara atmıştı.&lt;br /&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/YraCxAz1sKVnZKZJ1BuDLQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="https://lh3.googleusercontent.com/-KPXVQiDIwoc/TabWb0fdytI/AAAAAAAAIgg/VuMoxxc4ylM/s400/P1010369.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Sonunda bir adaya ayak bastık. Bembeyaz kumlar, palmiyeler, tertemiz, masmavi durgun bir deniz, kalabalık olmayan sahil; tam aradığım şeydi. Ne yazık ki sadece bir saat kalacakmışız. Biz de pineklemeyi sonraya bırakıp sahil boyunca gezmeye başladık.&lt;br /&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/skImu22YfWn7wkCS_qKYMA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="https://lh3.googleusercontent.com/-kxeeOIrcyJo/TabWfZzvuWI/AAAAAAAAIgk/aeQPKGHa90c/s400/P1010370.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Yol üzerinde tsunamiden kaçış yollarını gösteren işaretler vardı. Dağın tepesine giden dar patikayı işaret eden yol acil bir durumda o kadar insanın kaçışına yeter miydi bilemiyorum. Bu kadar huzurlu bir cennet parçasında insana her an her şeyin olabileceğini hatırlatması bakımından tsunamiden kaçış işaretlere sinir oldum. Bir rahat yok!&lt;br /&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/2p2WTVltKGZFqouhCWTZbQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="https://lh5.googleusercontent.com/-hMRkbGWt4a8/TabWhkDIWsI/AAAAAAAAIgs/JPwEL6wv-_0/s400/P1010371.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Neyse ki etkisi fazla sürmüyor. Kafayı kumsala çevirip salınan tekneleri, sakin denizi ve güneşlenen insanları görünce insan rahatlıyor.&lt;br /&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/Nl1lN8-RATK8LIBjzPAa2g?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="https://lh4.googleusercontent.com/-pYwWrW3Oc88/TabWjtI760I/AAAAAAAAIgw/DFAlDW8L0wA/s400/P1010372.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/LCw-zVFAZ_k3Kun99nKx4w?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="https://lh5.googleusercontent.com/-D-2nsAQkflg/TabWlTuRnbI/AAAAAAAAIg0/_Y_3q8HBnek/s400/P1010375.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bu kumsalda palmiyelerin gölgesinde öğlen yemeklerimizi yedik. Pilav (tuzsuz), tavuk kızartma ve salata vardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/Ghykx6TGJOvW00mTErFDbdMTjNZETYmyPJy0liipFm0?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="https://lh6.googleusercontent.com/-Fe2dEsxn5kE/TabWm_hoLHI/AAAAAAAAIg4/4Sj4RLd3Oxk/s400/P1010377.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Arkamızda bizim toprak tipinde bir adam var. Nerelisin dedim, Türk çıktı. Almancıymış, Türkçesi çok kötüydü, muhabbete İngilizce devam ettik. Birkaç sap toplanıp Tayland’a eğlenmeye gelmişler. Türkçe yok ama kafa aynı! Böyle kapalı dururlarsa fazla eğlenme şansınız olmaz dedim ama onlar sap grup takılmayı tercih ettiler.&lt;br /&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/olqrXhxGY_adMrOAuA3sBdMTjNZETYmyPJy0liipFm0?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="https://lh4.googleusercontent.com/-N8VJrdNllVM/TabWpXAAFNI/AAAAAAAAIhA/j0Z-F0WmdW0/s400/P1010384.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Yemekten sonra toparlanıp tekneye doluştuk. Gittiğimiz rota Tayland’da gördüğüm en güzel deniz ve zengin deniz altı yaşamının olduğu bir koydu. Aslında genel olarak Tayland denizi med cezir nedeniyle olsa gerek bizim Akdeniz kıyılarından daha güzel değil, rengi yeşili andırıyor ve birkaç metre derinliğin bile görülemediği kadar bulanık. Gittiğimiz koyda ise 7-8 metre dip bile çıplak gözle görülebiliyordu.&lt;br /&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/dpPLXQ_4h-sHiM_GCe1o5dMTjNZETYmyPJy0liipFm0?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="https://lh4.googleusercontent.com/-0modFltKy4Q/TabWtrKfVTI/AAAAAAAAIhI/g-oovdkorNM/s400/P1010388.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/iGfBB5M1sEI5NUDX-6h4-tMTjNZETYmyPJy0liipFm0?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="https://lh6.googleusercontent.com/-GTbTGXDdZ3c/TabWw2p4KFI/AAAAAAAAIhM/_HjikoLdiGs/s400/P1010391.JPG" width="300" height="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Nihayet temiz deniz diyerek tekne çapayı bırakır bırakmaz denize atladım. Biraz erken davranmışım, yanımda kamera yoktu, o yüzden gördüklerimi bırakıp tekneye kamera almak için çıkmadım.&lt;br /&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/xQqBww0dbSRLQ41a1h4wutMTjNZETYmyPJy0liipFm0?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="https://lh6.googleusercontent.com/-8kC__NGNi-E/TabW0n0FXFI/AAAAAAAAIhQ/nflWk5UCp_s/s400/P1010392.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Denize atladıktan sonra kaptanın teknenin yanına birkaç parça ekmek atmasıyla ortalık balık pazarına döndü. Çevreme binlerce rengarenk balık doldu. Sanki denizde balık değil de balıkta deniz var. Resmen balık içinde yüzüyorum. Çok güzeldi.&lt;br /&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/NHD4EtaCKYez2fF6fTIYZNMTjNZETYmyPJy0liipFm0?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="https://lh4.googleusercontent.com/-IRFjf1OS-Bs/TabW5_wedPI/AAAAAAAAIhY/d8M71FrJh4s/s400/P1010394.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bu balık kalabalığından ürküp ekmekli ortamdan uzaklaşanlar oldu. Malum balıkların sana değmeme kaygısı yok, bazılarına ürpertici gelebilir. Koluna bacağına korkmadan dokunup didikliyorlardı.&lt;br /&gt;Yarım saatlik deniz ziyafetinden sonra tekrar tekneye doluştuk. Maymun adasına kadar yarım saatlik yolumuz var. Gel de sen bunu dün geceden kalma kolonuma anlat. Karnıma giren spazmlar beni iki büklüm ediyor. O kadar ki son çare olarak açıkdenizde tekneden aşağı atlayıp ya da düşmüş gibi yapıp derdime derman aramayı düşünerek aklımı telkin etmekteyim. Neyse ki Maymun Adasına vardığımda hala paçalarım sağlamdı, koşarak tuvalete gittim.&lt;br /&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/3e9RXG6ezkIp8icteX9LktMTjNZETYmyPJy0liipFm0?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="https://lh6.googleusercontent.com/-KCAGJ1e8dSA/TabW8fPuwRI/AAAAAAAAIhc/I6t9S1p3P9g/s400/P1010396.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Kapıdaki herifçioğlu da parayı peşin istiyor, içeri almıyor, ben içeriyi orada dışarıya koyacağım haberi yok, vicdansızlığı var. Koşarak para almaya tekneye döndüm, bir yandan da dua ediyorum ne olur kimsenin tuvaleti gelmesin diye.&lt;br /&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/TXHh_OMB-M5BW-sF9fA8ZNMTjNZETYmyPJy0liipFm0?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="https://lh6.googleusercontent.com/-vtkOnG-BUTQ/TabW-s7x9jI/AAAAAAAAIhg/NPSIyuMk7tY/s400/P1010401.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Neyse ki millet önüne gelen herşeyi ısıran arsız maymunlara dalmış da sonunda muradıma erdim. Tayland’la ilgili bilgi edinmek isteyenlere nacizane tavsiyem tuvalet paralarını yanında bulundurmaları olur.&lt;br /&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/EoykQywYwBecM_9qaRpSwdMTjNZETYmyPJy0liipFm0?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="https://lh6.googleusercontent.com/-YKqbWu5iH8Q/TabXAvXxIBI/AAAAAAAAIhk/8vixH_0E_2s/s400/P1010406.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bu adanın kumsalı hakikaten beyaz kum dediklerinden. Aslında kum gibi de değil, kil gibi, basması pek hoş.&lt;br /&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/j8DO2yM8dRoDuoKK5hfZjdMTjNZETYmyPJy0liipFm0?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="https://lh4.googleusercontent.com/-wW8NOxGa5GY/TabXCJh14fI/AAAAAAAAInk/8NKnYiF4HmQ/s400/P1010409.JPG" width="300" height="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/YTWSdGNs7fqUg1grl1dei9MTjNZETYmyPJy0liipFm0?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="https://lh4.googleusercontent.com/-LTE7aqrmcW4/TabXFBBVLGI/AAAAAAAAIh0/-g9fZjT3f1A/s400/P1010412.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Dalgaların kıyıya vurduğu yerde durunca normalde de biraz kuma gömülürsünüz ya, işte burada o süreç hiç bitmiyor. Sanki bekledikçe dize kadar gömülecekmiş gibi. Sonunda dengeyi kaybedip bileklere kadar gömülmüş ayakları kilden çıkarmak gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/TrvTsTDikNuHl4jpNLL2cdMTjNZETYmyPJy0liipFm0?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="https://lh6.googleusercontent.com/-OQ6kagOm-hk/TabXGMy_XkI/AAAAAAAAIn4/LnRyYrOs-pg/s400/P1010414.JPG" width="300" height="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Su sıcaklığı hiç üşütmeyen cinsten, bizim Olimposa benziyor, anlık serinletiyor ama yine hararet yapıyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/FH9-quBabIp7oTdfwiadDNMTjNZETYmyPJy0liipFm0?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="https://lh5.googleusercontent.com/-JH-O0qUsckY/TabXIVPJmdI/AAAAAAAAIh8/2txMVYi3amw/s400/P1010415.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Burada da biraz takılıp hep beraber sigara içtik. Tiryaki olmayanlar dahi tatil ve sosyalleşme adına birer tane yakıyorlar. Sigaraya başlarken arkadaşlara özenmek böyle birşey demek ki, koca adamlar olduk hala aynı muhabbet aynı mazeret.&lt;br /&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/dKb58FLVzNYvC_4n9XBG-NMTjNZETYmyPJy0liipFm0?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="https://lh4.googleusercontent.com/-42m7wyZ40oY/TabXRXLQqlI/AAAAAAAAIiM/qY4Jsgr-QSo/s400/P1010433.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bir sonraki durak Dünya’nın en iyi plajı olarak reklamı yapılan Beach filminin çekildiği Maya Bay. Benim de görmeyi merakla beklediğim bir yer. Filmi izledikten sonra kendi kendime bir gün burayı göreceğime söz vermiştim, işte o an geldi. Aslında burada konaklamak istemiştim ama milli park olduğundan böyle bir ihtimal yoktu.&lt;br /&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/aE6Pe_NOu2Zv_e9fO24LsdMTjNZETYmyPJy0liipFm0?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="https://lh4.googleusercontent.com/-H1K6m8TCc18/TabXW6wqVpI/AAAAAAAAIiU/07_dy3Z-lOE/s400/P1010436.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;İki ulaşım yolu var: Biri açık denizden diğeri ise koyun arkasından karadan yürüyerek. Biz ikinci yoldan gittik. Oraya da denizden giriliyor.&lt;br /&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/CcNhmBTNsX4E4tYwOxqr-NMTjNZETYmyPJy0liipFm0?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="https://lh4.googleusercontent.com/-eyNsQXtTXg8/TabXZgPLLLI/AAAAAAAAIiY/n_lZlDGinpU/s400/P1010437.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Koya yaklaşırken izlediğimiz harika manzaralar teknede sessizliğe neden oldu. Galiba herkes aslen bu koyu merak ediyordu.&lt;br /&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/y09Ht3DDIT67Ukym85sVedMTjNZETYmyPJy0liipFm0?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="https://lh5.googleusercontent.com/-FX6Jy2Et4PM/TabXbejlk5I/AAAAAAAAIic/WTkuOtI8PKk/s400/P1010440.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Kısa bir yürüyüşten sonra koya ulaştık. Gerçekten bir doğa harikası, keşke bu kadar kalabalık olmasa, kıyıda bu kadar çok tekne olmasaydı.&lt;br /&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/y09Ht3DDIT67Ukym85sVedMTjNZETYmyPJy0liipFm0?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="https://lh5.googleusercontent.com/-FX6Jy2Et4PM/TabXbejlk5I/AAAAAAAAIic/WTkuOtI8PKk/s400/P1010440.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Koy açık denizle kısa bir boğazla bağlatısı bulunan bir göl gibi, boyu geçen yerlerde yüzme yasak. Filmde Leonardo DiCaprio koşarak denize giriyor ama bu pek mümkün değil. Sığlıklar küçük sivri taşlarla dolu, değil koşmak yürümek bile kolay değil. Üstelik açıklarda köpekbalıkları olduğundan açılmak tehlikeli; serinlemek için çimmek ve fotoğraf çekmek dışında doğayla bütünleşmek pek mümkün değil.&lt;br /&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/CojbG2A1JV1vD9-w9Yt3jtMTjNZETYmyPJy0liipFm0?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="https://lh5.googleusercontent.com/-jZqqaSS-D1s/TabXe8IrMzI/AAAAAAAAIik/rSXUeHXSHxo/s400/P1010449.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/18m8g1i7DEYMlQd2KER2GdMTjNZETYmyPJy0liipFm0?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="https://lh4.googleusercontent.com/-pY3TzoOJFuI/TabXgK4Z_cI/AAAAAAAAIio/rLaY69qRmcs/s400/P1010450.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/oFdDFaMkTaU1c6Dl2CbbvNMTjNZETYmyPJy0liipFm0?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="https://lh6.googleusercontent.com/-_PhM78AjlK0/TabXj_UY1WI/AAAAAAAAIiw/MvPuloQ5nBQ/s400/P1010452.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Herşeye rağmen burada olmak güzeldi. Hayatımda görmek istediğim yerlerden birinin üzerine çizik attım. Yaşamadıktan sonra sadece görmek o kadar tatminkar değil malesef.&lt;br /&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/cMS5WS2vvlqLsG2GZ8XNgdMTjNZETYmyPJy0liipFm0?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="https://lh4.googleusercontent.com/-HSIl_tgbHUo/TabXl6gO9fI/AAAAAAAAIi4/0UeYdSdDHxE/s400/P1010455.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/kudKlCBVA6euIXMJdFICytMTjNZETYmyPJy0liipFm0?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="https://lh3.googleusercontent.com/-LrpwAaDBznw/TabXnohmpaI/AAAAAAAAIi8/6Sn3ToTJR8k/s400/P1010456.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Koy boyunca yürüyüş yapıp madem yüzemiyoruz deyip enerjimizi kayalara tırmanarak attık.&lt;br /&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/S3he_elEp9fXgbs01BBhttMTjNZETYmyPJy0liipFm0?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="https://lh3.googleusercontent.com/-w-vnv5XVeoU/TabXrpju5YI/AAAAAAAAIjE/EtIG1dwkcwM/s400/P1010461.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Ayrılmaya yakın tur tekneleri bir telaş ayrılmaya başladı. Ben kendimi denizde eğlerken gidiyoruz diyerek geri çağırdılar. Etrafta koşuşturan insanlar, tekneleri hazırlayan kaptanlar; sanki yemek zili çalmış gibi kumsal boşalıverdi. Sonradan çıktı kokusu elbet, önce hafiften yağmur çiselemeye başladı sonra bir gürültü patırtı, gök yere indi. Aman o ne yağmur!&lt;br /&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/Hvqm7fDezS_nNSN9ngXyS9MTjNZETYmyPJy0liipFm0?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="https://lh6.googleusercontent.com/-pZAUXEQDGrM/TabXvL-3AUI/AAAAAAAAIjQ/jGI1B-R9q5E/s400/P1010474.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/if1X5SH05pcJuE6L_XOrKtMTjNZETYmyPJy0liipFm0?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="https://lh6.googleusercontent.com/-RRRBryWQqSg/TabXwteRDII/AAAAAAAAIjU/n6V7XbZGDlU/s400/P1010475.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Yağmur sesinden birbirimizi duymuyoruz. Soğuyan havada ısınmak için denizden çıkınca kullandığımız ıslak havlulara sarınıyoruz. Tropik yağmur bu herhalde?&lt;br /&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/NlRkVvwk_4A8lOrYMCfPY9MTjNZETYmyPJy0liipFm0?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="https://lh5.googleusercontent.com/-piZtxDlGJ5E/TabXywqjKdI/AAAAAAAAIjY/sHzNpcHFUCM/s400/P1010478.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Kıyafetler değiştiriliyor, kalınlar giyiliyor, ayakkabılar meydana çıkıyor derken bıçakla kesilmiş gibi gitti, ne yağmur kaldı ne bulut. Geriye kalan denizden bile duyulan mis gibi toprak kokusuydu.&lt;br /&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/z3zM5tx99YPpMfO7WP_vZdMTjNZETYmyPJy0liipFm0?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="https://lh5.googleusercontent.com/-DjwRp5wOBWw/TabX2TnViwI/AAAAAAAAIjg/ExM8JKkyEaA/s400/P1010484.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Balıklarla yüzülmüş, fotoğraflardaki kumsallar görülmüş, Maya Bay’de denize girilmiş, piller tükenmiş, dönüş yolu başlamıştı.&lt;br /&gt;John’la odaya dönüp biraz dinlendik. Teknede tanıştığımız insanlarla akşam randevulaştık, Irish Pub’ta! Lan zaten İrlanda’dan geliyorsunuz neden Irish Pub’ta buluşuyoruz, zaten memleketiniz gibi orası!&lt;br /&gt;Güya tatile çıktım ama uyumak mümkün değil. Uykumun derin yerinde daha iki saat geçmeden uyandım. Randevumuz var. Toparlanıp gittik bara. Bünyem yeni uyandığım için kahvaltı etmek, birşeyler yemek istiyor ama barın menüsünde kovada yüksek alkollü kokteyller var. Karnım da aç, içtikçe içiyorum şekerli kokteylleri. Hop, yine hareketli olacak bu gece.&lt;br /&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/gHZF2lF-rBoH38gM_I1H0tMTjNZETYmyPJy0liipFm0?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="https://lh3.googleusercontent.com/-7wVhHpcHpVg/TabX3_adNfI/AAAAAAAAIjk/Qx7EPrIsBhk/s400/P1010486.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Kafalar yükselince istikamet kumsal, yine yüzlerce dans eden insan, bir sürü yüz, tanışılıp unutulan kızlar/erkekler, pogo dans, break dans, pop dans, bira, votka, kimin olduğu karışan kovalar kovalar kovalar...&lt;br /&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/fJzKfj7X03uzcKdyhsxC4NMTjNZETYmyPJy0liipFm0?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="https://lh4.googleusercontent.com/-B87edpZC3Kk/TabX7SscqvI/AAAAAAAAIjs/Wg47Px4T9L8/s400/P1010492.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/y_f4bZgRpXGBdDcStbuNr9MTjNZETYmyPJy0liipFm0?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="https://lh4.googleusercontent.com/-phHqWgSstAY/TabX9cxMwGI/AAAAAAAAIjw/DUIlWFm2kZA/s400/P1010494.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bir gün çocuğum olursa buraya göndereceğim onu. Dünya’nın milletlerini eğlenirken görsün, o da karşısın, Dünya’yla eğlensin.&lt;br /&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/x4Lz3afjEg6TUXTQAv2UGdMTjNZETYmyPJy0liipFm0?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="https://lh4.googleusercontent.com/-JObjty2yygA/TabX_U4sObI/AAAAAAAAIj0/rWMIPrqlohk/s400/P1010495.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;O gece de başta karaciğer olmak üzere bünyemin sınırlarında dolanınca haliyle biriken yorgunluğum ertesi gün bir günümü yememe neden oldu. Sabah uyanıp, john’la vedalaştım, hala uyuyordu, feribota bindim, Phuket’e gidip önceden kaldığım otele yerleşip akşam üstü 3 gibi yattım. Akşam alarmla uyanıp karnımı doyurma gittim. Tayland’ta en sevdiğim yiyecek Tom Yan çorbası. İçinde çatala gelen bütün sebzeler ve isteğe göre et, tavuk ya da karidesle yapılıyor. Ben en çok karideslisini seviyorum.&lt;br /&gt;Çorbamı içtikten sonra etrafı dolandım ama üzerimde Phi Phi’nin yorgunluğu geçecek gibi değil. Odaya gittim, beyaz yorganıma dolanıp keyifle uyudum. Yarın Bangkok’a gideceğim, biraz da oraya enerji kalsın.&lt;br /&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/6ixGF3p-8qSinMRbTQmSVdMTjNZETYmyPJy0liipFm0?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="https://lh4.googleusercontent.com/-G_EayUQrAfE/TZyPyq49dQI/AAAAAAAAIaY/EJGxeqjxy3U/s400/P1010496.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Sabah yedide uyanıp servisi beklemeye başladım. Bir saat sonra geldi. Ben de bu süre içinde internetten Bangkok için göndermiş olduğumuz CS isteklerini inceledim. Aslında istekleri ben göndermedim. Gezip tozmaktan vaktim olmadığı için &lt;a href="http://www.sandaletliseyyah.com/"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Ağabeyim Bora&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;’dan rica etmiştim. O da sağolsun 30-40 kişiye aynı istek mesajını kopyalayıp yollamış. Kabul eden var var olmasına da burası Tayland, kız gibi görünüp aslında lady boy (transeksüel, homoseksüel) olan bir sürü profil var. Memelerini masaya dayayıp seksi pozlar vermiş bir kız mesajında “Gelmene çok sevinirim ancak sadece bir yatağım var, o da benimki, birlikte yatarız, eğlenceli ve harika bir gece olur” falan diye mesajlar göndermiş. Profilleri dikkatli inceleyince aslında benzer mesajları gönderenlerin lady boy olduklarını anlamak mümkün. Malesef benim ayrtıntılı profilim inceleyecek vaktim olmadığı için uygun birini seçmek zorundayım. Sonunda, lady boy defterini kapatarak Filipinli ingilizce öğretmeni benimle yaşıt Allen’a geleceğim mesajını atarak havaalanına doğru yola çıktım.&lt;br /&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/6ixGF3p-8qSinMRbTQmSVdMTjNZETYmyPJy0liipFm0?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="https://lh4.googleusercontent.com/-G_EayUQrAfE/TZyPyq49dQI/AAAAAAAAIaY/EJGxeqjxy3U/s400/P1010496.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Son iki gecedir kafam bir Dünya yattığımdan sinek ilacı sıkmayı unutmuşum. Ayak bileklerim onlarca ısırıkla dolu, kaşı kaşı bitmiyor. Bir de şişti ki kaşıdıkça artıyor.&lt;br /&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/-qKknDiRLuy1kOOJ-WXxwdMTjNZETYmyPJy0liipFm0?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="https://lh4.googleusercontent.com/-ipIJU8sMvgQ/TZyPz4e0g1I/AAAAAAAAIac/U0mC5QGvG7I/s400/P1010497.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bangkok’a indikten sonra ön ödemeli taksilerden biriyle Khao San Road’a gitmek üzere bindim. Normalde 400 Baht vermem gerek ama adam ısrar ediyor 500 diye. Bu taksi kabusu daha yeni başlıyor. Eline 450 tutuşturup indim.&lt;br /&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/upW7eXAR6ZGlBBtxXyk74NMTjNZETYmyPJy0liipFm0?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="https://lh5.googleusercontent.com/-xtItS5Q5er4/TZyP1g96nMI/AAAAAAAAIag/vQ7eAx9vlZM/s400/P1010498.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;John bir otel önermişti, ucuz ve temiz, Khao San Road’un merkezinde, 600 Baht’mış geceliği. Aklıma yazdım. Karşı sokağında yarı fiyatına daha sefil bir yer var. Çantamı rica ederek oraya emanet ettim.&lt;br /&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/Hppq5eFunCGkQEiGnLWV_tMTjNZETYmyPJy0liipFm0?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="https://lh5.googleusercontent.com/-0zJn6YnRpGg/TZyP3GRIQMI/AAAAAAAAIak/6mH9NQlwD3Q/s400/P1010503.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Çevreyi dolanmaya çıktım. Arka caddede bir pazar vardı, tezgahlar aynı boy kağıtlarla dolu. Bizim hafta sonu pazarları kadar büyük bir yer, ne meyva var ne sebze, hepsi bir boy ve renkte kağıtlar. Meğer piyango pazarıymış. Binlerce piyango bileti pazarda satılıyormuş. İnsanlarda karpuz seçer gibi alıyor inceliyor kağıtları. Bir değişik umut kapısı işte.&lt;br /&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/P1JBC9p7X2leZNY-IXnLL9MTjNZETYmyPJy0liipFm0?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="https://lh4.googleusercontent.com/-Wi09UkPvDbY/TZyP4jHdFII/AAAAAAAAIao/k0TN3j8n2-Y/s400/P1010507.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Her büyük metropolde olduğu gibi burada da sokakta yaşayan insanlar vardı.&lt;br /&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/5YL4rIyvs1wNZeZaO2h9utMTjNZETYmyPJy0liipFm0?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="https://lh6.googleusercontent.com/-tdDd1gDm7Wc/TZyP6U446AI/AAAAAAAAIas/4uyjJ-RfF8s/s400/P1010509.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Khao San Road sırtçantalı bitli turist tayfasının merkezi, dolayısıyla gerek çevredeki insanlar gerek lokantalar gerekse fiyatlar biraz batılı. Tayland’ı gerçekten görmek için doğru bir yer değil ama takılmak için iyi.&lt;br /&gt;Akşam Allen ile buluşacağım, bir yandan saati kontrol edip avare gezindim.&lt;br /&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/Bb4RGlSXU_nujTjGrQ97a9MTjNZETYmyPJy0liipFm0?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="https://lh4.googleusercontent.com/-fka2YyfF9zA/TZyP8a_eUnI/AAAAAAAAIaw/9VPkWYeDtZs/s400/P1010510.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Tuk Tuk’a binip gezeyim dedim taksiden pahalı fiyat çektiler. Demek burası gerçekten turistik. Zaten tuk tuk lar da biraz süslü, biraz afilli.&lt;br /&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/yWwzKKcajWKG-zbWmuUeVNMTjNZETYmyPJy0liipFm0?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="https://lh3.googleusercontent.com/-r6q8Y9t62wo/TZyP-BiepRI/AAAAAAAAIa0/-O5rVKfQ-MU/s400/P1010511.JPG" width="300" height="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Etrafta herşeye ilgiyle yaklaşan ve haliyle fiyatı yükselten batılı turist dolu. Kıçı kırık nudılı bile iki katı fiyatına satıyorlar burada.&lt;br /&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/4LkjggTEhNq7cIEach9Fx9MTjNZETYmyPJy0liipFm0?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="https://lh6.googleusercontent.com/-SjwDYUxDTZ8/TZyP_ref9ZI/AAAAAAAAIa4/5fhWKLVwsBI/s400/P1010512.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Baktım buradan bir şey alınmaz vurdum kendimi arka sokaklara. Türkiye’de uygulamaya utandığım çirkef pazarlıkları ile iki tane gömlek aldım. Sokak lokantasından bebek karidesli nudıl yedim. Akşam üstüne doğru çantamı bıraktığım otleden alıp Allen’la buluşmak üzere tuk tuk’un birine yanaştım. Bana Allen’ın söylediği adresi aynen söyledim. Herkes bilirmiş, çok kolay bulurmuşum falan, hikaye! Muhabbet şöyle:&lt;br /&gt;-I want to go to Fashion Mall, do you know where it is? (Fashion (Moda, kıyafet anlamına geliyor) Alışveriş Merkezine gideceğim, nerede biliyor musun?)&lt;br /&gt;-You want faşın?(Fashion mı istiyorsun?)&lt;br /&gt;-No, Fashion Mall; big shopping center.(Hayır, o büyük bir alışveriş merkezi)&lt;br /&gt;-Haaa, faşin, i know faşin.(Haaa, moda, modayı ben bilirim)&lt;br /&gt;-So, you know ha? Let’s go.(Biliyosan hadi gidek)&lt;br /&gt;-faşin mall, clothes?(Moda, yani kıyafet falan?)&lt;br /&gt;-Clothes? It is a shopping mall, the name is Fashion.(Kıyafet mi? Hayır oğlum, adı moda olan bir alışveriş merkezi orası)&lt;br /&gt;-Feşin mall my business, i know where, jump.(Moda benim işim, biliyorum atla gidelim)&lt;br /&gt;-How much?(Kaç para?)&lt;br /&gt;-20 Baht&lt;br /&gt;-Aha, That close?(Oha çok yakınmış)&lt;br /&gt;-very close.(hee)&lt;br /&gt;Ben herhalde göremedim dolanırken, demek ki çok yakınmış diye atladım tuk tuka. Bir de güzel yerleştim. Aradan beş dakika geçti araç durdu. Herif "Aha sana fashion" diyor. Biraz önce gömlek aldığım yerdeyiz. Bir de çekiştiriyor kolumdan terziye sokacak takım diktirecek bana. Lan yanlış anladın falan dil döküyorum anlamıyor. Neden sonra haritadan gösterince yanlış anladığını fark etti, orası çok uzak dedi beni yolda terk edip gitti. İlgisiz bir yerde kaldım elimde çantalarla. Bir yanda da leş bulmuş akbaba gibi kolumdan çekiştiren terziler. Taksi durdurup haritada gösteriyorum kimse gitmek istemiyor. Herifçioğlu(?) Allen meğer Bangkok merkezinden 30 km uzakta oturuyormuş. Sırtlandım çantaları başaldım yürümeye. Taksiler yanımda duruyor ama gideceğim yeri gösterince vazgeçiyorlar. Yarım saat sonra kalabalık bir kavşak buldum, arabalar kilitlenmiş, bekleşiyorlar. Taksinin birini gözüme kestirdim. Şöförün o trafikten çıkayım da nereye olursa olsun hali vardı, yarım ağızla kabul etti Fashion Mall’u. Yolculuk bir buçuk saat sürdü, 400 Baht ödedim. Geldiğim yer Bangkok merkezinden çok uzakta çevresinde gecekonduların olduğu izbe bir yer. Girdim içeri benden başka yabancı yok. İnsanların bakışlarını üzerimde hissediyorum. En üsta kata çıktım. Birşeyler tadayım diyorum ama seçemiyorum, gel de anla neyin ne olduğunu. Kimse İngilizce de bilmiyor.&lt;br /&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/5VVRuimEN67pXmH2WzWgMtMTjNZETYmyPJy0liipFm0?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="https://lh4.googleusercontent.com/-lfMXfZTO01s/TZyQBH-_KMI/AAAAAAAAIa8/8nBXo1EDsMY/s400/P1010515.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Belki Allen birşeyler hazırlamıştır boşuna karnımı doyurmayayım diye sadece fotoğraf çekmekle yetindim, dolandım durdum.&lt;br /&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/lIpLy8g0rMveOSE_hgZwg9MTjNZETYmyPJy0liipFm0?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="https://lh5.googleusercontent.com/-W7R3TTIMWH0/TZyQCpBayrI/AAAAAAAAIbA/nCm9HqPjqV4/s400/P1010519.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;İçim de gitmiyor değil rengarenk yiyeceklere ama dayanıyorum.&lt;br /&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/Y-RXMjudBcLTqgQGfHopytMTjNZETYmyPJy0liipFm0?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="https://lh5.googleusercontent.com/-KXslPRbDKlg/TZyQEF24fEI/AAAAAAAAIbE/L_D3MKEaSRw/s400/P1010522.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bu arada ayağım da iyice şişmiş, fil ayağı olmuş. O kadar güneş ışığının üzerine sürekli kaşınan sinek ısırıkları da binince kendini salmış iyice ödem olmuş. Ayak bileğimi bu kadar berbat durumda hiç görmemiştim.&lt;br /&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/qLQUSqhYi3FYQCZjg7Jlx9MTjNZETYmyPJy0liipFm0?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="https://lh4.googleusercontent.com/-Ltkp62DuhP8/TZyQFB9bS_I/AAAAAAAAIbI/ybLF0dqgZks/s400/P1010523.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Alana hakim bir yerde oturup Allen’ı beklemeye başladım. Bir süre sonra beyaz kemik çerçeveli gözlükleri, dar kot pantolonu, kıvırtan kalçaları ve bir nazik kıvrılmış el bileği ile beni selamlayan yarım cüssem kadar Allen ile buluştum. Onunla ilk karşılaşmamda hissettiğim şey sanki utangaç bir kız çocuğuyla buluşmuş olduğumdu. Allen’ın sevimli bir gay olduğu kesindi. Buraya kadar gelmişim, yorulmuşum,“Hadi eve gidelim” dedim.&lt;br /&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/Z71NbgSad8fYS6BksSwL8NMTjNZETYmyPJy0liipFm0?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="https://lh4.googleusercontent.com/-zFwvTmdZj9g/TZyQG3Z4RsI/AAAAAAAAIbQ/sJZITp3fcy8/s400/P1010525.JPG" width="300" height="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Taksiye atladık, 10 dakika sonra Tayland’ın arka mahallelerinden birine girdik. Molozların yanında dinlenen yaşlılar, bahçelerinde çamaşır asan teyzeler, meraklı gözlerle bizi süzen delikanlılar, pireli sokak köpekleri ve anlamadığım bir dile hoşgeldin dediğini anladığım mahalleli ile turistik geziden uzaklaşmanın mutluluğu içindeydim.&lt;br /&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/bx8BCCCPdH7meJqI_ujujtMTjNZETYmyPJy0liipFm0?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="https://lh5.googleusercontent.com/-TuwvG61zMXk/TZyQIUj3ZZI/AAAAAAAAIbU/uuac8VX2JvU/s400/P1010528.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Allen’ın kaldığı odanın kapısı sunta, kilit olarak bizim yurtlarda ya da spor salonlarında kullandığımız basit dolap kilidi kullanıyor. Aslında ona da çok gerek yok. Çünkü zaten içeride çalınacak değerli birşey yok, üstelik ince suntadan yapılmış kapıyı bir omuz darbesiyle kırmak mümkün. Odada bir tane tek kişilik yatak ve bilimum eski eşya vardı. Profilinde yazmamıştı ama ben en azından bir couch’u(kanepesi) olduğunu düşünmüştüm. Yanılmışım. Evde mutfak yoktu, tabak çanağın konduğu birkaç raf mutfak olmuş, çeşmesi yok, böcek bol.&lt;br /&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/kwkjPq31lvbceYVdvohiMtMTjNZETYmyPJy0liipFm0?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="https://lh3.googleusercontent.com/-Hog4UosvlwA/TZyQLfdV3eI/AAAAAAAAIbc/qgDt4W2N9fA/s400/P1010530.JPG" width="300" height="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Alaturka tuvaletin yanındaki musluğa bağlı hortumla soğuk duş almak mümkündü. Allen sürekli kendisini seçtiğim için çok mutlu olduğu söyleyip durdu.&lt;br /&gt;Çantaları bıraktıktan sonra yemek için ana caddenin köşesindeki mekana gittik. Balık köfteli çorba içtik. Allen ısmarladı. Eve dönerken çamaşır yıkamam gerektiğini söyledim. Makinesi olmadığını anlamak zor değil ama belki bir çamaşır yıkama salonu vardır diye sormuştum. Köşedeki bakkalın kiralık çamaşır makinesi varmış ama çok pahalıymış. Kirlilerimi yıkamak için ısrar etti ama kabul etmedim. Laf arasında bakkalın bir makine çamaşıra ne kadar istediğini sordum. Türk Lira’sıyla iki TL ediyordu. Param var deyip kirlileri bakkala verdim, beş tane de bira aldım. Bu arada apartmanda diğer Filipinli İngilizce öğretmenleri ile tanışıp uzun süre sohbet ettik. Bakkaldan gelen çamaşırları Allen elleriyle astı, “Sen misafirsin” deyip bana dokundurmadı. Muhabbet derinleşince Suriye’li gay sevgilisinden bahsetti. Belki de ben de benzer coğrafyadan geldiğimden benzer beklentilere girmiş olabilir. Ne zaman ki diğer Filipinli’lerle biraları içip erkekleşmeye başlayınca rahatsız olmuş sevgili gibi uykum geldi ben eve gidiyorum deyip ayrıldı. Bütün bu muhabbet içinde diğer “erkek”lerin ona karşı herhangi bir yerici uslubu hiç olmadı. Zaten Allen da gay’liğini rahatça yaşamak için için Tayland’a yerleştiğinden bahsetmişti. Filipinli’lerle biraz daha bira içip harala gürele yaptıktan sonra eve döndüm. Bizimki yatmış TV seyrediyor. Yarın akşam ne yapacağımı sordu. “Bilmiyorum” dedim. Akşam parti varmış, gay partisi, belli ki ben gay değilim ama çok eğlenceli olurmuş, birlikte gidelim istedi. “Bakalım” dedim “Yarın olsun bir hele”. Nerede uyuyacağımı sordum, biraz yana kaykılıp “Yanımda uyuyabilirsin.” dedi. “Allen” dedim, “Senin yanında uyumayacağım!”. “O zaman sen yatakta uyu ben yerde yatayım” dedi. “E yerde yatak yok?” “Dur yapayım” deyip dolaptan iki tane yüz havlusu çıkardı, yere serdi, başucuna da sağolsun bir yastık koydu. “Sen yarın çalışıyorsun ben yatarım yerde” deyip çantamdaki havluları çıkarıp diğer havluların üzerine serdim. Al sana yatak: Beton üzerine iki kat havlu. Beklentileri sıfırlayınca insan çok farklı birine dönüşebiliyor. O gece öyle bir uyumuşum ki sabah Allen horultundan uyuyamadım diye şikayet etti.&lt;br /&gt;Allen işe gittikten sonra CS’i kontrol ettim. Yodying akşam buluşmayı kabul etmiş. Bakkal teyze hoş ama konuşamıyoruz. Akşam gay partisine katılmasam da olur. Eşyalarımı toplayıp oradan ayrıldım.&lt;br /&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/xSgEIlodaBS4QxGy70LjvtMTjNZETYmyPJy0liipFm0?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="https://lh4.googleusercontent.com/-HCrPBT7yXLI/TZyQNKK39KI/AAAAAAAAIbg/l4vLXhQBgbs/s400/P1010534.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Khao San Road’a dönüp John’un tavsiye ettiği otele yerleştim. Geceliği 600 Baht’tı. Otelin üst katında dandik bir havuz yapmışlar ki batılılar havuza girip kendini bir bok zannetsin.&lt;br /&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/rBaZv6m1xORJUA7nO-bQRdMTjNZETYmyPJy0liipFm0?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="https://lh6.googleusercontent.com/-4s8ycegucmE/TZyQN1vChhI/AAAAAAAAIbk/1gW7ufOindI/s400/P1010536.JPG" width="400" height="225" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Ben de havuza girip kendimi bir bok zannetmeyince serinlemenin yeterli olduğunu düşünüp kendimi Bangkok sokaklarına vurdum. Yoldan bir tuk tuk çevirip, nehir kenarında bitecek yarım saatlik bir yolculuk için pazarlık ettim.&lt;br /&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/6O4cF2IlcpDgh7jDZNeXotMTjNZETYmyPJy0liipFm0?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="https://lh3.googleusercontent.com/-emFO3lI1tzs/TZyQQEeOgKI/AAAAAAAAIbs/pg05P-Hbm1w/s400/P1010538.JPG" width="400" height="328" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bakkaldan bira alıp Bangkok’u hissetmeye çalıştım.&lt;br /&gt;Bir önceki gelişimde kanal turu çok hoşuma gitmişti. Kanala yakın bir yerde inip kanal turunu fiyatını sordum. Görevli kadın çok kabaydı, sinir oldum, vaz geçtim. Yapmayanlar mutlaka yapsın.&lt;br /&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/NHNMWuabxkFaq6gTaWvsJtMTjNZETYmyPJy0liipFm0?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="https://lh5.googleusercontent.com/-wTrHdVbM850/TZyQSDj0_NI/AAAAAAAAIbw/m-dFC3ctHUU/s400/P1010542.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Tuk tuk tutup Çin Mahallesi’ne gittim. Etrafı seyredip bol bol fotoğraf çektim. Sanırım burada olmanın en güzel yanı satılan ürünlerin ne olduklarını bilmemek.&lt;br /&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/vhVEjXt_9kQGllFriPhMZtMTjNZETYmyPJy0liipFm0?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="https://lh3.googleusercontent.com/-la-43vShs9Q/TZyQTQ_VrXI/AAAAAAAAIb0/1ymEyiedzeM/s400/P1010544.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bir önceki gelişimde köpek balığı yüzgeci çorbası içmiştim. Şimdi kendimden utanıyorum. Hiç uğramadım bile. Kocaman yüzgeçleri asmışlar, yazık kocaman hayvana, yüzgeçlerini koparıp gerisini denize atıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/h3GvsX8AiDInqdVWNw8jdNMTjNZETYmyPJy0liipFm0?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="https://lh4.googleusercontent.com/-q1Im8swUUHY/TZyQVm2RCaI/AAAAAAAAIb4/quhDK0VJ9a8/s400/P1010545.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Pazar kurutulmuş deniz canlıları ile dolu. Balıklar, kalamarlar, karidesler...Pek çok yerde bunları ızgaraya atıp direk servis ediyorlar ama çok ağır koktukları için ben yiyemedim.&lt;br /&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/5_5UyIxruMsAh2QV6facytMTjNZETYmyPJy0liipFm0?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="https://lh5.googleusercontent.com/-NNpX0JJXFic/TZyQXm06tsI/AAAAAAAAIok/Gy8JwqauwTM/s400/P1010546.JPG" width="300" height="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/136q-ffX45-f8Z_odGE5JtMTjNZETYmyPJy0liipFm0?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="https://lh6.googleusercontent.com/-xGy2ZCiS4WQ/TZyQbnI_kpI/AAAAAAAAIcA/7fZc17l2hGY/s400/P1010552.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Çin Mahallesi aslında farkında olmasak da bizde de var. Mahalle değil de sokak diyelim ona. Eminönü’nün alt geçitlerinden geçmişseniz eğer, burada satılan ıvır zıvırlar hakkında bir fikriniz olur. Fiyatlar da benzer olduğunda pek de ilginç değil.&lt;br /&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/bqk82fxZO-ZF7McnvdeVPdMTjNZETYmyPJy0liipFm0?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="https://lh3.googleusercontent.com/-zR-s66LSTgQ/TZyQdpeA-RI/AAAAAAAAIcE/a3pSR7OPFrg/s400/P1010554.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/Q-98eCCyZvh4kVGLJk7EINMTjNZETYmyPJy0liipFm0?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="https://lh4.googleusercontent.com/-e8jhIPHkJv4/TZyQfdweVCI/AAAAAAAAIcI/qv0a-L1TdY4/s400/P1010555.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bana burada ilginç ve çekici gelen yegane şey yiyecekleri aslında. Kim bilir ne lezzetler vardır ama seyretmekle yetiniyoruz.&lt;br /&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/vzXAqMZ79hV-VhWBEwTeVdMTjNZETYmyPJy0liipFm0?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="https://lh6.googleusercontent.com/-Ann7rw8HcsY/TZyQgvWHprI/AAAAAAAAIcM/XMi31zOrqUA/s400/P1010557.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Elbette uç noktalar da var ama; neden olmasın?&lt;br /&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/S8L3jQ62u3a4FcQbNa_UfdMTjNZETYmyPJy0liipFm0?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="https://lh3.googleusercontent.com/-zzMMITcIBUc/TZyQiBTG6DI/AAAAAAAAIcQ/0-zqMPoGA80/s400/P1010559.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Avrupalılar da bize nasıl barsak yiyorsunuz demiyorlar mı? Şimdi burada kokoreç olsa ben onu dişlemem mi?&lt;br /&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/s9pinbcZ0qElUcX5HkU6ydMTjNZETYmyPJy0liipFm0?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="https://lh5.googleusercontent.com/-J1lgpTzbUww/TZyQjoi237I/AAAAAAAAIcU/8nUdoz7eteo/s400/P1010560.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/4cLGgA77RWeK5K4RwsvUJ9MTjNZETYmyPJy0liipFm0?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="https://lh6.googleusercontent.com/-pYenKWZ_IHE/TZyQlWsEiEI/AAAAAAAAIcY/hRwY6nSzyA0/s400/P1010561.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/qlACfk9ae5rG6bRE_0IaS9MTjNZETYmyPJy0liipFm0?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="https://lh6.googleusercontent.com/-Ka8H7qILTJU/TZyQnB3VrvI/AAAAAAAAIcg/aMPl-H4nDKk/s400/P1010562.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Otele geri döndüm. Duş aldım dışarı çıktım. Yodying'le buluşma yerim sadece birkaç km uzakta. Yola nazır bir yerde oturdum, bira içip keyfettim.&lt;br /&gt;Düşünüyorum da sürekli turistik yerlerde gezip durdum. Ülkenin içine girince şaşırıp yine kendi güvenli alanıma gittim. Gerçek bir Thai gecesi geçirmedim. Bugün Yodying’le buluşursam talebim bu olacak, herşey Thai olsun!&lt;br /&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/wDjgxs6FNqcEbxee7YcxMdMTjNZETYmyPJy0liipFm0?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="https://lh6.googleusercontent.com/-U93Jfu1HrtU/TZyQpuWzu8I/AAAAAAAAIck/GB1jjIBWyXA/s400/P1010564.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Saat 19:30 da buluşacağız. Madem yakın diye yarım saat önceden taksi çevirdim.&lt;br /&gt;“Yarım saatte orada olman imkansız, bugün Cuma” diyorlar.&lt;br /&gt;“Ne kadara sürer?”&lt;br /&gt;“En az bir buçuk saat!”&lt;br /&gt;Çare: motosiklet taksi.&lt;br /&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/u48l2DQ1sHRWAez2HEOTMdMTjNZETYmyPJy0liipFm0?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="https://lh6.googleusercontent.com/-Qg33pLi_O1Y/TZyQrMO92MI/AAAAAAAAIco/h7ODO-3AWig/s400/P1010566.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bir tanesi uzaktan avını fark etmiş gel gel diye işaret ediyor.&lt;br /&gt;-Kaça götürürsün?&lt;br /&gt;- 200 Baht.&lt;br /&gt;-Ulan taksi zaten 100 yazıyor.&lt;br /&gt;-Ama zamanında gidemezsin.&lt;br /&gt;-50 vereyim.&lt;br /&gt;-150 olur.&lt;br /&gt;-80 veririm.&lt;br /&gt;-130.&lt;br /&gt;-100 son, taksiyle aynı.&lt;br /&gt;-Tamam.&lt;br /&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/86LyYL3x_Mr9wxMrfR6-NdMTjNZETYmyPJy0liipFm0?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="https://lh4.googleusercontent.com/-AecNjzkMM0Q/TZyQrzgUZ7I/AAAAAAAAIcs/gpYXAegmlD0/s400/P1010574.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Kafaya kaskı geçirince Bangkok trafiğinin İstanbul’dan farkı yok. Emniyet şeridi, kaldırım, araçların arası falan derken her trafik ışığında en ön sırada olmanın avantajını yaşıyorsunuz. Her yeşil ışıktan sonra onlarca motosiklet gürültüsüyle birlikte yarışta start almış gibi fırlıyor, kendi kuralını kendin yaratıyorsun, kaosun içinde görünmez bir düzen işliyor sanki. Büyük lunaparkı!&lt;br /&gt;&lt;a href="https://picasaweb.google.com/lh/photo/vKO4J6VTuYePL03Zudq1kdMTjNZETYmyPJy0liipFm0?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="https://lh6.googleusercontent.com/-3KnYYBvRxg4/TZyQtpk7ieI/AAAAAAAAIcw/-_0odtg2-JQ/s400/P1010581.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Yarım saate kalmadan olmam gereken yerdeydim, yerdeydim ama kocaman bir bina hangi yöne gideceğimi bilmiyorum ki. Girdim binanın birine Camel Active dükkanını gördüm. Fiyatlar bizimkinin yarısıydı. Ayak üstü iki gömlek aldım. Aynısının iki renginden. Yandaki telefondan Yodying’i aradım. Şurada bekle geliyorum diyor ama gel de anla İngilizce’sini. Aslında İngilizce’sinin kötü olması önemli değil, söylediği yer zaten Thai dilinde olduğu için ne okuyabiliyorum ne aklımda tutup sorabiliyorum. Bir türlü anlaşamıyoruz. Baktım olacak gibi değil tekrar aradım, o bana birşeyler anlatmaya çalışırken yanımdan geçen ilk Thai delikanlının kolundan tutup İngilizce bilip bilmediğini sordum. Şaşıran delikanlı yes mes falan demeye kalmadan eline ahizeyi tutuşturdum. Sonunda beklemem gereken yere beni bıraktılar sağolsunlar. Bir süre sonra Yodying de geldi. Kendisine böyle lüks alışveriş merkezlerini hiç sevmediğimi, Thai’lerin takıldığı turistik olmayan, onun da hoşuna giden bir yere gitmek istediğimi söyledim. Bu talebim onun da hoşuna gitti.&lt;br /&gt;Devamı gelecek...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4054402931527571137-3511781155799671084?l=gokhanucar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gokhanucar.blogspot.com/feeds/3511781155799671084/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gokhanucar.blogspot.com/2011/09/tayland.html#comment-form' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4054402931527571137/posts/default/3511781155799671084'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4054402931527571137/posts/default/3511781155799671084'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gokhanucar.blogspot.com/2011/09/tayland.html' title='TAYLAND'/><author><name>Gökhan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15093015642067109197</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='20' src='http://bp2.blogger.com/__6mFbGJz32E/SDnOPs5dwoI/AAAAAAAABxM/eB3kobdHNQ8/S220/IMG_0325.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='https://lh4.googleusercontent.com/__6mFbGJz32E/TZyI_YBelJI/AAAAAAAAIUI/aZQ3VLGiQuw/s72-c/P1010005.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4054402931527571137.post-6490279004609726946</id><published>2010-11-17T15:18:00.011+02:00</published><updated>2010-11-22T10:33:35.968+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='SAVAŞAN KÖYÜ'/><title type='text'>SAVAŞAN KÖYÜ</title><content type='html'>&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;SAVAŞAN KÖYÜ:&lt;br /&gt;Benden Güneydoğu'nun saklı güzelliklerinden bir tanesini yazmamı isteyen Paramedikal Dergisi için geçen sene aşağıdaki yazıyı yazmıştım. Buraya da koyayım dedim. Buyrun..&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/X7DGdH4oyVMzwCb3MaurQg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S41N_4ned2I/AAAAAAAAHlw/ciMZbMVxAqU/s400/IMG_7008.JPG" width="400" height="267" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Kış bitmek bilmedi. Yeryüzüne tozun çöktüğü bir başka karanlık gün eve vardığımda sümkürüp burnumdan çamur çıktığını görmek epey şaşkınlık vericiydi. Açığa çıkmaya ve yol almaya ihtiyacım olduğuna karar verip bir cumartesi sabahı Mardin’den yola koyuldum.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/drgokhanucar/SAVASANKOYU?feat=embedwebsite#5444093049651129586"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S41NyNyg7PI/AAAAAAAAHlM/lyKUIiM3pzA/s400/SANY0070.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;İki saatlik bir sürüşten sonra Urfa’daydım. İki dostumu da aldıktan sonra demir atlarımızı Halfeti’ye sürdük. Bu arada arkadaşım benim eski Yamaha XT’yi kullanıyor. Zaman zaman beni yirmi bin km emektar taşıyan küheylanın gidişini seyrettim zevkle. Birlikte geçirdiğimiz güzel zamanları ve sayesinde yaşadığım unutulmaz anıları hatırlayıp içimden ona teşekkür ettim. Daha önce hiçbir araca ya da cansız maddeye teşekkür etmemiştim. İnsan motosikletine tuhaf bir bağlılık duyuyor nedense, araba gibi değil.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/78b7M82jZJ6SoKTPyNqjRg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S41N-U7bFxI/AAAAAAAAHls/IKMEpsbppSQ/s400/SANY0187.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Otoban yolundan yaklaşık bir saat sonra Halfeti’ye vardık. Tepenin yukarısından bakıldığında insanı kendine çeken muhteşem bir manzarası vardı. Çölün ortasında bir vaha, Güneydoğu’nun ortasında minyatür bir Marmaris sanki. Daha önceki gelişlerimizden tanıştığımız dostlarımıza merhaba edip su kenarında karnımızı doyurduktan sonra motorlara atlayıp tepelerin üzerinden aşıp yarı off -road yaparak Savaşan Köyü’ne ulaşmayı planladık.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/drgokhanucar/SAVASANKOYU?feat=embedwebsite#5444093311184574130"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S41OBcE8lrI/AAAAAAAAHl0/EmkRJ0a_1Q4/s400/IMG_7054.JPG" width="400" height="267" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/VsdDX4lw-4T-nfAmjiWLvw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S41OCSV1ovI/AAAAAAAAHl4/9NebVas1WZg/s400/IMG_7071.JPG" width="400" height="267" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Önce Yeni Halfeti’ye oradan da bozuk köy yollarından geçerek bizi hedefimize ulaştıracak yola ulaştık. Yol lafın gelişi aslında, ortada bir yol filan yok, baya kayaların üzerinden atlayarak, çamura çukura dalarak tepenin yamacından ilerliyorduk. Neden sonra traktörlerin kalın tekerleklerinin açtığı izler yola benzemeye başlayınca sol yanımızda Fırat’ın bütün haşmetiyle ışıltısını üzerimize saçtığını gördük. Harika bir andı, zorlu bir yoldan gelmiş ancak hediyemizi almıştık.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/crEcRc1VFlQi9w9CTFrpxg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S41ODkcFhRI/AAAAAAAAHl8/veLxtIV6efQ/s400/IMG_7099.JPG" width="400" height="267" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/Y1N7jKWxW3NhtTG9U4DZwQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S41OFX4AddI/AAAAAAAAHmE/JqA26q_ri7Y/s400/IMG_7109.JPG" width="400" height="261" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Manzaraya karşı durup uzun süre Fırat’ın güzelliğini, çevresine kattığı hayatı seyrettik. Köye yaklaştıkça indiğimiz yokuşların eğimi arttı, üzerindeki çakılların da etkisiyle frenler işlemez hale geldi. Adrenalinin en yüksek olduğu noktada iki teker üzerinde yokuş aşağı kayarak iniyorduk. Yolun sonuna geldiğimizde kaskımı çıkarıp arkamı döndüm. Gördüğüm bu tuvaldeki tek hareket durgun suyun üzerinde aheste ilerleyen tekne ve geçtiği yol boyunca oluşturduğu dalgalardan yansıyan ışık oyunlarıydı.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/hQ-ENVeRXbcYYm_agHFReQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S41OGyL0FgI/AAAAAAAAHmI/NpEiXe8led8/s400/IMG_7113.JPG" width="400" height="267" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/eS5SAvvxkv8vKN4ieXKkHw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S41OIW-8rQI/AAAAAAAAHmM/yqhmEdREwSc/s400/IMG_7115.JPG" width="400" height="267" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Savaşan Köyü Fırat’ın üzerine kurulan Birecik barajı’nın suları altında kalmış köylerden biri. Bizim yaptığımız gibi karadan ya da Halfeti’den kalkan teknelerle ulaşmak mümkün. Otantik taş işlemeli evleri, dar Arnavut kaldırımlı sokakları ile etkileyici bir mimarisi var. Sular altında kalmış caminin minaresi ise bu muhteşem manzaraya kondurulmuş bir yıldız gibi. Bugün köy terk edilmiş durumda. Köyün sakinleri yaklaşık 30 km ötede başka bir yere yerleştirilmişler. Dolayısıyla bu terk edilmiş sokaklarda dolanırken kedi ve eşekten başka bir canlıya rastlamak pek olası değil. İstediğiniz evin kapısını çalmadan içeri girebilir hatta beğendiğinizde kalabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/u0h2K68ab4kniNgs2DVyYQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S41OKJ60zKI/AAAAAAAAHmQ/SPgfubfZuj0/s400/IMG_7137.JPG" width="400" height="267" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/XCOAmxXnOoMzz8mlIAawBA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S41OLswMwsI/AAAAAAAAHmU/oGs14TyBn3E/s400/IMG_7146.JPG" width="400" height="267" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/3H6isG4WqH-Bu_WJvocm5A?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S41OMtQaiHI/AAAAAAAAHmY/8k1qi99xnW0/s400/IMG_7153.JPG" width="267" height="400" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/C-49II3dHEmsaziDw3vr2w?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S41ONkSoneI/AAAAAAAAHmg/LVsZuLaZUx8/s400/IMG_7154.JPG" width="400" height="324" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Anlattıklarına göre nevalelerini toplayıp köye gelerek terk edilmiş evlerde kamp kuran gençler de oluyormuş. Hemen hemen hepsi yabancıymış. Kendi topraklarımızdaki güzelliklere duyarsızlığımız üzücüydü.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/q_yIxghgf1fdBw3wuPQ1Cg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S41OO8ihJ7I/AAAAAAAAHmk/Tvo2U_eNRRc/s400/IMG_7155.JPG" width="267" height="400" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Burayı terk edemeyen köyünün cennetten bir köşe olduğunu düşünenler de var elbette ama sayıları bir elin parmağını geçmez. Onlar da sahil kenarında turistik derme çatma mekânlar açmışlar.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/FI-639BD8uubhBOeai_FoA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S41N5n3f6sI/AAAAAAAAHlg/wCrpJmnHJIY/s400/SANY0129.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/xm0MzQMNX2QUedXxP7fZ8g?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S41N3gVgJoI/AAAAAAAAHlc/PvIwce23YYg/s400/SANY0122.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Biz de köyün sokaklarında ve terk edilmiş evlerinde keşif gezisi yapıp sebilde başımızı suya sokup serinledikten sonra en baştaki mekâna gidip soluklanıyoruz. Yazın sıcağında, suyun şıpırtısı ve Güneydoğu’nun ortasında hayadaki cennette olmanın huzuru içindeyiz. Keşke gece de konaklamak için kalabilseydik. Eminim yıldızların daha net izlenebildiği daha iyi bir yer olmazdı, yukarıda gökyüzünden aşağıda Fırat’ın sularından ışıldayan yıldızlar insanın evrenin ortalarında bir yerde olduğunu hissettirirdi. Uykuya dalmak için seçtiğiniz terk edilmiş evde kim bilir neler neler yaşanmıştı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sayıları fazla olmasa da gezi teknelerinin de uğradığı adreslerden biri burası. Biz geri dönüş yoluna başlayıp motorlara atlarken farklı tekneler yanaşıyordu Savaşan’ın koyuna.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/rRORioi7PQoAb8zT3xSrCw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S41NznnCNuI/AAAAAAAAHlQ/ALQIrH2_b2E/s400/SANY0088.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Lafı gelmişken ikinci alternatif yoldan da bahsedeyim: Halfeti’ye inilir. Sahildeki gezi tekneleri ile pazarlık yapılır tekne kiralanır. Tekneden eski Halfeti’nin mükemmel manzarasına el sallayarak, suyun altında kalan şehrin hayalini kurarak, tertemiz bahar havasını soluyarak teknenin tıkırtısı eşliğinde ilerlenir. Yol boyunca suyun üzerinde uçuşan yabani kuşlar ve çevrenizi sarmalayan dik yamaçlar hayranlıkla seyredilir. Yarım saatlik yolculuktan sonra Rumkale’ye varılır. Kale’nin üzerine tırmanıp kale içindeki harabeler incelenir ve yüzünüzü yalayan taze rüzgârın eşliğinde Fırat’ın görkemi seyredilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/UpkfjXjkg33M8WfqQbEUFQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S41N09IeoBI/AAAAAAAAHlU/XpTuxRdnvUo/s400/SANY0095.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/3ZC3hxZsyFU4sdMAdNOVtQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S41N123cbaI/AAAAAAAAHlY/XexUNXytCO8/s400/SANY0101.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Kale’nin yamacında 8 metre genişlik ve 75 metreye yüksekliğe sahip su kuyusu görmeye değerdir. Kaleden kuyunun dibine inmek için merdivenler vardır. Bu kuyu aynı zamanda Fırat’a ve suya ulaşmanın en kısa ve doğal yolu olup halen kullanılabilir durumda ve ziyaretçilere açıktır.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/_PVsSO8yz9yzhPtcwItuUg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S41N7ZqNYEI/AAAAAAAAHlk/j-YGE-0y7Ek/s400/SANY0155.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rivayet edilirmiş ki: Rumkale Beyi’nin yönetimi devredeceği bir oğlu olmuş. Oğlunun adını Nergis koymuş. Bu oğlanın o kadar güzel ve biçimli bir yapısı varmış ki onu gören tüm genç kızlar ona âşık olur ancak aşkına karşılık bulamayınca yıkılır ve intihar ederlermiş. Delikanlı buna bir anlam veremezmiş.&lt;br /&gt;Günlerden bir gün Kale saldırıya uğramış. Kale’nin Beyi saklamak ve kaçırabilmek amacıyla oğlunu Rumkale su kuyusuna indirmiş. Kuyunun dibindeki su çok berrakmış. Tıpkı bir ayna gibi olan suda delikanlı kendi görüntüsünü görmüş ve ona âşık olmuş. Eğilip yansımasına ulaşmak isteyince de önce kuyunun dibine oradan da Fırat’ın sularına yuvarlanarak boğulmuş. Denirmiş ki: Delikanlının boğulduğu yerde bir çiçek bitmiş, adına Nergis denmiş. Dünyanın en güzel kokan çiçeklerinden biri olan Nergis buradan tüm dünyaya yayılmış. Ama hiçbir yerde Halfeti’deki kadar güzel kokmazmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/OaGqeY2asn2Lk7wpt3sX2A?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S41N8np08SI/AAAAAAAAHlo/QB1sCJwIBPc/s400/SANY0163.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaleye tırmanmanın yorgunluğunu aşağı tekneye inip suların üzerinde etrafınızdaki efsunlu coğrafyayı düşünerek atılır. Bir sonraki durağınız Savaşan Köyüdür. Suyun kenarındaki çay bahçelerinde kaçak çay içilir, hatta hava yeteri kadar sıcaksa cumcurlop suya atlanır, altındaki evlerin üzerinde uçtuğun hayaliyle yüzülür. Uyarmadan geçmeyelim, suya atlarken atladığınız yerde elektrik direği olup olmadığını kontrol edin, kaza olmasın.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4054402931527571137-6490279004609726946?l=gokhanucar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gokhanucar.blogspot.com/feeds/6490279004609726946/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gokhanucar.blogspot.com/2010/11/savasan-koyu-benden-guneydogunun-sakl.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4054402931527571137/posts/default/6490279004609726946'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4054402931527571137/posts/default/6490279004609726946'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gokhanucar.blogspot.com/2010/11/savasan-koyu-benden-guneydogunun-sakl.html' title='SAVAŞAN KÖYÜ'/><author><name>Gökhan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15093015642067109197</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='20' src='http://bp2.blogger.com/__6mFbGJz32E/SDnOPs5dwoI/AAAAAAAABxM/eB3kobdHNQ8/S220/IMG_0325.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S41N_4ned2I/AAAAAAAAHlw/ciMZbMVxAqU/s72-c/IMG_7008.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4054402931527571137.post-7037779900845475368</id><published>2010-09-24T03:53:00.008+03:00</published><updated>2010-11-22T10:26:14.900+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='KIBRIS'/><title type='text'>KIBRIS</title><content type='html'>&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;KIBRIS&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne zamandır çağırıyor Uğur ve Işıl, biletini al gel yeter diyorlar. Eskiden en önemli problem paraydı şimdi zaman oldu. Üstelik bu parayla da satın alınamıyor. Ne kötü!&lt;br /&gt;İki ay önceden aldım bileti, git gel 150 TL. Gitmeden önce hiçbir plan program yoktu. Kendimi Uğur Ağabey’in ve Işıl’ın güvenli kollarına bıraktım. Herşeyi onlar ayarladı, gezi armut piş ağzıma düş oldu. Onun da tadı ayrıymış nitekim.&lt;br /&gt;Cuma akşamından Sabiha Gökçen’den kalkan uçakla iki saatlik uçuşla Kıbrıs’a indim. Havaalanı çıkışında Uğur Ağabey eğri duran komando beresi ve kamuflaj kıyafetleri ile karşıladı beni. O an kendimi çok güvende hissettim. Hoş zaten güvensiz ve tedirgin değildim ama yanımda iri bir rütbeli asker olunca “Savulun lan!” diye bağırasım geldi.&lt;br /&gt;Arabaya binip lojmanlara doğru yola koyulduk. İnsanın ilk dikkatini çeken şey haliyle soldan akan trafik oluyor. Şoförün yanındaki koltukta oturup virajlarda arabanın tabanına fren niyetine bastıran arızalılar için arka koltukta oturup çevreyi seyretmenin daha hayırlı olabileceğini söyleyebilirim.&lt;br /&gt;Kısa bir yolculuktan sonra lojmanlara ulaştık. Yol boyunca hiç apartman görmedim. Bu durum Kıbrıs seyahati boyunca büyük şehirler haricinde devam etti. Lojmanlar süperdi. Buralar eskiden Rum köyüymüş sonra bizimkiler alıp lojmana çevirmişler. Evler genelde tek katlı, önünde arkasında bahçesi olan eski binalar. Doğramalar, kapılar döşemeler vs, hepsi 1974’ten kalma, kimse üzerine bir şey eklememiş. Sanırım “ne olur ne olmaz” zihniyeti hakim.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/2d6p1D4U1COmENB8UGbFlw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S-rjlY14NnI/AAAAAAAAHs8/f1appkW0900/s400/IMG_2470.JPG" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Yarın program yoğun olacağından bu geceyi evde sohbet ederek geçirdik. Baileys’in muadili olan Sheridan’s ın yarısını götürdük. Evin köpekleri (çocukları desem daha doğru olur belki de ) İle oynadık.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/YUzYn8v6DKIWDImjCVv_Qg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S-rjuEt_I3I/AAAAAAAAHtU/rOO35kND2iw/s400/IMG_0777.JPG" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Akşam balkonda keyif yapıp fazla geçe sarkmadan yattık.&lt;br /&gt;Ertesi sabah serinden gelen olarak sıcağa ve bahara uyanmak çok güzeldi.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/yoftfElVeh6grccOEWrnZg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S-rjmUzEYPI/AAAAAAAAHtA/bkeQKmS5EAs/s400/IMG_2480.JPG" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/KzeRe4BOGzjzETiKGNFX_A?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S-rjpWD1rcI/AAAAAAAAHtE/AbCUOdwzhFM/s400/IMG_2483.JPG" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;En geç uyanan ehli keyif misafir ben olunca haliyle kahvaltı da hazırlanmış bekliyordu. Sabah sohbetinde E-bay’den helikopter, tank, savaş uçağı filan alınabildiğini öğrendim. Çalışmıyorlar tabi ama insanlar bunları bahçe süsü olarak kullanıyorlarmış. Mekanikten anlayan bir manyak olsam herhalde garajımda tankı toplar İstanbul trafiğine çıkardım. Helikopteri de vantilatör olarak kullanırdım.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/lQXqlr2C_lRxU1bN5JkYWw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S-rjrTypk7I/AAAAAAAAHtM/c4YQztIlr7A/s400/IMG_2498.JPG" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Kahvaltıdan sonra köpeciklerle biraz daha oynadım. Garip sesler ya da anlamadıkları komutlar verince dilleri dışarıda kafalarını yana yatırıp şapşal şapşal bakıyorlar ya, bayılıyorum.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/TrFjSFtdlHWU8C3b4e2nVA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S-rjs8amv9I/AAAAAAAAHtQ/c6e4H3vnsBY/s400/IMG_0682.JPG" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Gezmeye başlamadan garajdaki TDM 900’u çıkarıp garnizonda deneme yaptım. Askeri mekanın asfalt yollarında gözümde güneş gözlükleri, altında spor motosiklet sesli Yamaha ile gazlarken,arka fondaki tankların fonu eşliğinde kendimi Top Gun filmi setindeki Tom Cruise sandım, arkamdan koşturan köpekler hariç!&lt;br /&gt;Yola çıktık. İlginç olan trafiğin soldan akması değil, yanınızdan geçen neredeyse bütün otomobillerin yeni model olması.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/_xg0DnPpgS-1RaXYu1VIEQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S-rjyssf9dI/AAAAAAAAHtc/xqM3W9kX67U/s400/IMG_2526.JPG" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Lefkoşa’ya ilerlerken karşı dağların yamacında kocaman KKTC bayrağı göze çarpıyor. Dağlara yazılmış bu bayrak Rum kesimine görülebiliyormuş ki sınırın hemen ötesinde ki toplarını bu bayrağa doğrultmuşlar. Mesaja bak!&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/AUxICH8EPyzEkZ_Kx-y-vQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S-rj0ZbVm2I/AAAAAAAAHto/5VX_nw6hAbg/s400/IMG_2533.JPG" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Lefkoşa mütevazi bir kent. Pek çok yerde Türkiye ve KKTC’nin bayraklarını birlikte görmek mümkün.&lt;br /&gt;Öyle büyük binalar, alışveriş merkezleri filan yok. Hatta bir başkentten çok sevimli bir kasaba havasında. Lüks bir şey varsa o da otomobiller. Hatta öyle ki bazılarının markalarını bile bilmiyorum. Tanıyamadığım ama lüks bir spor otomobil sınırda park ediyordu, Kıbrıs Güvenlik Güçlerinden birine aitmiş. Nasıl oluyorda bunları alabiliyorlar diye merak ettim. Burada bir polis memurunun maaşının 3500 TL’ye yakın olduğunu öğrenince işin rengi çıktı. Bir de arabalara ödedikleri paranın yarısından fazlası bizdeki gibi vergi olmayınca işler biraz daha anlaşılır oluyor. Ancak bir Türk binbaşının bundan çok daha az maaşıyla aldığı 15 yıllık marşı basmayan arabasını ittirerek çalıştırdığını görünce insan biraz ezilmiyor değil.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/BltWueJOZruLwoClHYZM-w?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S-rj3DGlvBI/AAAAAAAAHt0/HkdC1MVrMw8/s400/IMG_0689.JPG" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Şehrin caddelerinde biraz tur atıp Barbarlık Müzesi’ne gittik. Bilindik hikayenin yaşandığı yer burası. Tabip Albay’ın ailesinin banyoda öldürüldüğü yer.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/-jX27jEcylr3wBrFVBroNg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S-rj3gEcOuI/AAAAAAAAHt4/7XMhMpS3hP8/s400/IMG_2552.JPG" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Her kurşun deliği olduğu gibi duruyor, hatta çocukların kirlenen kıyafetleri. Duvarlarda katledilmiş insanların dehşet verici fotoğrafları vardı. Çıkışta bir süre sessizlik ve üzüntü garanti.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/IyNGMsHuQe110Svbf7xERA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S-rj49Dt1OI/AAAAAAAAHt8/Z-aoXb4GwD4/s400/IMG_2557.JPG" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Kıbrıs diğer ülkeler tarafından bağımsız bir devlet olarak sayılmadığı için global şirketlerin mağazaları bulunsa da isimleri farklı. Mesela Burger King Big King, McDonald’s ise Big Mac olmuş. Amblem ve içerik aynı ama isim farklı. Bu restaurant’ların bulunduğu mahalleler genelde zenginlerin oturdukları yerler. İlginç bir şekilde çevreleri daha çok apartmanlarla çevrili. Nedense buranın zenginleri apartmanda oturmayı tercih etmişler. Halbuki birkaç km ileride bahçeli müstakil evler de var. Anlamadım.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/C3IvJfdlW83SiT6AdOnUJg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S-rj5zCLI_I/AAAAAAAAHuA/WvZsxTZ5O0k/s400/IMG_2558.JPG" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Yol boyunca lüks araba silsilesi bitmek bilmedi. Binalar ve çevreyle uyumu olmayan bu zenginlik göstergeleri ilginçti.&lt;br /&gt;Süpermarketlerden birine girdik. İngiliz ağırlıklı olmak üzere yabancı ve Türk ürünleri yan yana duruyor. Bizde olmadığı kadar çok sos çeşidi var ve çok ucuzlar. Gelirken bir TL’ye tatlı acı sos almıştım, burada Real’de aynısı 6 TL idi. Laf ucuzluktan açılmışken alkollü içkilerden bahsetmeden olmaz. Maazallah insan burada alkolik olur. İşte ispatı alttaki resimde.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/0nsGra_OkVqCqtORnx3jAw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S-rj6wS_QjI/AAAAAAAAHuE/t9s7Lnihhmw/s400/IMG_2562.JPG" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Büyük rakı 9.99 TL olur mu yahu! Düşünün bizdeki vergilerin ne boyutta olduğunu. Her çeşit içki vardı. Ben de Duty Free’den bile daha ucuz olan bu marketten birkaç şişe almadan duramadım elbette.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/s32Ao4pZLJkiAuU3uqdOxw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S-rj8NSRMwI/AAAAAAAAHuI/0afH_mCL2Vw/s400/IMG_2570.JPG" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Yabancılardan İngilizler yoğunlukta olduğundan mütevellit bazı marketlerde Pound da geçerliydi. Mr Pound isimli dükkanda satılan her şey bir Poud idi. Bir çift iğrenç dişlik ve birkaç tane mum aldım. Dişlikleri hemen denedik, eğlendik. Mumları ise evde akşam şarap içerken yaktım, rengarenk ışıklar verdiler çok sevindim.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/RK5-detZYB8J_elkvL8VQA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S-rj9CowTmI/AAAAAAAAHuM/hLScvMMBYVQ/s400/IMG_2585.JPG" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Arabaya atlayıp Beşparmak Dağları’na tırmandık. Geçtiğimiz yol Kıbrıs’ın kuzey kıyısına bakıyor. Aşağıda boylu boyunca uzanan sahil şeridi ve ileride Girne'yi görmek mümkün.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/sVYVB3Xi5yb5gYXz8gme6A?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S-rj-JnSWpI/AAAAAAAAHuQ/w5-G4AIM9FQ/s400/IMG_2614.JPG" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Hava bulutsuz ve pussuz olduğundan karşıda Türkiye’nin güney kıyıları bile görülüyordu.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/yMnhM08gaYd1UmK60hTKPA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S-rj-2_feoI/AAAAAAAAHuU/GMwK0R50Ltk/s400/IMG_2621.JPG" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Tepelerden birinde tank enkazı vardı. Beşparmaklara tırmanan tank ekibi harekat sırasında bu daracık yollardan geçip önemli işler yapmış. Uğur Ağabey’in dediğine göre harekatın stratejik başarısında çok önemli rolleri varmış. İçlerinde birinin paleti kopunca diğer tank onu aşağı iterek yolu açmış ve harekat devam etmiş. İşte aşağı itilen o tank ve kopan paleti 26 yıldır orada duruyor.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/xpVZFAb-Tng4X34ccQDJMQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S-rkBTXZ2sI/AAAAAAAAHuc/Ow0c8RMOHls/s400/IMG_2646.JPG" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;İçine girip saçma pozlar vermek mümkün.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/uAup6GNBzI_J28QKEIzKfQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S-rkDRmIbyI/AAAAAAAAHug/1oKGvD0NzcU/s400/IMG_2658.JPG" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Dağların üzerinden yola devam ettik.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/CkHIv1bRVixm0xBfRJsN_g?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S-rkE0IKA1I/AAAAAAAAHuk/v6FdPyQwXag/s400/IMG_2710.JPG" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;İstikamet eski Rum silah kaçakçısı, mafya babası ve avukat Paulo Paolides malikanesi, şimdiki adıyla Mavi Köşk. Eski şaşalı günlerinden eser kalmasa da şimdi ziyaretçiler için müze niteliğinde. Zamanında ünlülerin süt havuzunda yüzdüğü köşk şimdi smokinli askerlerin otomatikleşmiş anlatımları eşliğinde turlar ile tanıtılıyor.&lt;br /&gt;Biraz bilgi vereyim:&lt;br /&gt;İtalyan asıllı rum olan Paulo Paolides tarafından 1957 yılında yaptırılmış. Köşk 20. yy modern mimari teknikleri ile yapılmış olmasına karşın, doğu ve batı mimari üslupları ile Türk, Rum mimari özellikleri yanısıra İtalyan ve Akdeniz bölgesi mimari özellikleri taşımakta. Hala çalışır durumda olan 1957 yapımı Westinghouse marka merkezi klima sistemi, içinde gizemli bir altın anahtar bulunan gizli kasası, özel olarak uzakdoğudan paolidesin getirttiği dokuz boyutlu güvenlik aynası, kuş tüyü yastıklı stres koltukları, mevsime göre renk değiştiren bukalemun derisinden içki dolabı, kristal şarap bardakları, italyan el işi yer döşemeleri, istenirse 24 saat şarap akan aslanlı çeşmesi, özel sirtaki taverna bölümü, Köşkün bir çok yerinde bulunan günah çıkarma noktaları, Deprem uyarı cihazı, köşkle bir bütünmüş gibi görünen ancak depremde yıkılmaması için köşkten ayrı olarak ve farklı bir teknikle yaptırılmış deprem odası gibi birçok özelliği ile döneminin lüksünün son noktasıymış.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/735Q7yTppfnbbyO5IDObCA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S-rkF1WVnrI/AAAAAAAAHus/EPCewOlQe0g/s400/IMG_2733.JPG" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/147PR39mlNZ6YOxXcqxXaA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S-rkG6cb9fI/AAAAAAAAHuw/UNnirgXgb9k/s400/IMG_2744.JPG" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Sahibi Paulo Paolides Kıbrıs doğumlu italyan asıllı rumlardanmış. Paolides Avukat olmasına karşın aslında Ortadoğunun en büyük silah tüccarıymış. Aynı zamanda dönemin Kıbrıs Cumhurbaşkanı Baş piskopos Makarios'un da avukatıymış. Avukatlık mesleğini silah ticaretini gizlemek için kullanmış. Bu nedenle köşkü kimsenin dışarıdan göremeyeceği ancak hertarafa hakim bir mevkiye yaptırmış. Böylelikle köşkü silah dağıtım noktası olarak kullanabilmiş.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/-Bvn3j23WFnFH2gXfWopQw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S-rkHtYTlUI/AAAAAAAAHu0/M9-YigRu8Ho/s400/IMG_2754.JPG" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/oLzpHgMR3OilxNbrSlkt3A?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S-rkImTm5PI/AAAAAAAAHu4/E92jL9YEcKM/s400/IMG_2756.JPG" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/STw3lzxXq4n3C3jaAJM90g?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S-rkJSxR80I/AAAAAAAAHu8/yV8o_O4kyLg/s400/IMG_2755.JPG" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S-rkK0mLatI/AAAAAAAAHvA/H0tyjmHU4MQ/s400/IMG_2773.JPG" width="400" height="267" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/1QCznuxOVq_GzsisPTA3BA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;İçinde paha biçilmez sanat eserleri bulunan köşkte bir de bayan misafirler için süt havuzu yaptıılrmış. Müzik odasının hemen yanında yaptırılmış ki bayan misafirler süt banyosu yaparken bir yandan da müzik dinleyerek rahatlasın. Ne olacaksa o kadar rahatladıktan sonra?Dönemin ünlü aktristlerinden Sophia Loren'nde köşke gelerek süt banyosu yapmış misafirlerdenmiş. Sahibi onu bile rahatlatmış.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/1QCznuxOVq_GzsisPTA3BA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S-rkMdtPpWI/AAAAAAAAHvE/G-iHvVGPMek/s400/IMG_2763.JPG" width="400" height="267" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Paolides çok severek yaptırdığı mavi köşkü 1974 barış harekatı sırasında arkasında bırakarak İtalya'ya kaçmak zorunda kalmış. Kaçarken yatak odasında bulunan ve İngiliz mahallesine doğru giden gizli tünelleri kullanmış. Tünelleri kaçarken patlattığı için tam olarak nereye açıldığı bilinmiyormuş.&lt;br /&gt;Paolides köşke olan ilgisini ve bir gün geri alma ümidini hiç kaybetmemiş bu yüzden öldürüldüğü 1986 yılına kadar köşkün çeşitli ihtiyaçlarını italyadan Kıbrıs'a gönderdiği söylenmekteymiş. Sonunda İtalya'da bir mafya toplantısında öldürülmüş. Haydan gelen huya gitmiş.&lt;br /&gt;Mavi köşkten ayrıldıktan sonra Girne’ye doğru yola koyulduk. Hava yavaştan kararmaya başlamıştı. Sahil kenarında Barış Harekatı sırasında kullanılan atıl durumdaki askeri araçların sergilendiği bir alan vardı.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/011_-uwjqElPg6Waju2NIQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S-rkOorQKbI/AAAAAAAAHvQ/kaqYosmSOBo/s400/IMG_2787.JPG" width="400" height="267" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/mD7sAirSYl2G1hdmr0KiZw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S-rknMInoTI/AAAAAAAAHwo/faTr__Oc4k4/s400/IMG_0747.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/wpeGP-Pt2LvVO5wPlDOqeA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S-rkQR8eioI/AAAAAAAAHvU/aKkYnw0Qex0/s400/IMG_2779.JPG" width="400" height="267" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Serginin hemen yanında da şehitlik vardı.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/HWckC4fT9Sv2xYUZ3HfOcQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S-rkRBGi8MI/AAAAAAAAHvY/ilJiV7aH6s8/s400/IMG_2789.JPG" width="400" height="267" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/OxtvPXAcRtOSl5IYqFU07g?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S-rkRpx4Q1I/AAAAAAAAHvc/urzaZSp0aqI/s400/IMG_2792.JPG" width="400" height="267" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Dönüşte fotoğraflara bakarken aşağıdaki fotoğrafın beni ürperttiğini hatırlıyorum.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/Jnu3vSIjS5EF06-_81-Ebg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S-rkSTELXvI/AAAAAAAAHvg/dbvjlI48jn0/s400/IMG_2793.JPG" width="400" height="267" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/HQM4FFYjgyXCwbLtFYUdTQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S-rkTIBhj2I/AAAAAAAAHvk/n-lG4apiCsY/s400/IMG_2794.JPG" width="400" height="267" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Girne’ye ulaştığımızda güneş çoktan batmıştı.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/Gp-sPJWEOd_NW2w9BaB4CA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S-rkU-sL__I/AAAAAAAAHvo/1pavgwJEgyU/s400/IMG_2802.JPG" width="400" height="267" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Sahilde biraz yürüyüş yaptık. Güzel bir Akdeniz kasabası gibiydi. Arnavut kaldırımlar, sahil kenarında kafeler, barlar, balık restaurantları vs…&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/SBp0KUNYPTAPrI4jK6_MZw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S-rkVn7ag-I/AAAAAAAAHvs/o2gW24ozoQY/s400/IMG_2813.JPG" width="400" height="267" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/U01-I-Zkaw4eqAwLfJKJwg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S-rkWkStMtI/AAAAAAAAHvw/9NAT0TNO21E/s400/IMG_2814.JPG" width="400" height="267" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/zq6SWmSOXb_1Uc4wzRs1hQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S-rkYtGJONI/AAAAAAAAHv4/OKGM5xVjAqE/s400/IMG_2817.JPG" width="400" height="267" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/2cxU6hqNWKTz_1AZlPEN5w?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S-rkZ49ANwI/AAAAAAAAHv8/Lpjr_eB0NUE/s400/IMG_2822.JPG" width="400" height="267" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/J4oT7YTeC3XrbU0NES7T9A?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S-rkayO-fjI/AAAAAAAAHwA/YY2Lod8jmQs/s400/IMG_2825.JPG" width="400" height="267" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Ben oradayken sezon değildi. Caddeler ve mekanlar genelde boştu. Merkezde cadde ve sokakların çok düzenli ve temiz olduğunu söyleyebilirim.&lt;br /&gt;Eve dönüp üzerimizi değiştirdik. Bu gece akşam yemeğini tepede Girne manzaralı Orduev’nde yiyeceğiz. İçeri elbette elini kolunu sallayarak girmek mümkün değil, kravat ve gömlek gerekiyor. Haliyle tatilde yanımda kravat taşımıyorum. İşin ilginci Uğur’un da gardırobunda afili sivil kıyafetler yok. Sahip olduğu iki kravatın ikisi de babasından kalmış. Biraz modası geçmiş ama iş gördü. Her aynaya bakışımda kendimi palyaço gibi görüp güldüm.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/CupTcsSb-1I1gws58IZgoA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S-rkc1LCeOI/AAAAAAAAHwI/OOxYHlvdr3k/s400/IMG_2827.JPG" width="400" height="267" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Şahane yemek yedik ve sohbet etik. Hatta genel formata uygun olarak canlı müzik eşliğinde göbek attık.&lt;br /&gt;Yemekten sonra kumarhane görmeden olmaz deyip bir tanesine daldık. Ben makinelere 50 TL gömdüm ama karşılığında bir sürü yabancı içki içtim. Kumar işi beni sarmadı, sıkıldım. İnsanların saniyeler içinde binlerce dolar kaybetmelerine anlam veremedim.&lt;br /&gt;Ertesi gün yılın deniz sezonunu açmak üzere sahile gittik. Burası aynı zamanda Uğur’un dalış hocalığı yaptığı yerdi. Küçük bir barakada kıyafetleri giydik. Tabi bana bu vücudu sarmalayan ve giymesi 10 dakika süren kıyafetlerin hangi yüzünün dışa hangisinin içe geldiğini söylemediklerinden giysiyi ters giydim. Aslında fark etmişler ters giydiğimi ama iyice maskara olayım diye ses çıkarmamışlar.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/R-XIj-a68sHRl2Uar7RAlQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S-rkd0E3SDI/AAAAAAAAHwM/jd1ZRTAsbbE/s400/IMG_0785.JPG" width="300" height="400" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;İkinci bir on dakikayı giysiyi doğru giymek için kıvranarak harcadıktan sonra artık dalma dersine hazırdım. Sırtımıza tüpler takıldı, kısa ve öz ön bilgiler verildikten sonra dalmaya hazırdım.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/59v1f2HXcGWbjGBLYEsDqw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S-rkfU8IBzI/AAAAAAAAHwQ/ey0tpMcKNrY/s400/IMG_0866.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Eğitimim tam olmadığından önceki deneyimlerimin yardımıyla 6-7 metreye dalıp etrafta dolandım. Dipte kendimi olduğum yere sabitleme çalışması yaptım. Birkaç küçük balığı kovalayıp kumları eşeledikten sonra çıktık. Uğur temel acil durum becerilerini kazandıktan sonra dalmaya hazır olduğuma kanaat getirdi.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/gZG2XKOir4HhV26rkt14uQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S-rkg5VX2zI/AAAAAAAAHwU/fT9ySbCKZ2g/s400/IMG_0859.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Kıyıda biraz daha kumsal keyfi yaptık. Delicesine kumsalda koşan enerjik Kıbrıs Teriyeri’ne ayak uydurmaya çalışsam da beceremedim.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/6n0j0TCcb8kInbUCqvdvYA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S-rkiZYQxZI/AAAAAAAAHwY/pK2YXnx1lDw/s400/IMG_0887.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Bu sırada kumsalda acil durumlarda hayat öpücüğünün (suni solunum) nasıl yapılacağına dair kısa bir ders verdim. Aşağıdaki resimde mankene hayat öpücüğü veren uygulayıcı görülmekte.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/Zy3G5LlMvRsxky9TKe_BdA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S-rkl4nCPCI/AAAAAAAAHwk/4p7dc5diJCI/s400/IMG_0818.JPG" width="300" height="400" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Dalıştan sonra Maraş’a gittik. Uğur’un konumu nedeniyle sivil olmama rağmen içeri girdim. UN (Birleşmiş Milletler) kontrolünden geçip Maraş’ın ortalarında yerleşmiş olan Orduevi’ne gittik. Birkaç km boyunca 40 yıldır el sürülmemiş hayalet şehir Maraş’ın sokaklarından geçtik. Durmak yasak olduğundan fotoğraf çekimini sadece hareket halindeki arabadan yapabildim. Gördüğüm kadarıyla 40 yıl önce burası oldukça modern ve lüks bir turistik bir şehirmiş.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/3KqQfho0z_0rPjg0i8hZhA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S-rkpoa3V-I/AAAAAAAAHw0/HZyfX6LJFeA/s400/IMG_0897.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;İçeride yaşam alanı olarak kullanılan sadece Orduevi ve UN askerlerinin kaldığı binalar var. Geri kalan yüzlerce bina tamamen kendi haline bırakılmış. İnsan kendini 40 yıl öncenin dünyasını yansıtan bir sinema setinde zannediyor. Geçtiğimiz yol üzerinde Alfa Romeo ve Toyota’nın eski amblemlerinin bulunduğu galeri vardı. Hala annemlerin evinde bulunan ve 25 yıl kullandığım çalışma masasına çocukken bu amblemleri yapıştırmıştım.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/drgokhanucar/KIBRIS?feat=embedwebsite#5470436122426630722"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S-rkq3O0YkI/AAAAAAAAHw4/zX0h39G_-00/s400/IMG_0894.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/Bq2gxr6NYeJlY_XaNIef7w?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S-rksAaAPwI/AAAAAAAAHw8/0eVDcakSt84/s400/IMG_0898.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Terk edilmiş binalardan çoğunun otellere ait olması buranın eskiden turistik bir yer olduğunun kanıtıydı.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/b1SccNolNtauWHyPl1Enjw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S-rktPg7dnI/AAAAAAAAHxA/mCyXXvDKfYI/s400/IMG_0895.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Orduevi’nin tam karşısında UN barakası vardı, sanki savaş devam ediyormuş gibiydi. Etraf binalarda yer yer kurşun izleri görmek mümkündü. Orduevi’nin kıyısından ileri bakınca Rum kesiminin binaları gayet net görülüyordu. En lüks bina da o tarafa yakın yerleşimli bir otelmiş. O otelle ilgili de şöyle bir hikaye var: Türkler Maraş’ı ele geçirdiklerinde tüm binalara girip arama yapmışlar. O otele geldiklerinde yüksek rütbeli bir İngiliz subayı askerleri durdurup “Bu bina bizzat kraliçenin özel mülküdür, diplomatik bir krize neden olmak istemiyorsanız bu binaya girmeyin” demiş. Biz de girmemişiz. Otelin sürekli korunmasa da iki ayda bir subay gelip vazosundan avizesine kadar sayım yapar gidermiş. Şimdiye kadar bir eksik olmamış.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/drgokhanucar/KIBRIS?feat=embedwebsite#5470436186132289906"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S-rkukjbmXI/AAAAAAAAHxE/znSqhN7WYmg/s400/CIMG2201.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Orduevi’nde karınımızı doyurduk, pideler bol malzemeli ve çok lezzetliydi.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/7d6smAiJY3SwlTP6oV8t0g?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S-rkxepvo9I/AAAAAAAAHxQ/lyyKo2EXom4/s400/CIMG2198.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Orduevi’nin girişine bu Leopar cesedini koymuşlar. Çevresi de camla çevrili olduğundan insanın dalgınlığına gelirse bilinçaltının ani dürtmesiyle sıçramamak işten değil. Her ne kadar ciddi bir ortam olsa da askeri yapılar, azıcık şımarmama göz yumdular.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/2X5k05xXqlHqM0nLM3Cg0g?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S-rkykwIBVI/AAAAAAAAHxU/w6fosnybKeg/s400/CIMG2199.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Vakit daraldı, birkaç saat sonra dönüş uçağı için havaalanında olmam gerek. Hareketlenip günü batırmak üzere Magosa’ya yollandık. Biraz turistik gezi yaptık önce.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/LmtwBFftjlLf6FWMEFJXZQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S-rk0D2DyuI/AAAAAAAAHxY/0UnMX2ulytw/s400/CIMG2209.JPG" width="300" height="400" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;En meşhuru eski adıyla St. Nicolas Katedrali yani şimdiki ismiyle Lala Mustafa Paş Camii. Sekiz yüz yaşında ama çok iyi durumda gerçekten. Kendisi gibi avludaki 700 yaşındaki heybetli tropikal incir ağacıda görülmeye, gölgesinde serinlemeye değer, adanın en yaşlı canlısı kendisi.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/Zcd6i6w8YwENuKgWE1F5CA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S-rk5GXN4sI/AAAAAAAAHxk/LVNsOSIM7ZU/s400/CIMG2222.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Üstteki resimde de Namık Kemal Zindanı görülüyor.&lt;br /&gt;Namık Kemal, "Vatan yahut Silistre" oyununun 5 Nisan 1873 tarihinde İstanbul Gedik Paşa tiyatrosunda oynanmasından sonra 9 Nisan 1873 tarihinde Kıbrıs'a sürülmüş. Önceleri alt kattaki zindana kapatılan şair, bir süre sonra Kıbrıs Mutasarrıfı Veyis Paşa'nın izni ile üst kata çıkarılmış. 3 Haziran 1876 tarihinde de V. Murat tarafından affedilerek İstanbul'a geri dönmüş.&lt;br /&gt;Ben sadece iki tarihi eser koydum buraya ama meraklısı için gerek camiye çevrilmemiş gerek çevrilmiş kimi ayakta kimi harabe halinde çok sayıda mimari eser var Magosa’da.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/d97K0RXQ2cje4u-zqLASPw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S-rk2pE9G9I/AAAAAAAAHxc/pq9S9hk-y5g/s400/CIMG2226.JPG" width="400" height="300" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Çarşının içinden ilerleyerek sahile gittik. Kıbrıs gezisinin son kısa bir yürüyüşünü yaptık.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/9QXx2PZ1fXJAC0v3xGw0vA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S-rk3-uIIPI/AAAAAAAAHxg/BhjizwVXHF0/s400/DSC02238.JPG" width="300" height="400" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Çarşı her ne kadar tarihi bir havaya sahip olsa da meşhur markalar görmek mümkündü.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/jmJRvKKAhgrZp24KCvZ-GA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S-rk6IFeZJI/AAAAAAAAHxo/IF50FE_F6-g/s400/DSC02240.JPG" width="300" height="400" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Son şebekliklerimizi yaptık, muhabbeti kahkahalarla sonlandırdık, ağzımızı cheesecake ile tatlandırıp kahvelerimizi içip anayurda geri döndük.&lt;br /&gt;Aklımda ne kaldı: Onyüzbinbaşı Uğur’un ve eşi Işıl’ın misafirperverlikleri, terk edilmiş kent Maraş ve nefis bir coğrafya uğruna çözümlenemeyen karmaşık siyasi durumlar.  Ha bir de, 70'lik 9,99 TL olur mu arkadaş?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4054402931527571137-7037779900845475368?l=gokhanucar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gokhanucar.blogspot.com/feeds/7037779900845475368/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gokhanucar.blogspot.com/2010/09/kibris.html#comment-form' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4054402931527571137/posts/default/7037779900845475368'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4054402931527571137/posts/default/7037779900845475368'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gokhanucar.blogspot.com/2010/09/kibris.html' title='KIBRIS'/><author><name>Gökhan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15093015642067109197</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='20' src='http://bp2.blogger.com/__6mFbGJz32E/SDnOPs5dwoI/AAAAAAAABxM/eB3kobdHNQ8/S220/IMG_0325.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S-rjlY14NnI/AAAAAAAAHs8/f1appkW0900/s72-c/IMG_2470.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4054402931527571137.post-3111286223968179601</id><published>2010-09-21T22:22:00.013+03:00</published><updated>2010-11-01T22:36:10.625+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='YUNANİSTAN'/><title type='text'>YUNANİSTAN</title><content type='html'>&lt;a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/8WSoGhY5G9fbgSygjbl7Kw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/TJjYHh_GJ7I/AAAAAAAAIAs/h8XObNeMKMU/s400/IMG_4922.JPG" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:130%;"&gt;(Ülkemizdeki google yasakları nedeniyle sadece yazıları okuyanlar &lt;a href="http://non-pasaran.blogspot.com/2010/06/google-yasag-ve-yaplabilecekler.html"&gt;bu&lt;/a&gt; link yardımıyla gerekli ayarları yaparak fotoğrafları da görünür hale getirebilirler.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sefer öyle ayrıntılı plan yapmadık. Sınırdan girelim Selanik’te Michalis’e sorarız nereye gideceğimizi dedik. Öncesinde de Yunanistan’ı gezen diğer motorcu arkadaşlardan fikrim vardı aslında. Plansız çıktık yola.&lt;br /&gt;Her zaman olduğu gibi yol heyecanı bir hafta öncesinde sarmıştı beni. Motorun eksiklerini gediklerini tamamladıktan sonra son gece eşyaları salona yayıp çantalar doldurmaya başladım. Havaların sıcak olduğunu düşünüp ağırlık yapmasın diye yağmur kıyafetlerini yanıma almadım. Sonradan salonun bir köşesine yağmurluklarını fırlatma anımı hatırlayıp o ana lanet okuyacaktım.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/YHLGVBvxfWwUryD7T02KlA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/TJjXg4ZZCrI/AAAAAAAAH_s/TuQ_jCaVNm4/s400/IMG_4701.JPG" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Cuma öğleden sonra üç motor, suzuki V-Strom DL 650, KTM 990 Adventure ve 1977 model BMW R 60 ile yola düştük. Edirne’ye giderken sıkı yağmur yedik, köprü altlarına saklandık. Akşam hava kararınca sınırı geçmekten vazgeçip ucuz otelde kalmaya karar verdik. Rakı ve meze ile karnımızı doyurup erkenden yattık.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/_7k6JHBs6V9iBFygKQHnzQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/TJjXh7D4EeI/AAAAAAAAH_w/FsAtJg4i13c/s400/IMG_4705.JPG" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Ertesi gün tempolu bir sürüşle Kavala’ya gittik. Yolda köprü altı molasında iki racing motosiklet yanımızda durdu. Önce bizi selamlamak isteyen Yunan motordaşlarımız sandık ama değilmiş. Kasklarını aralayıp “Selam arkadaşlar nereye?” dediler. Onlarda da İstanbul’dan çıkmış komşuyu ziyarete giden iki kafadarmış. Plan programdan bahsedip ayrıldık. Kavala’ya kadar sıkıcı otoban sürüşü vardı. Çevrede fazla görülecek birşey yoktu. Asfalt kalitesi mükemmeldi. Virajlarda hızla dönebilmek eğlenceliydi.&lt;br /&gt;Daha önce internette okuduğum yazılar nedeniye Kavala’ya çok güzel bir sahil kasabası olacak beklentisiyle girdim. Hatta hafta sonu Kavala’ya gidip kalamar ve Uzo yapıp geri dönme planları yapıyordum. Bekletilerimi yüksek tutuğumdan olsa gerek kasabanın merkezine geldiğimizde ben hala güzel bir merkeze geleceğiz diye beklemekteydim. Bence vasat bir sahil kasabasından öte bir yer değildi. Çevresinde birkaç halka açık plaj ve küçük bir liman dışında bir numarası yoktu. Limanın sol tarafında balık lokantaları sağ yarısında ise fast food lokantaları vardı. Buranın kalamarlarının meşhur olduğunu bildiğimden balık lokantalarını seçtik. Birinin önüne yanaşırken yaşlıca garson yanıma yanaştı. “Hello” dedim, “Hoşgeldiniz, motoru şöyle gölgeye çekin”dedi.&lt;br /&gt;Grek salata, limonata, kalamar ve midyeli pilav yedik. Hepsi de lezzetliydi. Grek salata bildiğimiz zeytinyağlı çoban salatanın üzerine “feta cheese” yani beyaz peynir konmuş salata. Kalamarlar ise bizdeki gibi Tayland’tan ithal edilen dandik kalamar halkaları değil; kızartılmış bütün kalamar. Mideyeli pilav ise favorimizdi. Bizimkiler neden midyeden daha başka yemekler yapmıyorlar anlamıyorum, bir tava bir de dolmamız var.&lt;br /&gt;Yemekler daha gelmemişti ki baktık yolda karşılaştığımız diğer iki motorcu da gelmiş, buyur ettik birlikte yemek yedik. Onlar yorulduklarından o gece kavala’da kalmaya karar verdiler. Biz ise Selanik’e ulaşmalıydık çünkü akşam Michalis bizi bekliyordu.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/tjCCStOlNAkOGwEi1ONcKA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/TJjXjoozewI/AAAAAAAAH_0/NJ-ZVd93gM8/s400/IMG_4707.JPG" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Tekrar yola koyulduk. Emektar BMW gitmesine gidiyor ama biraz yavaş. Biz ara sıra durup onu bekliyoruz. Bu duraklardan birinde yol kenarlarından eksik olmayan bu minyatür kiliselere daha dikkatli bakma şansımız oldu. İçinde hala mum yanıyordu. Meğer yolda ölenlerin anısına dikiliyorlarmış; mumları kim koyuyor onu bilmem. Sayılarına bakacak olursak komşuda da yollarda az ölen olmadığını söylemek gerekir. Hoş bizde olsa yol kenarlarına bunlardan dizi dizi çift sıra halinde dikmeleri gerekirdi.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/puIQUkxKTDxt1KSe_q6bMQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/TJjXk4ydI5I/AAAAAAAAH_4/24PYVjbq5lg/s400/IMG_4709.JPG" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Selanik’te gördüğümüz en büyük meydanda durduk. Michalis’i aradım, geldiğimizi söyledim, “Orada bekleyin” dedi. Soyunduk dökündük beklemeye başladık. Yanımıza bir Türk hanımefendi yaklaştı “Hoşgeldiniz” dedi. Selanik’te yaşıyormuş, eşi Yunan’dı. Üç yıldır Türkiye’ye gidemediğinden Türkçe konuşmayı özlemiş. Ayak üstü sohbet ettik. Selanik’in çok güzel olduğunu söyleyince yüzünü buruşturdu, ona göre çok sıkıcıymış. “Ne güzel işte, sahil kenarında bir sürü kafe var,sahil yolu var güzel ve sakin bir yer” dedim. “ Evet ama çok sakin. Ben İstanbul’da büyüdüm, burada hiç hareket yok ben çok sıkıldım” dedi. İnsanların çok tembel olduğunu hiç çalışmadıklarını bütün gün siesta yaptıklarını anlattı. Bankalar dahil herkes öğlene kadar çalışıyor sonra iş yerlerini kapatıp akşam üstü dört beşe kadar yatıyorlarmış. Hava serinleyince bir iki saat daha çalışıp akşam da içiyorlarmış. “Türkiye de en azından hareket ve çalışma var, elbette krize girer bunlar” dedi. Konuşmalara kulak misafiri olan Yunan kocası mevzuyu anlamış olsa gerek bana yaklaşıp “Türkler çalışmak için yaşıyorlar, biz ise yaşamak için çalışıyoruz” dedi.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/6bytiiNK_ZtVlX7oUdtXEQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/TJjXmCsR9vI/AAAAAAAAH_8/JwxBP_4kxC4/s400/IMG_4712.JPG" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Arkadan akorsuz ne enstrümanı olduğunu çözemediğim bir ezginin üzerine çatlak sesli sözler gelince merak edip oraya yöneldim. Amca zeytinyağı tenekesine sap geçiripteneke buzukisi ile Sirtaki söylüyordu.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/3wasfim7OfFoeSd2VHPlHg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/TJjXnNU7AfI/AAAAAAAAIAA/1wzl8bn_vaQ/s400/IMG_4714.JPG" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Bir süre sonra Michalis ve eşi Parthena geldiler. Michalis kimdir anlatayım. Vstrom kullananların oluşturduğu birbirinden güzel ve düzeyli insanların oluşturduğu www.vstromturkiye.org isimli bir forum var. Michalis’de V-stromhellas’ın, yani bizim Yunan versiyonumuzun bir üyesi. Tek ortak yanımız aynı model motosilete biniyor oluşumuz. Tabi bu ortak özellik sadece temel, asıl önemli olan o temelin üzerine inşa edilenler oluyor. Anlatayım:&lt;br /&gt;Michalis’le buluşmamız bile bir garipti. Tanımadığım insanlara sarılmam mesela ama işte bu başka oluyor. Bribirimizi görünce hemen kucaklaştık. Yıllarca ayrı kalan kültürleri aynı insanların acısını giderircesine hasretle sarıldık. Otelimizin nerede olduğunu sordu, ben de “Yok otel falan, bakacağız ucuz bir yer işte” deyince telefonuna sarıldı ve yaklaşık yirmi dakika boyunca bir sürü otelle pazarlık yaptı. Sonunda birinde karar kıldık. Önümüze düştü bizi otele götürdü, yerleştirdi. “Hazır olunca haber verin motorla Selanik turu yapar sonra içeriz” dedi.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/oOq7RKRU6L0omIuYTnO7bw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/TJjXn44afhI/AAAAAAAAIAE/5Mw2rWEch5A/s400/IMG_4718.JPG" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Sabahtan beri yoldaydık, terlemiştik, ayaklar çizmelere yapışmıştı. İşte banyonun konforunun sade ılık sudan çok daha önemsiz olduğu an buydu. Gevşeyip üzerine de Amstel’i içtiğimde artık Selanik akşamına hazırdım.&lt;br /&gt;Bu arada otele bizden bağımsız gelen İbrahim’in geldiğini öğrendik. İbrahim de V-strom Türkiye’nin Ankara’dan bir üyesi. Aşağıda buluşmak üzere sözleştik.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/vyHSZzci9Rb1folYDS8SPg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/TJjXpkLyzcI/AAAAAAAAIAI/kYLHlai56RQ/s400/IMG_4730.JPG" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Hesapta motorlara atlayıp Selanik turu yapacaktık. Gel gör ki ayakta lak lak ederken sağanak yağış başladı; yok yok gök yarıldı desem daha doğru olur.&lt;br /&gt;Yolun karşısındaki büfeden bira aldım, ayaküstü yarım saat kadar sohbet ettik. Çok güzel anlardı. Birbirimizi yeni tanıyorduk ama çocuklar gibi heyecanla birbirimize bir şeyler anlatıyorduk.&lt;br /&gt;Türkiye’den bizim klübün tişörtünü hediye ettim Michalis’e. O da çıkarıp bana kendi klüplerinin tişörtünü verdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/IT7vqAUMGDO4vxGJ_489jQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/TJjXqk-ysgI/AAAAAAAAIAM/uq39ioFx0U8/s400/IMG_4731.JPG" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/kfdhLK_7hHQpqw1FT7kdKg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/TJjXrn3IK4I/AAAAAAAAIAQ/t64_g1WNGrY/s400/IMG_4733.JPG" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baktık yağmurun dineceği yok motorları otelin önünde bırakıp taksiyle sahil kenarına gittik. Yağmura rağmen heryer doluydu. Sahil kenarındaki yerler her modern ülkede bulunabilecek güzel kafeler ve barlardan ibaret. Kimilerinden dımtıs’lı müzikler yükselirken içerideki pistte insanlar ayakta salınıyorlar. Michalis’e Selanik’lilerin gittiği yerel meyhanelere gitmeyi tercih edeceğimizi söyleyince arka sokaklara doğru kendisini takip etmemizi istedi. Böylelikle Yunanistan’daki en güzel ve anlamlı akşam sofrasına doğru yol almış olduk.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/kfdhLK_7hHQpqw1FT7kdKg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/TJjXrn3IK4I/AAAAAAAAIAQ/t64_g1WNGrY/s400/IMG_4733.JPG" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Gittiğimiz yer İzmir’de Kıbrıs Şehitleri Caddesi’nin dar kenar sokaklarına çok benziyordu. Yine arnavut kaldırımı sokaklar, masalar arasında Sirtaki söyleyen müzisyenler, gülen insanlar, zeytinyağlı mezeler; Yeni Türkü mü çalıyor bunlar ne?&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/GHD5eqRHdU_4gmBYasdDUQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/TJjXugGysII/AAAAAAAAIAg/_gIv0qRUUfs/s400/IMG_4738.JPG" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Masalar arasında dolanırken Michalis’in motorcu bir arkadaşı, Dimitri ve ailesi ile karşılaştık. Eşi ve kızı ile masa donatmışlar keyfediyorlardı. Davetlerini kırmadık biz de oturduk.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/fRUorVSSDH5WCh_Euzojug?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/TJjXvuopneI/AAAAAAAAIAk/R8CFPb6pb0Q/s400/IMG_4739.JPG" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Ben bu kadar motorcu bir araya gelince motosikletlerden, mekanikten, yollardan ve rotalardan konuşacağımızı öngörmüştüm ama olmadı. Halklardan, tarihten, ailelerden, kökenlerden konuştuk. Michalis’in eşi Panthena’nın ailesi de Trabzon’dan göçmüş meğer. Kültürlerin, yemeklerin, kelimelerin benzerliğinden, yok yok aynılığından dem vurduk. Güzel duygularımız gece boyu devam etti. Biz onlara anlamadıkları bir dilde Selanik Türküsü ve Drama köprüsünü söyledik, onlar da bize anlamadığımız dilde kim bilir neler söyleyerek şerefimize kadeh kaldırdılar. Yunanistan’daki en anlamlı geceydi benim için.&lt;br /&gt;Bir ara Michalis’e neden kriz olduğunu sordum, “ Sizin kadar çalışmıyoruz da ondan “ dedi. Krize giresim geldi.&lt;br /&gt;Akşamın sonuna doğru saatler sonra Michalis’e haritayı açıp bana bir haftalık plan yapmasını istedim. Birlikte oturduk haritanın başına, Michalis uğramam gereken yerleri tükenmez kalemle yuvarlak içine aldı, haritayı geri verdi. Böylece Yunanistan turu planını da beş dakikada yapmış olduk.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/Xx0vDAvbC36TMJ5TYDaT_A?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/TJjXwg4TAtI/AAAAAAAAIAo/rSvIOSNolqw/s400/IMG_4742.JPG" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Gelelim yemeklere: Uzo elbette rakı içmeyi sevenler birebir. Rakıdan daha hafif bir içkiydi. Lakır lukur götürmeye başlayınca Dimitri “Onu içmeyin ertesi gün başınız ağrır, bunu için” diye Plomari Uzo ısmarladı. Bu daha sert, alkol oranı %40 olan ve rakıya benzeyen bir uzo türüydü.&lt;br /&gt;Masadakiler kalamar, ahtapot, kabak kızartma, grek salata. Dedim ya; bu Grek salata bildiğin zeytinyağlı çoban salatanın üzerine beyaz peynir koy, al sana grek salata. O kadar da meşhur ki yollarda kocaman tabelalarada yazıyor, lokantaların kapılarında menüde büyük harflerle yazılmış “Grek Salad” okunuyor. Bizde yüzüne bakmazsın, ana yemeği söyler bir de salata dersin o kadar. Artık salatamın üzerine beyaz peynir koyup akşam yemeği menüsü yapıyorum, işin sırrı peynirdeymiş.&lt;br /&gt;Kalamar elbette bizdeki çakma kalamar halkalarından çok daha lezzetli ve gerçek.&lt;br /&gt;Ahtopot ızgara güzel, Türkiye’de bulmak mümkün.&lt;br /&gt;Yalnız ben bu ince kıyılıp una bulanıp kızartılmış kabak kızartmayı hiç yememiştim, çok güzeldi.&lt;br /&gt;Gece bitiminde taksiye binmeden önce diğerleriyle de sarılıp vedalaşırken Dimitri arkaya meyhaneye birşeyler dedi. Vedalaşmamız bitmeden yolluklar geldi. On cc’lik şişelerde Plomari Uzo’lar. Misafirperverliklerini unutmamak adına hala saklıyorum onu, hatta şu anda ona bakıyorum. İçsem mi acaba?&lt;br /&gt;Ha bu arada söylenmez ama ben söyleyeyim; elimizi cebimize attırmadılar, tıpkı bizim gibi değil mi?&lt;br /&gt;Gecenin sonunda otele geri dönmek için bindiğimiz taksici Türk olduğumuzu öğrenince heyecanla bir şeyler anlatmaya başladı. Belli ki taksisinde olmamızdan çok memnundu. Meğer Türkiye futbol ligini takip ediyor İddia oynuyormuş. Benim adını bile bilmediğim takım isimlerini saydı. Beşiktaş’a sempati duyuyormuş. Ama olsunmuş Bursaspor şampiyonmuş falan filan. Futbola meraklı biri olsam uzun uzadıya sohbet edebilirdik ama kesinlikle benden daha çok hakimdi mevzuya. Taksiden inerken uzun uzun el sıkıştık, konuşması bitmiyor Michalis çevirmenliğe yetişemiyordu. Avrupa denen kıtada pek görmeye alışık olmadığımız bir ilgi aslında. Farklı ülkelerde yaşayan tanıdıklarımın bazen kimliklerini sakladıklarını duyuyorum üzülerek. Göğsünü bağrını gererek seyahat etmek pek keyifliymiş.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/7AWbgPBrpnOFBUX1KmT8ZQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/TJjxuaTONNI/AAAAAAAAIA0/wo3BsP6Cz6s/s400/IMG_4749.JPG" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Ertesi gün erkenden ... uyanamadık elbette. Aheste kahvaltı edip ayılmaya çalışırken kendimi yine motor tepesinde buldum. İstikamet Atatürk’ün doğduğu ev. Burası aynı zamanda Türkiye konsolosluğu olduğundan bina dışında Yunan polisleri vardı. Kapıda Pazar günleri ziyarete kapalı olduğu yazıyordu. Üzülerek geri dönecektik ki kapıyı çalmak aklımıza geldi. Görevliye Türkiye’den geldiğimizi söyleyince kapıyı açtı ve içeri girdik.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/t0RV-Ls4Od_hijjKJLUqXw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/TJjxv_-xsBI/AAAAAAAAIA4/inOP-DASRsM/s400/IMG_4760.JPG" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Bu bina Mustafa Kemal’in doğduğu bina olmakla beraber içeride sergilenen eşyaların hepsi sonradan buraya aslına uygun olarak yerleştirilmiş.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/t0RV-Ls4Od_hijjKJLUqXw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/TJjxv_-xsBI/AAAAAAAAIA4/inOP-DASRsM/s400/IMG_4760.JPG" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Çünkü Zübeyde Hanım da Selanik’i terk ettikten sonra binaya bir Yunan ailesi yerleşmiş. Sonradan Yunan hükümeti Atatürk’ün anısına binayı geri vermiş. O an için değerini bilememişim ama, “Veda” filmini seyretikten sonra çektiğim fotoğraflara bir kez daha baktım.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/Enz6v7g0aKyn9j8hqW71FA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/TJjxw4i_NHI/AAAAAAAAIA8/ks4QyFFYYu4/s400/IMG_4784.JPG" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Selanik sokaklarında Pazar günü öğlen vakti, insanlar yeni uyanmış kafelerde kahvaltılarını yapıyorlardı. Sürdüğüm yollarda kapasam gözümü, nerede olduğumu bilmeden açsam tekrar, kendimi İzmir Çankaya’da sanırım, ya da Halil Rıfat Paşa’da; körfeze ulaşıp Karşıkaya yolunu bulmaya çalışırım. İşte körfez de ileride, kordonda bir yürüyelim bakalım.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/0tRzauQyuw_1SUS87j3LVQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/TJjxyMq7ZPI/AAAAAAAAIDo/wXALkOa5eZs/s400/IMG_4790.JPG" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Selanik’te sahilde Beyaz Kale’nin yakınlarında boş bir alana park ettik. Arkamıza seyyar tezgahı ile bir simitçi yanaştı. Yunanca tınıyan Türkçe’siyle “Hoş geldiniz” dedi. Artık şaşırmadık ne yalan söyleyeyim. Sınırı geçtiğimizden beri bu kaçıncı. Ayak üstü sohbet ettik. Beyaz Kale’nin dibindeki çimlere yayılıp şarkılar söyledik. İlerideki çimlerde sırt çantasının üzerine uzanmış dinlenen kızın şarkılarımıza tempo tuttuğunu görünce gittik tanıştık. Makedonya’dan gelmiş, bugün geri dönüyormuş, söylediğimiz ezgiler tanıdıkmış.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/3LZeKoQjdMvzXmDnH2oIcg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/TJjxzLDyFTI/AAAAAAAAIBE/vtMVCAsUQmk/s400/IMG_4791.JPG" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Susayınca büfe bulmak için İbrahim’le sahil şeridinde yürümeye başladık. Kapa gözünü, aça gözünü, neredesin?, İzmir’de.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/_dZJkyZ2WRleAFtdgJeivA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/TJjx1TSmriI/AAAAAAAAIBM/Ew8ajg2l0nk/s400/IMG_4808.JPG" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Çimlerin üzerinde yayılmış iyice mayışmak üzereyken aklımıza yola çıkmamız gerektiği geldi. Kimsenin gidesi yok ama plan plandır işte. Otele gidip toparlandık. Daha ilk günden sıcağın verdiği rehavetle kimse doğru dürüst güvenlik ekipmanı kullanmadı. Mazeretler farklı farklı: “Sıkı giyinirsem dikkatim dağılır bu sıcakta”, “Zaten biraz sonra duracağız”, “Ben püfür püfür yol gitmek istiyom”, “ Aman zaten 100 km süreceğiz” vs...Hemen Yunan motorculara ayak uydurmuşuz demek ki. Gerçekten de Yunanistan’da büyük motosiklete binip de gerekli güvenlik ekipmanlarını kullanan kimseye rastlamadım. Kaskı kafaya geçiren kendini yola atmış.&lt;br /&gt;Benim GPS haritası bozuk olduğundan Süleyman’ın ayfon’unun söylediği doğrultuda gittik bir süre. Gittik gitmesine ama en azından yanlış yöne gittiğimizi anlayabiliyoruz. Neyse ses etmedik takip ettik. Hesapta Atina’ya doğru gidip yol üzerinde Platomonas’ta geceleyeceğiz ama kendimizi ilgisiz bir kuzey kasabasında, sitelerin ve tarlaların arasında dolanırken bulduk. Hayıflanıyormuş gibi algılandıysam yanlış olur, gerçek Yunanistan’ı görmekten çok menundum. Kısaca şöyle anlatayım, Çanakkale’den Assos’a gidiyorsun farzet, işte aynısı, Avrupa birliğinin parasını vermediği bozuk yollar, tarlalar, inekler, zeytin ağaçları ve siestada boş köyler. Neden sonra yolu bulduk deyip heyecanladık, yol da görünüyor hani, 200 metre ileride, kendimizi otoban sürüşüne hazırlayıp rampayı çıktık. Çıktık çıkmasına da bariyerlerin dışındayız, otoban bir metre ötede ama giremiyoruz. Haydi bir daha geri derken Atina yoluna girmemiz bir saati geçti.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/5nkFcj3rjrJF0XtZFS9S-Q?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/TJjx22PDI0I/AAAAAAAAIBQ/7kC2xvoEJiE/s400/IMG_4813.JPG" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Platomonas’a vardığımızda akşam olmak üzereydi. İlk fiyat sorduğumuz otele yaklaşık bir buçuk saat başka otellere fiyat sorduktan sonra geri döndük. Bu ilk defa da olmuyor benim için. Mesela kıyafet alırken de böyle bu, ilk gördüğünü beğeniyorsun demek ki. Bu konuda inandırıcı bilimsel veriler olsa hiç uğraşmam başka otel aramak için.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/Hk2Z5mChGf8hp4LCfPYEfQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/TJjx4ddaWfI/AAAAAAAAIBU/xAdq7rarJjU/s400/IMG_4814.JPG" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;Yerleştikten sonra akşam yemeği için sahile gittik. Uzo, Grek salata, midyeli melemen gibi birşey yedik. Sahili dolandık. Vasat bir sahil beldesi olmakla birlikte duraklamak için iyi bir seçimdi.&lt;br /&gt;Biraz dolandıktan sonra hareketli müzik ve güzel kızlar olan bir yere oturduk. Gecenin sonunda garsona hesabı öderken yarı ayaklanmıştık ki nereli olduğumuzu sordu. Öğrenince “Brothers!” (Kardeşler!)deyip beklememizi istedi. Bir süre sonra geri dönüp şat bardaklarında konyak ikram etti ve bizi kapıya kadar geçirdi. Uzak bir yerde bir daha hiç görmeyeceğiniz birilerinin bu karşılıksız iyi niyeti insanın yüreğine dokunuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/5SH8Oms2l34SKYj-eKE5Hg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/TJjx5pVazrI/AAAAAAAAIBY/9qYaed9gwDg/s400/IMG_4819.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Dün geceden yeteri kadar uzo içmiş olacağız bu ki bu kez geceyi fazla uzatmaya kimsenin hali yoktu. Gittik yattık, mışıl mışıl uyuduk. Sabah uyandığımda havanın kapalı olduğunu ve hafiften yağmur atıştırdığını gördüm. Aldırmayıp balkonda dün akşamdan aldığımız malzemelerle kahvaltı hazırlamaya giriştim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aylak aylak kahvaltımız yaptık. Bugün yola çıkışımızın üçüncü günü. Rotamız Atina, nasılsa 300 km var rahat rahat gideriz diye düşünmekteyiz. Resepsiyona indiğimde görevli bugün yola çıkıp çıkmayacağımızı sordu. Atina’ya gideceğimizi söyleyince de haberlerin fırtına duyurusu yaptığını ve yola çıkılmamasını salık verdiğini söyledi. Biraz endişelendim ama dışarı çıkıp sıkı yağmur yağmadığını görünce gidebildiğimiz kadar gitmenin uygun olduğuna karar verdim.&lt;br /&gt;Toparlanıp yola çıktık. Kasabanın çıkışındaki benzinlikte sıralanmış araçlar dikkatimizi çekti. Tabi o anda Yunanistan’da sık sık gerçekleşen grevlerden bihaber olduğumuzdan bunun bize de dert olabileceğini öngörememiştik. Başka benzinlikten alırız deyip Atina otobanına gaz açtık. Neden sonra Kemal ve ben bir benzinlikte durup depoyu doldurmaya başladık. Ben de bu arada arkadan gelen Süleyman bizi görmeden geçip gitmesin diye yola yürümeye başladım. Baktım geliyor ileriden, el salladım, zıpladım ama nafile, vroomm diye geçti gitti yanımdan. Bu şu demek oluyor. Bizi önde sandığından hızlanacak ve aramızdaki mesafe açılacak. Böylece birbirimizi kaybetmiş olduk. Grup bölünmüş oldu. Bu bir şey değilmiş ama…&lt;br /&gt;Bugüne ait ne yazık ki fazla fotoğraf koyamayacağım. Neden mi anlatayım: Bir saate yakın yol gitmiştik ki hava iyice kapamaya başladı yavaştan çiselemeye başlayan yağmur iyicene sağanağa dönüştü. Durup üzerimi değiştirirken bu sefer de Kemal’i kaybettim. Nasılsa montum ve pantolonum yağmur geçirmez Gore-tex malzemeden yapılmış diye kendimi teselli etmeye çalışıyorum ama koldan içeri sızmaya başlayan soğuk ıslaklık teselli dinlemiyor. İyicene ıslanan yolda görüş uzaklığı da düşünce ileride durmaya karar verdim. Yol kenarında tuvaletlerin yanına park etmiş bir Africa Twin gördüm, yanında durdum. İki Yunan çift kadınlar tuvaletine sığınmış yağmurun dinmesini bekliyorlardı. Bu sırada tuvaletin minik pencerelerinden yola bakarken Süleyman Ağabey’in yağmur kıyafetlerini çekmiş ve yoluna devam etmekte olduğunu gördüm. Hızla geçti gitti. Diğer motosikletin nerede olduğu konusunda fikrim yoktu. Herhalde aynı otobandaydık ama kim önde kim arkada belli değil.&lt;br /&gt;Yağmur biraz dinince tekrar yola çıktım, kısa süre içinde hava yine sürülemeyecek duruma geldi. Önden giden dört tekerli araçların kaldırdığı su bulutları nedeniyle görüş çok azalmıştı. Bu yetmezmiş gibi sağ yanımdan esen güçlü rüzgar motorun kontrolünü zorlaştırıyordu. İleri baktım, dağların üzerinde yağmur indiriyor. Benzinliğin birinde durup karnımı doyurdum. “Grek Delight” diye bildiğin lokum satılıyordu içeride. Üstelik sadece hazır kutularda değildi. Bizde de vardır ya hani, uzun lokumları alır satıcı küt makasıyla senin istediklerini keser sonra Hindistan cevizine bulayıp kutular falan, aynısından vardı. Şimdi lokum kimin?&lt;br /&gt;Bir saate yakın bekledim ama baktım yağmur duracak gibi değil, akşam da Atina’da olmamız gerekiyor, “Ya Allah!” deyip atladım küheylana. Yirmi dakika falan geçti bir köprü altında durmak zorunda kaldım.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/MfrMMXvChTvC2XAgKmROIA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/TJjx8CwsV-I/AAAAAAAAIBk/Ph3kIHVwVVo/s400/IMG_4826.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Eldivenlerim sırılsıklam olmuş, Gore-tex pantolonumdan sızan su aralara ilerlemeye başlamıştı. Yol kenarları sel olmuş akıyordu. Yapacak hiçbir şey yoktu. Acaba diğerleri neredeydi? O an ağır çekimde evde çantaları hazırlarken bu mevsimde bunlara gerek yok diye yağmurlukları salonun kenarına fırlatma anım geldi. O ana lanet ettim. Kuralları çiğnemenin cezasıydı bu işte. Hangi mevsimde olursan ol motosikletle uzun seyahate çıkacaksan yağmur geçirmez kıyafet alacaksın. Çünkü hava durumları sadece şehir merkezlerinin hava durumunu tahmin ediyor, oysa yolda bazen yüksek irtifaya, dağlara, tepelere çıkıyor birkaç şehir geçiyorsun.&lt;br /&gt;Böyle köprü altlarında dura kalka birkaç saat vakit geçirdim. En güzel tarafı diğer motosikletli mağdurlarla sohbet etmek oldu.&lt;br /&gt;Bir süre sonra Kemal beni bir köprü altında yakaladı, meğer arkamdaymış. O da sırsıklam ıslanmış. O kadar şiddetli yağıyordu ki gördüğümüz ilk kasabaya girip o geceyi orada geçirmeye karar verdik. Sonra asi motorcu damarımız kabardı, “Biz yaparız, biz motorcuyuz, ıslansak ne olacak?” diye birbirimiz gaza getirip yola çıkmaya karar verdik. Şunun şurasında 150 km kalmıştı. Islak geçecek bir 150 km. Yola çıkmamızla rampa tırmanmamız bir oldu. İlerideki tepenin üzerine bir bulut oturmuş, içerisi görünmüyor. Başımıza gelecekler belli ama dur bakalım deyip buluta daldık. Aman o ne yağmur o ne yağmur, sanki gök yarılmış yere inmiş. Göz gözü gömüyordu. Sanki nohut yağmuruna tutulmuşum gibi kaskımdan tapur tupur sesler geliyordu. Düz otoban yolunda küçük zemin farkları minik göletlere dönüşmüştü, içlerinden geçtiğinde ayaklarımda ön tekerin yardığı sulardan sıçrayan suları hissediyordum. Resmen yağmur bulutunun içinden geçiyorduk. Yol kenarında dörtlülerini açmış bekleyen araçlar vardı. Neyse ki bu ani sağanak kısa sürdü. Buluttan çıktığımızda artık ıslanmasın diye koruyabileceğimiz bir yerimiz kalmadığından olabildiğince üşümeden Atina’ya varmaya karar verdik. Kısa bir kahve molası daha verdikten sonra Atina’ya ulaştık. Benim GPS haritamda sorun olduğundan şehir merkezine nasıl gideceğimizi de bilmiyoruz. Yaklaştığımızı hissedince yoldaki motorculardan birine merkezi sorduk. Yolun bir kısmına kadar öncülük edip gideceğimiz yolu gösterdi.&lt;br /&gt;Hava sıcak ve basıktı, terlemiştik, üzerine yine yağmur yağmaya başlayınca sulu sepken meydana ilerlemeye başladık. Bir acayip yağmur, damlaları nohut büyüklüğündeydi. Terimizle yağmur birbirine karışmış vücudumuzda ulaşmadık delik bırakmamıştı.&lt;br /&gt;Omonia Meydanı’na vardığımızda arkamızdan seslenen Süleyman Ağabey’i gördük. Bizden bir saat önce gelmiş bizi bekliyormuş. Buradan geçeceğimizi tahmin etmiş, yoksa herhangi bir buluşma noktası planlamamıştık. Grup tekrar toparlanınca otel aramaya başladık. Biri motorların yanında bekledi iki kişi de otel aramaya çıktı. Meydana yakın iki yıldızlı otellerden birinde iki kişilik oda 35 Avro’ya anlaştık.&lt;br /&gt;Odada ıslaklık nedeniyle yapışan kıyafetleri çıkarmak biraz vakit aldı. Çoraplarımı ve iç çamaşırlarımı sıktığımda şıpır şıpır suları aktı. Bir bira söyledim, duş aldım, ıslanmaktan biraz kurtulan kıyafetlerle üzerimi değiştirdim, duşta yıkadığım elbiseleri pencere önüne astım ve yatağa uzandım. Dışarıdan Sirtaki sesi geliyordu, işte o an yüzüme bir gülücük oturdu, keyifle doldum.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/_pAn0QTuwL5uoNsdiX0UcA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/TJjx9IpFsGI/AAAAAAAAIBo/Slj4aKFXmMQ/s400/IMG_4828.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Hazırlanıp aşağı indim. Diğerleri daha gelmemişti ben de otelin önüne çıkıp bir sigara yaktım beklemeye koyuldum. Baktım 6-7 metre ötemde cılız bir adam yere çökmüş bir şeyler yapıyor. Yandan ilerleyip bakayım dedim. Yere çöktü, bir kaşık, beyaz bir poşet ve enjektor çıkardı.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/l81EbFaKeIRegylkceqdYA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/TJjx-aUHf0I/AAAAAAAAIBs/sM8k-w9at88/s400/IMG_4832.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Eroinini güzelce hazırladıktan sonra pantolonunu indirip penisinden enjekte etti. Uzuvlarında enjeksiyon için kullanabileceği damar kalmamıştı zaar. Biraz soğuk terler döktükten sonra donu yerlerde sürünürken yerdeki eşyaları toplamaya başladı. Bu sırada yanıma gelen resepsiyoniste “Bu nedir yahu, bu kadar rahat nasıl olabiliyorlar”diye sordum. “O kadar çoklar ki. Akşam geri dönerken buralar onlarla dolacak”dedi.&lt;br /&gt;Biraz önce pipiye enjeksiyon yapan adam toparlanıyordu ki polis geldi. Adama bir şeyler bağırdı ve yoluna devam etti. Anladığım adarıyla Omonia meydanında her türlü uyuşturucu kitapta yazmasa da legal. Akşam bu curcunayı görmeye karar verip merkeze yürüyüşe koyulduk.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/q6d-2l56ZMgjDrN0ynrJeQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/TJjx_VEGNpI/AAAAAAAAIBw/fZD6QumeS18/s400/IMG_4835.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Geçtiğimiz Omonia meydanı sanki cankiler ve evsizlerin toplanma alanı olmuş. Yerlerde yatanlar, kendinden geçmiş oturaklarda salınanlar, market arabalarına kıvrılmış uyuyanlar, kolundan bacağından enjeksiyon yapanlar; hangi birine bakacağımı şaşırdım. Meydan boyunca satış yapan büfelerin dergi bölümünde pornografik yayınlar ağırlıktaydı. Yarısından fazlası da homoseksüel ilişki resimleri neşreden dergi ve cd’lerden oluşuyordu.&lt;br /&gt;Akropolisin altında turistik plaka’ya doğru yürüdük.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/-1uN-Iuo7fTmm5fSMBa8Xg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/TJjyAcfeLrI/AAAAAAAAIB0/QjOzy4oshVo/s400/IMG_4838.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Yol boyunca birikmiş çöp yığınları, bunları karıştıran insanlar, kapılarına kilit vurulmuş oteller krizin komşuyu sıkı vurduğunu gösteriyordu.&lt;br /&gt;Plaka meydanının kalabalığını aştıktan sonra yemek için bir yerler aramaya başladık. Ortalıklarda dolanırken davetkar garsonlardan biri nereli olduğumuzu sordu. Türkiye’den olduğumuzu öğrenince içeri seslendi ve Niko’yu çağırdı. Niko akıcı Türkçesiyle bizi karşılayıp buyur edince itiraz etmedik. Nasıl böyle güzel Türkçe bildiğini sorunca “Ben Yeşilköy’lüyüm” dedi. Yalnız trafik ışıklarına trafik feneri diyordu. O da ne zamandır özlemiş Türkçe konuşmayı oturdu yanımıza yarım saat lak lak ettik. Tabi biz her turistin merak ettiği şeyleri soruyoruz Niko’ya. Nereye takılalım? Sirtaki meyhanesi nerede var? Atina’da ne yapalım? Vs… Kaçamak verdiği cevaplar tatmin edici değildi. Onun anlatmak istedikleri farklıydı, ekonomik krizden, cankilerden, kapanan dükkanlardan, altı ay önce diğer garsonun oğlunun aşırı dozdan Omonia Meydanı’nda öldüğünden bahsetti. Aklımda kalan diğer başlıklar şunlar oldu:&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/6PwuMYsAJlgtpQEu9fhZQw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/TJjyDFTtm1I/AAAAAAAAICE/6K5GTaFr0TQ/s400/IMG_4847.JPG" width="400" height="266" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Ona göre adam gibi yemek yapan içinde fırını da olan bir İstanbul kebapçısı açmak lazımmış, burada lahmacun/pide yapan yer yokmuş, açılsa süper iş yaparmış.&lt;br /&gt;Yunanistan’ın Orhan Gencebay’ı olan bir sanatçı varmış. Bu adamın Atina’da birkaç katlı Sirtaki meyhanesi varmış. Her akşam program olur, şahane eğlenceler yapılırmış. Artık o bile haftanın bir günü açıkmış, kimsenin sirtakilik parası kalmamış. Tevekkeli değil en meşhur turistik meydanın çevresinde dolanıp duruyoruz ama Sirtaki sesi gelmiyor insanın kulağına.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/OpSXyeQI7RNbPKUOaOQ58g?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/TJjyCR4USiI/AAAAAAAAIB8/8XHAVITQ7Rw/s400/IMG_4844.JPG" width="400" height="266" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Şu meşhur Yunan musakkasını tadalım dedik bir porsiyon aldık. Porsiyon öküz doyuran cinsinden ama işe yaranmaz. Altta kızartılmış patlıcan üzerine kıyma onun da üzerine patates/krema karışımı bir katman yapmışlar. Hem çok ağır hem lezzetsizdi.&lt;br /&gt;Bir de burada yeyin diye kebap getirdiler, ikram, bizim Kemal Urfa’dan Süleyman’da Antep’ten geliyor, yine de ağız burun burmayıp “Elinize sağlık çok güzel” dediler ama ben yalan söylediklerini anladım. Benim favorim her zaman olduğu gibi Grek salata ve uzo oldu (&lt;a href="http://sandaletliseyahat.blogspot.com/"&gt;Bora&lt;/a&gt; bu Grek salataya sinir oluyor. Blogunda şöyle yazmış pek güldüm:” Bu Grek Salat denen; domatesi, hıyarı, dolmalık biberi, soğanı eşeğin önüne doğrar gibi kocaman kocaman kesip, üzerine de bir dilim orta kalite beyaz peynir koyuyor ve bunu 5 euroya (10 TL!) satıyorsun, o oluyor”.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/PrCqCKN3ZrFGHPBUzk4WnQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/TJjyBSPF1oI/AAAAAAAAIB4/fSO5-WaNbWU/s400/IMG_4843.JPG" width="400" height="266" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Biraz etrafta dolandıktan sonra yarına enerjimiz kalsın diye otele dönmek üzere aheste adımlarla yola çıktık. Yine Omonia Meydanı’ndan geçeceğiz. Biraz tedirgindim aslında ama meydandaki zavallıları görünce endişelenmeme gerek olmadığını gördüm.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/UoAHZE94hrOz_tpTo6UCSw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/TJjyJ9iB2GI/AAAAAAAAICc/RGAgdwcvvOY/s400/IMG_4877.JPG" width="400" height="266" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Meydan’da eşcinsel pornografik yayınların ortasında toplanan cankiler ordusunun kendine hayrı yok ki tutup sana bir şey yapsın. Hepsi kendinden geçmiş durumdaydı. Çevrede ayık duran insanlar daha çok kara derili torbacı Bangladeş’lilerdi. Yürürken insanın arkasından bilumum uyuşturucu ismi sayıyorlardı. Meydan’da kollarından bacaklarından eroin enjekte eden gencecik tertemiz yüzlü kızların ve oğlanların görüntüleri aklımdan gitmiyor.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/u9Pswgq7hc4aZZnbY_fTHQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/TJjyElEXCDI/AAAAAAAAICI/ws8DeYvFDuQ/s400/IMG_4852.JPG" width="400" height="266" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Cankiler ve torbacılar rahatsız olmasın rahat gezeyim aralarında diye fotoğraf çekmedim. Keşke uzaktan zumlasaymışım ama merakım fotoğrafı unutturmuş.&lt;br /&gt;Diyorum ya Türkiye’ye çok benziyor diye, sokak köpekleri bile sanki İstanbul’dan getirtilmiş. Umursamaz yatıyorlar her yerde (Bu cümleyi yazarken aklıma şu geldi. Umarsız umursamaz demek değildir. Yani cümleyi umarsızca yatıyorlardı dersem olmaz. Umarsız çaresiz demek; umursamaz yerine umarsız deme modası çıktı şimdi, sinir oluyorum). Yalnız onların kafa da mı dumanlı nedir, sürü olmuş sakin sakin yatıyorlardı.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/zlH4Gt9JQdO6Epj_ng5GMw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/TJjyFvmbPyI/AAAAAAAAICM/HqQZbLRU3io/s400/IMG_4859.JPG" width="400" height="266" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bir Atina klasiği olan Parlemento binası önünde bacaklarını aça aça volta atan askerleri izlemeye gittik. Askerlerden sorumlu subay nedense fotoğraf çekmemize izin vermedi ama çaktırmadan çektim.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/-SokHzVQ61b9PUqMFxLKSQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/TJjyG654PnI/AAAAAAAAICQ/87m5Na-W9bA/s400/IMG_4862.JPG" width="400" height="266" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/pqm8ShAOUGxJvgujPXPYIw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/TJjyH2yseiI/AAAAAAAAICU/bZluRrmJW00/s400/IMG_4864.JPG" width="400" height="266" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/EeXNYVEd5BiBs_uP9siWjQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/TJjyImCgfMI/AAAAAAAAICY/FUaWGQIDlJ4/s400/IMG_4867.JPG" width="400" height="266" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ertesi gün uyandıktan sonra börek almaya gittim. Böreğin adı burada da börek, ıspanaklı, peynirli, kıymalı ve patateslisi hepsi vardı. İbrahim Atina’ya gelmiş olmalı ondan GPS için harita alacağım yoksa yol bulmak dert olabilir. Kahvaltıdan sonra İbrahim’in kaldığı otele doğru tabanvayla yola düştüm. Yol boyunca geçtiğim dar sokaklar bana İzmir’i hatırlattı. Köşe başlarında bizde olduğu gibi simitçiler vardı.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/L8UOPZuSIdzX1JQumdFINA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/TJjyLKixG7I/AAAAAAAAICg/go-r02rSwkk/s400/IMG_4882.JPG" width="400" height="266" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;İbrahim’le otelinin lobisinde buluştuk. O da dün gece geç saatlerde Atina’ya ulaşabilmiş. Bizim gibi maceralı bir yolculuk geçirmiş. Aslında bazen kendime şunu soruyorum, bir günümüzü fırtınayla mücadele etmekle geçirip yola gömdük, neden? Zaten parmakla sayılacak kadar tatilimiz varken neden yapıyoruz bunu ben de bilmiyorum. Her seferinde lan bir daha motosikletle çıkmayayım uzun yola diyorum ama bir şeyler gıdıklıyor zamanı gelince. Bakalım kaşıntım ne zaman geçecek.&lt;br /&gt;Aldı verdileri bitirdikten sonra İbrahim’le birlikte gezmeye başladık. Önce Akropolis’e gittik. Giriş 12 Avro, buna tepenin içindeki bir sürü müzeye giriş bileti de dahil.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/qXkwr-HdfiTTNe6thcEf6g?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/TJjyMoWDfmI/AAAAAAAAICk/6giKefXPEGo/s400/IMG_4887.JPG" width="400" height="266" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Uzun uzadıya anlatmanın gereği yok. Beklentileri fazla yüksek tutmamak lazım. En tepede yerleşmiş Zeus tapınağı etkileyici gerçekten. Hala (bitmeyen) restorasyonda olması ilginç. Çevresinde vinçler, platformlar ve metal merdivenlerle görkemini kaybetmiş görünüyordu. Fazla ahkam kesemem bu konuda ama insan ister istemez karşılaştırıyor: Efes’i ya da Bergama’yı görmüşlerimiz için fazla bir numarası yok. Bir kere görülsün yeter. Zaten ben de 12 Avro’yu sadece tepeye çıkıp Atina’ya panaromik bakmak için vermiş oldum, geri kalan biletleri kullanmadım.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/q19mkkj-JSxEQH39Lb8yRg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/TJjyN9RT2FI/AAAAAAAAICo/2hrw8mFO_S4/s400/IMG_4898.JPG" width="400" height="266" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Yine de bilgi vermeden olmaz: Akropolis deniz seviyesinden 150 metre yüksekte 3 hektar alana yayılmış. Yunanca “yukarıda bulunan şehir” anlamına geliyormuş. Yerleşimi Tunç çağına kadar uzanıyor ama bu arkeolojik binaların yapımı MÖ 500. yy’da başlamış. Değişik devirlerde farklı devletlerin hükmettiğini Akropolis’te herkes kendine özgü bir iz bırakmış. Bizans döneminde kiliseye çevrilen binalar Osmanlı hükümdarlığında askeri garnizon olarak kullanılmış. Restorasyon çalışmaları 1975’te başlamış ve hala devam ediyor.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/uQxMLjojblNJ-7P-uzK9OQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/TJjyPAMa_mI/AAAAAAAAICs/c1Trz0oP2IE/s400/IMG_4916.JPG" width="400" height="266" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Akropolis’teki en ünlü yapı elbette en tepede yerleşen Parthenon Tapınağı. M.Ö. 5. yüzyıla Atina Akropol'ünde inşa edilmiş. Antik Yunan'dan günümüze kalan yapılar arasında en iyi bilineni ve Yunan mimarisinin en büyük eseri olarak kabul ediliyormuş. Dış cephesinde kullanılan heykeltıraşlığın Yunan sanatının en yüksek noktası olduğu düşünülürmüş. Dünyanın en büyük kültürel abidelerinden biri olarak Partenon, Antik Yunan`ın ve Atina demokrasisinin de sembolüymüş.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/NfPJaUqpFPmVclebqiGijQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/TJjyTIoi1NI/AAAAAAAAIC8/hoG39eRroGk/s400/IMG_4949.JPG" width="400" height="266" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Birçok Yunan tapınağı gibi Partenon da hazine olarak kullanılmış. M.S. 6. yüzyılda Parthenon Bakire Meryem`e adanan bir kiliseye çevrilmiş. Osmanlı Devleti`nin fethinden sonra 1456 yılında ise cami olarak kullanılmaya başlanmış. 1687`de ise Osmanlılar burayı cephanelik olarak kullanmaya başlamış. Onyedinci yy’da Venedik savaş topu tarafından vurulan Parthenon ciddi biçimde zarar görmüş.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/9AL1LfSB2ucQJb9v9tgCtQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/TJjyUYiVyHI/AAAAAAAAIDA/OGxGluR0hto/s400/IMG_4956.JPG" width="400" height="266" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Yunan isyanı sırasında Yunanlılar tarafından savunma amaçlı olarak da kullanılmış. 19. yüzyılda heykel parçaları Lord Elgin tarafından İngiltere`ye taşınmış ve şu anda Britanya Müzesi`nde sergilenmekteymiş. Bu eserlerin Yunanistan`a gönderilip gönderilmeyeceği halen tartışılmaktaymış. Biz de Bergama’dan Berlin’e kaçırılan Zeus tapınağını istiyoruz ama vermiyorlar, komşunun da bence şansı yok, giden gitmiş.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/kvL2eOuJdF9s_5uJuR8MEw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/TJjyQQy4gmI/AAAAAAAAICw/JrWLtgBAuGA/s400/IMG_4919.JPG" width="400" height="266" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Tepeden Atina’yı seyretmek keyifli.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/fyEAa2v5YNik-4zupakDgw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/TJjyRPKdf2I/AAAAAAAAIC0/qsaooVx-BaM/s400/IMG_4921.JPG" width="400" height="266" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Akropolis’ten çıkıp antik şehrin çevresindeki Plaka’da dolanmaya başladık. Dar sokakları, hediyelik eşya dükkanları, güzel bakımlı evleri, basit ama şık lokantaları ile bana Sultanahmet’i hatırlattı.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/ZNtU38ufk1WYFRNnTBgeBg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/TJjyW1YOVYI/AAAAAAAAIDI/s-eBMmXEywE/s400/IMG_4968.JPG" width="400" height="266" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/YaGfTWXsW87DWuJ5cjwbUg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/TJjyYG-amWI/AAAAAAAAIDM/0Kb5vQcKO1E/s400/IMG_4971.JPG" width="400" height="266" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Hediyelik eşya dükkanlarında satılan cinsi münasebet konulu muzur neşriatın çeşitliliği ilginçti. Söylemeden geçmeyeyim, önemli bir kısmı da eşcinsel ilişki betimliyordu. Ben de bir tanesinden 5 avroya tişört aldım.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/BEql6z_LXW7U2sWuVtpQmw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/TJjyZSp6NAI/AAAAAAAAIIA/7ZClUxX31_4/s400/IMG_4972.JPG" width="266" height="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/bLCdv-kspMX-oXpANcHanQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/TJjyV6LrTgI/AAAAAAAAIH4/L8UIE3rIpwA/s400/IMG_4962.JPG" width="266" height="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Metaxa’nın ne olduğunu geçen sene öğrenmiştim. Kanyakmış. Plaka’da da ev yapımı kanyak satan bir dükkan vardı. Beni içeceklerden çok dükkanın dekorasyonu ilgilendirdi.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/amvghtPwWCM6ynoIt-mFDA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/TJjya0KFYKI/AAAAAAAAIDU/drIPfMvOHFg/s400/IMG_4974.JPG" width="400" height="266" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bu kadar geldik ya geride bıraktıklarımız hasetinden çatlamasın diye hediyelik bir şeyler de almak gerekiyor elbette. Bir tanesine daldık biz de. İbrahim iyi para harcadı ama ben bir iki parça almakla yetindim. Genelde 300 Ispartalı filminin de etkisiyle Kral Leonidas ve savaşçılarının değişik boy ve materyalden yapılmış heykelleri vardı.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/uWZUKZJZsXVit6cQV5WPJQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/TJjycHy8LrI/AAAAAAAAIDc/P6qmPvKipsI/s400/IMG_4976.JPG" width="400" height="266" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Plaka’dan çıkıp Syntagma Meydan’ına doğru yola koyulduk. Yol üzerinde Hard Rock Cafe vardı. Ben daha önce hiç bu cafe zincirine girmediğimden akşam uğramak istedim ama kara sular inen ayaklarım yürümeye isyan edince gelemedim.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/kUS7dcZ7-4Lg3K3VcnYlig?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/TJjydfwxTFI/AAAAAAAAIDg/qlEh6bpErsA/s400/IMG_4980.JPG" width="400" height="336" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Saat öğleni geçtiğinden hayat da biraz hareketlenmiş. Trafikte arabalar kadar motosikletler de vardı. Kask takmamaları dikkatimi çekti. Diğer Akdeniz ülkelerine benzer şekilde burada da takım elbiseleri ile işine giden kadın / erkek sürücüleri görmek mümkün. Sokaklar motosiklet kaynıyordu. Eh, aklın yolu bir…&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/-jG-8fLqyJAGHJD-GPajnQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/TJtvLYWq66I/AAAAAAAAIEY/mHInKyEIyHE/s400/IMG_4982.JPG" width="400" height="266" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Acıkınca bir fırından börek ve sandviç aldık, meydan parkındaki çimlere yayılıp karnımızı doyurduk. Biraz keyfedip sohbet ettik, tıpkı çevremizde çimlere yayılmış komşularımız gibi.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/Q7ZDhcWylUW5SE36MpcpRw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/TJtvNoR2XmI/AAAAAAAAIII/EGYGARxu-xg/s400/IMG_4991.JPG" width="266" height="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Syntagma Meydanı’ndan kalkan traktörleri çektiği romörklerle küçük Atina gezisi yapıyorlardı. Buna değer işte. Gidip büfeden biraları aldıktan sonra atladık romörke. Bir saat süren turda birçok turistik yerden geçiyorsunuz. Yürüyerek geçseniz de 2 saat sürer ama yanınızda Atina manzaraları akarken biranızı içmiyor olursunuz.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/dck9TYVSdaB0b6gTVMIGhA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/TJtvPYK9B0I/AAAAAAAAIEo/kPj20rp1waA/s400/IMG_5005.JPG" width="400" height="266" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/q9Yrmu05En2tdCiwFuW5pw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/TJtvQSuWPvI/AAAAAAAAIEs/j3cZpcg0pGM/s400/IMG_5035.JPG" width="400" height="266" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/O_2-exHgSME_IalcFN6Alg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/TJtvRdzmczI/AAAAAAAAIEw/yOmQeNSGeDE/s400/IMG_5036.JPG" width="400" height="266" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bu da bizi gezdiren sevimli traktör.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/QOEiJffnMxkqCnenwpW40w?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/TJtvSooJrpI/AAAAAAAAIE0/LlFIVpBvkME/s400/IMG_5052.JPG" width="400" height="266" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Akşam’a kadar o sokak senin bu sokak benim deli danalar gibi dolandık, ayaklarımıza kara sular inmeye başlayınca Plaka yakınlarında bir yerlerde soluklanmak üzere geri döndük. Meydanda daha önce Kavala’da karşılaştığımız racing’li arkadaşlarla karşılaştık. Bize ballandıra ballandıra Mikanos’u anlattılar. Adaları görmeye karar veren Süleyman Ağabey ve Kemal ile böylece yollarımız ayrılmış oldu. Ben anakaranın batısına kadar gidecek sonra kuzeye yönelip İstanbul’a dönecek daha önce yaptığım plana uyacaktım.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/NM5e9aANFvuOKU7j1ynhcg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/TJtvTst5PTI/AAAAAAAAIE4/pOD1EXHp0_A/s400/IMG_5065.JPG" width="400" height="266" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;İlerleyen saatlerde Plaka’nın arka sokaklarına gidip milletin eğlendiği mekanlara göz atmaya gittik. Türkiye’nin birçok şehrinde benzerini görebileceğimiz yan yana sıralanmış barlar ve üniversite öğrencisi ağırlıklı müşterileri vardı. Müzikler yerel değil vasat popüler müziklerdi.&lt;br /&gt;Bir tanesini seçip bira ısmarladık. Bir süre sonra yukarıdaki fotoğrafta görülen cambaz gelip elindeki iplere asılı ateşleri çevirerek poi gösteri yaptı. Gösteriden sonra masaları dolanıp para istedi. İşte bu kısmı matraktı. Eskiden oyuncak bebekleri sıkınca “Biiiyp” diye bir düdük sesi çıkardı ya, işte onlardan bir tanesini almış ağzına konuşmadan düdüğü öttürerek para istiyordu. Bahşiş verirken fotoğraflarını da çektim.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/cf_5HwTeWR0EBDmnOgMW7Q?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/TJtvU4CzyvI/AAAAAAAAIE8/z_u3YsZA6wI/s400/IMG_5072.JPG" width="400" height="266" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Çektiğim fotoğrafları kendisine gönderip gönderemeyeceğimi sordu. Olumlu yanıt verince bir kağıda mail adresini yazdı, verirken ”Umarım sen de söz verip göndermeyenlerden olmazsın” dedi. Türkiye’ye dönünce göndermeyi denedim ama verdiği mail çalışmadı.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/PWEJTpa_FDw4xqSClgSgDw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/TJtvVtIxlpI/AAAAAAAAIP8/GVKSbHX_BvI/s400/IMG_5074.JPG" width="266" height="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Ertesi sabah erken uyanıp yola koyuldum. Artık GPS’im olduğundan yol bulma konusunda kendimi daha güvende hissediyordum. Atina çıkışına kadar bütün benzinliklere baktım ama hepsi kapalıydı. Grev devam ediyordu. Depomda hala benzinim olduğundan fazla endişelenmeyip yola koyuldum. Nasılsa daha zamanım var benzin biterse de macera olur işte diye kendimi kandırdım.&lt;br /&gt;Corint’e kadar devam ettim. Yol yer yer deniz kenarına inen keyifli bir yoldu. Burada Corint Kanalı’nı görecektim.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/iVn2LoXpAuUQHV3Ehf3A3g?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/TJtvWv18sFI/AAAAAAAAIFE/K8bZnXz8B7M/s400/IMG_5082.JPG" width="400" height="266" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Kanala girmeden önce bitmek üzere olan benzini tamamlamak için benzinlik aradım. Birkaç yere sorduktan sonra çat pat İngilizce’yle bir yerler tarif ettiler. Anlaşamayınca GPS üzerinden bahsettikleri benzinliğ buldurup nokta atışı yaptım. Gerçekten de benzin veriliyormuş ama yarım saat sonra. Soyunup dökündükten sonra ben de diğerleri gibi sıra beklemeye başladım. Daha önce yaşamadığım bir tecrübeydi ama Yunan dostlarımız alışmış olsa gerek sakin sakin sıra bekliyorlardı. Sıra gelince “Full please” dedim ama olmadı, sınırlı miktarda benzin olduğundan sadece on litre verdiler. Sinir oldum ama yapacak bir şey yoktu. Tuvalete girdim ama nerede o bal dök yala Opet tuvaletleri. Hem çok pisti hem de ne tuvalet kağıdı ne de sabun vardı. Neyse ki bütün seyahatlerde yanımda ıslak mendil taşıdığımdan fazla sorun olmadı.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/QDbpHhfedlfXTE6gj3VyZA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/TJtvX6woQ4I/AAAAAAAAIQQ/Iv1YPNGn6ZE/s400/IMG_5085.JPG" width="266" height="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bu yersiz moladan sonra GPS’in güzelliği ile bilumum köy yolundan geçerek Korint kanalına ulaştım. Kanal 1881 ile 1893 yılları arasında yapılmış. Uzunluğu yaklaşık 6,3 km; Korint Körfezi ile Saronik Körfezi´ni, yani Ege ile Adriyatik’i birbirine bağlıyormuş. Gemiler burayı kullanarak 400 km tasarruf ediyorlarmış.&lt;br /&gt;Eskiden navigasyon teknolojisi gelişmediğinden, Mora Yarımadası´nın etrafından 400 km lik deniz yolu oldukça zor ve tehlikeli olması, bu kanalın ekonomik ve güvenlilik boyutunu oldukça artırmış. Navigasyon teknolojisinin ilerlemesi ile bu kanal her geçen gün taşıdığı önemi yitirmiş. İşte şimdilerde benim gibi buraya gelip güzel manzaraya karşı fotoğraf çekenler kanalı kullananlardan daha fazla.&lt;br /&gt;Kısa moladan sonra Patras’a sürdüm. İçinde amaçsızca dolandıktan sonra uyuşan popomun sesine kulak verip “Coffe 1 euro” yazan kafede durdum. Çeşit türlü kahve, frappe vs vardı. Buzlu soğuk kahve ve çörek yedim. Bu arada kafe sahibiyle tanıştık, Türkiye’den geldiğimi öğrenince çok sevindi. Kaskımın kapanmayan ön camıyla uğraştığımı görünce gitti arkalardan aylan seti buldu yardım etmeye çalıştı. Yetmedi motokrosçu bir arkadaşını çağırdı, kaskı ellerine aldılar, ben kahvemi içerken tamirata giriştiler. Burada asıl amaçları kaskı tamir etmek değil bana orada olduğum için misafirperverlik göstermek olduğunun farkındaydım. Çok hoşuma gitti. Kaskı geri aldım, muhabbet olsun diye yolu ve Lefkada’yı sordum. Bu sefer de Lefkada’da yazlığı olan bir hanımefendiyi getirdi. O da sağolsun uzun uzun bana adayı anlattı. En güzel manzara ve plajın nerede olduğunu öğrenip yoluma devam ettim.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/pU88MAxs0n-MlXU8PxlamQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/TJtvYszys_I/AAAAAAAAIFM/-afj08Bqoo8/s400/IMG_5101.JPG" width="400" height="266" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Yunanistan coğrafyası çok sayıda koy, girinti ve çıkıntıya sahip olmasından dolayı sahilden gitmek isterseniz bizim Ege kıyıları gibi çok yol tepmek gerekir. Bazı yerlerde ise birkaç yüz metre karşıdaki kıyıya ulaşmak için denizin etrafını saatlerce dolanmak gerekebilir. En iyi çözüm elbette köprü.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/mxxQk9WufDcIGvfux3D3Ew?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/TJtvZiIs2EI/AAAAAAAAIFQ/m18VLp8JVkg/s400/IMG_5111.JPG" width="400" height="266" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;İşte bunlardan bir tanesi de Rion-Antirion Köprüsü. Korint boğazını boylu boyunca aşan bu köprü Dünya’nın en uzun kablolu asma köprüsüymüş. Uzunluğu 2880 metre olan köprü’nün yapımına doksanların ortalarında başlanmış, bitimi ve kullanıma açılması 2004’ü bulmuş. Köprü mühendislik harikalarından biri olarak kabul ediliyor.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/wi_qDSus1dhDKE7CKFWEdA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/TJtvaZJ040I/AAAAAAAAIFU/4sQcjfsXZl8/s400/IMG_5120.JPG" width="400" height="266" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Seyir halindeyken gördüğünüz fotoğrafları çekmeye çalıştım. Fotoğraflar güzel olmadığı gibi bu sırada objektif kapağımı da düşürdüm.&lt;br /&gt;Bundan sonra fazla oyalanmadan devam etmem lazımdı. Hava kararmadan Lefkada’da olmalıydım. GPS’in tariflerine uyarak yola devam ettim. Bir ara yol bölündü ve ne haritada ne de GPS’te olan yeni bir otoban yolu ile bağlandı. Mecburen girdim ama navigasyonu da böylece kaybetmiş oldum. En azından hangi yöne gittiğimi bildiğimden otobandan çıkmadım. Otoban bittiğinde eski yola geri dönmüştüm ama GPS’in benim için hesapladığı yolları çoktan geçmiştim. Alet yeni bir rota çizdi. Biraz dolambaçlı göründü gözüme ama Lefkada merkezine 100 km’den biraz az kaldığından sorgusuz sualsiz daldım yola. İyi ki de dalmışım. Önce virajlı yollardan dağlara tepelere tırmandım. Yol üzerindeki tarlaları, küçük köyleri, bahçeleri izleyerek keyifle yol aldım. Giderek yolun genişliği azaldı. Yükseldikçe yerleşim de kalmadı yoldan geçen arabalar da bitti. Bu sırada biraz ürperdiğimi hatırlıyorum. Aklımdan zincir kopması lastik patlaması gibi insanı yolda, yani dağ başında biçare bırakabilecek senaryoları uzaklaştırmaya çalışıyordum. İçimden “Ulan GPS umarım bana oyun oynamazsın, bu yol bir yere bağlansın ne olur” diye geçiriyordum.&lt;br /&gt;Neyse ki bir süre sonra küçücük bir dağ köyüne ulaştım. İşin en iyi tarafı girişte tek deposu bulunan kendi gibi küçük bir benzinliği vardı. Hemen yanaştım. Aheste adımlarla yanaşan amcaya “Full please” dedim, hiç itiraz etmeden depomu doldurdu. Öyle sevindim ki, elini öpesim geldi. Artık alışık olmadığım hareketlerdi bunlar.&lt;br /&gt;Motoru çalıştırmadan hemen ilerideki bakkaldan içecek bir şeyler alıp dinlenmek üzere sandalyeye oturdum. Etrafta ben, odada tekrar kestirmeye uzanmış pompacı amca ve sürekli etrafı silen yaşlı bakkal teyze dışında kimse yoktu. Ne kuş ne börtü böcek sesi vardı. Sanki insanlar gibi bütün doğa da siestaya yatmıştı. Sabahtan beri yolda olan ve son yarım saattir stresten bunalan bünyem sonunda iflas etti. Ayakta duracak halim yoktu, gözlerimi açamıyordum, uyku böceği erken ısırmıştı anlaşılan. Motoru ilerideki gölgeye çekip yere uzandım, çantaları kilitledim, kafamın altına ceketimi katlayarak başımın altına yastık yaptım ve yere uzandım. Altımdaki taşlı beton zemin sanki kuştüyü yataktı, saniyeler içinde horlamaya başladım (Nereden mi biliyorum, kendi horlamama uyanıyorum da ondan). Sanırım köyde gürültü yapan bir ben vardım.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/4vdhniaM-4zd1fdy8pQEsg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/TJtvbmFcIfI/AAAAAAAAIFY/WZQQpAyEA5s/s400/IMG_5127.JPG" width="400" height="266" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Yarım saat kadar uyuduktan sonra kendiliğimden kalktım. Etraf aynı bıraktığım gibi sanki terk edilmişti. Kendimi çok daha iyi hissediyordum. Hazırlanıp yola çıktım. Dağdan iniş başlamıştı, akşam serinliğinde kıvrıla kıvrıla iniyordum, karşımda uzanan Adriyatik Denizi’ne karşı gülümsedim, her şey çok güzeldi.&lt;br /&gt;Bir saat kadar sahil kenarında motor kullandıktan sonra Lefkada merkeze ulaştım. Vasat bir kasabadan öte bir yer değildi. Asıl son durağım adanın 30 km güneyinde bir dağ köyü idi. “İyi yarım saatten az kaldı” deyip gazladım ama yolların yükselip alçalan kenarı uçuruma bakan virajlardan oluştuğunu bilmiyordum. Nitekim köye ulaştığımda bir saatten biraz fazla vakit geçmişti. Yol manzara dolu ve bir motorcu için bulunmaz nimetti ama sabahtan beri yolda olan ben tükenmiştim. Gözüme ilişen ilk pansiyona baktım. Tutmak üzereydim ama ilerideki barda bir yandan biralarını yudumlayıp bir yandan beni süzen insanlara yanaştım. “Burada kalınabilecek en ucuz ama en güzel yer neresidir?” diye sordum. Yüz metre ilerideki pansiyonu gösterdiler. Gerçekten de bir tepe üzerine kurulmuş pansiyonun Akdeniz’e bakan odalarının manzaraları harikaydı. Üstelik kocaman odada mutfak da vardı. Eşyaları attıktan sonra ilerideki bakkaldan bira ve atıştırmalık malzemeleri alıp gün batımını seyretmek ve yorgunluk atmak üzere balkondaki sandalyeye yayıldım.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/1ToTdPdHJGNqg8_P_C0V1g?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/TJtvcGF4deI/AAAAAAAAIFc/veM1c-W59HQ/s400/IMG_5137.JPG" width="400" height="266" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Artık tatilin yayılma, uyuma, yeme, mayışma ve denize girme kısmına geçmeye hazırdım. Üç gece burada kalıp kafa dinleyecektim.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/its00QNUTy30VktwM9T-Gg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/TJtvgrbex4I/AAAAAAAAIFw/k6t8mhHHBtU/s400/IMG_5177.JPG" width="400" height="266" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Güneş battıktan sonra kestirip dışarı çıktım. Pansiyonu bana tavsiye eden tavernaya gittim. Garson Türkiye’den geldiğimi plakadan anlamış, bana “Bacanak hoş geldin” dedi. Meğer Türkiye ziyaretinde onu böyle çağırıyorlarmış, o da şimdi bana bacanak diyormuş. Salata, uzo, ada salamı ve kalamar ısmarladım. Biraz Türkiye’den biraz Yunanistan’dan konuştuk. Atina’daki cankileri sordum, “Onlar hasta o yüzden polis müdahale etmiyor onlara. Hem böylece hepsi gözetim altında tutulabiliyor” dedi.&lt;br /&gt;Karnımı doyurup odama döndüm. İki kanal çekiyordu. Birinde Gümüş isimli bir Türk dizisi vardı. Yunanca alt yazıyla Türkçe diziyi seyrettim, karmaşık ilişkiler silsilesinden hiçbir şey anlamadım.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/drgokhanucar/YUNANISTAN?feat=embedwebsite#5520128424244140162"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/TJtvjhGb2II/AAAAAAAAIGE/iKjwdkKUSbA/s400/IMG_5248.JPG" width="400" height="266" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Ertesi sabah uyanıp odada kahvaltımı yaptım. Motora atlayıp çam ormanının içinden kıvrılan yollardan aşağı inerek plaja gittim.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/BCqxRWLsXgwias5yq-l3FA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/TJtvkcxIctI/AAAAAAAAIGI/wsnsiOyLHk4/s400/IMG_5250.JPG" width="400" height="266" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Yolun manzarası harikaydı. Kumsala ulaşmak için yaklaşık 800 basamaklı merdiveni inmek gerekiyor. İnerken sorun olmuyor ama dönüşte güneş çarpmış kafayla o yolu geri çıkmak çok zor geliyor.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/N64gKQI4A9UBob2NS21hqg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/TJtvlhezeHI/AAAAAAAAIGM/fOjTQ-jPUMA/s400/IMG_5251.JPG" width="400" height="266" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Merdivenlerin başlangıcında plajın izlenebildiği güzel ve salaş bir kafe de vardı ama ben hiç oturmadım.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/0s2-NehBuU28OTe0xSQtDQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/TJtveyJ79xI/AAAAAAAAIQo/LI0tFLOg9Ko/s400/IMG_5147.JPG" width="266" height="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Plaj beyaz küçük taşlardan oluştuğundan kum yapışma derdi yoktu. Bütün gün boyunca plajda yayıldım, boş boş çevreye bakındım, denize girdim, bira içtim, kitap okudum; yani çoğunluğun tatilden anladığı şeyi yaptım. Yılın yorgunluğunu Akdeniz’in derinliklerine akıtıvermeye çalıştım.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/21NSiVfVZsC3ME7VDPlreQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/TJtvnXHGJRI/AAAAAAAAIGU/a9BeVNWT4a0/s400/IMG_5266.JPG" width="400" height="266" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Karşıya direk yüzsem Akdeniz’i çaprazlama geçerim. İleride hiç kara parçası yok. Açık denizde olduğumun bilinciyle açılmaya korktum. Zaten biraz yüzünce hemen derinleşiyor denizin rengi laciverte dönüyordu.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/sMQXqdHHhpGoxKLtu2XLcw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/TJtvf5_1_QI/AAAAAAAAIFs/1PoWqHU5OXI/s400/IMG_5149.JPG" width="400" height="266" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Güneşin altında sızdıktan sonra ayılmak için kumsal boyunca yürüyüşler yaptım. Sahilin uzunluğu iki km kadardı. Kenarlarda çıplak güneşlenenler yoğunluktaydı.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/Iw1CmkpZMA5dF0yTMMBbSA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/TJtvoLQMOEI/AAAAAAAAIGY/YUN4rDZT3Z4/s400/IMG_5267.JPG" width="400" height="266" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/drgokhanucar/YUNANISTAN?feat=embedwebsite#5520128478491590402"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/TJtvmrMCPwI/AAAAAAAAIGQ/TLo_vIj-5qU/s400/IMG_5263.JPG" width="400" height="266" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Akşamüstüne doğru pansiyona döndüm. Güneş batmasına yakın dün akşamki keyifli ritüeli tekrarladım. Bira, serine uzanmış ayaklar ve Akdeniz üzerinde kızıllarını eriten güneş.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/drgokhanucar/YUNANISTAN?feat=embedwebsite#5520128386563299922"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/TJtvhUun2lI/AAAAAAAAIF0/UBVUz-yUXNg/s400/IMG_5181.JPG" width="400" height="266" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bu sefer güneşin fotoğraflarını da çektim. Güzel oldular. Bakın…&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/drgokhanucar/YUNANISTAN?feat=embedwebsite#5520128511565464690"&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/TJtvomZdhHI/AAAAAAAAIGc/VsMoSL52Ats/s400/IMG_5271.JPG" width="400" height="266" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/drgokhanucar/YUNANISTAN?feat=embedwebsite#5520128518826496306"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/TJtvpBcoETI/AAAAAAAAIGg/f69tTj67OK0/s400/IMG_5273.JPG" width="400" height="266" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/6wbn9iv4ZSwQoP1fvJlXxQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/TJtvpuBzT1I/AAAAAAAAIGk/3EAAI49H2dw/s400/IMG_5280.JPG" width="400" height="266" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/u-cAeEUlX5-cRLMRPieaKg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/TJtvqHGAB2I/AAAAAAAAIGo/WTjKu1jPGCM/s400/IMG_5281.JPG" width="400" height="266" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Akşam yemeği için tepenin üzerindeki diğer tavernaya gittim. Siparişi almaya gelen Ağabey üzerinde taze kıyılmış maydanoz ve kızartma yağı sıçramış bir tişört giyiyordu. Yunanca tınıyan bir İngilizcesi ile zar zor anlaştık. Bana Ayvalık’ta Rum asıllı Hüsnü Usta’nın salaş meyhanesini hatırlattı.&lt;br /&gt;Uzo,salata ve karışık deniz mahsulleri tabağı istedim. “Uzo’yu nasıl istersin , bardakta mı yoksa…” derken “Yok küçük şişede” dedim. Biraz şaşırdı sonra da nereli olduğumu sordu. Türkiye’den olduğumu öğrenince “Sordum çünkü ancak Yunan’lar küçük şişe isterler, turistler bardak alır. Siz de bizim gibi içiyorsunuz demek ki” dedi. Bundan sonrası izzeti ikram, masama oturma, ekonomiden dertlenme, deniz mahsullerini anlatma gibi muhabbetlerle geçti. Masadan kalkarken yanaklarımdan öpüp sarıldı. Hesabı hatırlamıyorum ama çok makuldü.&lt;br /&gt;Ertesi gün de bundan farklı geçmedi. Tek kötü yanı geri dönüş yoluna başlayacak olmamdı.&lt;br /&gt;Dönüş için yarı dolu depomla yola çıktığımda biraz endişeliydim çünkü grev hala devam ediyordu. Muhtelif istasyonlarda durdum ama hepsi kapalıydı. Uzun süre sonra moralim iyice bozulmuştu ki açık bir Shell buldum. İçeri girdim “Kapalıyız” dediler. “Biliyorum ama benim İstanbul’a dönmem gerekiyor biraz verseniz” diye ısrar edince kurduğum cümlede en çok İstanbul kısmından etkilendiklerini fark ettim. Kabul edip 10 litre verdiler. Gün içinde de benzer şekilde cümlemin içinde “İstanbul”u geçirerek üçer beşer litre benzin koparak yola devam ettim. Bu durum bana zaman ve enerji kaybına neden oldu. Yoksa yol üzerinde olan Meteora’yı da görme planı yapmıştım.&lt;br /&gt;Nitekim sabahtan akşama kadar Yunanistan anakarasını sıkıcı otobandan çaprazlamasına geçerek akşam Türkiye’ye giriş yaptım. Duty Free’de yan çantalardan birini Uzo ile doldurdum. İstanbul’a varırım diye kendimi gaza getirdim ama maalesef ülkemdeki yol kalitesi ve güvenliğini hesaba katmamıştım. Trafikten ve bozuk asfalttan azalmış olan enerjimi çabuk tükettim. Üzerine yan çanta kapağım da sallantıdan kaybolunca gardım düştü, Keşan da durdum ve yol kenarında bir otele yerleştim. Fena da olmadı, akşam festival varmış. Ana caddelerden birini trafiğe kapatmışlar. Gece pazarına dönmüş ortalık. İşporta tezgahları, dönerciler, mısırcılar, pamuk helvacılar, çerezciler vs…Yolun sonunda da Muazzez Abacı’nın konseri vardı, biraz izledim. Kalabalığın içinde kayboldum. Ülkeme giriş yaptığım ikinci saatinde enerjinin, hareketin ve yaşamın içinde buldum kendimi. Eğlenceler gece yarısına kadar sürdü. Yunanistan’da bulunduğum süre içinde bu hareketin onda birine bile rastlamamıştım. Yüzüm güldü.&lt;br /&gt;Ertesi sabah uyanıp birkaç saat içinde evime ulaştım. Bir yan çanta kapağı eksik, aklım yarı boş ama hüzün doluydum, aklımda şu cümle dönüyordu “ Seyahate en çok ihtiyacı olan seyahatten dönen kişidir”&lt;br /&gt;Yunanistan’dan aklımda tatilin rahatlığı ya da motorculuk adına anlatılacak maceralar değil, Michalis’in izzeti ikramı, tanımadığım barmenin Türk olduğumuzu duyunca ısmarladığı içkiler, Lefkada’da şefin kucaklaşması kaldı.&lt;br /&gt;Yunanistan’dan geriye yüreğimde sıcacık bir dokunuş vardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4054402931527571137-3111286223968179601?l=gokhanucar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gokhanucar.blogspot.com/feeds/3111286223968179601/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gokhanucar.blogspot.com/2010/09/yunanistan.html#comment-form' title='16 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4054402931527571137/posts/default/3111286223968179601'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4054402931527571137/posts/default/3111286223968179601'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gokhanucar.blogspot.com/2010/09/yunanistan.html' title='YUNANİSTAN'/><author><name>Gökhan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15093015642067109197</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='20' src='http://bp2.blogger.com/__6mFbGJz32E/SDnOPs5dwoI/AAAAAAAABxM/eB3kobdHNQ8/S220/IMG_0325.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/TJjYHh_GJ7I/AAAAAAAAIAs/h8XObNeMKMU/s72-c/IMG_4922.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>16</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4054402931527571137.post-4043440785998088309</id><published>2010-04-10T18:53:00.004+03:00</published><updated>2010-05-11T22:13:13.506+03:00</updated><title type='text'>MÜNİH</title><content type='html'>MÜNİH&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/b7PkHEDixDDfMuB0VnsdWA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S323H1wcDsI/AAAAAAAAHYc/6Jsji7gAcW8/s400/IMG_2056.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu yeşil pasaport ne zaman işe yarayacak diye gıdıklanmaya başlamıştım. O günlerden birinde THY’nin fırsatlar köşesini kurcalarken Şubat ayına özel ucuz Almanya biletleri olduğunu gördüm. Önce Berlin’e göz diktim ama uçak saatlerini beğenmedim. Sonra aklımda uzun yıllardır görmediğim kuzenimin Münih’te yaşadığı geldi. Baktım uçak saatleri de çok uygun, hemen aldım.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/jj0Qj8JbfVbnWFPFjH4oRw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S321RBPPY3I/AAAAAAAAHPk/ysp7E0D49s4/s400/IMG_1559.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Vakit geldiğinde keyfim de yerine gelmişti. Bu hafta sonunu boşaltmak için bir önceki hafta sonu da çalıştığımdan iki haftadır izin yapmamıştım. Havalimanında işlemleri bitirdikten sonra kuzenlere hediye almak için duty free’ye gittim. Kendime de 3 avroluk brendi alıp kapıya yöneldim. Son güvenlikten sıvı sokmak yasak aslında, hatırlamamıştım brendiyi alırken. Üç avromu çöpe atmam deyip brendiyi kafaya diktim. Tüm yemek borumu ateşler aldı ama garip sesler çıkarmaktan utanıp sadece yüzümü ekşitmekle yetindim. Gözlerimden yaşlar süzülürken güvenlik kontrolüne girdim. Yolculuk kesin daha rahat geçecekti.&lt;br /&gt;Münih’te beni kuzenim Bülent karşıladı. Yanında da yakışıklı bir arkadaş, kolları dövme dolu. Selam verince “Kardeşim hoş geldin” dedi. Adı Mustafa, o da Karşıyaka’lıymış.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/QVFSxtkvKNLJVw582G_L-w?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S321SMMtmjI/AAAAAAAAHPo/ck52vyW9Wso/s400/IMG_1561.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;“Eve gidip dinlenmek mi istersin yoksa takılalım mı?” diye sordular. “İki haftadır hafta sonu dahil çalışıyorum ne dinlenmesi?” dedim. Bülent Ağabey’in cipine binip şehir merkezine gittik. Yolda Bayern Münih’in meşhur stadını gösterdiler. Gezi programına onu da katmak istediler ama futbolla pek ilgim olmadığından istemedim. Sanırım bazıları için bu stat çok önemli çünkü gelmeden önce yaptığım internet taramalarında stada turlar düzenleyen firmalar vardı.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/ZhqehNiWDm3EOPeNl7P4sg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S321TCk4I8I/AAAAAAAAHPs/ehWXa0zufl8/s400/IMG_1566.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Şehir merkezi şaşırtıcı olmaktan uzaktı ama her güzel Avrupa kenti gibi imrendiriciydi. Güzel binalar, düzen, ,ihtişam vs… Merkeze yakın bir Latin barına gittik. Latinler dışında Dünya’nın her yerinden gelen insanlarla tıklım tıklım doluydu. Eğlenceli Latin müzik çalıyordu ama kimse de Salsa yapmıyordu. Hoş adım atacak yer yoktu ama birileri yapmaya kalksaydı yer açılırdı bence. O an zaman kısıtlılığından devam ettiremediğim Salsa derslerime hayıflandım. Gidip birer buğday birası aldım. Uzun yıllar birbirimizi görmediğimizden Bülent Ağabey’le sohbete daldık. Onunla son sosyal aktivitemizde İzmir Fuar’ında Nejat Uygur’un açık hava tiyatrosuna gitmiştik, ben 13-14 yaşlarımdaydım. Mustafa’nın hikâyesini merak ettim ama kaçamak cevaplar verince fazla üstelemedim. Kolundaki dövmede “Made in Turkey” yazıyormuş, bir de İzmir’den 10 yıl önce çıkıp Güney Amerika’da 18 ülke dolandığını öğrendim. Muhabbetin göbeğinde arkada bir kargaşa oldu. Doktorum diye gittim yerde ağzından kanlar akan baygın bir adam vardı. Çömelip inceledim, sarhoş, yok yok, zurna olup bayılmış. Muhtemelen tansiyonu düştü. Ayaklarını Trandelenburg pozisyonuna getirip (yani havaya kaldırıp) arkadaşlarından tutmalarını istedim. Bir süre sonra beynine kan gidince ayıldı ama zurna durumundaydı. Baktım Mustafa kolumdan çekiştiriyor, “Almanlar değişiktir fazla bulaşma, uyandırdın hadi gidelim” dedi. Barın dışında yerde yarı baygın yatan çocuğu ambulans gelene kadar uzaktan izlemekle yetindim.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/G1V42cTEhlvxJajfZvWsTA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S321UP27g-I/AAAAAAAAHPw/FLuWYCbpQ_A/s400/IMG_1571.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Mekânın tadı kaçınca serpiştiren karın altında başka bir bara gittik. Burada da buğday birası içtik. Çalan grup çok kötüydü, buna rağmen insanların çok beğeniyor görünmelerine şaşırdım. Yanımızda çok konuşan şişko bir İngiliz kız vardı. Gitmeye yakın içmekten fıçı olmuş kıza içemediğimiz biraları verince çok sevindi biraz da bizim kafamızı ütüledi. Birlikte diskoya gitmek için ısrar etti ama sürekli “fakin…şit…” diye konuşan kızlar çok itici olduğundan kabul etmedik. Sonradan Mustafa’nın anlattığına göre kızın ebeveynleri de alkolikmiş, hayatı çok zormuş mutsuzmuş falan filan. Sanırım onu o gece mutlu edecek erkeğin Mustafa olduğuna karar vermişti.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/ukWza4-fAzMLLP4usYi0RQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S321U89qPrI/AAAAAAAAHP0/IEbstleEFMY/s400/IMG_1575.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bardan çıkıp yollarda gezinerek eve gittik. Hafif mayhoş halimle buralarda olmak çok güzel geldi. Salak salak sırıtıyordum.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/hd9EFWhXXzmeCQ-A_sCCkA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S321WCwXpPI/AAAAAAAAHP4/VPbdzjYGL0g/s400/IMG_1580.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Eve gittiğimizde herkes uyumuş olduğundan direk yataklara dağıldık. Sabah kalktığımda fazla lüks olmayan bu evin bile önünde kocaman geniş bir alan olduğunu gördüm. Filmlerde oluyor ya hani, uyanınca camın önüne gidip manzarayı kucaklar gibi kolları açıp geriniyorlar, gidip aynısını yaptım nasıl oluyor diye. Güzelmiş. Bu gerinme hareketinde genelde tavanı ya da tuvalet kapısını görmeye alışmışım, şimdi karşımda karlarla kaplı bir park var.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/n0x9PrF5Jk4MaAPkKFm48A?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S321XaXqRpI/AAAAAAAAHP8/vLA4vaPGI7I/s400/IMG_1583.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Sağolsunlar süper kahvaltı hazırlamışlar. Hep beraber sevinçle karşıladık hafta sonunu. Arabaya atlayıp gün ışığında şehri gezmeye çıktık. İstikamet BMW müzesi.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/_LXWGp2Ju1UFT7IsVMnjOw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S321Yb1OCPI/AAAAAAAAHQA/RD84_QCaOBs/s400/IMG_1587.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Avrupa’ya gitmiş olanlar bilir, bisiklet karnesine pekiyi getiren çocuklara alınan oyuncaktan daha fazla bir şeydir orada, ulaşım aracıdır. Karda kışta bile! Kaldırımların caddeye bakan kısımları bisikletlere ayrılmış. Orada yürürsen küfrü yersin.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/gC2l7AFyPUJXEouUqDNCHA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S321ZAjzklI/AAAAAAAAHQE/iOpLX0R9aIE/s400/IMG_1592.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bavyera Eyalet Parlementosu, Bakanlıklar, Münih Belediye’si gibi bilumum devlet kurumunun görkemli binalarının önünden geçtik. Mimarisi konusunda ahkâm kesmem, güzellerdi. Bana ilginç gelen ise hiçbirinin önünde polis olmamasıydı. Polis bir yana hiçbir gözle görünen güvenlik önlemi yoktu. “Sıradan bina gibiler, o kadar ki git kapıyı aç gir” diye paylaştım düşüncelerimi. Bülent Ağabey “ E zaten öyle” dedi.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/_2vvZWTJ3cgy3X1NHB-MCA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S321af4S8UI/AAAAAAAAHQI/c3n8KtL44aI/s400/IMG_1601.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Şehrin içinden geçen nehir buzlaşmış. Üzerinde yüzlerce çoğu yaşlı insan şu garip buz oyununu oynuyorlar. Belediyenin işçileri de buzları cilalıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/ADszYW4iJq9YZAMln8H2KQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S321buTRCDI/AAAAAAAAHQM/ZEt5cj7sQ8Y/s400/IMG_1603.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Yol kenarında da koşu yapanlar, çocuğunu kızakla çekenler, aylak aylak sıcak kahvesini yudumlayanlar filan var. Burası ne biçim büyük şehir? Kentin göbeğinde kocaman parklar, ormanlar, nehirler, patikalar var. İçine havayı çekiyorsun mis gibi, serin ve temiz. Daha evden çıkalı beş kilometre olmadı ilerideki ağaçların arasında geyikler otluyordu. Beş katı geçen bina henüz görmedim. “Ulan yanlış yerde doğmuşuz” diye düşünmekteydim. Meğer Avrupa’nın en yaşanılabilir üçüncü kenti seçilmiş Münih. İstanbul köyünde yaşıyormuşuz da kendimiz şehirli sanıyormuşuz.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/8jpXebETlRLwT4ycR9roJQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S321eictVMI/AAAAAAAAHQc/p5NUY9X5g3M/s400/IMG_1613.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Karların kıtırtılarını duymak için kısa bir yürüyüşün ardından BMW müzesine doğru yola koyulduk. Şehrin en yüksek iki binasından biri O2 ve diğeri de BMW binası.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/1-eaEdrjkQ52Miwg2WXanQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S3216FsmUxI/AAAAAAAAHSk/qP7t_CIi6ZA/s400/IMG_1709.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;İçimde BMW motosikletlerinin bulunduğu galeriyi gezmenin heyecanı varken geldiğimden beri hiç motosiklet görmediğimi fark ediyorum. Meğer kış aylarında motosiklet kullanmak yasakmış. Efsane BMW’lerin vatanında böyle bir kısıtlama olması çok ilginçti.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/7GmXOkXGHhoQsldFBjV5xg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S321fx3wyOI/AAAAAAAAHQk/nx7tIbUbn5g/s400/IMG_1625.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Yolun iki yakasında yerleşen binalardan biri BMW galerisi diğeri ise müze. Galeri de arabayı beğeniyorsun, teslim edilen büyük otopark’tan alıp çıkıyorsun. Araba galerisi imajını kökten değiştiren teknolojik bir gösteri alanı burası aslında.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/ipOHvlNOXpyOjzYTUJS_hA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S321gnHYreI/AAAAAAAAHQo/rvq3_rXtnz0/s400/IMG_1626.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Kalabalığın bulunduğu alana doğru merakla ilerliyoruz. Sürekli sahte gülücükler saçarak halkalarla gösteri yapan bir adam var ortada. Çevresindeki bol cilalı yeni model jipler daha çok ilgimizi çekince galerinin arabalar bölümünü gezmeye başlıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/dS3loMw4tWWhpZXHbBlLhA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S321huw5hGI/AAAAAAAAHQs/MYplwR6Njv0/s400/IMG_1632.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/eG7HPcHAA23kUbdIIFcMSQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S321igszZwI/AAAAAAAAHQw/wYKTbXlrs14/s400/IMG_1636.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Resimlerin hepsini koysam fazla olur. Zaten pek çoğu da Türkiye’de bir iki ay içinde yollarda görülüyor, merak edecek bir şey yok. Bizim görmediklerimiz steyşın modeller. Türk halkının nedense steyşınlara alerjisi var. Yirmi yıl önce Renault 12 ve Tofaş Kartal biraz satmıştı ama devamı gelmedi. Burada tam gaz devam ediyor.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/LS-0IauBfiskzSdn5afffA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S321jYb3HJI/AAAAAAAAHQ0/WvCuyi66hcU/s400/IMG_1641.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;BMW sadece Almaya’ya değil bizim gibi pek çok ülkeye polis motosikletleri de üretiyor. Bunlardan bir tanesi de yukarıda. İstanbul’a iki sene önce geldiğimde çok şaşırmıştım. Polisler son model 40-50 bin TL’lik motosikletlere biniyorlardı. Bir keresinde polise ait motosiklet otoparkı görmüştüm, tamama yakını BMW’ler ile doluydu. Çok özenmiştim. Bu aralar ise BMW motorlara o kadar özenmiyorum. Bunda BMW’lerin servisini veren Borusan’ın servis bakımlarında boruyu döşemesinin büyük payı var. İşi pek anlamıyorsanız mecburen NASA’nın kullandığı elektronik cihazlarla ölçümler yapan sibernetik ustalarnın eline düşüyorsunuz ve sizi çok fena öpüyorlar.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/jRTDN3bPGSt_Ix7lVJbeuQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S321kl5zGQI/AAAAAAAAHQ4/IrrwdQ8sI9c/s400/IMG_1644.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Galeri alanında sadece otomobiller yok. Sanat eseri mi mühendislik şovu mu anlayamadığım bir takım objeler var etrafta. Mesela bu üsttekinde sensörlü alanlara eli yaklaştırınca bir yerlerden top çıkıyor dakikalarca değişik atraksiyonlar yapıp sonunda dipten çıkıyor. Hani Susam Sokağının başında 12’ye kadar sayan müzikal bir klip vardı ya, onun gerçeği gibi.”…..on bir, on iki, hi hi hi hi hi hii”&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/k6MCTIjBt-YqY1Ft-NHBKw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S321lfiku_I/AAAAAAAAHQ8/PuZA634_NxE/s400/IMG_1648.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/VS42Ss6HxvF8hKLGblpOLQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S321mKLvgDI/AAAAAAAAHRA/R7oIsH1FC10/s400/IMG_1649.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Çevreye değişik modellerin motorlarını serpiştirmişler, üzerlerindeki lcd ekrandan özelliklerini öğrenebiliyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/drgokhanucar/MUNIH?feat=embedwebsite#5439703605645965346"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S321m8nweCI/AAAAAAAAHRI/yUSn1o88wT8/s400/IMG_1653.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Şu üst resimdeki ilginçti. BMW’nin balansı süperdir filan yazan reklamın altında, bir çemberin üzerinde duran top var. İlk başta duruyor gibi görünse de bir süre sonra dengesi bozulan top bir tarafa meyletmeye başlıyor ancak bunu algılayan sensörler çemberi ters yönde çevirerek topun düşmesini engelliyor. Çamaşır makinesinin dönmesini izlemeyi sevenler burada da iyi vakit geçiriler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/Y4WAeZ1ilicoJOh09RwrMA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S321oeDKpbI/AAAAAAAAHRQ/NCYDUMVqoCw/s400/IMG_1657.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;BMW alternatif enerji yolları konusunda da çalışmalar başlatmış ve bunlar ürünlerini vermiş. Sergilenen otomobillerden iki tanesi ekomobildi.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/JWVnuooPAKngIyI7P9BJLw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S321pAAH4nI/AAAAAAAAHRU/fxZiEXuIqFQ/s400/IMG_1658.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/PkW1ltgz2TwFPNBRyVKwEw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S321uiHuZVI/AAAAAAAAHRs/5QGk42p1bTk/s400/IMG_1668.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Galerinin arka tarafında bir de BMW mağazası var. Genelde BMW amblemli giyim malzemeleri satılsa da farklı ürünler de var. Mesela BMW markalı bisiklet.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/12UPAoqSBtF0Q1DxLGqeSQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S321rBpVYEI/AAAAAAAAHRc/jEhF1y_DwjQ/s400/IMG_1662.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Muhtemelen bisiklet üretmiyorlar. Bir firmaya üretip üzerine markalarını yapıştırıyorlar. Böylece bedeli de 2000 Avro’ya fırlıyor. Markayı satmak diye buna denir.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/z6oW3h3jnhu5vQpWquWA8Q?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S321sVoU8uI/AAAAAAAAHRg/LDDhLH-ZY28/s400/IMG_1663.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/blReyjiaelvGqFFqYY_YlA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S321tNXGNKI/AAAAAAAAHRk/Ap0S4AQc9h0/s400/IMG_1665.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bisiklet olur da kask olmaz mı? Artık fiyatlara bakmayı bıraktım, pahalı işte.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/CiskmQE-QHchGqlydCWoYA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S321vGV7d5I/AAAAAAAAHRw/5u78LA1Lxm0/s400/IMG_1669.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Babasına özenen bebeler için de bir şeyler vardı. Fesupanallah!&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/zoUfE9_ZdNBWE6afCn_MQQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S321v0XI16I/AAAAAAAAHR0/rRenLRkp22s/s400/IMG_1671.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Motosiklet maketleri de vardı. Üstteki resimde görülebilir. Ayrıntılı ve işçilikleri kaliteliydi. Ama el kadar makete 90 avro verilir mi? Şaka gibi.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/EV02LE2g9EH4dwIfdyPsUA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S321xGa6zsI/AAAAAAAAHR4/-Du_ZgOTk0g/s400/IMG_1673.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Mağazadan çıkıp üst kata çıkacağız. Yürüyüş yolumuzun üzerinde galerinin kafesi var. Buradaki her şey el yakmasına rağmen kafenin ürünleri hem güzel hem nispeten ucuzdu. Oturanların BMW ile hiç ilgisi yokmuş gibi görünmeleri ise ilginçti. Millet gelmiş yemek yiyor sohbet ediyordu.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/cifU8rHnaLm4yRRhJGrRYw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S321yzrGhfI/AAAAAAAAHSA/FyZIhUaI3sM/s400/IMG_1678.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Üst kat motosiklet galerisi. Adımlarım hızlanıyor, çocuklar gibi şenim. Sadece ben değilim galiba bu hisleri yaşayan. Motorların üzerinde zaten çocuklar var, onlar da pek şenler. Çocuk ruhlu mu kaldık nedir? Bir de inmiyorlar üzerinden, “İn de biz de binelim” diyorum Türkçe, hiç tınlamıyorlar. Çekip alasım geliyor ama anası babası vardır, hem benim gibi bir yetişkine yakışmaz diye vazgeçiyorum. “Yok mu çocuğum sizin ananız babanız?”. Cevap yok.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/kpEa2txeeIzlVVdh2lAvjA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S321z6FL4mI/AAAAAAAAHSE/bCTpg56-aRo/s400/IMG_1679.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bu alttaki motor GS 1200. Türkiye fiyatı 40 bin küsur Lira. Birçok motorcunun hayalidir.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/-uU5jdxzH0ULK2sc_p-8Ow?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S3210spVTeI/AAAAAAAAHSI/CQDaaZN2_OI/s400/IMG_1687.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bu veledin üzerinden inmediği arı görünümlü motosiklet ise F 800. Bilmeyenler için söyleyeyim, harfler modeli rakam ise silindir hacmini belirtiyor.&lt;br /&gt;Baktık çocuklardan bize sıra gelmeyecek müzeye doğru yola koyulduk. Müze ile galeri arasında fütüristik bir üst geçit vardı.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/E4_1CI14m26flVIGs4n61Q?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S3213sAjBuI/AAAAAAAAHSY/6ZVr_0KbZ_0/s400/IMG_1693.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/kJKbfejsGM0jZaCfoFndXg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S3215YdiolI/AAAAAAAAHSg/deHgi_xDU7Y/s400/IMG_1707.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Köprünün girişinde sarkmış bir ağ görünümü olan gösteri alanı yapmışlar. Zaman zaman caz konserleri veriliyormuş burada.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/5YJqiAB0weXz0j5u-wLS9Q?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S3214hTZ2AI/AAAAAAAAHSc/zICBmIV1gEw/s400/IMG_1705.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/c8jCOtCh1huODCGhZZ5Eug?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S3216h3YQWI/AAAAAAAAHSo/GDzN3coCPI8/s400/IMG_1710.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Müzenin girişinde eski zamanlardan kalma anıları canlandıran antika arabalar vardı. İçlerinden birini fotoğraf çekimi için ayırmışlar. Diğerlerine dokunmak yassakh.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/f2BBsDqqmGBY8swI3UnRHg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S3217-gjyII/AAAAAAAAHSs/xWrXsPjQobY/s400/IMG_1713.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/zAbyCfRtr6IC9eHnogXxTQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S3218q2noSI/AAAAAAAAHSw/-XuCaY_Va6M/s400/IMG_1716.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;İlk girişe koydukları şu oyuncak benzeri araç çok ilgimi çekti. Alt katta daha ayrıntılı göreceğim.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/3uW3iT4uGrYep051Hfeufw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S3219e6V7MI/AAAAAAAAHS0/SdumxjzmVdc/s400/IMG_1718.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;On ikişer avro verip müzeye girdik. İlk salonda araba yok. Yukarıdan sarkan misina benzeri iplere asılı gümüşi toplar var. Dinlendirici bir müzik eşliğinde farklı seviyelere hareket ederek topyekün değişik şekiller kazanıyorlar. Kimi zaman ilginç geometrik şekiller oluyorlar kimi zaman bir spor araba. Geçenlerde TV’de reklamları izlerken BMW’nin yeni serilerinden birinin tanıtımını gördüm. Müzedeki bu görsel ziyafeti de koymuşlar reklama.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/-ze6WAEx0wi_5cBr4rHmxg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S321_mTokDI/AAAAAAAAHTA/XWL9190C5Yw/s400/IMG_1723.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bir de Münih’e gitmeden önce İstanbul’da bir sergiye katılmıştım. Tavana asılmış yumuşak ışıklı lambalar rastgele inip çıkıyorlardı. O an süper bir fikir olduğunu düşünmüştüm ama şimdi önce kimin aklına geldiği konusunda şüphelerim var.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/Y94yk2VAXB8pf1um2LKnyw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S321-uayCgI/AAAAAAAAHS8/nDN8qF13BMQ/s400/IMG_1721.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;İlerideki koridorun sonunda 3-4 katlı bina büyüklüğünde bir duvar var. Duvarda kronolojik sırayla yukarıdan aşağı yerleştirilmiş onlarca motosiklet bulunuyor. Yürüdükçe sağ yanınızda akan motosiklet evrimini görmek çok keyifli.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/IAELvU5GO9jC_44jVaUp9A?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S322AaCM0VI/AAAAAAAAHTE/RKns1230oY4/s400/IMG_1730.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/TLpGvI1P6YfFFrFagAabuA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S322BN1Mp6I/AAAAAAAAHTI/QinS_qAiYLE/s400/IMG_1731.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/cZIxIo0_j3nY3aJFUaL93A?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S322CG8cLvI/AAAAAAAAHTM/S2VGS-6unxk/s400/IMG_1732.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Arada İkinci Dünya Savaşı için ürettikleri hepimizin aşina olduğu sepetli askeri motosikletler de vardı.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/9ePD5-lPoOCKyZhyzEuEHA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S322C4XpE8I/AAAAAAAAHTQ/5vaoUkvzh_g/s400/IMG_1733.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/U6ZIw2JRqOGOCDA5KC0oxw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S322DkFQroI/AAAAAAAAHTU/9l19y1vxUOI/s400/IMG_1734.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Geçenlerde düşündüm de, antika olarak kalan motosikletlerin çok büyük kısmı BMW. Sahibinden.com’da satılan en eski motosiletler BMW markalı. Hiçbir Japon ya da başka Avrupa markası günümüze sağ salim ulaşamamış; ulaşsa da kullanılamayacak durumda.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/rteR0eshyZwQp3T_4kTGDg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S322FfKHXXI/AAAAAAAAHTc/V8iNpFVJM28/s400/IMG_1736.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Geçen sene bir arkadaşım Avrupa seyahati yapmak üzere İstanbul’dan geçerken bana uğramıştı. O gece nöbetçi olduğumdan hastane kapısında kısa süre sohbet edebilmiştik. Altında 1976 model BMW vardı. Benimle yaşıt olan bir motosikletle binlerce km yapıp sorunsuz geri dönmüştü. Motorcular arasında bu kadar tutulmasının ve orta sınıf bir araba kadar pahalı olmasının bir nedeni var galiba.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/Mgn1dVnOdDcdMmdlPgaeYw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S322GLotAHI/AAAAAAAAHTg/w_unJxD-j7E/s400/IMG_1740.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Müzenin diğer kısımları haliyle araba ağırlıklıydı. Yukarıdaki otomobil de eski bir yarış arabasıymış.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/IdcgDA4qEH6TEcIVQtXUhA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S322Gzyp3dI/AAAAAAAAHTk/mnZy7IY2y9k/s400/IMG_1741.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Artık böyle estetik makineler neden üretilmiyor anlamıyorum. Bütün arabalar birbirine benzer oldu.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/rCe55Qy-MkCvD-eu0e_q7w?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S322Hjg0_jI/AAAAAAAAHTo/DQsr7Oz4rLo/s400/IMG_1746.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Zamanında önemli olan bazı motorları da sergiliyorlardı ama benim bu konuda hiç bilgim olmadığında sadece fotoğraflarını çekmekle yetindim.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/Mbt26wGhBQM9eUDAWc5nkA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S322IT-aMnI/AAAAAAAAHTs/d060t_JpkcU/s400/IMG_1748.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/JaKKWf7G8JmVDgoAcJaGTA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S322I0Nr1zI/AAAAAAAAHTw/HY1NxA23LJs/s400/IMG_1749.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;BMW aslında ilk olarak uçak motoru üreterek başlamış işe. O zamanlar sıvı soğutma olmadığından bütün bu motorlar hava soğutmalı. Hala da büyük motorlarında motosikletin yanlarında çıkıp rüzgârı yakalayan boksör motorları kullanıyorlar. Elli yıl önceki motorlar ile şimdikiler birbirine oldukça benziyor.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/sG3Go6sRZHKfiRXsPGL_iQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S322JhrYc2I/AAAAAAAAHT0/veNVtTfCTR8/s400/IMG_1751.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Amblemi de ilk üretim uçaklarla bağlantılı, bir dairenin dört eşit parçasında yer alan mavi beyaz renkler dönen pervaneyi temsil ediyor.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/iYpyNh_Nl02ogOAnj1QHLg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S322KvGGg_I/AAAAAAAAHT4/IB7auQQdUgE/s400/IMG_1756.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Benim müzede en beğendiğim otomobillerden biri de buydu.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/Gf-yNCeCCh7fko_OP_dwwQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S322LTJx5mI/AAAAAAAAHT8/-Cuf7h63HMI/s400/IMG_1758.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/oUW0pgU1_9Hhvo-jsFmTfQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S322Mdi-EtI/AAAAAAAAHUA/silGgLLCFSQ/s400/IMG_1759.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Ürettikleri tüm modellerin etiketlerini asmışlar duvara, çok fazla!&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/Mkyxz7NTchvk8ZFEzOVc0Q?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S322NqxXh-I/AAAAAAAAHUE/-93AWlQzTnc/s400/IMG_1762.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Dakar’ı kazanan iki motosiklet de sergi alanındaydı. Hatta şu F 650 modeli üst üste Dakar’ı kazandığı için 90’ların sonunda efsane olmuştu. Anısına bir de Dakar modelini çıkarmıştı. Bizim sokağın üzerinde var hala bir tane.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/5LeEIrb6ZBWaIi8QO4h9JQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S322OjxiJdI/AAAAAAAAHUI/844AG65uMas/s400/IMG_1763.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/Sj-MUzD_Y3jDzWotmqqgoQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S322PWEykiI/AAAAAAAAHUM/P_Y6mP0zGyo/s400/IMG_1766.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Aynı odada başka antika motosikletler de, renk olsun diye koymuşlar işte.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/ndK2obl8y_SvWPQ7wzp1kA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S322RbceQwI/AAAAAAAAHUY/YlgmhBqrK5E/s400/IMG_1773.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bu da motosikletle hız rekoru kıran bir araç. Bilgi yazılarını üzerindeki camdan küpe koymuşlar ama içine bakmak için eğilen herkes doğrulurken kafasını köşelerine çarpıyor. Bence yanına bir de yara bandı koysunlar.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/kQLQm6Vs505k_fEungn-3w?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S322SyB7BVI/AAAAAAAAHUg/K7IqDqa8Kfg/s400/IMG_1779.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Müze çok katlı tuhaf bir mimariye sahipti. Koridorların kimi aşağı kimi yukarı gidiyor, yollar ayrılıyor, insan aşağılarda gördüğü alana ulaşmak için kafa yormak zorunda kalıyor. “Biz o kadar kafa patlattık siz de görmek istiyorsanız biraz çalıştırın saksıyı” der gibi.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/Zho6pOqU2bcxhWfbOHPhOA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S322Tx4B5oI/AAAAAAAAHUk/BgI4cymc7Sk/s400/IMG_1787.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Yolu karıştırınca tekrar motosiklet duvarına çıkıyoruz. Benim için hiç sorun değil tabi bu.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/9V6oETihnlym-FMAvrp7DA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S322UfmNS_I/AAAAAAAAHUo/MEJkg5157CQ/s400/IMG_1795.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bazı alanlarda da şirketin tarihi, içinden çıktığı krizler, fabrikaları, rakamlarla bir takım anlatımlar filan var. Ama görüldüğü gibi insanlar artık yazılardan çok resimlerle ilgilendiği için bu alanlar pek ziyaretçi almıyor. Merak ettiğiniz konu için alttaki beyaz renkli tahtaya dokunuyorsunuz yukarıdaki projektörden sesli anlatım başlıyor.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/OzmJheGhW9HPHeU2lO012w?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S322VBkdiTI/AAAAAAAAHUs/Og4t8OHurTc/s400/IMG_1796.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Ya da ben nostalji seviyorum diyorsanız masalardaki kitapların sayfalarını çeviriyorsunuz kitaplar üzerinde resimler ilerlerken size istediğiniz dilde kendini anlatıyor.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/TWnYyILt6kocTElpfsMIZA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S322VzaJ8kI/AAAAAAAAHUw/LwhSTOznes0/s400/IMG_1804.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bir sonraki salon üstü açık spor otomobiller bölümü.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/yfUYz-AkjHNZR7TqKribxA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S322Wr6SunI/AAAAAAAAHU0/hgouO1CLyrI/s400/IMG_1810.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/v7c2T1agIwE9lIhXq6gQTw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S322Xi8R4vI/AAAAAAAAHU4/ebxUhj4Dbl0/s400/IMG_1812.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Ne kadar zarif! Neden yok artık bunlar?&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/tYvvf0tiHM_tgA7zwXnJvA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S322YZ1IBwI/AAAAAAAAHVA/3wvztE5qyxQ/s400/IMG_1826.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bir de şu üstteki otomobil var ki yanından geçen herkes farklı dilde kurulan cümleler içinde “Ferrari” adını geçiriyorlar. Sanırım herkesin fikri aynı: “Ferrari’ye benziyor”. Hep Çinliler yapacak değil ya bir kere de Almanlar taklit etsin.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/gIi_9uW0iuE0nzPRfohKbw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S322Y6xDKJI/AAAAAAAAHVE/cQ3y_fCPoiQ/s400/IMG_1829.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bu da benim favorim. Hala satılsaydı kesin alırdım. Bin dokuz yüz elli’lerde 150 bin adet üretilmiş. Nedendir bilmem kısa süre sonra da üretimi durmuş. Benim kuzenimin eşi İngiliz, o çocukken ailesinin varmış bundan. “Çok sevimliydi ama güçsüzdü” diyor.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/FSMIuNyg7KnhLSkP7YayAQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S322ZszoF_I/AAAAAAAAHVI/kYH-XH_6odo/s400/IMG_1831.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Dikkat ederseniz yanda kapısı yok. İçine şaşı gözlerinin arasından, yani arabanın önünden giriliyor. Böyle şapşal bir şey olur mu yahu?&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/I9D5-c6dbyhC83INIn5N8A?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S322aduRqmI/AAAAAAAAHVM/GFgg-5j8pFk/s400/IMG_1833.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Arka tekerlekler arası mesafe de öndekilere göre daha dar olduğundan üç tekerlekli gibi görülüyor ama değil. Bence bunun tasarımını Jetgilleri çizen adamlar yapmış.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/PDoH2TLFgVYN6S1edtBr-Q?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S322bXRj7wI/AAAAAAAAHVQ/RCpCzy8Adf8/s400/IMG_1836.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bu da son James Bond filmlerinden birinde kullanılan BMW imiş. Pek fiyakalı.&lt;br /&gt;Alt katı bitirip eğimli yoldan yukarı tırmanmaya başlıyoruz. Fütüristik mimarinin sonlandığı nokta BMW’nin konsept otomobilleri, geleceğe kısa bir bakış.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/35ZSxTvNWqhibEw9ndGOGg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S322b5z8toI/AAAAAAAAHVU/rASOYSZkjak/s400/IMG_1840.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/Xxyw1rTNdfHntw8ghZ4Aeg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S322cmFxR8I/AAAAAAAAHVY/cyW4N22_qVo/s400/IMG_1842.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Çevredeki yuvarlak ışıklandırmalar sadece aydınlatma değil aynı zamanda iç taraftan bakılınca farklı bilgiler içeren birer pano görevi görüyorlar.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/Ew0iVquhKz1lS2kvG0C90w?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S322dmzV6iI/AAAAAAAAHVc/NzWM9xlftmk/s400/IMG_1847.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;İlerledikçe hiç piyasaya sürülmemiş konsept araçların sergilendiği salonlardan geçiyoruz.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/J9AWT8MBimixB5d3FdUqiQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S322eSVRTOI/AAAAAAAAHVg/8czdvsciLEw/s400/IMG_1849.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/71YQE99bzzf_nfE8Y285KQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S322fOo-UII/AAAAAAAAHVk/4oI94obUp44/s400/IMG_1854.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/_A0Rn5kdBimQ21Ya-uqdiw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S322fgxZJqI/AAAAAAAAHVo/F8bF-BsRyk0/s400/IMG_1855.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Anladığım kadarıyla eski araçlar daha çok aerodinami ve konfor ağırlıklı temalar içeriyorken yenileri yakıt ekonomisine önem veriyorlar.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/Cc_e3wSlTW0ailERpJ8D8Q?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S322gDOWIjI/AAAAAAAAHVs/LiFgH2bpyO0/s400/IMG_1858.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bu da gördüğüm en güzel radyatör delikleri, şövalye kaskı gibi.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/yDhxlPfgwTV1lFKRnL99lg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S322g7EhYVI/AAAAAAAAHVw/3TOpkvgRHPI/s400/IMG_1860.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/iJrYJQbexkta5fyfMmi1pg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S322hQu5_SI/AAAAAAAAHV0/JGqTOm2HHrw/s400/IMG_1863.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/3eQ9zU5c_eaBBQAlBGM4ig?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S322h6gQQTI/AAAAAAAAHV4/qjXCxepYp8A/s400/IMG_1864.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;En üst katta en son konsept otomobiller üç tekerlekli, iki kişilik, çok az yakıt sarfiyatı olan lunapark oyuncaklarına benzeyen tasarımlar. Daha çok otomobil ile motosiklet arası bir şey olduklarını söylemek mümkün. Henüz bu marka altındakiler yollarda olmasa da başka markaların benzer araçları yollarda boy göstermeye başladı(Can am). Hoş şimdilik gösteriş ve hız için kullanıldıklarından pratikte ne doğaya ne de trafiğe faydaları var ama ilerleyen yıllarda sayılarının artacağına eminim. Özellikle İstanbul’da her gün 2-3 saatini yollarda harcayan zavallı kalabalığın da sabrının bir sınırı olduğunu düşünüyorum. Hoş bizde bisiklet bile hala çocuklara karne hediyesi olarak verilen bir oyuncak olarak algılandığı için motosiklet kültürünün gelişmesi hayli zaman alacağa benziyor.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/3pbhAL_w77qRoxQKqVC-_Q?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S322i4YI_JI/AAAAAAAAHWA/Y2em4bETjqQ/s400/IMG_1879.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Durum burada ve aslında Avrupa genelinde bizdekinden oldukça farklı. İnsanlar kar, kış, çamur demeden bisiklete biniyorlar. Kaldırımların kenarında bisikletlere ayrılmış güvenli yollar var.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/-lqq0FFjwSWtyACTZ8zDgw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S322k0ksDiI/AAAAAAAAHWI/Ax18792Ji_s/s400/IMG_1904.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/ystqfwRXWE6dm7Rc_FkvkA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S322mM-blnI/AAAAAAAAHWM/U1c3-2VrMZE/s400/IMG_1911.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Metro istasyonlarının çevresinde onlarca park etmiş bisiklet dolu. Ben de özendim gittim ikinci el en az 15 yaşında bisiklet aldım. Biraz bakımdan sonra kendine geldi inatçı teyze. Boş zamanlarımda sahil kenarına ya da Eminönü’e gidiyorum. Bizdeki trafiğin Avrupa’yla ilgisi olmadığından rahatsız edici olabiliyor. Onlardaki gibi bisiklet yollarımız yok, arabalar senin trafiğin bir elemanı değil yolu tıkayan bir engelmişsin gibi davrandıkları için bilumum tacize maruz kalıyorsunuz. Neyse ki arabaların gazabından yaya kaldırımı ile kurtulan yayalar bisikletlerle güvenli ortamı paylaşmaktan pek şikâyetçi değil gibi görünüyorlar.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/f4gDAN4HOAwwb0vtOWrQuw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S322nVK03rI/AAAAAAAAHWQ/3Op_GMc72Os/s400/IMG_1916.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Akşama kadar etrafta dolandık. Suşi yedik bira içtik. Meydandaki mezecilerden biri Antepliymiş, arkada bir yerleri onarmakla meşgul gençler Antep şivesiyle konuşuyorlardı. İşin ilginç yanı Antep’te defalarca bulunmama rağmen bu kadar çok çeşit mezeyi ilk kez görüyor olmamdı.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/f6plja2f9Wg-o3jw4fCuHw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S322o7lx76I/AAAAAAAAHWU/-5FtXl_PKKQ/s400/IMG_1917.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Sadece zeytin çeşitleri yirmi kadar vardı. Bilindik Türk mezeleri dışında ne olduğunu anlayamadığım mezeler de vardı.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/t1G9ePjv8Rk0lT8x1RKsSg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S322pRUri9I/AAAAAAAAHWc/EgOjPmAO_HI/s400/IMG_1924.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Meydanın çevresinde bilumum görkemli bina var. Hangisi nedir bilmiyorum, pek umurumda da değil.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/GYQgpkgtzGaAegKXFplSBg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S322qt1x59I/AAAAAAAAHWg/yWDIMHNrl8E/s400/IMG_1928.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/lyroKA9ZWhdqbfwzcOGvhg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S322sCGT0II/AAAAAAAAHWk/Y_dgjSnGiS4/s400/IMG_1930.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;İçeriklerinden bağımsız söyleyeyim, bu adamların sosisleri çok lezzetli oluyor. Malum et fiyatları Türkiye’nin yarısından az. Löpçük Löpçük kırmızı etler insanın iştahını açıyor.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/ApI5yC1--cM4rSzF5V4oqg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S322tV03KMI/AAAAAAAAHWo/RzVmqdfm3RE/s400/IMG_1932.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Çarşıda dolaşırken yukarıdaki şu ilginç dükkânı gördüm. Sadece tarak, fırça ve saç bakım ürünleri satıyordu.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/3ZZc0Shin1WPGX2GJmx7VA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S322ugdNJlI/AAAAAAAAHWs/tppK7RiZg8E/s400/IMG_1935.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/RaJOfeF6UGG8RKU4NkhbPA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S322voSo_rI/AAAAAAAAHWw/xKY4vPlkPgw/s400/IMG_1937.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belediye’nin de bulunduğu meydan çok güzeldi. Pek alışık olmadığımdan yerleri kaplayan kıtırdak beyaz kar üzerinde yürümek hoşuma gitti. Kalabalığın kenarına sıkışmış pandomimcileri uzaktan seyretmek hoş oldu ama eskiden Avrupa seyahatlerinde yaşadığım yoğun duyguları hissetmedim.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/D-J3FncJvqDCfANddGL3uw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S322xm3PIsI/AAAAAAAAHW4/U0rG3UCXRes/s400/IMG_1943.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Benzer ruhsuzluk hali diğer görkemli binalar için de geçerliydi. Artık güzellik görmek istemediğime karar verdim. Daha çok bulunduğum yerin parçası olmanın ya da olamasam da ortamın farklı olmasının beni heyecanlandırdığını düşündüm.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/YNlh4_HYKOFdBIOEfujQ7A?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S322y6KGrNI/AAAAAAAAHW8/IDTENA5nRtY/s400/IMG_1947.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;İçeride ayinin devam ettiği bir kiliseye girdik. Girişte kocaman uyulması gerek kurallar tabelası vardı. Yazanlar arasında fotoğraf çekimi ile ilgili bir madde göremeyince ben de deklanşöre bastım. Çıkan fışşık sesi kilise de yankılandı. Hemen bir görevli hışımla bana doğru gelip Almanca sert bir şeyler söyleyip yasaklar tabelasının karşısında duran başka bir tabela gösterdi. Bu tabelada kocaman fotoğraf çekme uyarısı vardı. Ben de adama diğer yasaklar tabelasında yazmadığını o yüzden çektiğimi anlatmaya çalıştım ama sanırım o benim tartıştığımı düşündüğünden anlaşamadık, uzatmadan kiliseden çıktık.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/wADDQHpiihpACOJCyc7lMg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S322zmGqZhI/AAAAAAAAHXA/t3NwgsfLDBM/s400/IMG_1950.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Arka sokaklarda ilerleyip Münih’in ve tabi Bavyera’nın en meşhur birahanesine doğru yola koyulduk. Alıştığımız ve ülkemizde özlediğimiz manzaralardan geçtik: Her yerde yüzlerce bisiklet.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/pPM2xnH0izhZT6s1PmxeRQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S3220c8adSI/AAAAAAAAHXE/cthYFL_d3-I/s400/IMG_1951.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/4RfBYuSfG0jicRZPCtGCpQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S3221cbnFaI/AAAAAAAAHXI/kWUy534q6j4/s400/IMG_1952.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Burası HB, yani Hofbrauhaus. Kral tacı şeklindeki amblemi kimi bira severlere tanıdık gelmiştir sanıyorum. Sıkı biracı sayılmasam da içeri girerken lunaparka giren 5 yaşında çocuk kadar şendim.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/rKEwgQ_zYJvxzD0ba6F4hA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S3222UhNJFI/AAAAAAAAHXM/GZkGwYYrNvk/s400/IMG_1957.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Birahane çok büyüktü. Muhtemelen 500 kişiyi rahat alır. Oturma yerleri cilalı tahta banklar, ışık basit sarı ışık, bakımlı ama basit. İçeride yüzlerce insan bira içiyordu. Bize masa ayarla usta diye bir şey de yok, neresi boşsa oraya oturuyorsun. 33, 50, 70’lik filan gibi garip boyutlu bira yok. Bira deyince bir litrelik şahane pils bira geliyor. Ayrıca buğday birası ya da karamelli bira isterseniz daha ince bardaklarda feminen görünümlü biralar geliyor ki hiçbir erkek Almanın bunlardan içtiğini görmedim.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/te2qaQvJhffwuGh1PymYaA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S3223N2m_WI/AAAAAAAAHXQ/OpaOPGmPtas/s400/IMG_1958.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Mekânın ortasında yeşil kuş tüyü şapkalı, üzeri rozetlerle dolu yelek ve ceketleriyle Bavyera’lı büyük testisli ağabeyler oturuyor. Gelen geçene durmadan selam veriyorlar. Meğer Ağabeyler eyaletin milletvekilleriymiş. Bu durum karşısında empati yapıp muhtelif şakalar üretmek mümkün tabi ama, bizim memlekete uyarlayamıyorum bile.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/7fokbk5smqaGbWBTcFSOvQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S3225DzWrII/AAAAAAAAHXY/omxshGsEgYw/s400/IMG_1969.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Biraların dağıtıldığı yerde derin bir raf grubu vardı. Önden eksilenler arkadan doluyor ama öndekiler ilerlerken hiç düşecek vakitleri kalmıyordu.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/WIAR49VZgs0BcCSXISg_zg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S3227EDxk8I/AAAAAAAAHXg/VDQotbC0NfE/s400/IMG_1977.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Masaların arasında dolanan güler yüzlü mavi gözlü kızları da unutmamak gerekir elbette. Octoberfest’te memelerini eski zamanlardaki gibi yanlardan bastırarak ortaya çıkaran kıyafetler giyiyorlarmış.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/GHo-4GZXxWuclnN4SUMyYg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S3228B2NzoI/AAAAAAAAHXk/RaZRM3hv1VE/s400/IMG_1981.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Siparişi bekleyen garsona en çok ne siparişi alıyorsanız ondan dedim o da bunları getirdi. Sosis ve tuzlu çörek. Nasıldı? Süperdi.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/TqUpnfuFi6ng6DVavWDtAQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S32289TrCOI/AAAAAAAAHXo/nBfqxPWCWro/s400/IMG_1986.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Biralarımızı yarılamıştık ki müzik başladı. Bavyera’ya özgü Alman müzikleri. Ne neşeli ne de hüzünlü olarak tanımlayamam. Daha çok marş gibiydiler. Muhtemelen onlar da bizim Türk Sanat Müziği’nin hüzünlü şarkılarda nasıl eğlendiğimizi anlayamadığı için bunu fazla kafaya takmamak lazım.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/psT7EihYtSUvFCiGHAnpPg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S32296HYFHI/AAAAAAAAHXs/ymy8uRiPXRQ/s400/IMG_1991.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Yanımızda oturan Almanlar bizi biraz modern bulmuş olacaklar ki Türk olduğumuza pek inanmadılar. Ardından da politik meselelere girince biraz baydılar. Bir ara Almanlardan biri aşırı sağcı olduğunu söyleyince bizim Mustafa herife dalacaktı ama neyse ki ettiği küfürleri anlamıyorlardı. Buradan Mustafa’nın yumuşak çocuk olduğu imajı çıkmasın. Sınır dışı edilmemek için kimseye girişmiyor, yoksa daha ilk geldiğinde birinin çenesini bira bardağıyla kırmış. Sonra anlatırım.&lt;br /&gt;Bu bira içtiğim bütün biralardan farklı. Hani derler ya Almanlar su gibi bira içiyorlar diye; hiç haksız sayılmazlar. Gerçekten çok yumuşak, diksen kafana boğazın yanmadan koca bardağı içersin. Ben de ilk bardağı bitirdiğimde daha 15 dakika olmamıştı. Susuzluğumu gidermenin ve lezzetli bira içmenin doyulmaz keyfini tadarken bu meretin alkollü bir içecek olduğunu unutmuşum. İkincinin sonlarına doğru aklım bulanmaya başlayınca farkına vardım en azından beynim için o kadar da yumuşak olmadığının. Bu arada yan taraftaki sağcı gençler marş söylemeye başlamışlardı bile.&lt;br /&gt;Tartışmasız içtiğim en güzel biraydı ve oraya yakın bir yerde yaşayıp alkolik olmadığım için Tanrı’ya şükrediyordum.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/zlxNxmIFQ5AhhnkzgA9C2Q?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S322-5yH5HI/AAAAAAAAHXw/hlix8JrJA_A/s400/IMG_1992.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Birahaneden çıkıp dolanmaya başladık. Bülent Ağabey geceyi uzatma niyetinde olmadığından Mustafa’yla gece mekânları dolanmaya başladık. Latin bar dün geceki gibi ağzına kadar dolu olduğundan biraz takılıp çıktık. İlerdeki caddelerden birinde kapıda sıra olmuş tuhaf kıyafetli insanları görünce biz de sıraya girdik. Malum bu sıralar Fasching festivali, sırada bekleyenler arasında tanıdık simalar olması anormal değil: Arı maya, Dracula, FBI, Elfler, vs… İçeri 10’Avro karşılığında girdik. Bu Fasching denen şey bizim anlayacağımız dilde aslında bildiğin kıyafet balosu. İçerideki en normal kıyafetli insanlar bizlerdik k yaşlı kadınlardan biri gelip böyle olmaz dedi ve elindeki boya kalemiyle yanaklarımıza ve burnumuza benler yapıp uzaklaştı. Kafaya da buff’ı çekince çakma kıyafetimiz de olmuş oldu.&lt;br /&gt;Bu Almanlar gerçekten çılgınca eğlenmeyi biliyorlar. Yaş ortalaması diye bir şey yok, 18 yaşından 70 yaşına kadar her yaştan insan vardı.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/BIPd9nSMac_68HHKGmOwQg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S322_8wmlFI/AAAAAAAAHX0/iemjXrE7yDM/s400/IMG_2016.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Fasching Festivali aslında Roma ve Grek uygarlıklarından kalma bir Pagan karnavalı iken sonradan kilisenin kontrolünde yapılmaya devam etmiş. Şu an kilisenin “K”’sini bulmak mümkün değil tabi. İçkiler su gibi akıyor insanlar dans edip eğleniyor, sahne şovları ve animatörler eşliğinde “tren” yapıyor.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/1MfzaJpYE1bMF778TkfB5A?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S323Ao2yexI/AAAAAAAAHX4/eY__oqU9R0U/s400/IMG_2018.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Herhangi bir terbiyesizlik görmesem de kimi Alman’lar (Mustafa’nın kız arkadaşı başta olmak üzere) bunun bir seks partisi olduğu konusunda ısrarlıydı.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/yB67lJRqMohr1rZBxnzaug?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S323Bocy3iI/AAAAAAAAHYA/_O9NTpz9gS0/s400/IMG_2021.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Ben de çevrede tanıştığımız diğer gençlerin ikramlarını kırmayıp ortaya söylenen 20 kadar biradan payıma düşeni lüpletmeye ve dans etmeye başladım. Arada bir durup hoşuma giden kareleri yakalamak için deklanşöre basmamdan mütevellit kimileri beni fotoğrafçı zannetti. Bunlardan biri de alttaki fotoğrafta dans eden 60 yaşlarındaki kadındı. Göz göze gelince attığı samimi bakışlarına gülümseyince gelip tanıştı. Adını unuttum ama psikoterapist olduğunu hatırlıyorum. Bir sürü şey anlattı, biraz dans ettik. Avrupa’nın tam ortasında olduğumu söyledi. Gerçekten sonra haritaya baktım öyleymiş. Takıldığım grup kız arkadaşımın yaşının bana biraz fazla olduğu konusunda benle dalga geçince ondan uzaklaştım. Bir süre sonra gelip çektiğim fotoğraflardan kendinin olduklarını istedi ve beni Octoberfest’e davet etti. Türkiye’ye dönünce fotoğrafları gönderdim.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/drgokhanucar/MUNIH?feat=embedwebsite#5439705270250639042"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S323H1wcDsI/AAAAAAAAHYc/6Jsji7gAcW8/s400/IMG_2056.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Takıldığım grupta yakışıklı bir Alman adam vardı. Münih’liymiş ama yıllardır Çin’de yaşıyormuş. Orada Çinli bir kızla evlenmiş bir oğlu olmuş, bebeği çok güzeldi tam bir melez. O karanlıkta fotoğrafını çekemedim. Bizimkisi Çin’den sıkılmış olsa gerek karşı cins vatandaşları ile ilgiliydi.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/JzYIWRCNJrjblYGy_7trTA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S323Dpg-8uI/AAAAAAAAHYI/1AUOFRaSuaE/s400/IMG_2044.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Herkes herkesle dans ettiğinden burada aman ayıp aman utandım derdi yok. Zaten gördüğüm kadarıyla Almanlar çok kötü dans ediyor. Müzikler de ortalamanın altında.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/drgokhanucar/MUNIH?feat=embedwebsite#5439705221584116466"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S323FAdb2vI/AAAAAAAAHYQ/OzWiT6Z3NA8/s400/IMG_2047.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Arpası fazla kaçmış gruplar dayanamayıp sahneye fırlıyor biraz da orada dans ediyorlardı.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/drgokhanucar/MUNIH?feat=embedwebsite#5439705241234808066"&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S323GJqhnQI/AAAAAAAAHYU/mrx5z-OJCkI/s400/IMG_2048.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bizim memlekette de benzer eğlenceler olsa da aşağıdaki resimde görülen tarzda bir kıyafetle kamuya açık alanda dans edenleri sanırım linç ederler. Soldaki adam rahip kılığında zil zurna sarhoştu. Sadece o değil daha fotoğrafını çekemediğim muhtelif adamlar rahip kimi kadınlar da rahibe kılığında dolaşıyorlardı.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/drgokhanucar/MUNIH?feat=embedwebsite#5439705254962669746"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S323G8zgKLI/AAAAAAAAHYY/7iFZRJoxcx8/s400/IMG_2051.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;İlgi toplayan kostümlerden biri de fistan ve poşu giymiş elindeki kocaman tespihi çeken sarı saçlı mavi gözlü bir Alman’dı. O an aklıma evimde duran Doğu görevleri sırasında hediye edilen fistan şalvar ve poşular geldi. Burada olsaydı giyerdim. Muhtemelen tipimden mütevellit gerçekten petrol zengini şeyh olduğumu sanırlardı, hem böylece alman kızlarının da ilgisini çekmiş olurdum ama olsun, bu seferlik tecrübeye sayalım. Bir daha gelişimde direk şeyh kıyafetimi giyip gideyim diyorum ama bu sefer de terörist diye tutuklanma olasılığı var.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/EkjZDIheMI8HHdnuS6vtVw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S323IlWGyHI/AAAAAAAAHYg/LQoGjrS0Qs4/s400/IMG_2059.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bu rahatlığı suistimal eden hıyarlar da yok değil ama maalesef Türk olduklarını söylemek zorundayım. Biri gelip önümüzde durmakta olan biralardan bir tanesini alıp götürdü sonra yanındaki diğer dallamaya bizi gösterip “mnkym” içeren cümleler sarf etti. Geldiğim yeri kötü duruma düşürmemek adına sesimi çıkarmadım. Bir diğeri ense kısmındaki saçları eski hırbo futbolcular misali uzatmış kızların rahatlığından faydalanıp önüne gelen kızla dans etmeye çalışıyor ama biraz yüz bulunca hemen sırnaşıyor, yılışıyor. Haliyle benim önümde dans ettiği birkaç dakika içinde beş altı Alman kızını dans etmekten caydırdı. Türklerin bu şekilde tanınmasını görmek üzücüydü. Tevekkeli değil bizim Mustafa her yerde kendini Arjantin’li olarak tanıtıyor. Yazık.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/uQcmggQOORDNe45XG-cSZQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S323KRT964I/AAAAAAAAHYs/ChF0jG2goi4/s400/IMG_2074.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/2YOgZgXG_fyz1r_dhGcBdw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S323LFuDmMI/AAAAAAAAHYw/lSip-ZzrZAE/s400/IMG_2083.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Sabahın ilerleyen vakitlerle sanırım yaş gereği bacaklardan çeneye sevk olan enerji nedeniyle laflayıp durduk. Böylece bizim Mustafa’nın hikâyesini öğrendim. Sekiz ay önce gelmiş Almanya’ya. İlk Octoberfest’te kendine “faşist gibi bakan” bir almanın çenesini litrelik bira bardağı ile dağıtmış. Çevresini saran Almanları da iki eline aldığı bira bardakları ile uzak tutmayı başarmış. “Aferin lan” dedim, “Biz Karşıyaka çocuğuyuz kavga etmeyi biliriz” dedi. O geceyi nezarette geçirirken Alman polis memure ile tanışmış. Kız buna nezarette kaldığı birkaç gün boyunca yardım etmiş. Şu anda o kızla, polisiyle birlikte yaşıyor. Herifteki şeytan tüyü, çok büyük.&lt;br /&gt;Aşağı kattaki diskoya inip kalabalıkta dans etmeye çalıştık. Ara sıra dışarı çıkıp sigara içtik, Mustafa bu sırada sevgilisine bunun seks partisi olmadığını anlatmaya çalışıyor bildiği bütün dillerde onu sevdiğini söylüyordu.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/DHx58NC0ivygEDlD911LQA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S323MMsaAFI/AAAAAAAAHY0/T0ev1INhw_U/s400/IMG_2089.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Nöbetlerden vücudum alışık olsa gerek kronik yorgunluğu kabullenip sabah erken uyanabildim. Yakınlarda bir yerde kahvaltı yapıp Bülent Ağabey ile buluştum. İstikamet yakınlardaki toplama kampı.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/UnyjLekq98VZRJulIRmZ2g?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S323My2kMvI/AAAAAAAAHY4/EuHwWEr9cWk/s400/IMG_2118.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Üç yıllık bir süre içinde burada 150 bin kişi öldürülmüş. Girişte 1940’lardan kalma Nazi propagandaları, gazete kupürleri ve bilgilenmek için tüm gün okusanız bitmeyecek kadar doküman vardı. Vakit sınırlı olduğundan çoğuna sadece bakmakla yetindim.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/Sd8qF7pxmGGqGkSjR8AroA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S323Nvt8-EI/AAAAAAAAHY8/IF8oeJ2fVKE/s400/IMG_2120.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Burada katledilenler başta elbette Yahudiler. Onlar dışında homoseksüeller, diğer partililer, Nazi karşıtlar, adi suçlular ve Çingeneler de var. İnsanları hayvan yerine bile koymadıklarından üzerlerinde tıbbi deneyler yapmışlar.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/NalrBJQqSoeGwA6GQp0e7g?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S323Ob9CZjI/AAAAAAAAHZA/BCH9ob-QrXE/s400/IMG_2125.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;İnsanları yaralayıp sepsise sokmuşlar, vücuttaki etkileri incelemişler.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/NAbz_SPICOgGFu8OlFKdWw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S323PByc9aI/AAAAAAAAHZE/zOCYprgn1cI/s400/IMG_2126.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Basıncın insan üzerindeki etkileri bilinmediğinden basınç deneyleri yapmışlar. Üstteki resim bu deneyden fotoğrafları gösteriyor. Adamcağızın nasıl acı çektiğini görmek insanı buruyor.&lt;br /&gt;Kimilerinin beyinlerinin bazı bölümlerini çıkarıp neler olduğuna bakmışlar. Kimilerini suda boğmuşlar, ölmeden hemen önce çıkarıp vücudunu incelemişler falan filan. Bir işkencecinin aklına gelebilecek bir sürü sapıkça deney işte. Hoş o dönemin tıbbı için bazı bilgilerin yeni ve aydınlatıcı olduğu bir gerçek ama bu kimseye insan öldürme özgürlüğünü veremez.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/ulifsDN9k3NROQcfwgajSQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S323P3txOmI/AAAAAAAAHZI/FMHiXHB2O5k/s400/IMG_2129.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Uzun süre burada dolanmak insan psikolojisi için hayırlı bir aktivite değil. O günün geri kalanının pek iyi geçmeyeceği garanti.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/6iVGHQUvLKzrO8bs5ro4Vg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S323QlUMC_I/AAAAAAAAHZM/yAjdMr7wOcU/s400/IMG_2133.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Buradan çıkıp binlerce insanın bir arada hayvanlar gibi yaşadığı hücrelere geçtik. Aslında bir sürü filmde aşina olduğumuz sahneler. Dip dibe tahta ranzalar, penceresiz karanlık rutubetli beton yığınları. Yukarıdaki resimde görülen tuvalet insanların nasıl yaşadıkları konusunda fikir verebilir.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/H7hyVwlkB-XTOT1zIhh5AA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S323Rb6ZT7I/AAAAAAAAHZQ/lhvqR5pulPE/s400/IMG_2134.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Şimdilerde bu hücre evlerinin büyük kısmını yıkmışlar. Sadece bir tanesi ibret olsun diye kalmış.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/CySh8TRlGrjpGZhvYYsfag?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S323SB4dz8I/AAAAAAAAHZU/RomGpwpqJKI/s400/IMG_2136.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Aşağıdaki resim kampın sınırından bir görüntü. Tellerin her iki yanında da su hendekleri var. Tellere değil iç taraftaki hendeğe bir metre yaklaşmak ölümle eş anlamlıymış. Yüzlerce insan acılarına son vermek için hendeğe atlayıp vurularak ölmüş.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/vRD-982W1D0kFPDMOOjxzQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S323T2TUONI/AAAAAAAAHZc/z66hbtyMxmE/s400/IMG_2143.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Ve Krematoryum: Cehennemin yeryüzündeki yüzü. İnsan yakma fırınları.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/-qJrE49ieS8XcF880XjH1Q?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S323WbEK66I/AAAAAAAAHZk/pyP3AqVRlFk/s400/IMG_2145.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Küçük eski bir taş bina, içinde iki tane fırın, insan yakmak için kullanılıyor. Kampın ilk açıldığı dönemlerde bu dışı sevimli içi cehennem olan küçük tek katlı taş bina varmış. İlerleyen dönemde insan yakmakta yetersiz kalıp cansız bedenler önünde birikince yeni bir bina daha yapmışlar.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/DQZbNsoFdaVCqnl_y5ELJw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S323XQuBjGI/AAAAAAAAHZo/TLJ-eQVO1WI/s400/IMG_2146.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bu binanın girişinde bir soyunma bölümü var. Giriş odasında soyulan insanlar banyoya gireceklerini düşünerek diğer odaya alınıyorlar. Kapılar kapanıyor. Duş başlıklarına bakan insanlar başlıklardan su yerine gaz çıktığını görüyor.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/tLNQW-FPj_OLS5KJw-nfkA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S323YAljPFI/AAAAAAAAHZs/STrWqPkWPWc/s400/IMG_2149.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Gaz odasından çıkarılıp bir odaya yığılan cesetler diğer odadaki krematoryum’a alınıyor. Burada da dört fırın var. Diğer binadakiyle birlikte toplam altı insan fırını gece gündüz çalışıyor ama kapılarda yığılan cesetleri eritemiyor. Dehşete düşmemek elde değil.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/IrM8AIDfZBQVWjRWnJ4Jnw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S323ZO5ErqI/AAAAAAAAHZw/xSVHU95ru6k/s400/IMG_2153.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Sessizlik ve dehşet içinde kamptan ayrıldık. Artık dönüş yoluna geçmenin zamanı gelmişti. Eve gidip ailecek yemek yedik. Benim için süper sofra hazırlamışlar. Karnımı doyurup park manzarasına baka kaldım. Ne güzel yerde yaşıyor bu insanlar. İstanbul kocaman bir köy!&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/zkYySgB-4A8JV7VCl8E8tw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S323Z6RxBHI/AAAAAAAAHZ4/Im9c9JFLddQ/s400/IMG_2202.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Havalimanı yolunda yandaki meşhur Bayern Münih stadını gördük. Futbolla ilgilenmediğimden benim için mimari bir güzellikten öte değildi ama fanatikler için buraya turlar düzenleniyormuş.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/KpRGf-RT7GnLNVgXywBExA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S323a3beZGI/AAAAAAAAHZ8/Eu8BKO72ga8/s400/IMG_2205.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Alan girişinde yine bir sürü Audi dizmişler reklam amaçlı. Vedalaşıp ayrıldım. Akrabalarımın görmeyeli uzun zaman olmuştu. Kendi başıma buralara gelip onları ziyaret etmem aramızdaki bağları güçlendirdi.&lt;br /&gt;Biralar çok güzel, fasching çok güzel, şehir çok güzel, Octoberfest’te yine gelecek ben.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4054402931527571137-4043440785998088309?l=gokhanucar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gokhanucar.blogspot.com/feeds/4043440785998088309/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gokhanucar.blogspot.com/2010/04/munih.html#comment-form' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4054402931527571137/posts/default/4043440785998088309'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4054402931527571137/posts/default/4043440785998088309'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gokhanucar.blogspot.com/2010/04/munih.html' title='MÜNİH'/><author><name>Gökhan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15093015642067109197</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='20' src='http://bp2.blogger.com/__6mFbGJz32E/SDnOPs5dwoI/AAAAAAAABxM/eB3kobdHNQ8/S220/IMG_0325.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S323H1wcDsI/AAAAAAAAHYc/6Jsji7gAcW8/s72-c/IMG_2056.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4054402931527571137.post-7609975552317110575</id><published>2010-01-18T22:15:00.005+02:00</published><updated>2010-01-27T17:08:17.845+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='DOĞU EKSPRESİ'/><title type='text'>DOĞU EKSPRESİ</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Özel sektör ve İstanbul insanı biraz yoruyor açıkçası. Yorması bir yana, dinlenmek için adam akıllı zaman da bulamıyorsunuz. Büyük şehirde yaşayanlar bunu o kadar kanıksamış ki daimi olarak çalışıyor olmak hatta boş vakitlerda bile işe dair hafif işler yaparak dinlenmek yaşam kültürü haline gelmiş. Hayaller unutulmuş, merak kalmamış. İnsanlar kendi çemberlerinde sıkışmışlıklarına bıyık altından güler olmuş.&lt;br /&gt;Neyse fazla ahkam kesmeyeyim, hayatta başka yerlerde de var olmaya çalıştığımdan mıdır yoksa sadece gezenti biri olduğumdan mıdır bilmem, her boş vaktimi doldurmaya çalışıyorum. Yılbaşında nöbet tutacağım. Akabinde üç gün ise yılbaşı hediyesi olarak boş geçecek. Aralık ayının başında Amsterdam’a bilet ayırttım ama ayın ortalarında cep delinince daha ucuz ama dolu bir şeyler yapmak gerektiğini düşündüm. Ucuz taşıt ne vardı. Motosiklet? Hava soğuk. Bisiklet? Yeteri kadar uzağa gidemem. Araba hiç olmaz, benzin aldı yürüdü. En iyi alternatif trendi. Doğu Ekspresini seçtim. Hem ucuz, hem güvenli hem de rahat. Dinlenmeye de ihtiyacım var, böylece bir taşla iki kuş vuracağım, üstelik Doğu Ekspresi fenomenini de yaşamış olacağım. Batı’dan doğu’ya Anadolu’yu aşacağım. Haydarpaşa – Kars: 1928 km. Aklıma plan yatınca hemen kurban arayışına girdim. Reklam senaryom hazırdı: Yatakta ayaklarını uzatmış tıngır mıngır salınırken mesela Sivas’a ya da Erzincan’a ya da Ankara’ya bakarken kitabını okuyacaksın. Rakı masasında yakın arkadaşlarımın kafalarını değişik senaryolarla bulandırdıktan sonra Sirkeci’ye gidip biletleri aldım, yataklıda kişi başı 75 TL.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/XJq0B3hkREHyzJfpuHfObg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S1XxbyfRgMI/AAAAAAAAG_w/djxLYrVXH_g/s400/IMG_0750.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Perşembe gecesi, yani yılbaşında nöbetçiydim. Sabah erkenden trene yetişecektim. Önümüzdeki iki gün boyunca duş alamayacağımı düşünerek o gece duş almaya karar verdim. Ama ya acilden hasta gelirse ve ben o anda duşta olursam ne olurdu? Ben de en iyi zamanı seçmtim. Herkes ondan geriye sayarken ben sıcak suyun altında yılbaşına girmiş oldum. Sabah 6:30’da kadim dostum Terman’ın nöbeti erken teslim alması sayesinde arkadaşlarımla buluştum. Hep beraber Haydarpaşa’ya yola çıktık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/BQhSmsTwZ5g0o3Cym11rkA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S1Xxd8xXVqI/AAAAAAAAG_0/yOpwI1vnTdY/s400/IMG_0762.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul’da bahar havası vardı. Vagona girerken çocuklar gibi şendim. Nihayet biraz uzaklaşacaktım. On yıldan fazla oldu herhalde tren yolculuğu yapmayalı. Kondüktör bizi nazikçe karşılayıp kompartmanlarımızı gösterdi, eşyaları taşımamıza yardım etti. Bir ihtiyacımız olursa nerede olacağını, istersek restorandan çay kahve getirtebileceğimi söyledi. İlgisine şaşırdım doğrusu. Kompartmanın kapısını açınca şaşkınlığım biraz daha arttı. Oda mükemmeldi. Tabi ben kuşetliye binmeyeli on küsür yıl olduğundan beklentilerim yüksek değildi. Odada her şey yeni ve bakımlıydı. Hadi bunlar bir yana odada dolap, masa, mini buzdolabı, lavabo ve kullanılmamış üzerinde TCDD yazan terlikler bile vardı. Sevinçle yerleştik odamıza. Hemen yatakları hazırladık. Ben nöbet tuttuğumdan diğerleri de yılbaşı nedeniyle geç yattığından herkes uykuluydu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/N4s6gk7jDAXOQPtT-hnMpw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S1Xxg1y6K8I/AAAAAAAAG_8/L5tDIWQUhos/s400/IMG_0773.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anne kucağı gibi sallanan yataklarımıza yerleşip trenin ritmik tıkırtısına bıraktık kendimiz. Deliksiz bir uyku çektik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/W_VVzTVIt_dI4KIbz8v7IA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S1Xxixt7IVI/AAAAAAAAHAA/lUGN70gLTxM/s400/IMG_0774.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki saat sonra trenin durmasıyla uyandık. İzmit yakınlarında biryerdeydik. Bizim vagon yataklı olanı. Bir önümüzdeki kuşetli, onun önünde de restoran var. Restorandan sonrakiler koltuklu vagonlar. Lokomotife yaklaştıkça biletli vagonlar biletsizlere dönüşüyor. İşin özü şu: Biz bu trenin burjuvalarıyız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/o4_dw9UWVnbVEcfwAqTLOg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S1XxfB7bbxI/AAAAAAAAG_4/1rQk9mBGzrc/s400/IMG_0769.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Trenin durma süresi artınca nikotini gelenler yavaş yavaş aşağı inmeye başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/ZlDB62yYXUGxIVlZ97T1Wg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S1Xx8Y0C__I/AAAAAAAAHAk/XxV5um2jpV8/s400/IMG_0811.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baktık görevliler ses çıkarmıyor biz de indik. Fotoğraf çektiğimi gören iki velet boncuk atan tabancalarıyla hava atmaya başladı. İlgilenmeyince bulunduğum yere de sallamaya başlayınca gittim fotoğraflarını çektim kek verdim. Boncuk atmayı kestiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/yrAoUCt3OXnwO2wAGvB2vw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S1Xx_729v3I/AAAAAAAAHAo/zaaW1SuN7RQ/s400/IMG_0814.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Trenin etrafında dolandım ama pek de ilginç bir kasaba değildi. Sıkıcı bile sayılabilirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/k2XM9YDYqc9vlWMyliYLPw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S1XxxgZzXGI/AAAAAAAAHAY/rXrI9c1pveY/s400/IMG_0786.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tren tekrar hareket edip Eskişehir istikametinde yol almaya başladı. Uyku mahmurluğumuz üzerimizden kalkınca biraz geyik yapıp vagonu tanımak üzere içinde dolandık, bazen koştuk. Keyfimiz tıkırındaydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/zu9I2nBx_U-WBx2oUJ7DmA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S1Xxz9LGyYI/AAAAAAAAHAc/f_n3na4abzs/s400/IMG_0793.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vagonun başında sıcak suyu akan duş bile vardı. Tuvaletler temizdi, tuvalet kağıdına ek olarak el kurulama kağıdı ve üzerinde TCDD yazan sabun bile vardı. Aradan geçen on yılda en azından bir şeylerin daha iyi olduğunu görmek sevindiriciydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/o_y8z2F_GUzXBfTnQoS8uQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S1X1OEbsMgI/AAAAAAAAHCw/EfmRmOgOYvA/s400/IMG_1134.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tren oldukça uzundu. Dönemeçlerde lokomotifi çoğu zaman göremiyorduk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/_zSu_dvMZIQngCPtBobEug?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S1Xxv4KY5sI/AAAAAAAAHAU/0Ds3D0uSaEU/s400/IMG_0780.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kahvaltı yapmak için restorana geçtik. Yanımızda getirdiğimiz kek ve börekle karınımızı doyuracağız. Bu sırada menüyü de inceleme şansım oldu. Kahvaltı tabağı 10 TL, çay 1.5 TL. bira 6.5 TL, ızgaralar 8-9 TL, meze çeşitleri 4 TL. Restoranın boş olmasına şaşırmamak lazım. Eskiden bu menü daha ucuzdu. Eminim çay 50 kuruş bira 5TL olsa daha çok satış yaparlar. Üstelik restoran biraz insan dolar, insan dolan yere daha çok insan gelir. Garson arkadaş şunu da getireyim bunu da vereyim filan diye bir şeyler satma derdinde başımızdan ayrılmıyor. Neyse akşama nasılsa deneyeceğiz yemeklerinizi diyerek uzaklaştırdık biraz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/B01rRjH0AYaELf4VBmuImw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S1XyFvPvUfI/AAAAAAAAHAw/20bVODMcrMI/s400/IMG_0821.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eskiden bu restoranın fiyatları hemen hemen herkesin ulaşabileceği kadardı. Ben öğrenciyken Ankara İzmir arasında kullanırdım sık sık. Tren akşam üstü kalkardı. Hemen başlardık demlenmeye Eskişehir’e gelince sallantıdan da olsa gerek zom olurduk. İstasyon yakınındaki tükürük köftecilerden yarım ekmek köfte yerdik gece yarısı. Sonra da kafayı vurduk mu gözümüzü İzmir de açardık. O zamanlar bira galiba bakkal fiyatının iki katı filandı. Şimdi üç mislini geçmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/7hv_xNZHXc4E7zAHGXznlg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S1XyIgsYj3I/AAAAAAAAHA0/eq1Gw_3JTmg/s400/IMG_0834.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kahvaltıdan sonra biraz daha keyif yapmak üzere kompartmanlara çekildik. Etrafı izleyip tren tıkırtılarını dinleyerek keyfettik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/AvZCdVLSO3LKG-hrO3rs3A?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S1XyQ3DVfoI/AAAAAAAAHA8/8BhAQDCbNLQ/s400/IMG_0516.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir ara diğer vagonları gezmeye gittim. Genelde çoğu doluydu. Kadınların çoğunu başörtülü ya da türbanlı görünce şaşırdım. Ne garip değil mi, geçen sene de Mardin’de yaşarken başı açık güzel kadın görünce şaşırıyordum. İnsan her duruma ne kadar çabuk alışıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/aKax_8q74Dw3XbAI2xaT-g?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S1XyLNBeVRI/AAAAAAAAHA4/K-8frCYj8Vs/s400/IMG_0853.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kondüktör bir kadınla tartışıyordu. Kadının yanında üç tane de çocuğu var. Biletsiz trene binmiş meğer. Kadın habire olmaz çok pahalı diyor. Kondüktör de ”Hanım, bak senden cezalı bilet parası da istemiyorum, çocuklar da oturuyorsa parasını vereceksiniz, babamın treni değil ki bu!” diyor. Kadın “kaç para dedin bir daha de?” Adam “ Cezalı 3 TL ama ben ceza kesmeyeceğim 2 TL vereceksiniz kişi başı” diyor. Sonunda kadın para vermeden kalktı ve başka vagona ilerlemeye başladı. Kondüktör de söylenerek peşinden gitti. Kadın aslında çocukları için para vermek istemiyordu ama onlarda kucak çağını geçmişlerdi hani. Çok üzüldüm hallerine. Gidip biletlerini parasını veresim geldi ama utandım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/aLA5j2XJ0FEgfwuGD36myQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S1X0QBLXl9I/AAAAAAAAHBE/JNly4jyF3ro/s400/IMG_0860.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Restorana geçip tabu oynadık bira içtik. Çerez ve patates istedik. Restoran kalitesi kendini göstermeye başlamıştı. Tabağı 4 TL olan patates kızartmalarından kişi başına iki tane patates düşüyordu. Karışık çerezden de herhalde kişi başı 5 tane filan çerez düşerdi. Hayatımda gördüğüm küçük porsiyonlardı. Üstelik patateslerden vıcık vıcık yağ akıyordu. Merak edip sordum eskiden böyle değildi, bunlar damağa değil göze hitap ediyor diye. Meğer restoranlar özelleştikten sonra fiyatlar fırlamış, porsiyonlar küçülmüş ve kalite düşmüş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/t-TkgvJQyudeg9NVAjQ40w?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S1X0WkHC8dI/AAAAAAAAHBM/2XotXch4iYQ/s400/IMG_0878.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eskişehir’e yaklaşırken bir heyecandır aldı beni. Merkez istasyonun çevresinde vagonlar arasında geçmişti çocukluğum. Küçükken maketiyle değil gerçek trenlerle oynardık. Tren durunca yarım daire şeklindeki güzel gar binasını görmek için ileri trenin başına yaklaştım. Oradan da tükürük köfte almaya gideceğim. Önce bizi çeken lokomotifi görmeye gittim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/BwY-dMXeCpANrEW_KzCjyw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S1X0cAEfk9I/AAAAAAAAHBU/qmxKyXfnSWU/s400/IMG_0884.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Makiniste sordum kaç dakika buradayız diye. En fazla 5 dakika deyince hayallerim yıkıldı. Eskiden en az yirmi dakika dururdu ama? Tevekkeli değil o yüzden kaybolmuş seyyar yiyecek satıcıları. Diğer ana istasyonları sordum onlarda da uzun süre durmayacakmış tren. Her istasyonda ayrı lezzet planım suya düştü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/QlmDGThAHEKDG99ZhbfIPg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S1X0ZRjsAWI/AAAAAAAAHBQ/NvVuTQdYros/s400/IMG_0885.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben de acıkınca bir sonraki istasyonda iner nesi güzelse ondan yeriz diye hayal ediyordum. Afyon’da şahane börek olurdu mesela. Zaten simitçiler poğaçacılar vagonları gezerlerdi. Şimdi hiçbiri kalmamış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/0H6YLll88bMA_XGO_JWWyw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S1X0evJHUcI/AAAAAAAAHBY/eadEHcIagY0/s400/IMG_0890.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstasyonun çıkışında benim ilkokulu gördüm: İki Eylül İlkokulu. Bahçesine ek bina yapmışlar. Öyle baktım camdan, arkada kaldı hızla kayboldu gitti. Hey gidi!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/BriGj7AW5lKmKkCxkwXQUg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S1X0goIsNxI/AAAAAAAAHBc/PF5egO9TJzs/s400/IMG_0907.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Restorana dönüp tabu ve biraya devam ettik. Ankara’da elektrikliden mazotlu lokomotife geçecekmişiz. On beş dakika bekleriz en az diyorlar. Bu Doğu Ekspresi sandığımdan çok daha hızlı ve disiplinli çıktı açıkçası. Ben 5-6 saat rötarı gözden çıkarmıştım. &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Yataklı vagonun arkasındaki kapıyı kilitlemeyi unutmuşlar. Ben de fırsattan istifade edip arada cam olmadan bir sürü fotoğraf çektim. Hareketli ray fotoğrafları.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/wkrWWHQRV6910hiN_P8Emw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S1X0i2yhHjI/AAAAAAAAHBg/yt6SVz7swtI/s400/IMG_0955.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/XoZcr5G6-PaR7ogAS3qmRw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S1X0lHnSnjI/AAAAAAAAHBk/e2D1G8olYIA/s400/IMG_0956.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hava karadıkça gökyüzünün renkleri, bira sayısı arttıkça da yanaklar kızarmaya başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/5Xfa4Cb0G85SEigPJ6AifA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S1X0ooXc3TI/AAAAAAAAHBs/wUM2tMSP9FU/s400/IMG_0967.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/CE7eqR32btBn5hqedpELWw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S1X0rBrMj6I/AAAAAAAAHB0/B8bjNoLZVhY/s400/IMG_0983.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tünellere girdik, tünellerden çıktık. Bir ara arka kapıyı açıp raylarla aramdaki engeli kaldırdığımı gören kondüktör hızlı hareketlerle galip kapıyı kilitledi. “Ya düşersen ne olur? Kimse bulamaz seni bu dağ başında maazallah. En korktuğumuz şey” dedi. Muzurluğunun farkında yaramaz çocuk misali “Ehue Ehue” diye sırıtmakla yetindim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/jW_IBZnoaYUfHam6wAlsEQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S1X0sc-w9PI/AAAAAAAAHB4/Omcfq5Xvgd0/s400/IMG_0985.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/Ug5oWq4b2kcQThX2tK_8TQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S1X0ulhFskI/AAAAAAAAHB8/nVeHr9PQQ6U/s400/IMG_0994.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hava iyice kararınca manzara kayboldu, birbirimize kaldık. Restoranda oturup Ankara’ya kadar sohbet ettik. Polatlıdan sonra tanıdık manzaralar aklımda akmaya başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/M4QyLRDaO8smnuTWiBl6dQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S1X0yVQaryI/AAAAAAAAHCA/Hio_D-wYTGY/s400/IMG_1005.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ankara’da tren ikinci peronda durdu. Hemen atladık aşağı gar binasına koştuk. Taş büfenin önünde sıra olduğundan yiyecekle vakit kaybetmek istemedik. Etrafta yine seyyar yoktu maalesef. Hoş eskiden de Ankara Gar’ına özel bir yiyecek hatırlamıyorum ama en azından simit filan bulabilirdik. İçeri girip çevrenin fotoğraflarını çekmeye başladım. Öğrenciliğimde az vakit geçirmemiştim bu bekleme salonunda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/skoDyqA4gKi3piSxXM8Ldg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S1X01dlx4ZI/AAAAAAAAHCE/orpCWEHCDJ0/s400/IMG_1009.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yukarıdaki resimde sinsice yanıma yaklaşırken görüntülenen güvenlik görevlisi gelip şöyle bir şeyler söyledi.”Arkadaşım, sanki izin almışsın böyle oranın buranın fotoğrafını oh rahat rahat çekiyorsun, hayırdır, bırak çekmeyi”. Şaşkınlıkla karışık bu saçma tavra sinirlenerek adama döndüm ”Ben fotoğraf çekmek yasaktır yazan herhangi bir uyarı levhası görmüyorum” dedim. Cevaben şuna benzer bir cevap aldım” Tecedede Garlar ve İstasyonlar kanununda kapalı bekleme alanları yönetmeliğini okursan görürsün”. “Allah size akıl fikir versin”dedim ayrıldım. Arkamdan seslendi “Sana versin”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/tznCTCLZn00Z_qcWq5QiRw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S1X033omMbI/AAAAAAAAHCI/mcSrUVlN5P4/s400/IMG_1022.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gardan binasından kovalanınca vagonun yanına döndük. Kısa süre sonra da tren kalktı. Anladım ki artık trenin durduğu ana istasyonların çevresinde dolanmanın imkanı yok. Belki de iyisi budur, en azından vakit kaybetmiyor tren. İnsanlar gezmek için trene binmiyor ki!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/6uqtr5QyuFYP70Agnm1SjA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S1X06ZxjQWI/AAAAAAAAHCM/Lkx3BpzGa94/s400/IMG_1047.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gardan sonra tren Ankara’nın içinden geçerek Kırıkkale’ye doğru yoluna devam etti. Aradan yıllar geçmiş. Bir sürü yolu ve binayı tanımama rağmen kafamdaki haritanın birçok parçasının kaybolduğunu fark ettim. Öğrenci evimin olduğu Cebeci’deki mahalleyi bile zor tanıdım. Karanlığın içinde kalan eski mahalleme bakıp “Bak bak burası beş sene kaldığım yer, şurda şu vardı burda bu vardı” diye tek başıma heyecanlandım anlattım durdum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/H81ZojvJzWrotkY4D9hM6g?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S1X08kM_A0I/AAAAAAAAHCQ/K5PnulSGHDU/s400/IMG_1066.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karnımız hafiften acıkmaya başlamıştı. Restoranda buluşmak üzere sözleştik. Zaman gelene kadar şehrin ışıkları pencereden akarken yatağa uzanıp keyif yaptık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/zz5BNYmjULpwdGzC7bX00A?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S1X0_b_JwtI/AAAAAAAAHCU/CbNFZrf8Su4/s400/IMG_1099.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bozkıra meydana çıkıp ışıklar kaybolunca izleyecek bir şey de kalmadığından restorana geçtik. Meze tabağı, bir porsiyon kavurma ve küçük rakı ısmarladık. Tarator ekşiydi, sarma bayattı ve porsiyonlar kuş kadardı. Hayal kırıklığına uğradık. Kalite gerçekten dibe vurmuş. Garson da habire bir şeyler getirmeye çalışıyor ama istemeye değmez. Memnun olmadığımızı söyledik o da kendini savundu. Bunların hepsini İstanbul’da hazırlıyorlarmış. Onlar sadece porsiyonluyormuş. Kim doyar bunlarla dedim. Ben bilmem dercesine boynunu kıvırdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/8GxhAQfc4fUNfvx-L37MyA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S1X1BsvT3YI/AAAAAAAAHCY/3wuoQbGokOE/s400/IMG_1111.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rakı geldi ama rakı bardağı yoktu. Çay bardağı istedik, o da yoktu. Mecburen su bardağından içtik rakıları. Baktık masada iş yok biraya geri döndük, gece bire kadar lak lak edip bira içtik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/VoBq7LWg611j5gJgsWuFmw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S1X1EeqR4mI/AAAAAAAAHCc/QKFxovVm8hY/s400/IMG_1122.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yatmadan önce diğer vagonları dolaşmak üzere lokomotife doğru ilerledim. Vagon sayısı da vagonlardaki insan sayısı da azalmıştı. Herkes iki kişilik koltuklara yayılmış uyuyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/39RLaeI46WQGds1Kl_zA8g?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S1X1Hd4xg0I/AAAAAAAAHCk/ITXrN60x31c/s400/IMG_1127.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dönerken vagon arasında sigara içen komandoyla biraz sohbet ettik. Gece kimse görmez diye vagonlar arasında sigara içmeye çıkmış. Kayseri’ye birliğine geri dönüyormuş. Beresini benimsemiş olsa gerek ki sivilde de benzerini takıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/xiLwGxq8XR31igSv2KICIQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S1X1MZzx1kI/AAAAAAAAHCs/6m0bUk4Awdo/s400/IMG_1132.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yatağa dönüp uykuya daldık. Gerçekten çok keyifli bir uyku alanı burası. Herkesin bir kere denemesini öneririm. Beni çok rahatlattı. Bir yandan yumuşak yumuşak sallanan yatak, diğer yandan ritmik ray tıkırtıları insanın uykusu olmasa da getiriyor. Gece yarısı trenin hızı artınca vagon fazlaca sallanmaya raylardan yüksek sesler çıkmaya başlayınca uyandım. Fırsat bilip içtiğim biraları ihraç etmek maksadıyla tuvalete gittim. Hem uyku sersemiyim hem vagon sallanıyor, koridorda bir sağa bir sola savrulup durdum, deprem gibi birşey.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/v-Nl1XwyCmZt89yP8KZGyQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S1XxlvHoT0I/AAAAAAAAHAE/gaC7VL9VSh0/s400/IMG_0494.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ertesi sabah dünden kalan börek, meyveler ve meyve suları ile karnımızı doyurduk. Kayseri’yi geçmiş Sivas’a ilerliyorduk. Doğa değişmişti. Kavak dışında fazla ağaç yoktu, Anadolu iyice çoraklaşmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/4cZRtjNDIFaMqVaXr_AVFQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S1XxoV_1lMI/AAAAAAAAHAI/6iDFwfqlXKY/s400/IMG_0502.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tren derelerin ve akarsuların yanından ilerliyordu. Tren durduğu ara istasyonlarda adet yerini bulsun diye duruyorduk. Ne inen vardı ne binen. Zaten istasyon binalarındaki görevli dışında da çevrede canlılık belirtisi yoktu. İstasyon çevreleri terk edilmiş evlerle doluydu. İstasyon binaları da nasibini almıştı yalnızlıktan. Herhalde son badanayı elli yıl önce tatmışlardı. Rayların üzerinde yıllardır kullanılmadıkları belli pas içinde kalmış vagonlar vardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/--e83HhMeUVB8VIT_qfyVA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S1X1Vls7nfI/AAAAAAAAHC8/aG0nnEtmEbk/s400/IMG_1149.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyük yerleşimler dışında trenin geçtiği rota sanki terk edilmiş maalesef.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/vMxXuT8wkni01uBNEC3KlQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S1X1fsdfLBI/AAAAAAAAHDM/W95eGXai_Uk/s400/IMG_1182.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biraz daha dinlenmek üzere odaya çekildim. Trenle yolculuğun en güzel yanlarından biri bu galiba. Aslında evde de yan gelip yatabilirsiniz. Ama burada mesela yıkanacak çamaşır yok, temizlenecek ev yok, bilgisayar yok, tv yok, araba yok, internet yok veya alışveriş merkezi yok. Sadece her saniye değişen bir manzara, sıcak bir oda ve rahat yataklar var. Yani insan istemese de dinlenmek zorunda. Bir ara TCDD terliklerimi ayağıma geçirdim, ayaklarımı masaya uzattım kafamı da cama dayayıp akan manzarayı ve dönen treni seyre koyuldum. Ne kadar zaman geçtiğinin farkında değildim ama bir ara arkadaşım “Ne düşünüyorsun öyle derin derin?” diye sordu. Hiçbir şey düşünmediğimin farkına vardım. Tamamen hipnotik bir durumdu, aklım boşalmıştı. Tam ihtiyacım olan şeyi tren camının kenarında tepelerin arasından akan çayı seyrederken bulacağım hiç aklıma gelmezdi doğrusu. Keyifle gülümsedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/bK5HYybieoVsLdVjuC4n-w?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S1X1QbSU5tI/AAAAAAAAHC4/tkQoFEzh-Qs/s400/IMG_1136.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oturduğum yerden fotoğraf çektim. Dönen trenin homourtular çıkaran dizel lokmotifini yakalamaya çalıştım ama beceremedim. Tren Ankara sonrasında kısalmıştı sanki. Camların açılan kısmı kelebek camdı, elini bile zor dışarı çıkartabiliyorsun. Eskiden neredeyse yarıya kadar aşağı inen, kafayı kolu dışarı uzatabildiğin camlardan vardı. Keşke bunları da öyle yapsalarmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/bJWzTmt-HKvGuLVT6NoSbA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S1X1ZuInqmI/AAAAAAAAHDE/fFXWmeZXUeo/s400/IMG_1161.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cam kenarındaki hipnotik keyfim yerini uykuya bırakınca birkaç saatimi daha uykuya vermiş oldum. Bu sırada Sivas’ı kaçırmışız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/yowrvqQXXcceqvP0PXLh8Q?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S1X1cMPzh3I/AAAAAAAAHDI/q5I7FtNoi04/s400/IMG_1178.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İleride bir yerlerde zirvelerde izlenen karlar bu seneki ilk karımızı Kars’ta göreceğimiz konusunda bizi ümitlendirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/AC9dqkAmP0ynMfS1cPny7g?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S1X1iqnZx4I/AAAAAAAAHDQ/NkiyQLBzn38/s400/IMG_1188.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/UYDv6DihwtLDAjMfz0TCZQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S1X1k7wJHxI/AAAAAAAAHDU/AAASjwxTWGk/s400/IMG_1190.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erzincan’a yaklaştıkça tren yolunun takip ettiği çayın çapı da artmaya başladı. Meğer Fırat’la birleşen ana çaylardan biriymiş. Aklıma Kemaliye geldi. Yakınlarda olmalıydı. Doğa çok benzerdi. Kayalık yarların sonlandığı çamur renkli nehrin üzerinde ilerliyorduk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/vFLAfeB1fSsHSZgBG7lFRQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S1X1pmBTQ2I/AAAAAAAAHDY/q8UDcob223g/s400/IMG_0537.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sayamadığım kadar çok tünele girdik bu sırada. Zaten saymaya da gerek yokmuş, hepsinin üzerinde numarası yazıyordu. Elli beş’ten sonra saymayı bıraktım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/3ik5pSDA-yv0Rs0CQol1ZA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S1X1t1Nbl0I/AAAAAAAAHDc/5sWl0C83h0Y/s400/IMG_0546.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki yıl önce Kemaliye gezisinde üzerinde dolandığım nehrin ve kayalık yarların çok benzeri aşağıdaki manzara. Şimdi yukarıdan izlediğim bu sularda botla gezinmiştik. Sanki ilerideki kayanın arkasından Kemaliye çıkacak. Bir süre bekledim ama tanıdık bir yer göremedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/RbxEHCuKlf95kMVBpbAPmw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S1X1wbL8a8I/AAAAAAAAHDg/SpjqnDS492k/s400/IMG_1195.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fırat’ın yavrusundan ayrılıp Erzincan’a doğru ilerledi tren. Yine yolda terk edilmiş istasyon görüntüleri vardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/r_HNehdzSd2wWsCNfbl9fQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S1X1y_XkIxI/AAAAAAAAHDk/mR6iBbK518U/s400/IMG_1193.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erzican’a ulaştığımızda akşam üstü olmuştu. Karnımız acıktığından istsayondaki büfenin bayat simit ve poğaçaları için sıraya girdik. Bu sırada restoranın garsonu küskün bakışlarla bizi süzüyordu. Bütün gün uğramamıştık restorana. Dün akşamki tecrübeden sonra gerek kalmamıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/zO1Jl3wD5COlRVwlq6vedg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S1X17Y3SLfI/AAAAAAAAHDw/CYkLqLxr_wc/s400/IMG_1208.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büfeden biraz hamur işi, çerez, meyve suyu, eritme penir ve su aldık .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/a8oUlusE0yiYeGhCfjZPfg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S1X19swsdKI/AAAAAAAAHD0/NIOV82MSmt8/s400/IMG_1210.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erzincan çevresinde yol kenarlarında seyrek kar tümsekleri olsa da hepsi de erimek üzereydi. Soğuk havadan kardan kıyametten eser yok. Hava durumu da bas bas bağırıyor “Kara kış geliyor kaçııın!” diye. Nerede hani? Erzurum’a geldik ocak ayındayız kar yok yahu!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/GYzRryZfP5yYz_nvnn_WAQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S1X1_yOEIQI/AAAAAAAAHD4/X66HgZd2IsE/s400/IMG_0568.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erzuruma vardığımızda hava kararmıştı. Altımda eşofmanlarımla terliklerim üzerimde svitşörtümle ocak ayında Erzurumda donmam gerekiyordu ama ürpermedim bile. Galiba dünya gerçekten ısınıyor. Gece olduğundan göremedik ama Erzurum Kars arasında açık arazide tüneller varmış. Fırtına olduğunda tren içine saklanabilsin diye. Hava şartlarını düşünün artık, nereden nereye gelmiş.&lt;br /&gt;Erzurum’la Kars arası 3-4 saat sürdü. Dışarısı zifiri karanlık olduğundan hiçbir şey görmüyorduk. Uslu uslu Kars’a varmayı bekledik. Bence bu yolculuk tam kıvamında olmuştu. İyice dinlenmiş, tren yolculuğunun tadına varmıştık ve sıkılmaya başlamadan da&lt;br /&gt;Kars’ta inecektik.&lt;br /&gt;Hesabı kapatmak bizim küskün garsonu çağırdık. Hesabı biraz şişirmiş. Mesela meze tabağında gelen iki bayat yaprak sarması için 4 TL yazmış.&lt;br /&gt;“Sadece sarmanın porsiyonu ne kadar?” diyorum.&lt;br /&gt;“4TL”,&lt;br /&gt;“Onda kaç sarma var?”&lt;br /&gt;“4 tane”&lt;br /&gt;“Meze tabağında kaç sarma var?”&lt;br /&gt;“2 tane”&lt;br /&gt;“O ne kadar"&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;"4 TL”&lt;br /&gt;“ .....neden? Daha az ama aynı fiyat, nasıl oluyor o iş?”&lt;br /&gt;“Öyle”&lt;br /&gt;“Yarım yemek kaşığı ekşi tarator 4 TL mi?”&lt;br /&gt;“Evet”&lt;br /&gt;“Normal porsiyon tarator ne kadar?”&lt;br /&gt;“4 TL”&lt;br /&gt;“Nasıl oluyor abicim?”&lt;br /&gt;“Öyle” deyip başını buruyor. Akşam akşam sinirleniyorum. Beş kuruş bahşiş bırakmamaya karar verip kredi kartıyla ödeme yapmak için pos makinesini istiyoruz.&lt;br /&gt;“Kredi kartı geçmiyor yalnız”&lt;br /&gt;“E dün kapıda asılıydı kredi kartı geçerlidir diye, makine de orada duruyor.”&lt;br /&gt;“Kaldırdık yazıyı bakın yok, Ankara’dan sonra geçmiyor”&lt;br /&gt;“Yaa sabır yaa selamet”&lt;br /&gt;Hadi neyse dedik tatsızlık olmasın, birkaç bira sildirtip hesabı tam ödeyip bahşiş vermeden ayrıldık. Sanırım bizden başka kimse restoranı kullanmadığı için Ankara’dan sonra kredi kartı geçerlidir yazısını kaldırdı. Böylece verdiğimiz nakit paranın bir kısmını cebe indirebilecekti. Makineden çekseydi kayıtlı olurdu. Restorandan hoş ayrılmadık anlayacağınız. Zaten yemekler de dibe vurmuş. Ama bir şey söyliyeyim mi, o pencerenin kenarında oturup akan manazarya karşı birşeyler içmek gibisi de yok hani. Kulağımıza küpe olsun bundan sonra. Sadece içilecek, yemek yenmeyecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/YhvDpjj_VigTPUdlwaxKgw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S1X2CbAWV7I/AAAAAAAAHD8/b3IWJdW1bC8/s400/IMG_0590.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saat 21:30’da Kars’a ulaştık. Koca tren zaten Erzurumda iyice boşalmıştı. Bizim vagondan bizle birlikte yalnızca bir asker indi. Gar binası da bomboştu.&lt;br /&gt;Dün trenden bizim peynirci Leventi aramıştım. Peynir almak için pazar günü açık olup olmayacağını soracaktım. Kars’ta olacağımı duyunca gardan bizi almak için ısrar etti sağolsun. Gar binasından çıkınca telefon ettim bir dakika dolmadan geldi transitiyle. Merkezdeki iki yıldızlı Güngören Otel’e gittik. Burası hem merkezi hem ucuz hem de (biz kullanmasak da) ücretsiz hamamı var. İki kişilik oda yarım pansiyon 60 TL.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/39tsrSE7xwhEApna-6g8aQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S1X2FQY7nXI/AAAAAAAAHEA/HMBa1jyySDI/s400/IMG_1223.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Odalara çantaları koyduktan sonra Levent bize kısa bir şehir turu yaptı. Eski Rus binalarını, çarşıyı, Kars Kalesini ve barış heykelini gece gözüyle de olsa görmüş olduk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/G_ZitvKpwQrs61v4ocdHgw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S1X2I5jwMgI/AAAAAAAAHEE/FRmHau4BitA/s400/IMG_1225.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yukarıda resmi olan evi Sezen Aksu almış. Hemen karşısındaki sokakta üniversiteli gençlerin takıldığı şık bir disko/bar var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/hDjDbe2hpSUv_zB7nnC_Wg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S1X2Ojk6_jI/AAAAAAAAHEQ/CbmN88ILY9o/s400/IMG_1226.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçeri girip bira ısmarladık. Levent buranın müdavimi olduğundan masayı değişik mezeler ve çerezlerle donattılar. Her telden müzik çaldı o akşam. Çıstak sonrası, rock, ardından Ankara havası, halay havası ve sonra Azeri türküleri. Bulamaç gibi gelse de dans edenlerin tüm bu müziklere mükemmel uyum gösterebilmesi ilginçti. Çok gürültülü olduğundan sohbet edemedik. Kars’a has olduğunu söyledikleri müzikler ve danslardaki Çerkez esintisi belirgindi. İlerleyen vakitlerde Volkan’da bize katıldı hep beraber dans ettik. Dans ederken biri gelip üzerime peçeteler atmaya başladı. Bana attığını anlayamadığım için kenara kaçtım, ben kaçtıkça o üzerime gelip bir poşet peçeteyi boça etti. Adettenmiş. Tevekkeli değil yerler peçete dolu.&lt;br /&gt;Açıkçası Kars’a gelip böyle sıcak karşılanacağımı ve gece kulübünde göbek atacağımı hiç düşünmemiştim. Sürpriz oldu. Kurtlarımızı döküp hesabı istedik ama bizim Levent hesap işini çoktan halletmiş meğer. Alırsın verirsin filan boğuştuk bir süre kabul etmedi. “Hoca elin ayaan durmuyor yerinde tamam yaa” dedi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/gPW4c1OsxTF_hngmo6IQBQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S1X2RE8pmuI/AAAAAAAAHEU/Kq8YsIQAxC0/s400/IMG_1254.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gece yarısı otele dönerken diğer arkadaşların Ani Harabeleri’ni görmediklerini araç kiralamanın mümkün olup olmadığını sordum. Tabii zaman da çok kısıtlıydı. Ertesi gün 13:20’de İstanbul’a uçağımız olduğu için erken kalkıp hızlı hareket etmeliydik. Pazar sabahı erkenden nereden bulacaktık araç? Levent transitini vermeyi önerdi ama kabul etmedik. Eş dosta belki yirmi kez telefon ettiler. Her telefon arasında “Tamam gerek boş ver, gece vakti rahatsız etme milleti” gibi uyarılarımıza kulak asmadılar. Tanıdıkları bir taksiciyle tanıdık hesabına git gel 80 TL’ye fiyat aldılar. Grupta fikir birliği olmayınca Volkan siz acele etmeyin ben sabah gelir sizi alırım dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/8T61rChrwCDUBvIwhO7auw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S1X2ZWR0HbI/AAAAAAAAHEg/el694uZOi7E/s400/IMG_1263.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ertesi sabah erkenden uyanıp kahvaltıya indik. Tereyağ ve bal süperdi. Bizden başka alçak sesle konuşan alman bir çift vardı. Sürekli konuşan kadın adamın başının etini yiyor gibi geldi bana. Karnımızı doyururken Volkan aradı, gelemiyormuş, dün geceki taksiyi gönderiyormuş. Taksi gelene kadar çevrede ufak bir tur attık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/VZuI1qEBOJuqQaMn0UfLiQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S1X2XSaXf7I/AAAAAAAAHEc/q02P2sFG38g/s400/IMG_1259.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pazar sabahı Kars sokakları sanki terk edilmiş gibiydi. İstanbul’dan sonra hava aydınlıkken sokaklarda insan ve araba görmemek mucize gibi birşey. Kar belli ki daha önce yağmış ama şimdi çamura dönmeye başlamış. Şu basınca çıkan “kart kurt” sesini duyamadık ne yazık ki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/hL6Nra9SlignTjnRqlBj4g?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S1X2bN-eUoI/AAAAAAAAHEk/Nm_2w7CL3vE/s400/IMG_1266.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Taksiyle birlikte Volkan da geldi. Bizi bindirip yolcu etti. Ani’ye gitmek üzere yola çıktık. Tepelere çıktıkça yoldaki ve çevredeki kar miktarı artsa da genel olarak ocak ayında Kars’ta görülmesi zor bir manzara. Ani açık arazidir, kar olur tipi olur diye termal içliklerle filan donanmış vaziyetteyiz. Hiç gerek yokmuş oysa ki. Havanın İstanbul’dan farkı yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/zB00RyFyBf7_5oTEz_G2ew?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S1X2c-F4CSI/AAAAAAAAHEo/FtW8lHEhigU/s400/IMG_1271.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yollar karlı ama bizim şoför 90’dan aşağı gitmiyor. Belli ki kar lastiklerine güveniyor. Önümüzde giden ticari’nin içinde de sabahki alman çift var. Kaçak rehberlik yapan biri onları Ani’ye götürüyormuş, bizim taksici tanıyor. O da kar lastiğine güveniyor demek ki bu yolda bizi solladı ama ilerdeki virajda yolun dışına savruldu. Bankete yuvarlanıp takla atacaktı az kalsın.&lt;br /&gt;Yüzle giderken bizim şoför bu yoldan korkmak lazım diyor. Geçen sene bir turisti almış havaalanından, adam “Ani’ye” demiş. Bizimki “Şimdi tipi vardır gidilmez” filan dese de adamı ikna edememiş. Neyse çıkmışlar yola. Tepelere çıktıkça hava sertleşmiş, tipi başlamış. Yol ortadan kaybolmuş. Bizimki aklında kaldığı kadarıyla yola devam etmeye çalışmış ama bir süre sonra bankete yuvarlanıvermişler. Bunları anlatırken gözüm ara sıra karlı yolda 120’yi gören takometreye takılıyor. Biraz kasılıyorum doğrusu. Arabanın tabanına bastırıyorum fren yapmak için ama nafile, yavaşlamıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/vQ2yEahB3nBMrq-Oiv6_ow?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S1X2gasjUYI/AAAAAAAAHEs/4WRExOELtPE/s400/IMG_0613.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha önce Ani Harabeleri’ni burada ayrıntısıyla anlattığımdan şimdi kısa keseceğim. Ören yerinin her yerini gezmek için yeterli vaktimiz yoktu. Bir saat içinde taksiye geri dönmeliydik. O yüzden hızlı adımlarla hatta koşarak ören yerinin yarısını gezebildik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/Fcdd1YgBaiqY-qhFnANtPg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S1X2nlORagI/AAAAAAAAHE4/LZHrpkDKS98/s400/IMG_1293.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sadece en büyük ve güzel eserleri inceleme şansımız oldu. Koşarken içimizdeki termal içlikler yüzünden ter içinde kaldım. Daha düne kadar şu an karlar içinde zorlukla yürüyor olacağımı hayal ediyordum. Bu havada paltoya bile gerek yok. Kars’ta Levent’le Volkan’a da sormuştum bu ne biçim hava diye. “Ömrümüzde böyle ocak ayı görmedik, dünyanın sonu yaklaşıyor” dediler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/GNraUgfFMrjyUScUv-9AZg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S1X2qzCMVgI/AAAAAAAAHE8/vR40YG3t7HI/s400/IMG_1297.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ermenistan sınırında fotoğraflar çektik. İki yıl önceki taş ocağı hala çalışmaya devam ediyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/134U5NIoHbAjDRMOs-CI5Q?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S1X2slovPYI/AAAAAAAAHFA/q51ipgsHgrE/s400/IMG_1332.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçen sefer ilerideki kaleye tırmanamamıştım. O zaman da vakit kısıtlıydı. Bu sefer koşuşturmaktan kalenin orada olduğunun bile sonradan farkına vardım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/23Ve6CQrrG2Ls3LEDitXtQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S1X2vvuqkSI/AAAAAAAAHFE/POvcks0wlYU/s400/IMG_1335.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizden başka çevrede dolanan 4-5 yabancı daha vardı. Pazar günü sabah erken saate üstelik Noel ertesi ziyarete gelenler olması buranın turistik potansiyelinin ve gereken önemin artık verilmesi gerektiğinin bir göstergesi galiba.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/Tz2Mqy_v6ZPS_sdTsIajhA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S1X2x2GeX1I/AAAAAAAAHFI/i_3NR-4qH2M/s400/IMG_1340.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine görkemli kiliseler ve freskler üzerine kaplanmış beyaz badana.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/fjwfcSx0zTlRaOxQgxMnXA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S1X22gKZ0UI/AAAAAAAAHFM/C120OeKQIO0/s400/IMG_0634.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaman daralıyordu. Saat 10’u geçmişti. Dolanırken Levent aradı. Kaz pişirmeye başlamışlar bizim için geç kalmayın diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/a7sOyfHso8FaB2fOcM0Wdw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S1X2_6fklmI/AAAAAAAAHFY/8Yi-gKJlOSg/s400/IMG_0659.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hızlı turumuzu tamamlamak için çıkışa yöneldik. Kapıda bıraktığımız taksi yerinde yoktu. Eskiden çevrede dolanan çocuklar da yoktu. Bu sefer elim boş gelmemiştim. Çikolata getirmiştim ama verecek çocuk bulamadık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/jyHXQM6yYBkP92dqkIBYqQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S1X3BkiPWII/AAAAAAAAHFc/KSFZIuSmS1w/s400/IMG_0654.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim taksici üşüyünce ilerideki mar-ket’e misafir olmuş. İçeride gülüşüyorlardı. Selam vermek için içeri girince hepimize ev yapımı tereyağlı hamur işlerinden ikram ettiler. Çay koymaya yeltendiler ama acelemiz olduğundan kalamadık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/QOaDh6p5lIwZNAtxdQ4-OQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S1X3DyE4wrI/AAAAAAAAHFg/UeAwu_yQhrA/s400/IMG_0653.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçlerinden muzur olan ağabey benim doktor olduğumu öğrenince diğerini gösterip “ Bu kan kanseri olmuş ne yapalım?” dedi. Üzülüp ne diyeceğimi düşünmeye başladım ki hepsi gülüşmeye başladı. Meğer şakaymış, arkadaşlarına takılıyorlarmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/Tku4y6yk1x2p2qaAZ-b_eQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S1X3GZvbK6I/AAAAAAAAHFk/ILgurwonCPw/s400/IMG_1425.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Taksiye binip Volkan’ın mekanına gittik: Kardelen Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi. Taksiden inerken dün gece anlaştığımız üzere şoföre parasını vermek istedim ama “Ödendi” diyerek almadı. Volkan kendi arabasını getiremeyince bize taksi ayarlamış parasını da kendisi ödemiş. Israrlarıma rağmen almadı parayı. “Hoca elin kolun rahat dursun” diye çıkıştı yine. Çok mahcup olduk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/1EnO91fmnKeeWZPCSMqK9Q?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S1X3L-F2S_I/AAAAAAAAHFs/yKEdW8N9HUE/s400/IMG_1433.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Malum yerler çamurlu girişte ayakkabılarımıza galoş geçirip içeri girdik. Bir binanın zemin katını özel okula çevirmiş Volkan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/VP3W7zGUgqw-_LQV9CFW7A?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S1X3SVVWr2I/AAAAAAAAHF8/CcuEQvE0cqg/s400/IMG_1440.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her oda zeka engelliler için belli amaçlarla özel tasarlanmış, tertemiz ve bakımlı bir okul idi. Böyle yararlı bir hizmete ön ayak olduğu için Volkan’ı tebrik ettik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/ftlNUSIq1GTlgYlQXhcNCQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S1X3QLVS58I/AAAAAAAAHF0/K0IoSe-IlLI/s400/IMG_1436.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kazın pişmesine 15-20 dakika varmış daha. Biz de içeride oturup çay içtik. Bir ara Levent’le otururken dikkatimi çekti. “Olm” dedim “Sen hiç Türk’e benzemiyon, çekik yeşil gözler, ince yapı, düz saçlar filan, ne iş?” diye sordum. Levent’in sözüne göre asıl Kars’ın yerlileri onlarmış. Kendilerini Terekeme olarak tanımladı. Sonradan internette araştırınca şunu buldum “Terekeme teriminin kökeni konusunda farklı görüşler ve rivayetler vardır. Bilim adamlarının büyük çoğunluğu bu terimin Türkmen sözcüğünün Arapça’daki çoğulu olan Terakime’den geldiğini düşünmektedirler. Fakat halk arasındaki rivayetlere baktığımızda bu terimin ‘terk etmek’ manasına geldiğini görüyoruz. Yani ‘mekânı terk eden ve göçmüş olan’ anlamında yorumlanmaktadır. Bu ifade de bize bugün Türkiye ve Kafkasya’da yaşayan Karapapakların veya Terekemelerin, SSCB’nin yıkılmasıyla Özbekistan içerisinde kalan Karakalpakistan Özerk Cumhuriyeti’nde yaşayan Türkistanlı Karakalpaklarla olan akrabalıklarını ve bağlantılarını gündeme getirmektedir.” Yani bizim Levent yurdunu terk etmiş Oğuz Türkü’ymüş de haberimiz yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/2amXc0mgxTsfx0ky1r4Xog?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S1X3Vuvq3FI/AAAAAAAAHGA/U8xCixPZA7A/s400/IMG_1444.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aradaki boşluğu kullanıp kaşar almak üzere Levent’in dükkana gittik. Kepenkleri bizim için açtı. Hemen taze kaşarı dilimleyip çerez niyetine yemeye başladım. Bu lezzeti ilk kez tadan diğer arkadaşlar da taze kaşara hayran kaldılar. Levent kaşarını anlatırken baktım kendisi de götürüyor aradan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/k3UZS1ZOkapGDSV70Yw27w?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S1X3YRDIQpI/AAAAAAAAHGE/lls03dReUWE/s400/IMG_0672.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Girişteki derin dondurucuda kar ayazında kurutulmuş kazlar vardı. Tanesi 80 TL imiş. Birazdan tadacağız bakalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/y78cafehVn1s97vNEUiU-Q?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S1X3buuB1bI/AAAAAAAAHGM/VY_087SWmnM/s400/IMG_1450.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben her zamanki gibi biraz taze biraz da eski kaşar aldım. Ceri organik petek ballarından almak isteyince, kutular kalktı altlardan bir yerlerden ambalajı ve etiketi olmayan petekler çıktı. Bu sırada Levent anlatıyor:”Geçenlerde Çorum’dan arkadaşlarınız aradı yine. Adınızı verip bu baldan istediler”. Benim tanıdığım yok Çorum’da deyince işin rengi çıktı ortaya. Meğer Türkiye’nin birçok şehrinden Levent’i arayan kişiler aslında benim arkadaşlarım değilmiş. Bu blogta iki sene önce yazdıklarımı okuyup Levent’e sipariş verenlermiş. Göğsüm kabardı vallahi. Demek hakikaten okuyanlar var burayı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/RbHSQai9A0YCWyYTnr9k7w?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S1X3exwJmPI/AAAAAAAAHGQ/fvjMoax3wvk/s400/IMG_1454.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Madem öyle o zaman güncellenmiş fiyat listesini de yazayım. Kilo bazında taze kaşar 8 tl, eski kaşar 10 TL, organik balın peteği 30 TL, diğer balın kilosu (o da fena değil) 10 TL, tereyağı 7 TL. Türkiye’nin her yerine gönderiyor. İstanbul ve İzmir’e kargo ile iki gün sürüyor. Kargo ücreti de fazla bir şey değil. Kişisel siparişlerimde 10 TL’yi geçmedi. Geçen aylarda hataneye yüklü bir sipariş gelmişti iki kocaman koliye 25 TL ödemiştim. Geçen bizim Kars’lı bina görevlisine tattırdım denesin diye, “İşte kaşar dediğin böyle olur hoca” dedi. Levent'in telefonunu da yazayım, isteyene gönderebileceğini söyledi: 0 535 846 88 60 ve 0 474 212 48 74.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/1Ca5ZvCCFT2ANnigZpvXVw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S1X3hkIDpUI/AAAAAAAAHGU/VL08wMow2nc/s400/IMG_1458.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Telefon ettiler kazlar hazırmış. Peynirlere dadanmayı bırakıp alışverişi bitirmeye odaklandık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/1Ca5ZvCCFT2ANnigZpvXVw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S1X3hkIDpUI/AAAAAAAAHGU/VL08wMow2nc/s400/IMG_1458.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ağzımızın suyunu akıta akıta okula geri döndük. Kaz da daha yeni ocaktan inmiş. Levent’in hediyesi sağolsun. Meret ateş gibi. Elimi ağzımı yaka yaka götürdüm budunu. Yanında da hoşaf ve turşu ile aslında uzun süre oturulacak bir masaydı ama bizim uçağın kalkmasına 45 dakika kaldığını görünce ağzımızda lokmaları çiğneyerek yola koyulmak zorunda kaldık. Kaz etinden de bahsedeyim. Kanatlı olmasına rağmen eti kırmızı. Bacağından tutup koca budu dişlemek insandaki Erol Taş ruhunu gıdıklıyor. Lezzetli, ağır ve tok bir et. Gece yatmadan önce yememek lazım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/UM7Lxko2zZ1QQRM1E2GNbA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S1X3mXDXecI/AAAAAAAAHGc/wOpOXuNgXp0/s400/IMG_1469.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Havaalanına giderken gündüz gözüyle göremediğimiz mimari eserlere de göz ucu bakınıyoruz. Yangından mal kaçırıyormuş gibi onlarında fotoğrafını çekme derdindeyim. İyice Japon oldum valla!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/EMPUq1lR5nCMUapNYrK4kw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S1X3pJE5wWI/AAAAAAAAHGg/QRiCxJJKjWM/s400/IMG_1472.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrılırken kapı önünde son bir veda pozu çektirdik. Çok yoğun bir sabahtı, tripodumu aceleden otelde unutmuşum. Öyle telaş etmişiz ki ayağımda hala galoş var. O acele içeride de devam etti. Yanımda taşıdığım minik çakıyı da çıkarmayı unuttumdan havaalanı polislerine hediye etmek zorunda kaldım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/zqh_EKcFdnCpKXW9w2Yvjg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S1X3sKzW6zI/AAAAAAAAHGk/cNXLfnef-yg/s400/IMG_1475.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uçakta düşündüm de akşamdan bu yana Kars macerası çok hızlı geçti. Akşama gece kulübünü, sabaha Ani’yi ve kaz yemeğini sığdırdık, uçağa son binenler olduk. Levent ve Volkan sayesinde oldu hepsi. Böylece Anadolu insanının misafirperverliğini bir kere daha gördük. Neredeyse bütün zamanlarını doğru dürüst tanımadıkları bizlere ayırdıkları gibi bindiğimiz taksi için bile beş kuruş ödetmediler. İki yıl önce yirmi dakikalığına tanıdığım, takip eden yıllarda birkaç kez peynir siparişi verdiğim bu adam şimdi misafirperverliği ve samimiyeti ile beni mahcup ediyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ana fikir de yazalım madem: Yorulup tükendiğinizi hissettiğinizde alın bir günlük cuma izni, binin Doğu Ekspresine, otel konforunda dinlenmek garanti, gördüğün manzaralar senin olsun, Ani Harabeleri ve Kars kaşarı da hediyesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4054402931527571137-7609975552317110575?l=gokhanucar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gokhanucar.blogspot.com/feeds/7609975552317110575/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gokhanucar.blogspot.com/2010/01/dogu-ekspresi.html#comment-form' title='24 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4054402931527571137/posts/default/7609975552317110575'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4054402931527571137/posts/default/7609975552317110575'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gokhanucar.blogspot.com/2010/01/dogu-ekspresi.html' title='DOĞU EKSPRESİ'/><author><name>Gökhan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15093015642067109197</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='20' src='http://bp2.blogger.com/__6mFbGJz32E/SDnOPs5dwoI/AAAAAAAABxM/eB3kobdHNQ8/S220/IMG_0325.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/S1XxbyfRgMI/AAAAAAAAG_w/djxLYrVXH_g/s72-c/IMG_0750.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>24</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4054402931527571137.post-8934235803325693809</id><published>2009-10-20T22:43:00.002+03:00</published><updated>2009-10-20T22:57:39.079+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İĞNEADA'/><title type='text'>İĞNEADA</title><content type='html'>&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;İĞNEADA &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/OYgU-7WsJC9vs3O838HN5A?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/St3x4AxB2VI/AAAAAAAAGyo/kDG2HRJzobk/s400/IMG_9221.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul’a taşınalı üç ay olmuş. Zaman ne kadar çabuk geçiyor. Geriye baktığımda henüz mükemmeli bulamasam da kısa mesafeli kafa dinleme yerleri arayışımın hala devam ettiğini görüyorum. Her seyahatin başına heyecanla başlıyorum ama hafta sonu ile kısıtlı vakit insanın heyecanını kursağında bırakıyor. Pazar öğlen tam dinlenmeye başlarken dönüş için hazırlıklara başlama zamanı gelip çatınca insanın çocuk gibi mızmızlanası geliyor. Hele ki dönüş yolunun berbat trafiğine takılınca bazen evde pineklemek daha çekici olabiliyor.&lt;br /&gt;Bu kısa seyahatler arasından memnuniyetle döndüğüm ender gezilerden biri İğneada olunca paylaşmaya değer buldum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/JYF3jtzlH8-Ksqn6Uu_2DA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/St3xuoCLV2I/AAAAAAAAGyU/CqQyOe2FniM/s400/IMG_9186.JPG" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kamp kurmak üzere Cuma akşamı alışveriş yapıp motoru yükledim. Cumartesi sabahı erkenden yola çıktım. Neyse ki bu saatte İstanbul’dan çıkmak o kadar zor olmuyor. Otoban sürüşü motora binmeyi özlediğimden olsa gerek keyifli geçti. Otoban çıkışındaki benzinlikte durup dinlendim. Beleş limonatalardan birkaç bardak içtim. Güneydoğu’da da beleş kaçak çay içerdim. Orada yanımda insanlar olur “Nereden, nereye, ne iş yaparsın, bu yolu da yapmadılar gitti vs..”gibi muhabbetlerle benimle birlikte keyfederlerdi. Şimdi yaz sıcağında sıcak kaçak çay yerine soğuk limonatamı yalnız başıma içiyorum. Hoş geldim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/2-cvXWUqo9BkhJygr6iqtw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/St3xwVFR3AI/AAAAAAAAGyY/NIJz7GoXU6U/s400/IMG_9188.JPG" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vize ve Saray üzerinden yola devam ettim. Ayçiçeği tarlalarının arasından keyifle geçtim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/35lCUS1pfFfyk-O922-Qtg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/St3xyIzZIDI/AAAAAAAAGyc/C32b4pK10JQ/s400/SANY0081.JPG" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Istranca ormanlarının arasından kıvrılan yollarda tertemiz havada acele etmeden ilerledim. Yola çıkmamın üzerinden 3 saate yakın zaman geçmişti, nihayet kendimi iyi hissetmeye başlamıştım. Yol boyunca uzanan orman o kadar sıktı ki birkaç metre ilerisi bile görünmüyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/fxYoi_Sqvb8ukPN0jYV0Hw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/St3x0eV-11I/AAAAAAAAGyg/hwtXHwtU8Ig/s400/SANY0086.JPG" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dışarıda toprak kokusu, ağaç kokusu, rüzgar sesi ve yeşilin bin bir tonu vardı. Dayanamayıp kaskımı açtım. Birkaç dakika boyunca ormanın kokusunu taşıyan rüzgarın yüzümü yalayan serinliğine kendimi bıraktım. Tabi rüzgar zevkle birlikte börtü böceği de taşıdığından gözüme sinek kaçması gecikmedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/PuvO26wCJ7MFgRrS6e-8Tg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/St3x2wmiJCI/AAAAAAAAGyk/CmefftUrYpk/s400/SANY0101.JPG" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İğneada’ya vardığımda sorup soruşturarak kamp alanlarının yerlerini öğrendim. Merkeze yakın olanı seçtim. Alana varınca yakındaki göl nedeniyle etrafta çok sinek olduğunu ve geceleri bazen su yılanlarının çadırların altında dolandığını öğrendim. Üstelik çok “aile” bir havası vardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/Sgc2jPitlUPOAKcoxGPpcw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/St3yLG6gaSI/AAAAAAAAGzw/fDseXsBO5FM/s400/IMG_9408.JPG" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kumsalda çadır kurmak yasaktı ama şansımı denemeye karar verip merkeze yakın olan kumsala sürdüm. Kumsalın göbeğine otel kondurmuşlar. Gidip fiyat sordum geceliğine 70 istedi. Vazgeçip dışarı çıktım. Motora atlayıp ayrılmak üzereyken otelin yakınındaki bisküvi kutularına benzeyen betonarme bungalovları gördüm. Denize yaklaşık 30 metre uzaklıkta, önlerinde de manzarayı engelleyecek hiçbir şey olmayan bungalovu geceliği 20’ye kiraladım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/UHqNpRWlmhOILddJSjJCMw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/St3x5MAyUVI/AAAAAAAAGys/dgScsQvvCis/s144/IMG_9209.JPG" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçerisi de dışı gibi minyatürdü. İki göçmüş yatak bir kırık pencere bir de kumlu tozluk o kadar. İşin özü çadırdan pek farkı yok. Kokan yastıkların üzerine uyku tulumuyla yatacağım. Yeteri kadar rakıdan sonra hiçbir önemi kalmaz bu ayrıntının.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/-FVJUw4nJeRysKVtrVe-Ag?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/St3x58trUyI/AAAAAAAAGyw/pvQUzPk8ar0/s400/IMG_9279.JPG" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de pencerenin önüne kumsala nazır sandalye koymamışlar mı? Hemen seviverdim burayı. Biramı kaptığım gibi şezlonga yayıldım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/FuFMpZ6c8KKabi3CbKORvQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/St3x78RuZoI/AAAAAAAAGy4/XbjByaDR70g/s400/IMG_9226.JPG" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk izlenim olarak şunları sevdim. Birincisi İstanbul’a bu yakınlıkta bir yerin çoktan mahremiyetini yitirmiş olması gerekirdi. Çevreden mangal kokularının ve insan gürültüsünün yükselmesi lazımdı. Olmadı. Dalgaların sesinden ve bu salaş lokantadan beklenmeyecek şekilde arkadan mırıldanan Bob Marley’den başka bir şey yoktu kulaklarımda tınlayan. Gözlerimin önündeyse her birinin eşsiz olduğunu düşündükçe şaşkınlığımı alamadığım birbirinden farklı dalgalar ve iki günlüğüne de olsa doyasıya özgür olduğumu hatırlatan Karadeniz vardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/BETm4hIo-Z8bMRvnf2oYNA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/St3x9vB5h7I/AAAAAAAAGzA/VTON69Tf0lg/s400/IMG_9256.JPG" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkincisi buraya gelmeden önce kısa bir kumsalı olduğunu düşünmüştüm, oysa gördüm ki başımı her iki yana çevirdiğimde kumsalın sonunu göremiyorum. Şimdi halim yok, dinlenensim var ama bir gün uzun kumsal yürüyüşü yapmak istersem aklıma İğneada yazıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/AFD6Pw5k8NRupbwIzOA24w?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/St3x8yPDaZI/AAAAAAAAGy8/mQj1AqfwlvM/s400/SANY0136.JPG" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiçbir şey yapmadan öylesine uzandım bir süre. Getirdiğim dürbünle geçen gemileri ve martıları izledim. Dalgalarla oynayan insanları seyrettim. Bir ara sızmış olabilirim, hatırlamıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/DQunXj3zu-m9mY6p-clHuw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/St3yANFLw8I/AAAAAAAAGzI/antH_lzvHCE/s400/IMG_9274.JPG" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karnım acıkınca yanımdaki nevalelerden bir şeyler hazırlayıp bungalovun önündeki sandalyelerden denizi seyrederek karnımı doyurdum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/GT-hDuZ-7WI-XBL1lnyBXA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/St3yBC6Y_UI/AAAAAAAAGzM/DUtzsNZD35o/s400/IMG_9282.JPG" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akşamüstü yürüyüşe çıktım. Sahil kenarında denize nazır güzel balık lokantaları vardı. Ara sokaklara daldım. İlçe otogarında düğün hazırlıkları yapılıyordu. Demişlerdi ki bana Trakya’da düğünlerde her masaya rakı koyarlarmış, insanlar içip Romen havalarıyla coşarmış. Bu gece eğleneceğim ümidiyle düğünü beklemeye koyuldum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/QnqpiMd0Wy--DTI9CtBQQg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/St3yCtPnOTI/AAAAAAAAGzQ/YcUoiH_LOac/s400/IMG_9287.JPG" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kamyon kasasına konuşlanmış Romen orkestrasının ses kontrolünü seyrettim. Davulcu sanki eğlence çoktan başlamış gibi eğleniyor davuluyla dans ediyor ilginç hareketler yapıyordu. Fotoğrafını çekmeye başlayınca iyice coştu. Onca fotoğrafından hareketsiz olanı sadece üsttekiydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/lhbenhATeuWZ2fjZIAI9_w?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/St3yDicAmKI/AAAAAAAAGzU/-ABsrnlpK_s/s400/IMG_9306.JPG" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de tabi fotoğraf çektiğimi görünce “Beni çek beni çek!” diye bildikleri bütün dans figürlerini sergileyen minikleri de unutmamak lazım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/zWgRM0_0rDicfLAY-AzkkQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/St3yE5oKHEI/AAAAAAAAGzY/-zwz6Mcf7qg/s400/IMG_9313.JPG" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düğün hazırlıklarını bırakıp sahile indim. İşportadan 20 TL’ye mayo aldım. Etrafta bir sürü yabancı vardı. Satıcıya sorunca yabancıların Bulgar olduğunu, burada çoğunun yazlığı bulunduğunu söyledi. Muhabbet sıkılaşınca kendinin de aslında Bulgar olduğunu itiraf etti. Çok şaşırmadım aslında. Bulunduğum nokta Bulgaristan sınırına 12 km uzaklıkta ve Bulgar’ların vize sorunu yok, onlar Avrupa Birliği üyesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/eOmDzu0rjwtJDSv8Na-B0w?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/St3yGPpYiSI/AAAAAAAAGzc/oW2TErU4D4w/s400/IMG_9330.JPG" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Romen düğünü ve rakı muhabbeti düşüyle düğüne geri döndüm ama hayallerim suya düştü. Burası da köklü değişimden nasibini almış olsa gerek ki sadece çay ikramı vardı, gelin iyi kıvırsa da türbanlıydı. Onca güzel müzik boşa gitti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/8POThLbPjvOjj9MCKN9ouw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/St3yHZJ5tXI/AAAAAAAAGzg/V9Y3huz2stg/s400/IMG_9367.JPG" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dans pisti dolmadı bile. Davulcu da deriye öylesine vuruyordu sanki. Başlangıçtaki şevkini kaybetmişti. Eğlenemeyen, müziğe ve dansa katılmayan bir topluluğa çalmak nasıldır bilirim. Birkaç sıkıcı fotoğraf çektikten sonra ayrılmak üzere kalktım. Baktım akşamüzeri fotoğraflarını çektiğim minikler etrafımı sarmış oynuyor resimlerini çekmemi istiyorlar. Kırmadım çektim ama süt içecek havam olmadığımdan vakit kaybetmeden ayrıldım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/e9a62WwN8j8j9x8CVKUTVg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/St3yJA9jEmI/AAAAAAAAGzo/oMiKQaPPouo/s400/IMG_9404.JPG" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bungalovumun önündeki kumsala serilmiş şezlonglar gel seril bana birlikte yıldızları seyredelim diye çağırıyorlardı. Yeteri kadar yumuşak olmadıklarına kanaat getirip lokantaya oturdum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/Ln9Eizl52Fsey6SAiWkJuA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/St3yJwBa5EI/AAAAAAAAGzs/dqJIx1jBW_U/s400/IMG_9405.JPG" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akşam serinliğinde içimi rakıyla ısıtıp kavun karpuzla tatlandırdım. Uykuya dalana kadar Karadeniz’i dinledim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/JTNTVE6EAaEyRVct1BdhpA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/St3yMZPU3TI/AAAAAAAAGz0/TB_PongQMr4/s400/IMG_9414.JPG" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ertesi sabah Bulgaristan sınırına gittim. Aslında burası geçiş olan bir sınır değil. Yolun sonunda Anadolu’nun kim bilir neresinden gelmiş mazlum askerin “Buradan ileriye geçiş yok ağabey” dediği yerde yol bitiyor. Tarlaların arasındaki toprak yoldan ilerleyince karşıda Bulgar Köyü görülüyor. Yarım saatlik kulaç mesafesinde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/dYpgsdii2m8GqL6Fx9L-rA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/St3yNlXqeuI/AAAAAAAAGz4/1vIOv2DKIoY/s400/IMG_9416.JPG" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha ileride ise yalnız kalmak, kafa dinlemek ve romantik anlar yaşamak için biçilmiş kaftan sakin bir kumsal var. Ayastafanoz Kampink!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/XH1CUJa97ykYkMJxobEqMA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/St3yO2690wI/AAAAAAAAGz8/kgSAPUNN7Ss/s400/IMG_9417.JPG" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ara yollarda biraz vakit geçirdikten sonra dönüş için hazırlanmaya geri döndüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/GXQ5jj7yd0X0h5BSWNaUZw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/St3yP83q9JI/AAAAAAAAG0A/tdON_VIHlHM/s400/IMG_9425.JPG" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düz ve boş yolda göğsüme işlesin diye buranın kokusu hız yapıp rüzgarın cildimi gerdirmesine izin verdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/bdXysf_uhzE8piZJwk6dkQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/St3yQiEp_UI/AAAAAAAAG0E/f9_0dqM1WNA/s400/IMG_9429.JPG" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dönüş yolu yine keyifliydi ama keşmekeşe geri dönüşün hüznünün gölgesindeydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/XVcNJwJUuDdXp2NJ56V8BA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/St3yRcQDiyI/AAAAAAAAG0I/hytZ4KALV64/s400/IMG_9436.JPG" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üzerine sert rüzgar ve mıcır dökülmüş yollar eklenince dönüş yolunun yarısı motosiklet becerisi testine dönüştü.&lt;br /&gt;Eve vardığımda ne zaman gittim de geri geldim diye düşünüyordum. Bir ay beni idare edecek donanımla yola çıkıp ertesi gün geri dönmek yakışmamıştı. Ne çabuk bitti yahu, daha yeni başlamıştık!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4054402931527571137-8934235803325693809?l=gokhanucar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gokhanucar.blogspot.com/feeds/8934235803325693809/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gokhanucar.blogspot.com/2009/10/igneada.html#comment-form' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4054402931527571137/posts/default/8934235803325693809'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4054402931527571137/posts/default/8934235803325693809'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gokhanucar.blogspot.com/2009/10/igneada.html' title='İĞNEADA'/><author><name>Gökhan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15093015642067109197</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='20' src='http://bp2.blogger.com/__6mFbGJz32E/SDnOPs5dwoI/AAAAAAAABxM/eB3kobdHNQ8/S220/IMG_0325.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/St3x4AxB2VI/AAAAAAAAGyo/kDG2HRJzobk/s72-c/IMG_9221.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4054402931527571137.post-5617319421227385060</id><published>2009-08-01T01:41:00.006+03:00</published><updated>2009-08-01T02:24:19.764+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='saroz kömür limanı'/><title type='text'>SAROZ KÖMÜR LİMANI</title><content type='html'>&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/cmYNFdkyke3doxFP7PaYeg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/SnNyxt0M2II/AAAAAAAAGjM/oCO0iy51yRY/s400/SANY0010.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cumartesi sabahı Zekeriyaköy'de iki hasta baktıktan sonra saat 11:30'da yola koyuldum. Her uzun yol öncesinde olduğu gibi önceki gece uyuyamamıştım ve yorgundum. Yola çıkınca ayıldım ama ilk dik virajda motoru yatırdım. Moralim bozulsa da kısa zamanda toparlandım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/eF5DdxZNm4jCv8v_jXUBtg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/SnNyy9hYhVI/AAAAAAAAGjQ/MRVjXkKe_Xs/s400/SANY0011.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tekirdağ'da heryerde meşhuuuur olduğu yazan köfteden yedim. Masada görülen herşeye 15 TL ödedim. İnegöl köfteden farkı nedir anlamadım. Bence pahalıydı. "Burası İstanbul olm!" diyerek kendimi avuttum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/iiOcHf_jhWiR06Tk-L5pMw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/SnNy0KE-CPI/AAAAAAAAGjU/wtujedudRpE/s400/SANY0014.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelibolu'ya yaklaşırken denizi ilk gördüğüm anda keyfim yerine geldi. Neden Ankara'da yaşamadığımı hatırladım (deniz yoktu).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/PPq0F_8phigNQ8yv688TXw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/SnNy1yzvGjI/AAAAAAAAGjc/huKsKSBWRaw/s400/SANY0016.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelibolu'ya girmeden GPS'in gösterdiği üzere köy yollarına girdim. Ayçiçek tarlalarının arasından ilerlediğim toprak yol olabildiğince ıssız ve keyifliydi. Havayı öyle soludum ki sanki İstanbul şehrine döndüğümde işime yarayacaktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/Q2ifffM2Js_IfWOpmLV1iw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/SnNy3As7k3I/AAAAAAAAGjg/YaJ87CnUf6k/s400/SANY0021.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kömür limanına yaklaştıkça denizin manzarası daha da güzelleşti. Ege'nin mavi-laciverti selamladı yeni yolcuyu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/oqHwnZYWLninS6TTX5fnug?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/SnNy47zw7_I/AAAAAAAAGjk/NpWaHfJfgmU/s400/SANY0025.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ön sırada denizin kenarında yer kalmadığından arkada bir yerde çadırımı kurdum. Manzaramda hala denizin olmasıyla avuttum kendimi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/OBLBkqgpweeecfBJlo5srQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/SnNy61rZkGI/AAAAAAAAGjo/Q7aOlgVp9QQ/s400/SANY0026.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önceki gece aldığım indirimdeki Jameson viskimden koyup sahile indim. Denize bir metre uzaklıkta yere serilip içkimden bir yudum aldığımda içim güldü. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/ZUrKy5dR-4ZTJ0_f4ruV-A?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/SnNy8UtPLJI/AAAAAAAAGjs/W9Qok0ukncY/s400/SANY0032.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Etrafı seyretmekten canım sıkılınca gidip ders kitabımı getirdim. Kitap bir süre okunsa da ardından viski galibiyetini alıp üste geçti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/OPKwxBQ-jQBEipep5HwslQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/SnNy95Sff4I/AAAAAAAAGjw/HnP9mbTI_fQ/s400/SANY0033.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnat edip tabureye kitap koyup okudum ama okuduklarımı kısa sürede unuttuğumu fark edince inadımdan vazgeçtim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/LvBQmbvtC8wsabWnT96a_g?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/SnNy-nvCDlI/AAAAAAAAGj0/PmlFWyQr0wo/s400/SANY0035.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaten güneş de batıyordu. Deniz ne kadar soğuk olsa da zaten üç kadeh devirmiş bünyem için fark etmeyeceğini düşünerek suya atladım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/Vj4Rx89OiMUCfbB2oRNwVg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/SnNy_bztJAI/AAAAAAAAGj4/y1YY7b9VrXA/s400/SANY0040.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atladım ve bunu kaydettim. Sürç-ü lisan ettiysem affola...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;embed src="http://www.metacafe.com/fplayer/3118603/saroz_k_m_r_liman.swf" width="400" height="345" wmode="transparent" pluginspage="http://www.macromedia.com/go/getflashplayer" type="application/x-shockwave-flash"&gt; &lt;/embed&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4054402931527571137-5617319421227385060?l=gokhanucar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gokhanucar.blogspot.com/feeds/5617319421227385060/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gokhanucar.blogspot.com/2009/08/saroz-komur-limani.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4054402931527571137/posts/default/5617319421227385060'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4054402931527571137/posts/default/5617319421227385060'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gokhanucar.blogspot.com/2009/08/saroz-komur-limani.html' title='SAROZ KÖMÜR LİMANI'/><author><name>Gökhan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15093015642067109197</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='20' src='http://bp2.blogger.com/__6mFbGJz32E/SDnOPs5dwoI/AAAAAAAABxM/eB3kobdHNQ8/S220/IMG_0325.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/SnNyxt0M2II/AAAAAAAAGjM/oCO0iy51yRY/s72-c/SANY0010.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4054402931527571137.post-6588502888503668763</id><published>2009-05-14T20:47:00.018+03:00</published><updated>2009-08-09T14:35:22.942+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='MOTORLA SURİYE - ÜRDÜN'/><title type='text'>MOTORLA SURİYE - ÜRDÜN</title><content type='html'>&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/RumI3bjAPYBUxsrJ70Nc-A?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/SgmPDzpsQ5I/AAAAAAAAFJc/Ded1LyEvzSw/s400/DSCN9804.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son bir buçuk yıldır Suriye sınırına 12 km mesafede yaşıyorum. Yaz başında buralardan ayrılacağım. Muhtemelen uzun yıllar buraya bir daha yolum düşmeyecek. Hal böyle olunca aylar önce bu kadar yakın olup da komşuyu ziyarete gitmeden olmaz diye bir kurt düştü içime. O kurt büyüdü gelişti, gezi böceği oldu beni ısırdı. Artık zehirlenmiştim, geri dönüşü yoktu. Zaman ilerledikçe planlar keskinleşti zaman belirlendi ve yola çıkıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/aZ_XNbac5Jx2BA-ytWaf1g?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/SglqwFZcWDI/AAAAAAAAFGk/ozLG9z9Op24/s400/SANY0003.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her uzun yolculuk öncesinde olduğu gibi yine bendeniz haftalar öncesinden başlayan heyecanım ve tez canlılığım neticesinde bir hafta önceden motosikletin bakımlarını ve çantaları hazırlamış yola çıkmayı bekliyordum. Nihayetinde 30 Nisan öğlen iki buçukta işten çıkıp otoparka gittim. Arabada hazır beklemekte olan kıyafetlerimi giydim, çantaları motora yerleştirdim ve yola çıktım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/nDgTp_dkltEkjBAJDPfVvA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/SglqsjMbpZI/AAAAAAAAFGg/_3Ahmukh5Y4/s400/SANY0004.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha önce muhtelif defalar girmemeye yeminli olduğum Kızıltepe-Urfa yolunu (yol denebilirse eğer) pas geçip Ceylanpınar üzerinden Urfa’ya oradan da Antep’e 5 saatte ulaştım. Yıllardır bitmek bilmeyen Fırat Viyadük’ü nihayet bitmiş. Artık Urfa ve Antep otobandan çıkmadan bağlanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fazla dolanmadan Antep merkezindeki iki yıldızlı Büyük Otel’e gittim. Beni hatırladılar. Birkaç ay önce Tanya buradayken “Hadi Antep’i gezelim” diye yola çıktık. Gece on birde vardığımız şehir merkezinde sırtımızda çantalarla bir saat içinde en az on otel dolandık. Hiçbiri evli değiliz diye bizi almadı. En son canımıza tak etmişti, yatacak dört ya da beş yıldızlı otel bulup parasını verip bu eziyetten kurtulacaktık. Son olarak şunu da deneyelim deyip Büyük Otel’e girdim. İlk sözlerim “Kardeşim ne biçim şehir burası, ayıp vallahi, gecenin bir yarısı kaldık dışarıda millet evlilik cüzdanı diyor. Ayrı yatalım diyoruz ona da izin yok. Ben doktorum, kaçakçı değilim, pezevenk değilim nedir bu muamele. Sen de yer yok diyorsan bana en yakın dört yıldız otelin adresini ver bari” deyince respsiyondaki arkadaş “Sakin ol abi yer var kalırsınız” demişti. Çok rahatlamıştım, bize de iki gün çok iyi davranmışlardı. Sonradan adamlara sorunca aslında otellerin müşteriyi geri çevirme yetkileri olmadığını söylemişlerdi. Ne kadar doğru bilmiyorum. Sonuç itibariyle aramızdaki gönül hesabına 35 TL oda ve kahvaltıya anlaşıp motoru da otelin önüne park edip odaya yerleştim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/LkMEE2OCf4zX56pR_JzTjQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/SglqyfZP2NI/AAAAAAAAFM0/VOBgbJBF8Mw/s400/SANY0014.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akşam iki ay önce açılan Sahan’a gittim. Eski bir hanı çok şık bir restaurant’a çevirmişler. Yöresel yemekler yanında rakı da olunca hemen kendime masayı kurdum. Karışık meze tabağı, içli köfte, kuru patlıcan ve biber dolması ile 20’lik rakı içtim. Mezelerden muammara ve pazı sarma harikaydı. Hesap 50 TL ödedim. Pek ucuz sayılmaz. Gece yarısı odama çekilip yarı TV yarı kitapla uykuya daldım.&lt;br /&gt;Sabah sekiz buçukta yola çıktım. Bakırcıların arasından sabah serinliği ve sakinliğinde Arnavut kaldırımlar üzerinden acele etmeden tadını çıkara çıkara ilerledim. Kilis yoluna çıktım. Amacım Kilis’ten Suriye’ye geçiş yapmak. Karadeniz türküleri ile çoşarak sınıra ilerledim. Suriye’ye GPS alınmıyor diye bir efsane olduğundan sınıra 10 km kala GPS’i eşyaların içine sakladım.&lt;br /&gt;Dokuz buçuk’ta sınırdaydım. Araçla çıkış yapmanın bedeli 15 TL + yarım saat. Suriye’ye girmek ise o kadar kolay değil. Daha bir hafta önce Suriye Konsolosluğu’nu arayıp sorduğumda vizeye gerek olmadığını bütün kapılardan alındığını söylemişlerdi. İkinci kez teyit etmek istedim aynı cevapları aldım. Bu uygulama kurban bayramından beri devam ediyormuş. Ne var ki sınırdaki Suriyeli görevliler konudan bihaber. İlk girişte vize soran kapı görevlisi vizem olmadığını öğrenince giremezsin dedi. Ankara ile yaptığım görüşmeleri anlatınca beni görevlilerin olduğu binaya sevk etti. Burada evraklarımı alıp derdimi dinleyip yaklaşık 45 dk beklettiler. Sonunda bir adam umursamaz bir tavırla beni çağırıp şişko bir yüzbaşının yanına götürdü. Ona anlattıklarımı (Konsoloslukla görüşmelerimi, doktor olduğumu, motorla turistik geziye çıktığımı vs…) yüzbaşıya iletti. Yüzbaşı adamın sözünü bir yerde kesip elindeki pasaportumu bana doğru fırlattı. Arapça meali defolsun gitsin vize alsın olduğunu sandığım bir takım tükürük saçan cümle savurdu. En son ne zaman böyle hayvan muamelesi gördüğümü hatırlamıyorum. Sinirlerim bozuldu. Bir sürü kaydımı alıp beni geri defettiler.&lt;br /&gt;Tamer Ağabey’i aradım. Onlar da yarın bu kapıdan geçeceklerdi. Planlar alt üst oldu. Moralim çok bozulmuştu. Böyle durumlarda motor kullanmadan önce sakinleşmek gerektiğinden bir kenarda sıkkın vaziyette dinlenmeye başladım. Bu sırada Tamer Ağabey de başkonsolosa ulaşmaya çalışıyordu. Yanıma gelen Türk memurlara durumu anlatınca Antakya Reyhanlı’dan girmemi önerdiler. Başka çarem olmadığından motora atlayıp 145 km ilerideki Reyhanlı Cilvegözü sınır kapısına sürdüm. Dağların arasından bahar havasını içime çekerek geçtiğim bu dolambaçlı yollar moralimi yükseltti. Sınırda çıkış işlemleri 45 dk (+15 TL daha) kadar sürdü. Geçiş sırasında sabah yaşadıklarımı anlattığım görevliler duruma anlam veremediler. Çünkü söylediklerine göre iki ülke arasında yapılan antlaşma gereği Türk vatandaşlarına kapıdan vize vermeleri gerekiyormuş. Üzerine gördüğüm muameleyi de anlatınca sinirlenen bir memur “İşte onlar bizim vatandaşlara böyle hayvan gibi davrandıkları için biz de onlara it gibi davranıyoruz” dedi. Neyse iki saat sonra başka bir ülkeye girişim olmadan ülkemden ikinci kez çıkmış oldum.&lt;br /&gt;Suriye’nin gümrük binası sabahkinden daha büyük ama aynı virane hava hakim. Printer’lar ve bilgisayarlar 15 yıl öncesinin teknolojisi, camekanlar pis, etraf fakirlik ve vurdumduymazlık kokuyor. Binaya girmeden önce Türkçe ya da İngilizce konuşulduğunu düşünmüştüm ama nafile. İçerisi kalabalık ne yapacağımı bilmeden salak salak geziniyorum. Görevliler sorularıma manasız göz ucu bakışlarla cevap veriyor. Neden sonra yardımıma İlhan yetişti. Antakya kökenli Özhan Turizm’in otobüsünde görevliymiş. Türk tarafında yanıma gelip motorla seyahate çıkmamı takdir etmişti. Evraklarımı elimden aldı o banko benim bu banko senin birlikte dolaştık. İşin yürümesi için az da olsa rüşvet vermek gerektiğini söyleyince kabullenip oraya 100 SL(Suriye Lirası) buraya 150 SL sakal bıraktık (100 SL=3.3 TL).&lt;br /&gt;Sıra beklediğimiz bir yerde görevli seccadesini serip namaz kılmaya başladı. Bekleyenler uzun bir kuyruk oldu. Sıramız geldiğinde adam işini yapmaya ve rüşvetini almaya devam etti. İlhan namaz kılıp sonra rüşvet alan memura okkalı bir küfür savurdu.&lt;br /&gt;Vize, triptik ve sigorta işlemleri tamamen iradem dışında İlhan sayesinde bir şekilde ilerleyip bittiğinde binada bir buçuk saat geçirmiştim.&lt;br /&gt;Sınırla Halep arası 45 km. Bir saat sonra Halep trafiğindeydim. Hiç de öyle anlatıldığı gibi insanın üzerine süren, motoru sıkıştıran araçlar yoktu. Aksine motoru ilginç bulup daha fazla bakmak isteyen sürücüler yol veriyorlardı. Bu tutum tüm Suriye turu boyunca devam etti. Bizim büyük şehirlerde motor sürmeye alışkın sürücüler için sorun olmayacak bir deneyim.&lt;br /&gt;Lonely Planet’in internet sayfasından indirdiğim ucuz oteller listesinden Turist Otel’i aramaya başladım. İlk sorduklarım motorlu polis memurları oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/37VBhURR4qmvhJGdGLRsDg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/SglrfdrFNjI/AAAAAAAAFHw/mBRP-MlZ7NY/s400/IMG_7272.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yedi yüz elli cc’lik Honda kullanıyorlar, komik kaskları var, çok yardım severler ama İngilizce bilmiyorlar. Birkaç tanesi oteli bilemeyince yoluma içgüdülerime güvenerek devam edip kendimi merkezden uzak mahallelere dışgütmüş oldum. Aynı polisin önünden ikinci kez geçince bezip kenara çektim. Bezginlikle motordan indiğimi gören esnaf çevremi sarıp motorla ilgilenmeye başladı. Aralarından birinin İngilizce bilmesi sayesinde en azından Baron Otel’in nerede olduğunu öğrendim. Olmadı orada kalacağım. Baron Otel Halep’in en eski otellerinden biri, zamanında Atatürk dâhil pek çok ünlüyü ağırlamış. Esnaf tarifle yetinmeyip arkama çıraklarını oturttu. Çırağın yönlendirmesiyle Baron Otel’i elimle koymuş gibi buldum. Teşekkür edip geri dönmesi için taksi parası vermeye çalıştım ama almadı. Baron’un otoparkına park edip oda bakmaya gittim. Oda varmış ama single olmama rağmen 64 dolar istediler. İndirim de yapmadılar. Başka bir yer bulana kadar motorun parkta kalmasına da izin vermediler. Nahoş hislerle oradan ayrıldım. Motoru kaldırıma park edip karşı köşedeki otele Turist Otel’in yerini sordum. Meğer Baron’un bulunduğu köşeye açılan sokak içindeymiş. Sadece o değil bu sokakta birçok ucuz otel varmış.&lt;br /&gt;Saat akşam beş olmuş, karnım aç ve yorgunum. Turist otelde çift yataklı odayı (başka boş odaları yokmuş) 1000 SL’den (33 TL) tuttum. Biraz pahalı geldi ama daha fazla dolanacak sabrım kalmamıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/OjhnF55Be1WLaQbH-I6rmg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/Sglq0fgLTdI/AAAAAAAAFGw/CxGO0DO0F7M/s400/IMG_7206.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Motoru park etmem için yakındaki bir garajı önerdiler. Garajda bir aydır yolda olan üç İtalyan motorcuyla tanıştım. Bir Transalp ve iki Africa Twin ile seyahat ediyorlardı. İtalya’dan yola çıkmışlar, kuzey Afrika’yı geçmişler Türkiye üzerinden eve döneceklermiş. Aceleleri yok gibiydi. Sormadım ama bu genç adamların ne iş yaptıklarını şimdi merak ediyorum. Bu kadar boş vakit nereden?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/Oo5IidVM7TQ2WR-62YO36w?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/Sglq2mTBgSI/AAAAAAAAFG0/DvY5wo6HxE4/s400/IMG_7213.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Otele dönüp duş alıp kendime geldim. Otel insanda sanki 1970’lere zaman yolculuğuna çıkmış hissi uyandırıyor. Her şey eski ama bakımlı. Koridorlar tertemiz, sakin ve sessiz. Biraz oturup kafamı dinlemek istedim ama açlıktan midem yapışmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/gdOlbA-vURnN9iKpBH1gpA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/Sglq5IinzRI/AAAAAAAAFG4/rlvUHk9ht_4/s400/IMG_7216.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dışarı çıkıp gördüğüm ilk fırına gözüm takıldı. İnsanlar ayaküstü bir şeyler atıştırıyorlardı. İçeri girdim rast gele bir şeyleri işaret ettim. Bol baharatlı iki fındık lahmacunu dürüme sarıp verdiler, yanında da ayran. İlaç gibi geldi. Ayrana bayıldım, alıştığımdan daha yoğun, keskin ve hayvansal tadı bakiydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/Hx9nQu6xZGTnXNp1wN5N4g?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/Sglq7uQY4XI/AAAAAAAAFG8/b7fU-SmNvdA/s400/IMG_7224.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaleye doğru ilerlerken yolda bir yandan elindeki rehber kitabı okuyan diğer yandan kaybolmuş gibi etrafa bakınan 30’lu yaşlardaki Japon’la tanıştım. Yolda lak lak edip birlikte yakınlardaki camiyi gezdik. Avluya girerken ayakkabıları çıkarmak gerekiyordu. Giriş pabuçlarını giyen çıkaran insan kalabalığı ile doluydu, ekşi ayak kokuyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/chWLuXbMX3JQx9yFp_XH3g?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/Sglq-fNKzcI/AAAAAAAAFHA/fuAVmBYyw9k/s400/IMG_7227.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açık kadınlara giymeleri için örtüler veriyorlardı. Yabancı yaşlı kadınlar bu durumdan kendilerine eğlence çıkarmışlardı. Siyah ve gri renkli pardösüleri içinde neşeliydiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/NYKHGI0-zewJgpId2HVQCQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/SglrA5UX3kI/AAAAAAAAFHE/8LEGqvY7HdY/s400/IMG_7239.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Caponla sohbete devam ederek kaleye çıktık. Kalenin önündeki meydan ana baba günüydü, sanki Halep burada toplanmış. Elimizde fotoğraf makinesini gören çocuklar toplanıp fotoğraflarını çekmemizi istiyorlardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/GxzemOefJx3mtqbMJ-8M0A?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/SglrDWIDjOI/AAAAAAAAFHI/z4X3-YPbuog/s400/IMG_7240.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaleye çıkış kapalı olduğundan çevresini gezinmekle yetindim. Meşhur kapalı çarşı da günlerden Cuma olması nedeniyle kapalıydı. Kalenin karşısındaki kafelerin altındaki küçük çarşı açıktı sadece.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/o2oq2ahvWx9c4-Ec5e2TLQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/SglrGUwVpTI/AAAAAAAAFHM/a4uC6i-7QFY/s400/IMG_7252.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adam boyunu aşan bakır ibrikler ve mırra cezveleri güzeldi, Türkiye’de bu kadar büyüğünü görmemiştim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/2Nzk1ZJ4bq8KT7cHWEXxJg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/SglrI0BUy3I/AAAAAAAAFHQ/A_6zk3-ese8/s400/IMG_7253.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açık Exchange ofisinden 100 dolar bozdum (=4700 SL). Sınırdaki rüşvetçi memur 4500 veriyordu, iyi ki fazla bozdurmamışım.&lt;br /&gt;Meydanda değişik yiyecekler yapan seyyar satıcılar vardı. Binaların çevresindeki çimlere yayılıp piknik yapan insanlar ve çevrelerindeki çöp yoğunluğu ise Türkiye’yi aratmıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/66GbX7pPoWflO497unEDFw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/SglrMY9XHZI/AAAAAAAAFHU/mq65O2y_01I/s400/IMG_7254.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadınların büyük kısmı kara çarşaflıydı. Kiminin gözünü bile görmek mümkün değildi. Bu kadarını beklememiştim doğrusu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/yALfb7UDFuaxv4TnSRTEvg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/SglrO_iqC2I/AAAAAAAAFHY/xQMrFO2fIlI/s400/IMG_7258.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çevrede gezindikten sonra caponla yollarımızı ayırdık. Hava kararırken otele döndüm. Oteldekilere arak (rakı) içip meze yiyebileceğim meyhane sordum. Beni zengin mi gördüler bilmem Hıristiyan mahallesini işaret ettiler. Gelmeden önce buraların pahalı ve lüks yerler olduğunu okumuştum. Yürüyerek gitmeye karar verdim. Yol üzerinde halkın takıldığı salaş meyhanelerin nerede olduğunu sorsam da herkes aynı yönü gösterdi. İçki olmayan bilumum lokantayı teftiş ettikten sonra sonunda Hıristiyan mahallesinde gayet lüks, garsonları papyonlu ve güzel İngilizce bilen bir lokantaya oturdum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/1L89r22VApwGpd7o3C9gFw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/SglrQ0g0qcI/AAAAAAAAFHc/_lYpvMFMqbA/s400/IMG_7265.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küçük şişe arak, meze tabağı ve salata yedim. Muammarayı çok beğenip ekstradan bir tabak daha söyledim. Benimle ilgilenen garson çok sevecen bir amcaydı. Ona da aslında uygun bir soru olmamakla beraber bana halkın gittiği meyhanelerin yerini söylemesini istedim. Bana yine Hıristiyan mahallesindeki lüks yerleri önerdi. Bir ara benim garsonun yanlarında durduğu karşı masadan bana el sallayan iki kişi gördüm. Antep’ten ziyarete gelmişler. Viski içiyorlardı, birazdan kızların olduğu mekanlara “akacaklarmış”. Tipim olmadıklarına kanaat getirip kendilerine iyi eğlenceler diledim. Kitabımı okuyup keyfime baktım. Arak şişesi altı üstü 25 cc ama şişenin sonuna öyle şaş oldum ki sormayın. Beni çarpmaz böyle iki kadeh diyorum, yoruldum bugün herhalde ondan çarptı diyorum, yok, çakır keyfi aşmışım çoktan. Meğer arak denen nanenin alkol derecesi %52 imiş. Hiç belli etmiyor meret, lıkır lıkır da akıyor. Yanında leziz humus ve muammara da olunca içimine doyum olmuyor. Bizim rakılardan daha aromalı ve içimi hafif. Ssbb’nin işini bildiği ortada.&lt;br /&gt;Hesaba 500 SL (=18 TL) ödedim. Dün gece Antep’te benzerine 50 TL vermiştim. Dışarı çıkıp taksi tuttum. Taksiciler Baron Oteli bildiğinden oranın adını verdim. Taksi şoförü Kürtmüş, Kızıltepe’den öğrendiğim kadarıyla çat pat iletişim kurmaya çalıştım. Birkaç km’lik yolculuk 25 SL ( 80 Kuruş) tuttu. Kafam güzeldi 50 verdim. Suriye’de taksiye binmekten korkmak gereksiz çünkü çok ucuz ve konforlu. Yollardaki arabaların neredeyse yarısı da zaten taksiler.&lt;br /&gt;Baron Otelin yanındaki sanayi sitesine benzeyen sokaktan otelime gittim. Sızdım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/OwISLcUSSPXKt4Ex864uow?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/SglrXusvxsI/AAAAAAAAFHk/uzMDk7rebe8/s400/IMG_7268.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabah erken uyanıp kahvaltı yapmaya çıktım. Yukarıdaki resimde görülen Baron Otelin önünden cadde boyunca ilerledim. Dükkanlar daha kapalıydı ama sinemalar açıktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/9BCGqHJLFQzFmkkI8_guMg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/SglrUhar8lI/AAAAAAAAFHg/4gxwH7ZAuow/s400/IMG_7266.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizde de çok eskiden olurdu ya hani, film afişleri hazır fotoğraf baskılardan değil de bizzat suluboyayla resmedilirdi. Sinemaların afişleri de böyleydi, ressamın elinden çıkmış kim olduğunu anlamadığım aktör sanırım Sılvistır Sıtalonne’nin resmiydi. Yanında bilumum sert ağabeyler ve silahların bulunduğu başka resimler de olduğundan ne filmi gösterdikleri belli olmuyordu. Kafayı içeri uzatınca erotik resimler de vardı. Belki de 3 devamlı olanlardandır.&lt;br /&gt;Sinemanın karşısındaki sokakta felafelcinin tabelasını gördüm. Ssbb’den bol bol duyduğum bu nane molla nedir acaba diyerek daldım içeri. Dürümün içine nohut köftesini parçalıyorlar, üzerine sos ve salata koyup dürüyorlar. Suriye’nin fast food’u. Felafel+ayran 75 SL ödedim. Bizde de olsa ne iyi olur. Gariban aç kalmaz vesselam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/Xo6hwZjIPjHb-a-bhE2dwA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/SglraHG_XwI/AAAAAAAAFHo/LNCM7SmmyE4/s400/IMG_7269.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karnımı doyurup yönümü kapalı çarşıya çevirdim. Hazır boş vaktim var hediye işini bitireyim istiyorum.&lt;br /&gt;Yol boyunca herhalde pazara mal taşıyan teyzeler vardı, çuvalları kafalarının üzerinde ustalıkla taşıyorlar, bir yandan trafiğin içinden kıvrılarak geçiyor, bir yandan da esnaftan alışveriş yapıyorlardı, çuval kafada sabit... Aklıma eski filmlerde dans derslerinde kafada kitap taşımaya çalışan batılı kadınlar geldi. Kendimi çarşaflı dans eden kadın fantezisine kaptırdım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/D3ufDaNndDE2qYc6CTrhVw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/Sglrc3Ue59I/AAAAAAAAFHs/tAd15s_0qR8/s400/IMG_7271.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her ne kadar Suriye’nin Türkiye’den onlarca yıl geriden geldiği söylense de yolların binalara değil, binaların yollara göre yapıldığı göze çarpıyor. Hem çok şık duruyor hem de aşağı gördükleri bu mahalleler ufak da olsa şehir planlaması dersi veriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/IRnmqGl3w_Xq36klHpACqg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/Sglrid1NNOI/AAAAAAAAFH0/0WkMHzlvu5Y/s400/IMG_7274.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalenin karşısındaki kapıdan kapalı çarşıya girdim. Derler ki kapalı çarşının sokaklarının uzunluğu 10 km’yi bulur. Benim gezim 3 saat sürdü ama eminim alışverişe meraklı bir hanım burada bütün gününü geçirebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/bfEZw45RsoXa1Cy1FYfG0Q?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/SglrkmPEUoI/AAAAAAAAFH4/LAWxobp2MKc/s400/IMG_7279.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baharatçılar, hediyelik eşya dükkânları, kasaplar, kuyumcular, konfeksiyoncular, halıcılar, ayakkabıcılar ve aklıma gelmeyen pek çok dükkan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/C2yZmWzgBKMK-JqxqX2vHg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/Sglrzk2O7eI/AAAAAAAAFIQ/hpU2fWLcy5o/s400/IMG_7300.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/LtkN4pV-tCIKMMqPLK5tKw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/SglrncC85DI/AAAAAAAAFH8/OmomkgPYwh8/s400/IMG_7280.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben de yakınlarıma hediyelikleri aldıktan dışarı çıktım. Ha bu arada gideceklerin kulaklarına küpe olsun diye söyleyeyim. Söyledikleri fiyatın yarısına alırsanız kazıklandınız demektir. Dörtte biri ya da duruma göre üçte biri normal fiyattır. Hoş söyledikleri baz fiyat bile çoğu zaman Türkiye’den ucuz oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/CfJTfw2xI9nOVg7A9mRY4A?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/SglrqumBY6I/AAAAAAAAFIA/TKMJfD6_6yo/s400/IMG_7290.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ara sokaklardan birinde eski bir okulun avlusuna girdim. İçerideki konferans salonunda Alman aksanlı İngilizce konuşan yaşlı bir adam Halep’in Old City denen eski mahallelerinin orijinal haliyle korunması gerektiğini, göç eden insanların nasıl geri getirilebileceğini ve buranın doğal dokusunun turizmin yozlaştırmasından korunması gerektiğini anlatıyordu. Dinleyiciler arasında değişik milletlerden insanlar vardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/g5n0hugL3GAV8NNWY1RZoQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/Sglrs1tE34I/AAAAAAAAFIE/w7e9jY7YcZ8/s400/IMG_7292.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dışarı çıkıp Mardin’inkilere benzeyen dar sokaklarda dolaştım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/drgokhanucar/SURIYEURDUN?feat=embedwebsite#5334913709412951106"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/SglrwMzrpEI/AAAAAAAAFQ8/qB20E7X7dGA/s400/IMG_7294.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karnım acıkınca otelin çevresindeki kebapçılardan birine oturdum. Burada kebapçıların camekânları kasabı andırıyor. Camın önünde etler asılı ama içeride masalar var. Karnımı kebapla doyurup su almak için taze meyve suyu satan yan yana dizili büfelere gittim. Sabah odayı boşaltıp eşyaları depoya bırakmıştım. Bugün otelde yer yokmuş. Yeni bir otel bulmam lazım. Büfede İtalyan motorcularla karşılaşınca bana kendi kaldıkları oteli önerdiler. Eşyalarımı alıp aynı sokaktaki Somar Hotel’e yerleştim. Günlük 800 SL.&lt;br /&gt;Bu arada sabahtan beri Tamer’leri arıyorum ama ulaşamıyorum. Turkcell hiç çekmiyor. Avea ile de sadece anneme ulaşabiliyorum. Dolayısıyla komuta merkezi Annem. Annem de Tamer’i arıyor ama ulaşamıyor. Dün gece iletişim sorunumuz olursa Sheraton’da buluşuruz, olmadı resepsiyonuna not bırakırız diye konuşmuştuk. Öğlen 3’te Sheraton’a gittim, 4’kadar bekledim ama gelen olmadı. Tamer Ağabey’e not yazıp resepsiyona teslim ettim. Nota göre saat 19’da, 21’de ve 23’te uğrayacağım eğer yoklarsa ertesi gün Şam’a yalnız gideceğim yazıyordu. Bulunduğum yeri Şam’da internetten yazacaktım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/j20cQhZQgZ80TSHDxQy3wQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/Sglr3rhFaCI/AAAAAAAAFIY/C7wStECnMLI/s400/IMG_7307.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kebabın ve sabahtan beri sokaklarda sürtmenin verdiği yorgunlukla yeni otel odama gidip yattım. 18:30’da annem aradı, Tamer Ağabey’e ulaşmış, Sheraton’un önünde beni bekliyorlarmış. Beş dakikada yanlarına ulaşıp resepsiyona gittim.Resepsiyondaki gerzek kız bizimkilere mesaj yok demiş. Oysa yazdığım mektup zarfı bir metre arkasındaki mesajlar bölümünde duruyordu. Neyse, buluştuk ya olsun.Yorulmuşlardı, birlikte otele döndük. Onlara da yer ayırtmıştım. Burak sabah 5’ten beri yoldaydı. İstanbul’dan motoru trene atmış, Malatya’da indirip Antep’e gelmiş. Burada eşi Seçil ve Tamer ile buluşup Reyhanlı’ya sınıra, oradan da Halep’e gelmiş. Yani 12 saattir yolda zavallı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/ymK9rxxMv3rTcfY9PyJUCw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/Sglr-SIKyAI/AAAAAAAAFIg/01Q91v12mYg/s400/DSCN9787%20%282%29.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soyunup dökündükten sonra yemek için dün akşamki lokantaya götürdüm onları. İlk günden yerel yemeklerle mideyi bozmak istemediler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/YINDJk2RkskZqC79XzizUQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/SglsBvBPwUI/AAAAAAAAFIk/49PjvT-abBo/s400/IMG_1094.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burak’la Seçil ana yemekle karnını doyurdu. Ben ve Tamer Ağabey de arak ve mezeyle karnımızı bayram ettik. Hıristiyan mahallesinde ufak bir yürüyüşten sonra Burak’la Seçil odalarına çekildi. Biz de meyve suyu büfelerinden nihayet meyhanelerin nerede olduğunu öğrendik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/A-0VojD-nKvcpMXS42wDqA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/SglsEcljeVI/AAAAAAAAFIo/Z3S9v3HexhY/s400/SANY0020.JPG" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meğer kaldığımız otele 100 metreden daha yakın mesafede bir tane varmış. Oturup geç vakte kadar humus, cacık, salata yedik, arak içtik, sohbet ettik. Üzerine de birer bira içtik. Hesap 500 SL geldi (16.5 TL). Burası cennet mi acaba? Türkiye’de kazanıp burada yemek mümkün mü ki?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/b0SKpWJzfXWc3BCu4_RoZg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/Sgq2L4k8QEI/AAAAAAAAFMw/Ep7OXJ8AkME/s400/IMG_1116.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arak öyle güzel ve temiz bir içki ki ertesi günün sabahına yorgunluğu sarkmıyor. Yataktan uykumu almış ve dinç uyandım. Eşyaları toplayıp motoru almak üzere garaja gittim. Bizim İtalyan üçlü de bugün Türkiye’ye doğru yola çıkmaya hazırlanıyordu. Benzin fiyatları ve radarları fark etmek üzerine kısa bir sohbet ettik.&lt;br /&gt;Nedense yola hazırlanan motorcu tayfasında ben de dahil olmak üzere tuhaf bir heyecan oluyor. Yola çıkmaya hazırlanan; çantaları takan, zinciri yağlayan, GPS’i yerleştiren vb. aktiviteler içindeki motorcuların kafası yarı dünya işleri yarı trans halinde oluyor. İstediğin kadar akşamdan kalma ol, sabaha karşı yatmış ol, o oteli terk edip uzaklaşma anında beyin motorun başına gelince toparlanmaya, sivrileşmeye başlıyor. İlginçtir sersemce hazırlandığın ve geri dönmeyeceğini bildiğin bu anlarda hiçbir eşyanı unutmuyorsun. Sanırım keyfimi kaçırmayan tek disiplinli aktivite budur.&lt;br /&gt;İtalyanlar bize Şam’da kaldıkları uygun otelin adını ve adresini verdiler. Seyahat öncesi internet çalışmalarımın arasına not ettim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/5qrivDIEQFYF7mIQiI438w?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/Sglr7Xcv6xI/AAAAAAAAFIc/MoLtBi6LEo4/s400/DSCN9786%20%282%29.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Taze sıkılmış meyve suyu ve peynirli tost ile kahvaltımızı yapıp yola koyulduk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/DqX4thmkX3-fc-lKau-dAg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/SgrDVYzjcfI/AAAAAAAAFNU/WkhAmULOCNk/s400/DSCN9792%20%282%29.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halep’ten çıkmak bir saati aldı. Sürenin uzun olmasına trafiğin yanında yolu bilmemenin de katkısı oluyor. Sıkça durup yoldakilere sormamıza rağmen birkaç km’de olsa yanlış yola girdiğimiz oldu. İşin en can sıkıcı tarafı da yanlış gittiğin yolu hayda bir daha geri dönmek. Hele bir de uzun yol ve esen rüzgar için sıkı giyinmiş olduğundan daimi olarak terlemek de işin cabası.&lt;br /&gt;Çıkıştaki ilk benzincide durup demir atları yemledik. Burada 95 oktan benzin süper olarak anılıyor. Pompaların üzerinde 95 yazıyor. Litresi 40 SL, yani yaklaşık 1,5 TL, bizimkinin yarısı.&lt;br /&gt;Otoban’a çıkıp Hama’ya kadar ara vermeden sürdük. Otoban dediysem bizimkiler gibi değil. Şerit sayısı aynı ama yolun kenarından otobana fırlayan motorlar, insanlar ve traktörler bizim otoban adına alışık olmadığımız manzaralardı. Çevrede de görecek fazla bir şey olmadığından yol sıkıcıydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/L4M0YEFI25ayvIcbXbU4RA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/SgrDk7qqVSI/AAAAAAAAFNk/Tmu5DD1GdhA/s400/DSCN9841%20%282%29.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hama girişinde bir köşe başında 6-7 kişilik BMW ağırlıklı motorcularla karşılaştık. Nasıl oldu bilmiyorum, plakalarını görmedim ama Türk olduklarını anladım ve “Merhaba” dedim. Ankara’dan geliyorlarmış. Bir yerde durmadan direk Akabe’ye ineceklermiş. Durmuş olduğumuz noktada trafiği tıkadığımızdan sözü fazla uzatmadan birbirimize iyi şanslar dileyip ayrıldık. Bu arada bize su değirmenlerinin yerini de tarif etmiş oldular.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/f2xMbodaCr0aqf0LHnt9rQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/SgrDdDadDAI/AAAAAAAAFNc/lS6P5Oh0wu8/s400/DSCN9797%20%282%29.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Su değirmenlerinin hemen yanına park ettik. Motosikletler her yerde olduğu gibi yerel halkın yoğun ilgisine maruz kaldılar. Yine de çok rahatsız edici değil çünkü genelde motorun yanında fotoğraf çekmekle yetiniyorlar. Üzerine çıkmaya çalışan pek yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/WL6_x0cbnA8KCu-4RdnPEg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/SgrDga8R2mI/AAAAAAAAFNg/iB9t5nTB3e4/s400/IMG_7309.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Asi Nehrinin su seviyesi, kent seviyesinin oldukça altında olduğundan, su ihtiyacını karşılayabilmek için bu "su asansörleri", yani değirmenler inşa edilmiş. Hama Müzesi'ndeki mozaiklere bakılırsa bu koca çarklar M.S. 5. yüzyılda bile varmış. Ancak bugün de var olanları, 13. yüzyılda Eyyubiler tarafından yapılmış. Şu anda 17 tanesi kalan ve şehrin içinden geçen nehrin her iki yakası boyunca yer alan bu çarklar, Memlûklular ve Osmanlılar zamanında ya tamir görmüş, ya da yeniden yapılmışlar. Birkaç tanesi büyük bir gürültüyle gıcırdayarak hala çalışıyor. En büyüklerinden biri olan Noria al-Mamuriyya, şehrin en merkezi yerinde kurulu bir parkın içerisinde; yaklaşık 20m çapında. Ahşaptan yapılmış olan çarkların ortasındaki ahşap miller, taş kaideler üzerinde bulunan -yine- ahşap yataklar üzerinde dönüyorlar. Gece gündüz durmadan çıkardıkları ritmik homurtu insanda bu koca değirmenlerin canlı olduğu sanrısı oluşturuyor.&lt;br /&gt;Hama’nın bir de trajik hikâyesi var. 1982’de Müslüman Kardeşler Örgütü devlete karşı ayaklanınca, 8000 asker bu şehre dalıp talan ediyor, şehir bombalanıyor. Yirmi beş gün süren kuşatmada 20 bin insan ölüyor. Tamer Ağabey internete koyduğu fotoğrafın altına “Acaba bu değirmenlerin sesi onların çığlığı mı?” yazmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/NurnEfj1tmPt1cpBEipsGA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/SgrDoUXYGKI/AAAAAAAAFNo/nuniNHZETow/s400/IMG_7322.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Değirmenlerin kenarında gazoz içip serinledik. Yakındaki seyyardan 100 SL’ye (3.3 TL) adi güneş gözlüklerinden aldım. Dinlenme faslı bitince Hıms’e doğru yola çıktık. Transalp’lerin benzin deposu küçük olduğundan en yakın benzincide duracaktık ama burada da otobanlar da benzinci yok. Mecburen Hıms şehir merkezine girdik. Sorduğum liseli çocuklar çat pat bir yerler anlatmaya çalıştı ama anlamadım. İleride bizi izleyen kavruk tenli çikolata renkli iyi İngilizce bilen adama derdimi anlatınca birkaç saniye düşünüp “Follow me” dedi ve aracına atladı. Yaklaşık 5–6 km adamı takip edip benzinciye ulaştık. Suudi Arabistan’lıymış ama burada yaşıyormuş, adı da Adnan. Cömertliğine teşekkür edip arkasından el salladık. Atları benzinledikten sonra yandaki bakkaldan atıştırmalık meyve suyu ve tatlı alıp açlığımızı bastırdık. Sonraki durağımız Şam olacak, enerji gerek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/m31rTxP14j7F4419G9mibw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/SgrDvttS3bI/AAAAAAAAFNw/upgloE9x9hw/s400/DSCN9928.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şam’da tabelalardaki City Center yazısı bitene kadar ilerledik. Şehir merkezine geldiğimize karar verince motorlu polisin yanında park ettik. Tamer’le ben adreslerdeki otelleri bulmak için geldiğimiz yolu yayan yürümeye başladık. Seçil ile Burak da motorları beklediler. Bu bekleyişleri sırasında yine halkın yoğun ilgisine ve standart sorularına maruz kalmışlar.&lt;br /&gt;Bunları şöyle sıralayabiliriz: Kaç yapıyor?, Kaç bin dolar?, Eşeğimi/devemi/motorumu/arabamı versem değişir misin?, Nereden geldiniz?,Müslüman mısınız? vb…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/Qe9oAydj5N2WE4LoatA2MA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/SgrDxj3A1vI/AAAAAAAAFN0/FCf1MKyDOKw/s400/IMG_7331.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İtalyanların tavsiye ettiği oteli yarım saatlik aramadan sonra ancak bulabildik. Otel çevresindeki Arnavut kaldırımlı sokaklarda çok hoş yerel büfeler ve kafeler vardı ama otelde yer yoktu. Aksi gibi çevresindeki otellerde de yer bulamadık. Motor pantolonuyla kıçımdan ter akarken etraftaki gölgelere yayılmış nargile tüttürüp kahve içen yabancı turistlere gıcık oldum. Mecburen geldiğimiz yol üzerinde gördüğümüz salaş otellerden birine yerleştik. İki kişilik odabaşı 800’e anlaştık (26 TL). Geri dönüp Seçile Burak’ı aldık otele getirdik.&lt;br /&gt;Duş almak için banyonun kapısını açtığımda duş ve tuvaletin yaklaşık bir metrekare bir alanda bir arada olduğunu gördüm. Başımı yıkarken dirseklerim duvara çarpıyordu. Hacet ederken girdiğim sıkıntıları varın siz tahmin edin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/ouvSy1AiTIdUUCSvjQpjbA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/SgrD0cBdIMI/AAAAAAAAFN4/j_fxHz-eUT0/s400/IMG_1138.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hazırlanıp dışarı çıktık. Yakınlarda bir yerde kebap, pilav ve kuru fasulye yedik. Hiçbiri bizimkilerden daha lezzetli değildi. Ardından Hamidiye Çarşısına gittik. Çarşı girişindeki panoda Beşar Esad’ın “İ believe in Syria” yazan panosu vardı. Genelde gördüğümüz Beşar Esad resimleri halkı selamlarken çekilmiş buna benzer fotoğraflar. Bazılarında parmakları biraz kıvrık ve yüzü gülmüyor. Bu haliyle Street Fighter’da “Aduuket” diye bağırıp elinden ateş çıkartan dövüşçüye benziyor. Burak’la bu resimleri gördükçe aynı pozu verip “Aduuuket!” diyerek birbirimize ve Esad’a sanal ateş topları fırlattık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/GpHU-AlkO17JQkMJpjyOrQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/SgrD3HPMtDI/AAAAAAAAFN8/5P2mS2-WjXc/s400/IMG_7335.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hamidiye çarşısı karşılıklı dizilmiş dükkânlardan oluşan yaklaşık bir km uzunlukta oldukça düzenli bir çarşı. Alt katta dükkânlar üstte ise depo ya da bürolar var. Çarşıya son hali Sultan II. Abdülhamit'in Şam ziyareti sırasında 19. yy’da verilmiş. Yerel ve yabancı turistlerin en çok bulunduğu yer burası.&lt;br /&gt;Genel olarak kumaşlar, kadın giysileri, çeyizlik, ayakkabı ve turistik hediyelik eşyalar satılıyor. Suriye’nin ucuz olduğunu düşünerek marka arayışına girmek ise boş bir heves olur. Çünkü bulduğunuz markaların tamama yakını düşük fiyatlı olsa da sahte. Ben de trekking ayakkabım yok diye gördüğüm şekli şemali yerinde ve ucuz Nike’lardan birini aldım ama çakma olduğu her halinden belliydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/AjgZre67CFDekuzB5JxeSw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/SgrD9vljCRI/AAAAAAAAFOE/y47bGxWeMYM/s400/IMG_7346.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türbancı dükkânın önünde durup yakında biz de bu görüntüleri kanıksarız, hazırlıklı olalım diye iç geçirdik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/RcSjQVOA2i2H4VwxNI_cig?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/SgrD65VmjGI/AAAAAAAAFOA/nib6RP19-rc/s400/IMG_7344.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çarşının ortasında el yapımı, bisikletten devşirme bir motosiklet hepimizin ilgisini çekti. Sahibi yakında olsaydı tebrik edecektik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/mcKi28tzAAbbdqb201ZfEQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/SgrEUFVU1DI/AAAAAAAAFOk/yKBBHD3U254/s400/IMG_7351.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çarşının sonu bütün ihtişamıyla Emeviye Camii ile sonlanıyor. Girişte bayanların 50 SL’ye başlıklı pardösü kiralamak zorunlu. Camiye girmeden önce gökyüzüne uzanan roma sütunları ile karşılaşıyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/M0ZeGFHqL0ZA4CVUWcnqkg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/SgrD_z1whbI/AAAAAAAAFOI/td4MTyLCcjc/s400/IMG_7360.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Boşuna değil, bu mekan M.Ö.3000 yıllarından beri bir tapınma mekanı olarak kullanılmış. Başta Arameanlar'ın tanrısı Hadad için yapılmış bir tapınakken, Romalılar zamanında tanrı Jüpiter adına genişletilmiş. Constantin'in Hristiyanlık'ı benimsemesinden sonra mevcut yapı bir bazilikaya dönüştürülmüş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/89xVMl80oNC1PQVJ1JGFlQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/SgrECG6_l_I/AAAAAAAAFOM/WbRadwlCiGQ/s400/IMG_7363.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müslümanların, M.S. 636 yılında Şam'a girmesi ve sonrasında Şam'ın İslam Dünyası'nın başkenti olmasıyla10 yıl boyunca 1000'den fazla taş ustası ve sanatçının emeği ile yeni cami ortaya çıkarılmış. Duvarları pahalı çiniler, mimberi kıymetli taşlar, tavanı altın kakmalı ahşapla süslenmiş ve tam 600 tane -her biri altından- lamba ile aydınlatılmış. Tabii böyle bir ihtişamın maliyeti de biraz tuzlu olmuş: Tüm Suriye'den toplanan 7 yıllık vergilerin tamamı... Moğollar'ın istilası, depremler ve yangınlardan sonra kalan bugünkü durumu bile göz kamaştırıcı... ( Bilgilere &lt;a href="http://sites.blockstar.com/enginersoz/sam.html"&gt;buradan&lt;/a&gt; bakabilirsiniz)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/RgW8JIUGXEboOzLfF54ogQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/SgrEEestQnI/AAAAAAAAFOQ/YrBbMb7qBLI/s400/IMG_7366.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçeride huşu içinde namaz kılan onlarca insan vardı.&lt;br /&gt;Ayrıca Müslümanlar tarafından kıyamete yakın Hz.İsa'nın yeryüzüne ineceği rivayet edilen "ak minare" de bu camiye aitmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/VinM4H5EPgTdfn6RJLzr0Q?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/SgrEG0uoPFI/AAAAAAAAFOU/8Jg_G35Vxp8/s400/IMG_7373.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Camiden çıkıp cami duvarlarının kenarındaki onlarca turisik eşya satan dükkânlara bakarak arka sokaklara ilerledik. Uygun olan her yerde insanlar çökmüş dinleniyorlardı. Buraya genel bir huzur hakim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/6N5_unK_Sql31odEzXuidA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/SgrELHcYbkI/AAAAAAAAFOY/gmBz-SJi4dQ/s400/DSCN0019.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Motorların yan çantalarına yapıştırmak için Suriye bayraklı sticker aldık. İleride turistik objeler satın alan adam Türk olduğumu öğrenince babasının Türk olduğunu söyleyip içeri davet etti. Kasasından 1930’lara ait bir nüfus cüzdanı çıkardı. Cüzdandaki adamın vesikalığından 25-30 yaşlarında olduğunu söyleyebilirim. Doğum yeri İstanbul-Eminönü yazıyordu. Satıcı bana Eminönü’nü anlatmamı istedi. Ben de babasının yaşını sordum. Hiç görmedim dedi. Basit bir hesapla şu anda 110 yaşında filan olmalı. Satıcı da 30 yaşında desek, amcanın 80 yaşında halvet olması gerekiyor. Adamın niyetini anladığımdan dükkandan çıkmaya yeltenince içerideki eşyalara bakmamı, almak zorunda olmadığımı söyledi. Bence hepsi beni dükkanın içine çekmek için bir numaraydı. Uyanık!&lt;br /&gt;Geri dönüp yol üzeri kafelerden birine oturduk. Nargile tüttürdük, kahve içtik. Meşhur masalcı amca da burada sahne alıyor ama biz gelmeden önce gösterisi bitmiş. Arapça anlattığı masal ve hikâyeleri turistler de bir şey anlamamalarına rağmen merakla dinliyorlarmış. İlginin dağıldığını hisseden masalcı sopasıyla aniden önündeki demir levhaya vurup ilgiyi kazanırmış. Kaçırdığıma üzüldüm doğrusu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/ohbr2U9n4TwZZSHT8s7wEg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/SgrEOadK3XI/AAAAAAAAFOc/gk9fyUii_4E/s400/DSCN0040.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Otele dönmeden önce Burak’lar motor için kuzu postu aldılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/8Ag3o0CzJdJKQJzz93VV8g?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/SgrERUTdeXI/AAAAAAAAFOg/ke38-sx8zJg/s400/IMG_7381.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ardından tatlıcıya girip künefe yedik. Yorgun ama mutlu adımlarla otelin önüne park ettiğimiz motorların yanında sohbet ettikten sonra odalara çekilip saniyeler içinde uykuya daldık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/5o6EAt6eOM4Tf-IMvsJ_4g?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/SgwWQNp2DGI/AAAAAAAAFPA/48SQyKle8O4/s400/SANY0021.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabaha karşı rüzgarın ve yağmurun sesini duymuştum. Kalkıp dışarı bakınca yağmur, pardon gökten çamur yağdığını gördüm. Aslında Kızıltepe’den alışık olduğum bir doğa hadisesiydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/ZoDoqHqxdmtDNnZHuY3VdQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/Sgwchpo_6nI/AAAAAAAAFPs/dRJh-TbFmyg/s400/IMG_1200.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böylece motoru da ilk defa bu kadar kirletmiş oldum. İşte şimdi biraz enduro havası oldu sanki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/kqQ5zrM9GrSQV4DACtd97A?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/Sgwcd6mmkHI/AAAAAAAAFPo/WEzMoCcURUI/s400/IMG_1195.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kahvaltımızı Suriye’nin bütün merkezi yerlerinde bulunan taze meyve suyu büfelerinde yaptık. Ekibin gerisi peynirli tost tercih etti, ben felafel yedim. Hava kapalıydı, güneş görünmüyordu, yağmur kah çiseliyor kah duruyordu. Şamdan çıkmak için yola koyulduk ama havanın ağırlığı kaybolmaları çekilmez kıldığından taksi tutmaya karar verdik. Taksi bizi Amman yoluna kadar götürdü (100 SL=6,5 TL).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/wJrM3t7k7V0Egeyi43DV5A?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/SgwWTnhI_fI/AAAAAAAAFPE/EMtCMcKrKP4/s400/DSCN0051.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk benzinlikte durup lastik basınçlarımızı ayarladık. Bu arada Burak da dün gece sokaktan aldığı koyun postunu seleye yerleştirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/JyAATcWvEzmlEp5hDM35kg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/SgwWWmv3FVI/AAAAAAAAFPI/tvI3cqMmGiI/s400/DSCN0056.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amman’a giden yol uzun olmasa da kuvvetli esen rüzgar sürüşü zorlaştırdı. Hele ki Burak ve Seçil’in motoru arkadan bakıldığında denizde savrulan yelkenli gibi görünüyordu. Ürdün sınırına yaklaştığımızda olay rüzgardan çıkıp kum fırtınasına dönüştü. Belki serin hava alırım diye kaskın vizörünü azıcık açtığımda ağzıma kum doldu. Görüş mesafesi 100 metrenin altındaydı. Yol kenarlarında fırtınadan yıkılmış ağaçlar vardı. Fırtınanın etkisiyle yana yatmış vaziyette yer yer alçalan rüzgar şiddetiyle düzelip sonra tekrar yatarak ilerliyorduk. Suriye çıkışındaki görevli memurların ağızlarında kumdan korunmak için tıbbi maskeler vardı. Biz de Buff’ları ve balaklavaları burnumuza kadar çekili vaziyette gözümüzde güneş gözlükleri ile soygunculara benzesek de sınırdan sorunsuz çıktık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/NsHXmWs1J9uB4YQaxBO5_g?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/SgwcaiWrc9I/AAAAAAAAFPk/hX97z6qCH0k/s400/DSCN0067%20%282%29.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ürdün tarafına geçtiğimizde fırtına da hafiflemişti. Baba oğul Esad’ların ülkesinden baba oğul Abdullah’ların ülkesine geçmiş olduk. Burada da bol bol baba oğul resimleri asılıydı. Kimi askeri üniformalı, kimi ceket kravatlı kimi de poşulu fistanlı resimlerdi.&lt;br /&gt;Gümrük binasında bürokrasi daha hızlı ve rüşvetsizdi. Vize sigorta şu bu derken Ürdün’e giriş için 61 Dolar verdim. İşlemler bittiğinde gittiğim tuvalette pisuvarlardan sarkan hortum dikkatimi çekti. Yandaki amcadan gördüğüm kadarıyla (sadece hortumu ha!) işeme sonrası penisi yıkamak için kullanılıyormuş. Bu manzara Ürdün’ün umumi tuvaletleri boyunca devam etti. Son damladan bu kadar rahatsız olurken ıslak penisi dona sokma fikri hoşuma gitmedi. Bildiğim gibi yaptım.&lt;br /&gt;Sınırdan çıkıp Jerash’a doğru yola çıktık. Yol boyunca fırtına yine şiddetlendi demir atlar birer yelkenliye döndü. Bir ara arkadan gelenleri beklemek için yolun kenarında durdum. Ayaklarım yerde olmasına rağmen esen rüzgârın şiddetinden motoru dik tutmakta zorlanıyordum. Sonradan yolun kritiğini yaparken hepimizde de belli bir hızda gitmenin durmaktan ya da yavaş gitmekten daha istikrarlı olduğu konusunda hemfikirdik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/G7g8AUKuPBnOf4AJibENmQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/SgwckPHHX6I/AAAAAAAAFPw/ieYnzDNra3s/s400/IMG_7385.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Jerash Ortadoğu’nun en iyi korunmuş ve en büyük antik Roma kenti. Motorları park edip fotoğraf makinelerini kuşandıktan sonra içeri girdik. Bilet kişi başı 8 Dinardı (20YTL).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/EDV4A-kf9o6LR3v-MqLp-A?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/Sgwcm1lJjFI/AAAAAAAAFP0/0wN3dEXVQC0/s400/IMG_7404.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu büyük antik kentin tarihi 6500 yıl öncesine uzanıyormuş. Bizim Efes’i andırıyor biraz. Kolonlarla çevrili yolları, Zeus ve Artemis tapınakları, iki büyük tiyatrosu ile insanın antik dönemi hayal etmesine, içindeymiş gibi hissetmesine olanak veren bir yer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/VXheMfvDMV3tH5D9UymVQg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/SgwcpTiR9aI/AAAAAAAAFP4/7ZTFZHs89oM/s400/IMG_7416.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Etrafta yüzlerce insanın fink atmaması bir sütunun kenarına oturup zaman makinesi fantezisi kurmaya olanak veriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/H-apciG-ZHP6p3mtSCCmbw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/SgwcsX6riLI/AAAAAAAAFP8/linVMSas77Q/s400/IMG_7433.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kazılar hala sürüyormuş. Çok iyi korunması ve büyüklüğü nedeniyle buraya Asya’nın Pompeii’si takma ismini vermişler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/ZPY7btOrDd2eznnOG0Fjkg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/Sgwcxn4WuSI/AAAAAAAAFQI/W656G8Y5Ccc/s400/IMG_7472.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kapıdan girerken bir İngiliz bilet gişesindeki memurla pazarlık ediyordu. Tekerlekli sandalyesinde oturan 85 yaşındaki annesi için para vermek istemiyordu. Bir saati aşan turumuzun sonunda nineyi girişe yakın tiyatroda sandalyesinde oturmuş müzik yapan Ürdün’lü grubu coşkuyla alkışlarken buldum. Yaşlanmaya fırsatım olursa umarım ben de yaşama sevincimi böyle koruyabilirim. Gidip elini öpseymişim keşke.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/Ay5Y-k8x6IRDsy-0gpAQjA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/SgwdCL1z4MI/AAAAAAAAFQk/ZHr3pS9F0b4/s400/DSCN0296.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Jerash ile Amman arası 50 km. Ön çalışmalarda yazdığım otelin peşine düştüm yine. Yol boyunca durup sorduğumuz herkes iyi derecede İngilizce konuştuğundan şehir merkezini bulmak zor almadı ama aradığımız oteli bulamadık. Onun yerine yine merkezdeki Concord Otel ile anlaştık. İki kişilik odalarda adam başı 10 Dinar (23 TL). Şu ana kaldığımız en lüks odaydı. Resepsiyondaki kadın mükemmel İngilizce konuşuyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/zgFk7FLo1Qe4sPJtmVc8Uw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/SgwdFJBjG8I/AAAAAAAAFQs/Ugdpklvi3eI/s400/DSCN0293.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Motorları otelin önüne kilitleyip biraz dinlendik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/az-5qY9nUSsdrDDfabThog?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/Sgwc13qVYdI/AAAAAAAAFQQ/K4TQpHkMEj0/s400/IMG_7487.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu eski şehir merkezinin geçtiğimiz yollardaki Amman görüntüsüyle hiçbir ilgisi yok. Şehrin çevresi daha lüks ve derli toplu iken burada pek otantik sayılmayacak kötü binalar ve pis sokaklar ön planda. Tek ilginç mimari yapı otelin karşısındaki antik Roma tiyatrosuydu. Bugün Jerash’ta antiğe doyduğumuzdan kimsenin ilgisini çekmedi. Karnımızı doyurmak üzere çarşıya yöneldik. İlginç hiçbir şey yoktu. Tamer Ağabey’le ben felafelciden 1,5 Dinara 2 felafel alıp götürdük. Kesmeyince bir lokanta seçip karnımızı doyurduk. Bir tam tavuk, fasulye, iki çeşit pilav, salata ve yoğurt yedik. Hesap yanlış hatırlamıyorsam dört kişilik bu yemeğin bedeli 15 Dinardı (x2.3 TL)&lt;br /&gt;Sindirelim diye gecenin onunda hala açık olan pazara girdik. Çeşitlilik şaşırtıcıydı. Bizim pazarlarda ne varsa burada da aynısı vardı. Hatta elmaların üzerindeki küçük etikette “Exported from USA” yazıyordu. Ürdün’de Amerikan elmasımı yiyeceğiz diye kesmece karpuz aldık. Adam kesmek istedi ama kestirmedik. Sonradan otelde kabak çıktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/P7cXo9jKsQiLpqyYooKkrQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/Sgwc6OB_JBI/AAAAAAAAFQY/lJvct35E9DY/s400/IMG_7492.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Suriye’de olduğu gibi caddelerde taze meyve suyu büfeleri vardı. Birinin önünde kasasında şeker kamışları olan bir kamyonet durmuş. Adam da kasadan kamışları birer birer alıp kocaman bir makineden içeri sokuşturuyordu. Ezilen kırılan tahta sesiyle birlikte alttaki musluktan şeker kamışı suyu akıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/ylqXexb1Stv5NWnOfGiamA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/Sgwc4d5n3sI/AAAAAAAAFQU/VwpwWqRi72A/s400/IMG_7490.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşin en ilginç tarafı ise bu adamın bile İngilizce konuşuyor olmasıydı, aynen pazarcılarda olduğu gibi. Sonradan öğrendiğime göre ilkokul birinci sınıftan itibaren İngilizce dersi görüyorlarmış. Şeker kamışı suyuna gelince, tadı fena değildi ama içtikten sonra insanın ağzında düpedüz tahta tadı kalıyordu. Hijyen konusuna hiç deyinmeyeceğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/NNluRUpW0g_nc2aV4TceGg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/SgwczSTKMjI/AAAAAAAAFQM/0bO6yBqc0H4/s400/IMG_7481.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dolanırken bilgisayar oyunu oynanan bir yer dikkatimizi çekti. Aynen bizim çocukluğumuzda Atari oynadığımız köhne mekânlara benziyordu. Oyunlar da mekânın bu görüntüsünden nasibini almış olacak ki girişteki makinede Pacman vardı.&lt;br /&gt;Otele geri dönüş yolunda Amman merkezinin kısırlığı hepimizde hayal kırıklığına neden olmuştu. Daha otantik bir yer bekliyorduk doğrusu. Ne güzel bir bina, ne otantik bir kafe, ne hoş bir cadde, hiçbir şey yoktu. Yolda üniformalı bir adam kendini tanıtıp arabasıyla yanımıza yaklaştı . Yakınlarda bir yerde itfaiye eriymiş. Ürdün’de ziyaret edebileceğimiz yerleri anlattı. Pek çoğu zaten listemizdeydi. Asıl Amman’da ne yapmak lazım diye sorunca otelin karşısındaki antik Roma tiyatrosunu işaret etti. O an Amman’da bir halt olmadığına kanaat getirdik. Zaten sınırlı vaktimiz vardı, fazla zorlamanın anlamı olmayacaktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/-oIHI6ty0nYiCmFxttCNHA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/ShB_3q0N2KI/AAAAAAAAFRw/tTPBnhud224/s400/IMG_7504.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arkamızdan ağlamasın diye tiyatroya da şöyle bir göz atıp otele geri döndük.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/4ATaa3L7dvv3hFJvytwoMg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/ShB_5Q2SRvI/AAAAAAAAFR0/xEDGtejeYoM/s400/IMG_7506.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tepelere yaslanmış evlerin gece görüntüsü Mardin’i andırıyordu. Mimarileri hariç ama, sadece ampulleri.&lt;br /&gt;Güzel yataklarımıza yerleşip mışıl mışıl uyuduk. Geziye başladığımızdan beri Tamer Ağabey 30 saniye ben de tahminen 3 dakika içinde uyuyoruz. İyi gezip kendimizi yoruyoruz; ama deyiyor hani…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/YFipB_6od8tB7FtMf5qb7A?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/ShHrOzQYC5I/AAAAAAAAFSQ/b5KXHgUmmjE/s400/IMG_1306.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yanıma kısıtlı sayıda çorap, iç çamaşırı ve tişört aldığım için akşam duş yaparken üstün körü de olsa kıyafetleri yıkıyorum. Tiril tiril olmasalar da en azından berbat kokmuyorlar. Sabahları uyandığımda bazen kıyafetlerin kurumadığını görüyorum. Çözüm olarak ise, ütü derdim olmadığından, en ıslak olanları yan çantaların taşıma elciklerine asıyorum. Böylece yolda rüzgârdan kısa sürede kurumuş oluyorlar.&lt;br /&gt;Bu sabah da aynı üçkağıdı uyguladıktan sonra kahvaltı etmek için felafelciye gittik. Dün gece tanesine 0,50 Dinar ödediğimiz felafellere bu sabah 0,25 ödedik. Bir gecede gelen bu indirim bizim sevindirmekten ziyade yediğimiz turist kazığı vesilesiyle canımızı sıktı. Her şey için pazarlık etmek gerektiğini biliyorduk ama felafel için bile olacağını düşünmemiştik. Sokaktan simit alırken pazarlık yapıyor muyuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/WQXMdSHpTOlnYIo-nNEbnw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/ShHrSRWrjRI/AAAAAAAAFSU/F8ThbLNSSjM/s400/IMG_1307.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz ayaküstü felafel ve taze sıkılmış meyve suyuyla kahvaltı yaparken çevremizde gezinen polis de yol üzerine park etmemize ses çıkarmadı. Üstelik yakınlarımızda durup araçları bizden uzak tuttu.&lt;br /&gt;Karnımızı doyurduktan sonra Madaba’ya doğru yola koyulduk. Doğru yolu bulmak zor olmadı çünkü sıkışan trafikte yanaşıp sorduğumuz taksi şoförleri de iyi İngilizce biliyorlardı. Yaklaşık bir saat sonra Madaba üzerinden Nebo Dağı’na ulaştık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/OLBdKKTbJ-4JtUp01_nqfA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/ShHrUtem07I/AAAAAAAAFSY/Sl8SWzDizVg/s400/IMG_7523.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nebo Dağı’nın Hıristiyanlar ve Museviler için kutsal bir önemi var. Musa peygamber yahudilere vaad edilmiş toprakları buradan göstermiş (Deuteronomy 34:1). Bu noktadan açık bir havada Kudüs görülebiliyormuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/2nVfHtYyVdbJftZpy-o9nw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/ShHrXY9_FNI/AAAAAAAAFSc/6wevZGaTvgU/s400/IMG_7529.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yukarıdaki resimde vaad edilmiş topraklar görülüyor. Bu dağ ayrıca Musa Peygamber’in son günlerini geçirip öldüğü yermiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/JUP7yVYsL3hFSogMAXIUMA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/ShHraKrUYDI/AAAAAAAAFSg/GLqoSAD44dc/s400/IMG_7531.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dağın yüksekliği 817 metre. Vaad edilmiş toprakların solunda deniz seviyesinin 400 metre altında bulunan Dead Sea, yani Lut Gölü yer alıyor. Bu rakımla eşsiz, yeryüzünde denizden bu kadar aşağıda başka bir göl yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/HDAQACvdgq9y6bUIA8-EGw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/ShHrcdfRJ_I/AAAAAAAAFSk/MrCzTu4hxp0/s400/IMG_7527.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Panoramik görünümün olduğu terasta şimdiki isimleriyle beraber kutsal kitaplarda geçen isimleri ile vaad edilmiş toprakların şehirleri belirtilmiş. Çevrede turistik amaçla gezinenlerin yanında hacı olmaya gelenler ve beline urgan bağlamış din adamları da yer alıyor. Ayrıca antik buluntuların bulunduğu bir salonu vardı. Sergilenen mozaikler Antep ve Antakya müzeleri ile karşılaştırıldığında devede kulak kalır. Benim hiç ilgimi çekmedi. Dini duyguları bütün arkadaşlar için tavsiye edilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/VB_8JkQloxFawc7PmdEmyg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/ShHrgjqMZbI/AAAAAAAAFSo/sH3x2_xj2bk/s400/IMG_7534.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Papa II. John Paul 2000 yılında burayı ziyaret ederek bazilika’nın arkasına barışın bir sembolü olarak zeytin ağacı dikmiş. Günümüzde Hıristiyanlar ve Yahudiler arasında barış sembolü olan bu ağacın işlevsel olduğunu varsayarsak, çaktırmadan Yahudiler ve Müslümanlar için de İncir ağacı diktiği konusunda şüphelerim var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/06BzT-Oj7_wzkVbF05as0Q?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/ShHrj5vYF3I/AAAAAAAAFSs/Uu7A4sdQRnc/s400/IMG_1347.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kutsal mekândan ayrılıp harika virajlı yollardan karşıda uzanan deniz manzarasına doğru çok keyifli bir sürüş yaptık. Yaklaşık 1200 metre aşağı indik. Yolda yine iki kez polis çevirmesi oldu ve yine sadece nereye gittiğimizi sorup “Welcome Jordan” dediler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/vLjuFg9wt0g9Os4SI0JSsg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/ShHr8vdFTgI/AAAAAAAAFTQ/1HIOz5a4YNM/s400/SANY0025.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burada halk plajı olmadığını biliyorduk, mecburen kıyı şeridindeki tesislerden birine girdik. Kişi başı 12 Dinar ödedik. Aslında pahalı ama buraya kadar gelip de Akdeniz’den 8 kat fazla olan suyun kaldırma gücünü denemeden olmazdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/ip2ySxwyjOuse1vzuCu3kQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/ShHr2gzuUhI/AAAAAAAAFTI/SiVnC3lHwEs/s400/IMG_1352.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adının geldiği yer de ilginç: Bu topraklar Lut Peygamber’in yaşadığı topraklarmış. O zamanlar burada yaşayan insanlar arasında homoseksüellik, hırsızlık ve cinayetler yaygınmış. En sonunda Tanrı bir test daha yapmaya karar verip Lut’un evine parlak adamlar kılığında melekler göndermiş. Bunu duyan halk eve akın edin parlak abilere uygunsuz davranışlarda bulunup Lut’un parlakları kendilerine vermesini istemişler. Bu onların son terbiyesizliği olmuş, Tanrı Cebrail’i göndermiş. Cebrail şehri havaya kaldırıp ters yüz edip sallamış. İnançsızlar ölürken inananlar korunmuş. Denir ki burası işte bu ters yüz edilme yüzünden deniz seviyesinin altında (Kaynak wikipedia). Yani özetle diyor ki, homoseksüel olursan yerin dibine geçersin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/JIAcJ575qXOPEPXGZNhZCw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/ShHrtSwgdnI/AAAAAAAAFS4/ItOghqRK4bw/s400/IMG_1390.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gölün eğlencesi şu: Suyun kaldırma kuvveti yüksek tuz oranı nedeniyle fazla olunca suya batmak mümkün olmuyor. Sadece su üzerinde duba gibi durabiliyorsunuz. Elleri ayakları dışarı çıkarıp su üzerinde batmadan durabilmek hoş bir deneyim. Öğrendiğin bütün yüzme numaralarının bittiği bu noktada vücut ne tepki vereceğini bilemiyor. Yüz üstü yüzmek imkansız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/cnkq3Yj_AntKGVpqqq8tIA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/ShHrwce5G9I/AAAAAAAAFTA/aFt6qLRHffE/s400/IMG_1370.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir süre sonra alışıp şezlongdaymış gibi sırt üstü uzanıp keyif yapmak yolun hediyesi oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/_k7B7j2GVbhszjSMcvnAbA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/ShHrz8vdfpI/AAAAAAAAFTE/C0fUhLnOWHU/s400/IMG_1366.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Boş durmak da gerekmez, eş zamanlı olarak Burak’ın yaptığı gibi muz yemek, gazete okumak filan mümkün.&lt;br /&gt;Boşuna Dead Sea dememişler, içinde bakteri ve mantar dışında organizma yaşamıyor. Yani balık ve yosun yok. Üzerinizde ufak da olsa yara varsa tuz dökmüş gibi acıyor. Suyun tadı da çok kötü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/Yfp20q_mlHxioyQDeGDiHA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/ShHr6FLHpmI/AAAAAAAAFTM/07IcUJGG5K4/s400/IMG_1394.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kıyıda bir adamın kovada sattığı siyah çamurla cilt bakımı yaptıran yabancı turistler vardı. Bense çamura para vermem, maymuna benzemem arkadaş zihniyetiyle bu aktiviteden uzak durdum. Zaten bu güneşte daha fazla kalırsam iki gün sonra aynı renkte olacağıma eminim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/PASOwfnNBRVnNN8XA2X0zQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/ShHrnpVVEeI/AAAAAAAAFSw/rvC8FO8E3o0/s400/DSCN0420.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gölden çıktıktan sonra muhakkak duş almak gerekiyor yoksa tuz cildinizi kalıp gibi kaplayabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/8wZhVVrztNo1yMEND2Zr-w?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/ShHrqg-1JEI/AAAAAAAAFS0/fPm3DpFLa0w/s400/DSCN0392.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günlerdir yollardayız işte bu havuz sefası tüm yorgunluğun hediyesi gibi oluyor. Arkamızda izlenen kıyılar İsrail’e ait. Kudüs bulunduğumuz noktadan yaklaşık 50 km uzaklıkta. Aslında orayı da göresimiz var ama Suriye pasaportunda İsrail vizesi olanları ülkesine almıyor, yani İsrail’e gidersek dönüşte Suriye’den geçemeyiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/HfnHtpyqLhuQoYIJZS-fyQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/ShHr_h748UI/AAAAAAAAFTU/S4nB5ei5IjA/s400/SANY0035.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birkaç saatlik göl, havuz keyfi ve şezlong mayışmasından sonra yola koyulduk. Sağda Lut Gölü solda kayalık tepeler, kaymak gibi asfalt, keyfimiz yerinde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/Dw6NxsAC1BXxBJ6NKigmNA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/ShHsCJp59TI/AAAAAAAAFTY/0jfdyV6gG_4/s400/DSCN0444.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yol üzerindeki köylerden birinin bakkalında bir şeyler içmek için durduk. Çevremize toplanan 10 kadar çocuğun masumluktan uzak tacizkar davranışlarına dayanamayan Burak ve Seçil içeceklerini alıp ilerledi. Tamer Ağabey ve ben kalıp hızlıca soğuk kolalarımızı (Bu arada kola olarak sadece Pepsi vardı. Coca-Cola şirketinde Yahudi ortaklığı olduğu için arap ülkelerinde satılmıyor) içtik ama gözümüz sürekli eşyaların üzerindeydi. Zevkten uzak bir duraksamaydı. Sonunda çocukların elebaşısı olan yanık tenli şişko arkamdan motora tekme vari bir hareket savurdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/Y_r8vwFfQOUBq5sE7490Og?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/ShHsFwQhAOI/AAAAAAAAFTg/OCWhdLkN5-E/s400/DSCN0463.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güzel yolda devam edip rotamızı belirledik. Amacımız bu akşam Petra’da olmak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/HZ1d8N3y8sxPnpXEoBwsxg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/ShHsIxx6UrI/AAAAAAAAFTk/dK5Hi7L3lpc/s400/DSCN0496.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlerde solda büyük bir kanyon gördük ve durduk. Bizim Saklıkent’e benziyordu. Kapıdaki görevli Türk olduğumuzu öğrenince daha bir sevecenleşti. Herkesin bağımlısı olduğu Türk yapımı “Black Man” diye bir diziden bahsetti. Hangisi olduğunu çıkaramadık. Neden sonra mafya silah falan diyince aklımıza Polat Alemdar demek geldi. Dizi Kurtlar Vadisi’ymiş meğer. Ürdün’de de bağımlıları varmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/cO8g6ZWNHPSRVaZ5V21hzg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/ShHsRETGPJI/AAAAAAAAFTw/mD5cyESSn5U/s400/IMG_7539.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kısa muhabbetin hatırına olsa gerek bizden giriş parası almadı. Kısa bir yürüyüşle kanyonun başlangıcına gittik. Merdivenler direk suya iniyordu. İleride güzel bir şelale varmış ama bu kıyafetlerle gidemezdik. Zaten zaman da sınırlıydı. Geri dönüp yola devam ettik. Park yerinde MTV partilerinden fırlamışa benzeyen aşırı havalı sarışın kızlar vardı. Kocaman bir jiple gelmişler. Birisi sigara içerken motorları ve bizi uzun uzun süzdü. Artık imrendiğinden midir yoksa “Deliler bu sıcakta o kıyafetle yanıyordur” diye düşündüğünden midir bilemiyorum. Şahsen beni süzerken “Şu yakışıklının arkasında olsaydım da beni de götürseydi bilinmez diyarlara” dediğini düşünmeyi tercih ettim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/EQ-yMtKsVlW5uEIWGdu-OQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/ShHsLTwUYuI/AAAAAAAAFTo/KoLlRCW2WQY/s400/DSCN0555.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir süre sonra Karak tabelasından sola dönüp dağlara doğru tırmanışa geçtik. Bu yol bana Nusaybin Midyat arasındaki yolu anımsattı. Yine virajlarda döne döne, şahane asfalt üzerinde çok keyifli bir sürüş yaşadık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/LNlFAFZXwMVYlboaPNYfuA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/ShHsNzsPbWI/AAAAAAAAFTs/QNPg9S2aLyQ/s400/DSCN0588.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karak Kale’si yolun solunda tüm ihtişamıyla “Gel bana!” diye çağırsa da akşamüstü saat 5 olduğundan orayı pas geçtik.&lt;br /&gt;Seyretmekte olduğumuz yol MÖ 5. yy’da Pers imparatoru Darius tarafından yapılmış meşhur Kral yolu. Şimdilerde deve kervanları yerine motorlu araçlara hizmet verse de bol virajları ve içinden geçilen onlarca yerleşim yeriyle çok keyifli bir yol.&lt;br /&gt;Lut Gölü’nün -400’ünden dağların +1600’üne ulaştıkça hava sıcaklığı da belirgin olarak azaldı. Sonunda dayanamayıp Tamer Ağabey’e yaklaştım ve mola vermek istediğimi işaret ettim. Bir süredir aynı soğuktan o da muzdarip olduğundan zevkle kabul etti, bunu başını şevkle sallamasından anladım. Uygun bir bakkal bulmak için köylerin çevresine bakınmaya başladık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/8bQUd87MV1b14B6182EkDg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/ShHsYr5qHEI/AAAAAAAAFT8/80zfg8NM4jI/s400/DSCN0645.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonunda üstteki resimde arka fonda görülen derme çatma yapının önünde durduk. Aslında durmadan geçiyorduk ama içeride meyve sularını görünce geri döndük. Yoksa dışarıdan bakkal olduğunu belirten herhangi bir işaret yoktu. Durup şeftali suyu aldım. Dibinde şeftali posası da varmış. Öyle birden pasoları ağzımda hissedince irkildim, “Eyvah Ürdünlü sümüğü de mi yuttuk yoksa” derken ağzımdan tükürdüklerimin şeftali posası olduğunu anlayınca rahatladım. İşte resimde buna gülüyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/glY68vVKaN4oNhV7jOR6ug?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/ShHsViL_qOI/AAAAAAAAFT4/uxhlGKdNSZw/s400/DSCN0632.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burak’lar genelde arkadan geliyorlardı. Önden biz gittiğimiz için çevreden zombiler gibi motorlara koşan çocuklar bize sadece tuhaf hareketler yapabiliyorlardı, onlar ulaşmadan biz uzaklaşmış oluyorduk. Tabi bu sefer arkadan gelmekte olan Burak ve Seçil’e hazırlıklı olan çocuklar hedefteki motosiklete taş, sopa ve hortum gibi bilumum malzemeyi fırlatmışlar. Neyse ki hiçbiri Burak ve Seçil’e isabet etmemiş. Ayaküstü muhabbette bu davranışın kötü niyetten değil de oyundan kaynaklandığı konusunda hem fikir olduk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/HUONDTLn3FSh9IHREtwqtQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/ShHsahXJS3I/AAAAAAAAFUA/cacy-QbBqm8/s400/DSCN0648.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güneş battığında sağımızda gökyüzünün büründüğü kızıl renkleri izleyerek Petra’ya devam ettik. Bakkal molamızda iyi ki giyinmişiz. Ben içlikler dışında kazak da giydim. Ancak tutuyorlardı. İklimin bu kadar değişmesi şaşırtıcıydı. Öğlen güneşten pişip havuz sefası yaparken şimdi tişört, sıvitşört, kazak, içlik ve montla ancak ısınıyordum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/Gt3Us74iqK2jQDbnXH9BXA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/ShHsgd16QSI/AAAAAAAAFUI/_B3A8JtqL-U/s400/IMG_1430.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akşam 8 olduğunda Petra’ya ulaşmıştık. Üç koldan ayrılıp otel aramaya başladık. Merkeze yaklaştıkça fiyatlar artıyordu. Sonunda Al-Anbat Otel ile iki kişilik oda başına 40 Dinara (92 TL) anlaştık. Bu fiyat ilk başta fazla gelse de açık büfe yemekleri ve saray yavrusu odayı görünce hemen yerleştik. Üstelik otelde her ne kadar bizi ilgilendirmese de sauna, hamam ve havuz vardı. En makbule geçen hizmetleri ise Petra’ya ücretsiz servisti.&lt;br /&gt;Soyunup dökündükten sonra açık büfe yemeklere daldık. Öğlen de yemek yememiştik, üzerine o kadar yol binince kurt gibi acıkmıştık. Bu yemeğin bende en az beş ünite kan yaptığına eminim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/pwG2mIgpofxrH4upQv3XDg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/ShHsdIgSLtI/AAAAAAAAFUE/JQTnsD0Ft3I/s400/IMG_1426.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her yerde olduğu gibi burada da aile boyu iktidarın resimleri tasvir edilmiş. Ne yalan söyleyeyim bu aile Suriye’dekinden daha sevimli ve sempatik. Hep gülümsüyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/JHVqUs6KOGBrH9cgSdsljw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/ShHsiK3BJsI/AAAAAAAAFUM/yZnJ_gqz9yU/s400/IMG_7550.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burak’la Seçil odalarına çekildiler. Biz de Tamer Ağabey’le bira avına çıktık. Motorlara atlayıp kısa bir şehir turu attık önce. Marketlerde içki satılmıyordu. Kısa bir hayal kırıklığından sonra Elgee Oteli tarif edip orada içki bulabileceğimizi söylediler. Bu arada içimden sürekli Suriye’den içki getirseymişim diye geçiriyordum. Oteli bulup içeri girince köşede renkli ışılarla aydınlatılmış tuvaletten bozma beşinci sınıf bir Amerikan Bar gözümüze ilişti. İçeride insan değil sinek bile yok. Neyse ki köşedeki buzdolabında bira şişelerini görünce sevindik. Bu sefer uyanıklık edip fiyatını sorduk. Orada içersek 8 siyah torbalarla alıp dışarı götürürsek 5 Dinar. Böylelikle hayatımızdaki en pahalı birayı da almış olduk. Tanesi 11,5 TL, üstelik siyah poşet içinde elimizde.&lt;br /&gt;Otelimize dönüp balkonda Petra’ya karşı Petra marka biralarımızı içtik. Tadı mı? Boktandı.&lt;br /&gt;Aşağıda otoparkta onlarca karavan vardı. İlginçtir çoğu da otelde kalıyordu. O zaman neden karavanla geziyorsun kardeşim diye çıkıştık kendi kendimize. Takip eden günlerde bu kalabalık karavan grubuyla pek çok yerde karşılaştık. Yarın Petra’ya gideceğiz. Biraz heyecanlıyım, gezinin favori yerlerinden biri. Haydi hayrola.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/EDcQLlPWHmQsmSuyMDgsRw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/ShHsl223XkI/AAAAAAAAFUQ/MgMPEKIKpH0/s400/SANY0038.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabah motorları kontrol için otoparka indiğimizde Hollandalı bir gezgin ile karşılaştık. Birkaç yıl önce karısını kaybettiğinden bu yana başta Afrika olmak üzere geziyormuş. Kirli görünümlü, pantolonunda modadan uzak kocaman bir yırtıkla kendini salmış virane bir hali vardı. Sıcak esprilerle bizimle tanıştı. Üç hafta öncede Petra’da araba çarpmış sağ ayak bileği yaralanmış. Gaza basamadığı için burada iyileşmeyi bekliyormuş. Üstünde yatağı olan Land Rover’ı ile Afrika turundan Hollanda’ya dönmekteymiş. Bize Afrika’nın pek çok ülkesinde kalınacak güzel otellerin ve lokantaların GPS koordinatları ile yardımı dokunacak insanların adres ve telefonlarının bulunduğu yararlı bir liste verdi. Bir de kartvizitini. Kartvizit dediysem bizim anladığımız türden değil. Kendisi yapmış bilgisayarda, vesikalık fotoğrafının arkasına (muhtemelen onu da kendisi çekmiş) iletişim bilgilerinin yazmış. Çok sevimli bir adamdı. Türkiye’den 6 kez geçmiş. Aslında daha fazla gezmek istermiş ama bizde benzin çok pahalı olduğundan birçok araçlı gezgin gibi o da Türkiye’yi en kısa yoldan terk etmenin yoluna bakıyordu. Çapraz geçip Yunanistan’dan çıkacakmış. Bu arada ben yaptığı geziye imrendiğimden benim de böyle kapsamlı bir tur yapmak istediğimden bahsedince “E yap o zaman” dedi. Çalıştığımı söyleyince 6 ay ücretsiz izin almamı önerdi. İnsan hayatında bir kez de olsa böyle bir macera için 6 ayı kendine ayırabilirdi. Aklıma yattı ama demek ben de o höt olmadığından tabi ki yapmadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/tYyryLKj6HMdhaRu6KZZqw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/ShhNKYgAuzI/AAAAAAAAFUs/w0yCcEI6sR0/s400/IMG_7558.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Otelin Petra’ya servisi olduğundan motorları almadık. Motoru almayı düşünen şapşal kafam şapkayı almayı ve güneş kremi sürmeyi akıl edemeyince serin başlayan yürüyüş akşama tavuk gibi kızarmış cilt ile sonuçlandı. Neyse ki tavsiyeler üzerine 3 şişe büyük su aldık da içeride kazıklanmaktan kurtulduk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/1fvbOT8EzMX2HHgh0ftqSw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/ShhNNaH1DXI/AAAAAAAAFUw/wv1NYr0HVSA/s400/IMG_7561.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Petra’ya giriş ucuz değil. Günlük 21, üç günlük 36 JD (x 2.3 TL). Gerek gitmeden önce yaptığımız ön çalışmalarda gerekse tanıştıklarımızla sohbetlerde bir günün yetmeyeceği söylenmişti ama bize yetti. Zaten ilk görüşte başlayan şaşkınlık ve hayranlık benzer yapılardan onlarca görmeye başlayınca aynı etkiyi yaratmıyor. Arkeolog değilsen bir gün yeter de artar bile.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/2dWI9JKFa7qBCeGyFYi9OQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/ShhNSQdpO4I/AAAAAAAAFU4/sPWVfle9jw0/s400/DSCN0679.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yukarıda resmi görülen bendeniz Petra ile ilgili biraz bilgi vereyim (Tabelaya bakıp yanılma olmasın bilgiler tabelanın işaret ettiği istikametten değil Wikipedia’dan alıntı)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/oT8HK6U5mG7QeCL4tDwO2A?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/ShhNVYxMUWI/AAAAAAAAFU8/bVdm-dI8fGI/s400/IMG_7564.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Petra MÖ 100. yıllarda Nebatilerin başkentiymiş. Kayaların kesilmesiyle yapılmış kocaman bir şehir. Dünya’nın yeni yedi harikası içinde sayılıyor. Bin sekiz yüzlerin başına kadar batı dünyasının bihaber olduğu şehri İsveçli kaşif Johann Ludwig Burckhardt keşfetmiş. 1985’te UNESCO tarafından dünya mirası olarak kabul edilmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/neQVQEJXzzPSRlkcQAzs5A?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/ShhNW8TKNRI/AAAAAAAAFVA/kYJJYQr9VNs/s400/IMG_7573.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kayaların arasından ilerleyen bu yarlar eskiden önemli bir ticaret rotasıymış. Batıda Gazze, kuzeyde Şam, güneyde Akabe ve doğuda İran’ı birbirine bağlıyormuş. Hakkında fazla tarihi bilgi olmayan Nebati’lerin işte bu yollardan geçen kervanlardan aldıkları haraçlarla var oldukları düşünülüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/Db1RLyppcFO9i22VtLC2wQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/ShhNZ2TbH-I/AAAAAAAAFVE/vHYGw9O7T60/s400/IMG_7581.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nebatiler çölün ortasındaki bu coğrafyada çok sayıda suyolu yaparak suyu kontrol altına almışlar ve şehri sel götürmesini engellemişler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/u6B6o-bI8guezpnWT1s4-w?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/ShhNgrwjUrI/AAAAAAAAFVM/D7aqz38C6Ag/s400/IMG_7591.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Girişte Siq denen yar 3-4 metre darlığa ulaşan yarıklardan ilerleyerek şehrin merkezine ulaşılıyor. Bu yürüyüş biraz Fethiye Saklıkent’i hatırlatıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/4GxGEX88DNFuyUQDPfFhfw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/ShhNiucwvOI/AAAAAAAAFVQ/Xby28-pEgxU/s400/IMG_7592.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimisi eşek ya da at arabası ile konforlu seyahati tercih etse de bence çok gereksiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/cNKi7uTflKVt6Ubg75nHfg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/ShhNcyutc7I/AAAAAAAAFVI/GkArVnGQwfs/s400/IMG_7586.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MS 100 civarlarında Roma hâkimiyetine giren şehirde kayalara oyulmuş yapıların önüne Helenistik dönem etkisiyle sütunlar dikilmeye başlanmış ve Roma her yere olduğu gibi buraya da sonsuza kadar imzasını atmış olmuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/j32Xae97BLgG9N5mrw1IzA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/ShhP8w6INTI/AAAAAAAAFYM/i5ALWNKNzhI/s400/IMG_7858.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yukarıdaki resme aşina olanlar için Indiana Jones 3’ün son sahnelerinin burada çekildiği bilgisini vereyim. Filme bu kapıdan girip içerilerde aksiyona devam ediyorlardı. Ben de içerde kim bilir neler vardır diye girdim ama boşmuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/jNOMOuFUjv3eo2GAu1mOFQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/ShhNuaGnbgI/AAAAAAAAFVg/tOKvZnDCh9Q/s400/IMG_7661.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyükçe bir salon kadar oda varmış. Hayallerimde ki iç mekan filmin stüdyosundan ibaretmiş. Sadece bu filmde değil ek olarak Passion in the Desert, Mortal Kombat: Annihilation, Sinbad and the Eye of the Tiger, the Sisters of Mercy muzik videosu "Dominion" ve Transformers: Revenge of the Fallen isimli filmlerde de gösterilmiş bu ihtişamlı eserler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/CK6Qr3H3cW8izRExeiwDZA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/ShhNrYyG5sI/AAAAAAAAFVc/_4pg8koCp8w/s400/IMG_7658.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yukarıdaki amcayı koymuşlar şekil olsun diye. Boş salonun başında nöbet bekliyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/CnBwpd6oyTZG5SYtvJW0EQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/ShhNo8DsRkI/AAAAAAAAFVY/epx-cwD_LHQ/s400/IMG_7639.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabi Romalılar gelince ilerleyen yüzyıllarda kayalardaki pek çok yapı da kiliseye dönüştürülmüş. Olağan olarak en etkileyici yapılar da bunlar zaten.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/vquUrtUO8lgtXmJlnBAPlA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/ShhNyDXLydI/AAAAAAAAFVk/ShLCka1GzAo/s400/IMG_7663.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Etrafta “Taksi, taksi” diye gezen çok sayıda develi, eşekli ve atlı adam var. Yaşlı değilseniz gerek yok. Binecekseniz de pazarlık etmeyi sakın unutmayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/HCuJQZ1IFkpj-DjBv_ENPQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/ShhNlq8Z3CI/AAAAAAAAFVU/i4Ie-Otp4VY/s400/DSCN0758.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akşamüstüne kadar bu koca antik yerleşimi bitireceğiz diye görsel doygunlukla yetindik. Ara sıra yabancı turistlere yapıların tarihini anlatan rehberlere yanaşıp beleş bilgi de almadık değil. Şu anda hiçbirini hatırlamıyorum. Bahse varım o anda dinleyenler de hatırlamıyordur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/nAFnG8nLOAG25TAAD_8XfQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/ShhN5t09uoI/AAAAAAAAFVs/F--70j4R8UA/s400/DSCN0785.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şahsen geniş açılı objektifle bol bol fotoğraf çekmekle ilgilendim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/DYEnp8O7Y9KBXNsUozWBeQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/ShhN8SLGAmI/AAAAAAAAFVw/8ZdvAYQgewQ/s400/IMG_7666.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hediyelik eşyalardan en çok değişik renkli kumla cam vazo içinde yaptıkları develi ve çöl manzaralı şişeler hoşuma gitti. Burada pahalı olacağını düşünerek almadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/KNh7zdQWiX3mE0PCRDPX3g?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/ShhOAXGUXWI/AAAAAAAAFV0/TKALURb8jYg/s400/IMG_7669.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğlen olmuştu ve tenimde kızarmayla birlikte hafif bir sızı başlamıştı. Ben esmerim bana bir şey olmaz yanılgısıyla yoluma devam ettim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/8JxRgzTmxPHqgAl38k3Urw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/ShhODVbp2UI/AAAAAAAAFV4/vFsInn0sbyw/s400/IMG_7670.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Develerse tepedeki yakıcı güneşe aldırmadan öylece oturuyorlardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/UdizX50M2FDw3H2ZGpPNOQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/ShhOGmF-3DI/AAAAAAAAFV8/aAUwRGShZ88/s400/IMG_7675.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Taksilerden eşek de çoktu. Kuyruklarının altına bağladıkları eşek tangalarının rahatsız edici olduğunu düşünmeden edemedim. Tanga dediğin ince olur, bu çok kalın ve gergin! Üstelik hiç seksi değil!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/bLbKdoupgc29LtaZYV-Qqg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/ShhOJdtgwRI/AAAAAAAAFWA/zmyMlZxgwf0/s400/IMG_7687.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğlene yaklaşırken Roma Tiyatrosuna varmıştık. İyi korunmuş bir tiyatro. Çevresindeki kayaların kırmızının değişik tonlarıyla oluşturduğu katmanlı duvarlar etkileyici.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/-1ZDOAqiJRZb5P1Yi3ZVTw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/ShhOPU8psJI/AAAAAAAAFWI/MkR8ydh3xGM/s400/IMG_7692.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biraz ileride hoş mizansenler oluşturmuşlar. Kayalara oturmuş kaval benzeri bir çalgı öttüren adam,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/JGYgTn_R9XKImSjB-tHZgw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/ShhOZzJpX8I/AAAAAAAAFWY/Ux-8vxx4mYQ/s400/IMG_7695.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yerde çomak oynayan adamlar,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/iHmV-zniHV9MZnDluBuSZg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/ShhOdDLN9gI/AAAAAAAAFWc/tOasvSkvu74/s400/IMG_7704.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atkuyruğunun bir tek telinden yapılmış garip bir saz eşliğinde şarkı söyleyen adam, onun yanında kılıçlı bir asker, yemek yapanlar, kılıç dövenler vs… Çakma da olsa hoş bir tiyatral gösteri, verdiğimiz 21JD’yi düşününce olacak tabi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/-kG5Oif8xcGqR3l_pQyjaA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/ShhOV5yZAbI/AAAAAAAAFWU/5g6nnW6g8K4/s144/DSCN0839.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yolun sağındaki yamaçta güzel bir kilise vardı. Oraya tırmanmak için yola çıktık. Kayaların yapısı biraz önce söylediğim katmanlı görünümü çok iyi yansıtıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/WPc1kOZXCYPpJ2NDV9-4sQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/ShhOscJMwFI/AAAAAAAAFWs/tg7joSpEUso/s400/IMG_7713.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kilisenin tavanı sanki özel olarak böyle boyanmış gibiydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/zq5CBmXlVdRfGbW7RA6Rpg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/ShhOvj5l5jI/AAAAAAAAFWw/LA-ecMrOXWQ/s400/IMG_7717.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dışı bildiğimiz sütunlar, hediyelik eşya satıcıları vs…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/7n6kUwRZF1P-srGS0og__A?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/ShhO0jmVUgI/AAAAAAAAFW0/0aiUP-JZ8-0/s400/IMG_7718.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birine yanaşıp sorduk bu paralar antik değil diye, “Değil tabi Türkiye’den geliyor” dedi. Bizimkiler buraya bile el atmış. Yıllarca yurtdışına tarihi eser kaçıranlar işler kesat gidince çakma tarihi eser işine girmiş olmalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/EeWvREKAttVy_7w6oU0tXw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/ShhO4hXApwI/AAAAAAAAFW4/KtflxjgzKpk/s400/IMG_1515.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşağı inerken yol üzerinde hediyelik “taş” satmaya çalışan anne ve çocuklarla karşılaştık. Biz eşeklere pek aşina değildik ama iki yaşındaki bebek üzerinde ana kucağı kadar rahattı. Yok yere elindeki sopayla eşeğin boynunu dürtüyordu. Eşek de çocuktur işte diye sesini çıkarmıyordu zavallı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/Nl2GDLyuLx640LmLJ5o2cg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/ShhO8rXVEbI/AAAAAAAAFW8/cBZS6Euyuc0/s400/IMG_7727.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşağıda yine Roma sütunları, büyük taşlı kaldırımlar ve kilise harabeleri arasından ilerledik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/dM5_nkITnAvOTKOudnG3FQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/ShhPAe-Ve8I/AAAAAAAAFXA/8vdg9A2o_3A/s400/IMG_7732.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu alanda taksiler (eşek, at ve develer) park etmiş müşteri bekliyorlardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/UpaAY2NbaUzfxPkm5dcCCA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/ShhPEwnKz5I/AAAAAAAAFXE/xUBv2rxIeTE/s400/IMG_7734.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı taksilerin sibopları meme yaptığından yığılıp kalmışlardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/czZudRXDdSF9qqShA4ISdw?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh5.ggpht.com/__6mFbGJz32E/ShhPI1ltSFI/AAAAAAAAFXI/8UlNylAhZMo/s400/IMG_7739.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Taksiye (deveye) yanaşıp sibop meme filan deyince “Hığaarghhh!” dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/osOX92yoC66GyGpI_zF7HQ?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/__6mFbGJz32E/ShhPLvPEdYI/AAAAAAAAFXM/unfu3ZR8QE0/s400/DSCN0960.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sekiz yüz basamaklı merdivenlerden tepedeki tapınağa gitmek üzere yol çıktık. Öğlen sıcağı feci yakıyordu. Ufak da olsa bir gölge bulunca kendimi serdim hemen yere. Bu arada önümden geçmekte olan 70 yaşlarındaki teyze yavaş ama emin adımlarla yukarı tırmanmaktaydı. Gıptayla seyrettik. Bazıları tırmanmamak için eşek tutmuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/ylc1JlBkDRGdALbQ-AINOA?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/ShhPP5ZypVI/AAAAAAAAFXQ/yPyy-HGUX0w/s400/DSCN0972.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yolda çatlamış bir eşekle karşılaştık. Hareketsiz yatıyordu. Şişko bir turist hayvanı telef edince burada bırakıp gitmişler herhalde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/cfhxF3Qt1dvIQa9f7OwRjg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/ShhPTOUjCfI/AAAAAAAAFXY/hF_U3u-fJIw/s400/DSCN0973.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı gezi notlarında hiç kasmayın eşek kiralayın yazıyordu ama bence gerek yok. Fazla zorlamadan yarım saatlik bir merdiven tırmanışıyla yukarı çıkmak mümkün. Hele ki genç yaşta eşekle çıkıp da 80’liklerin yanınızda batonlarıyla yürüdüklerini görürseniz yerin dibine geçersiniz. Gerek yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/lPjtROJJHeSOaI9wZtuB9A?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh4.ggpht.com/__6mFbGJz32E/ShhPWF4fOAI/AAAAAAAAFXc/Tks-W7NqqgU/s400/IMG_7760.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com.tr/lh/photo/91cKtGx8mdZOdwpjD9yxxg?feat=embedwebsite"&gt;&lt;img src="http://lh6.ggpht.com/__6mFbGJz32E/ShhPZmx7cqI/AAAAAAAAFXg/NJAJWVZfC24/s400/IMG_7763.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında pek çok yer görmüştük, Petra’nın havasını solumuştuk. Yukarıda bu eziyete değecek bir şeyler olmalıydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt
